Genel fiyatlama iyimserliği korunuyor. Bunu, her şeye rağmen global ve bir anda coşku patlaması ile yeni yıla giriş yapan yerel varlıklar için söylemek fazlasıyla kolay. Ancak, dış varlık fiyatlamalarında alışık olmadığımız şekilde gelişmiş ülkeler kaynaklı, özellikle de merkezinde ABD’nin yer aldığı risk başlıklarının farklı dalgalarını takip etme durumumuzda herhangi bir değişiklik yok. Bu kez işlemciler açısından başlığın ismi Grönland. Konu, diğerlerinden farklı. Uzun uzun tartıştığımızda, NATO’ya dek uzanabilme potansiyeli barındırıyor. Başkan Trump’ın tarifeler ile oyunu zorlama eğilimi bu kez de Grönland üzerinden şekilleniyor. Avrupa’nın nasıl bir tepki mekanizması işleteceğini ilerleyen günlerde görme şansımız olabilir. Fransa’da Macron önderliğinde AB’ye yönelik çağrılar var ama sonunun ne kadar geleceği, gelse de başarılı olacağı sorularını yanıtlamak kolay değil.
Fiyatlamalar, bilhassa hisse senetleri tarafı, son 1 yılda olan bitene ne ölçekte tepki gösterdiyse, aynı şekilde yoluna devam ediyor. Yalnız, tek bir farkla: 2026’da sessiz bir Amerikan doları talebi ve primlenmesi görüyoruz. Dolar endeksi, teknik açıdan kabul gören tüm uzun dönem ortalamalarının üzerinde, 100.00 sınırının kapısında yeni haftaya merhaba diyor. EURUSD paritesi ise 200 günlük ortalaması etrafında tutunma çabasında. Gerilemekte inatçı davranan uzun vadeli ABD tahvil faizleri ve yakın dönem diplerinden toparlanan DXY Ocak ayının karmaşasının ardından kendisine yeni bir patika arama isteğine girebilecek fiyatlamalar açısından zehirli bir karışım olabilir. Durun, henüz bitmedi: Fed başkanlığındaki değişimin ikincil yansımalarına henüz geçmedik. Kuvvetle ihtimal yakın zamanda koltuğa oturacak isim kamuoyuna açıklanacak. Piyasaların ve fiyatlamaların pek hazırlıklı olduğu düşüncesinden uzaktayız. Temkinli kalmakta fayda var.
Yerel varlıklar cephesinde, hisse senetlerinin gecikmeli pozitif tepki sürecinde değişiklik yok. Kasım-Aralık döneminde verilmesini beklediğimiz reaksiyon, gecikmeli şekilde etkisini fazlasıyla hissettiriyor. Oysaki makro koşullarda 1-2 ay öncesine göre ne ciddi bir pozitif değişiklik ne de reel faizde kayda değer azalış var. Bazen böyle olur. Likidite, homojen dağılım ve sağlıklı fiyatlama koşullarının tam anlamıyla işler olmadığı noktalarda normal tepkiler gecikmeli yansır. Önemli değil. 1>0 diyerek ilerlemek en sağlıklısı. Ülke risk primindeki azalış ve tahvil faizlerindeki geri çekilmeyi TL bazlı rekor endeks seviyeleri ile karşıladıktan sonra perakende sektörü önderliğinde enflasyonun gelecek 1-3 ay vadede gıda baskısı ile volatil seyretme senaryosu üzerinden ilerleniyor. Ancak, problemli kısım, genele yayılımda arzu edilen noktada olunmaması. Morallerin tazelenmesi ve katılımcıların yatırımcı bazında artması elbette olumlu. 2-3 hafta içerisinde karşılayacağımız son çeyrek finansalları artık geride kaldı; ancak, son vergi ayarlamalarının etkileri, net kar kalemi üzerinde bu kez bankacılık sektörünü de dahil ederek bir miktar yatırımcı nezdinde kafa karışıklığı yaratacak. Buradan hareketle, son dönem XBANK baskılanmasını ve XUSIN’deki pozitif ayrışmayı okuma şeklimizi de ifade etmiş olalım.