Yerel ve global varlıklar, 2025’e kıyasla çok daha artan korelasyon ile 2026 fiyatlamalarını gerçekleştiriyorlar. Gün sonunda finansal varlık grupları, bilhassa hisse senetleri, yükseliş eğilimlerini korumaya devam etse de son zamanlarda artan volatilite ve seans içerisindeki dalgalanma dikkat çekiyor. Burada çoklu ve farklı gerekçeler belirtmek mümkün. Öncelik, değerli metallerde. Çok ciddi ve yüksek bir pozisyonlanma gerçekleştiğinden, belirli kritik-psikolojik seviyelere yaklaşıldığında, oynaklık artışı da ivme kazanıyor. Yan taraftaki varlıkta gerçekleşen sert düşüş, özellikle kaldıraçlı pozisyonlar gözetildiğinde, diğer yan pozisyonların etkilenmesine ve ortaya çıkan teminat ihtiyaçlarının tamamlanması için kullanımına zemin hazırlıyor. Henüz 2026 volatilitesinde bu denli yüksek bir teminat ihtiyacı ile karşılaşılmadı. Ancak, tıpkı AI değerlemeleri için tartışıldığı üzere, hesap içerisine değerli metallerdeki görünümü de eklemekten zarar gelmez. Trendin içerisinde kalarak, fakat çoklu etkileşimlerini de gözeterek pozisyon ayarlamaya çalışmak şimdilerde çok daha sağlıklı duruyor.
Devam edelim. Yerel varlıkları konuşalım. Fena bir yıl başlangıcı gerçekleşmedi. Bizim okumamız, Türk hisse senetlerinde gerçekleşen yabancı yatırımcı ilgisi destekli yükselişin, gecikmeli ve kümülatif bir enerji çıkışı şeklinde olduğu. Ne demek bu? 2025’in yaz aylarında ana senaryomuz, bugün konuştuğumuz birçok başlığın gölgesinde, 12-13 bin seviyelerinde BIST 100 endeksi fiyatlamasının geride kalan yılın son çeyreğinde oluşması ve yıla buradan gelen yüksek baz ile başlanmasıydı. Ancak, böylesi bir eğilimden uzak bir yıl bitişi ve farklı bir başlangıç gerçekleşti. Elbette fena da olmadı. Özellikle de yatırımcı psikolojisi ve biraz da morallerin toparlanması, hisse senetlerinin yeniden radara girmesini sağlaması açısından.
Geçmiş veriyi işaret eden son çeyrek finansallarını takip ediyoruz. Bankalar ile başlayan süreç, gelecek 1 ay içerisinde çok daha fazla KAP açıklaması ile BIST’in geneline yayılacak. Şu ana dek açıklanan sigorta ve banka sektörlerine ait rakamlarda negatif sürpriz yok. Ayrışma gösterenler ise pozitif yönlü. Özellikle banka finansallarından ziyade mevcut yıla yönelik paylaşılan beklentileri çok daha fazla önemsiyoruz. İlk izlenimimiz, geçen yılın aksine, ayrışma olmadan benzer beklentilerin olduğu. Yine 2025’in aksine biraz daha temkinli bir duruş dikkatimizi çekiyor. Doğal olarak faiz indirim sürecinin ivmesine bağlı bilanço ve marj yapısı, biraz daha geniş ve net yönlendirme yapılmasını sınırlıyor.
Beklentimiz, bankacılık sektörünün BIST fiyatlamalarındaki ağırlığını dönemsel realizasyonlara rağmen koruması. Bu eğilimin bilhassa yılın ilk yarısında etkili olacağını değerlendiriyoruz. Yıl ortasında net faiz marjları birçok bankada 2026’nın zirvelerine ulaşabilir. Burada majör risk olarak, dönem dönem beliren regülasyon hamlelerini ve faiz indirim sürecinde ivme kaybını görüyoruz. Unutmadan, tahvil faizlerinde seyri de önemsiyoruz. Son haftalarda biraz patinaj riski belirmiş durumda. Bunu, Ocak ve muhtemelen Şubat enflasyon rakamlarına yönelik kısmi endişe ve bekle-gör pozisyonuna yoruyoruz.