2025’in temalarından 2026’ya sarkanlar ile yolumuza aynı hızda devam ediyoruz. Farklılık, gelişmekte olan ülkeler evrenindeki hareketliliğe Türk lirası cinsinden değerlenen varlıkların da katılması. Buradaki trene kendi ölçeğimizde katılım sağlamamız, yılın en güzel gelişmesi.
Dışarıdan içeriye doğru ilerlemekte fayda var. Zayıf Amerikan doları teması, her türlü siyasi volatilite ve yeni bölgesel krizlere gebe global ortama rağmen korunuyor. Bu da küresel borçlanma maliyetlerini başta gelişmekte olan ülkeler olmak üzere ucuzlatıyor ve fon fazlasına sahip olanlarla fonlama ihtiyacında olanları kolay şekilde buluşturuyor. Ocak başlangıcındaki dış borçlanma ortamı, koşul ve katılımcı sayısı açısından ciddi anlamda canlılığı bir kez daha teyit ediyor. Öte yandan para birimindeki zayıflık ülke tahvil faizleri nezdinde teyit edilmiyor ki bu da sürpriz değil. ABD’de mali endişelerin devamlılığı ve Fed başkanlık atamasına dair tünelin sonunda nasıl bir noktaya çıkılacağının bilinmezliği uzun vadeli faizlerin gerilemesini engelliyor. Yine de hisse senetleri üzerinden ilerlediğinizde canlılığını koruyan risk alma ortamı ve likiditenin hareketliliği bizleri karşılıyor.
Yerel varlıklar cephesi, son çeyreğin son diliminde başlayan ve 31 Aralık sonrası vites artırarak ilerleyen kuvvetli risk iştahı ortamında yoluna devam ediyor. Düşük likidite ve yıl sonu işlemleriyle 200bp civarına geriledikten sonra beklentimiz paralelinde kısmen dengelenen ve yeniden gerilemeye başlayan ülke risk primi, uzun vadeli tahvillere girişin başlaması ile birlikte hisse senetlerini dalgalı ortamda bankacılık sektörü üzerinden destekliyor. Her ne kadar kısa zaman içerisinde başlayacak olan 4Ç25 finansalları öncesinde kısa süreli kafa karışıklığı ve dalgalanma yaşanmış olsa da 2026’nın bilhassa ilk yarısında herhangi bir noktada net faiz marjlarında yıl içi zirveye ulaşılacak olmasının beklentisi halihazırda korunuyor ve bu da orta vadeli beklentilerin masada kalmasına imkan tanıyor. Öte yandan TCMB’nin piyasa beklentilerinin aksine daha temkinli ve küçük adımlarla faiz indirim sürecini korumasını son derece olumlu okuyor ve bunun uzun vadeli faizleri aşağı yönde baskılayacak en önemli unsurlardan birisi olacağına inanıyoruz. Güven kanalının çalışması ve dezenflasyon sürecini tesis etmek amaçlı kısa vadeli aylık enflasyon dalgalanmalarını gözetir para politikası yaklaşımı yatırımcı kesimi açısından da güven tazeleyici. Son olarak, geçtiğimiz hafta Fitch’in ülke görünümünü pozitife yükseltmesi, orta vadede ev ödevlerimizi yapmaya devam eder durumumuzu korumamız halinde 1 basamak not artışı beklentisine yönelik kapıyı aralık tutuyor. Tüm bunların bileşimi, 2026’nın 2025’e kıyasla daha olumlu eksende ilerleyebileceği şeklinde stratejimizi destekliyor. Ancak, unutulmaması gereken en önemli detay, bölge ve globale dair ani haber şoklarını yönetmenin elimizde olmadığı ve bu gibi gelişmelerin değişen küresel düzenle birlikte yaşanma riskinin devam edebileceği.