Mevsimselliğin tamamen anlamsız olduğunu söylemek doğru olmaz. Bu tür eğilimler yatırımcıya fikir verebilir; ancak tek başına bir strateji olarak görülmemelidir. Çoğu zaman bunlar istatistiksel eğilimlerden ibaret olmaktan öteye geçemiyor.
Yatırım dünyasında nesilden nesile aktarılan bazı kurallar vardır. Pazartesi CNBC-e’de Şafak Tükle ile Üzeyir Doğan’ın sohbetinde, piyasalarda her mayıs ayında yeniden gündeme gelen o meşhur söz konuşuluyordu: “Sell in May and go away.” Yani “Mayısta sat ve piyasadan çık.” Peki gerçekten öyle mi?
Bu yaklaşım, yaz aylarında piyasaların zayıf performans gösterdiği varsayımına dayanıyor. Özellikle geçmişte, yaz döneminde işlem hacimleri düşer, yatırımcılar piyasadan uzaklaşır ve getiriler görece zayıf kalırdı. Bu nedenle mayıs-ekim dönemi, çoğu zaman kasım-nisana kıyasla daha düşük performans sergilerdi. Stratejinin “işe yarıyor” gibi görünmesi de buradan geliyor.
Üzeyir Doğan’ın dediği gibi bu tür tabirlerin arkasında mutlaka bir tecrübe var. Ancak bu koşullar hâlâ geçerli mi?
Nerede o eski mayıslar?
CNBC’de yayımlanan bir analiz, “Mayısta sat” kuralının artık eskisi kadar geçerli olmayabileceğine dikkat çekiyor. Küreselleşen piyasalar, algoritmik işlemler ve kesintisiz haber akışı sayesinde belirli aylara özgü net performans farkları giderek bulanıklaşıyor.
Nitekim son yıllarda veriler de bunu destekliyor. Nisan ayında hem Avrupa hem ABD borsalarında güçlü yükselişler görüldü. Daha geniş bir zaman dilimine bakıldığında ise mayıs ve yaz aylarının sanıldığı kadar zayıf geçmediği, hatta bazı dönemlerde önemli kazanç fırsatları sunduğu dikkat çekiyor. Bu da “Mayısta satış yapan yatırımcı kazancı kaçırabilir” görüşünü güçlendiriyor.
Geçmişte bu stratejinin işe yaradığı dönemler elbette oldu. Ancak günümüzde etkisi belirgin şekilde zayıflamış durumda. Özellikle son 10-20 yıl, yaz aylarının her zaman durgun geçmediğini; aksine bazı güçlü rallilerin tam da bu dönemde yaşandığını gösteriyor.
Piyasaların ritmi değişti
Bugün piyasalar eskisinden çok farklı işliyor. İşlemler yıl boyunca kesintisiz devam ediyor, algoritmalar ve kurumsal yatırımcılar piyasayı sürekli canlı tutuyor. Üstelik merkez bankalarının politikaları, enflasyon görünümü, jeopolitik gelişmeler ve şirket bilançoları gibi belirleyici olan faktörler mevsimsellikten çok daha güçlü.
Bu tablo, takvime dayalı stratejilerin tek başına yeterli olmadığını ortaya koyuyor.
Yapılan birçok analiz de “Mayısta sat” yaklaşımının uzun vadede “al ve tut” stratejisinden daha iyi sonuç vermediğini gösteriyor. Yani bu kural ne garanti bir avantaj sağlıyor ne de istikrarlı bir üstünlük sunuyor. Hatta bazı dönemlerde yatırımcıyı yanıltabiliyor.
Borsaların gizli takvimi
Bu noktada mevsimselliğin tamamen anlamsız olduğunu söylemek de doğru olmaz. Bu tür eğilimler yatırımcıya fikir verebilir; ancak tek başına bir strateji olarak görülmemelidir. Çoğu zaman bunlar istatistiksel eğilimlerden ibaret olmaktan öteye geçemiyor.
Üstelik piyasada yalnızca “Mayısta sat” yok. “Ocak etkisi”, "Noel rallisi", "aybaşı etkisi" gibi başka takvimsel hareketler de var. Örneğin küçük ölçekli hisselerin ocakta daha iyi performans gösterdiğine dair gözlemler ya da ayın belirli günlerinde getirilerin ortalamanın üzerine çıkması gibi örnekler listeyi uzatır.
Peki o halde ne yapmalı?
Kısacası; yatırımcıların geleneksel kurallara körü körüne bağlı kalması artık pek rasyonel görünmüyor. “Mayısta sat” stratejisi günümüz piyasalarında güvenilir bir rehber olmaktan uzak. Hatta çoğu zaman yazı tura kadar belirsiz.
En sağlıklısı, bu tür yaklaşımları tek başına bir strateji olarak değil, yardımcı bir sinyal olarak görmek. Asıl önemli olan, değişen piyasa koşullarına uyum sağlamak ve veri odaklı, esnek bir yaklaşım benimsemek.
Çünkü borsada kesin olan tek şey kesinlik olmamasıdır.