Dünya düzeni değişiyor ve mevcut sistem aksıyor. Büyük güçlerin baskısı artarken, orta ölçekli ülkelerin yeni ittifaklar kurarak daha esnek, daha dengeli bir yol bulmaları gerekiyor.
Geçen hafta CNBC’nin Singapur'da düzenlediği “CONVERGE LIVE” toplantısında eski Kanada Başbakanı Justin Trudeau’yu dinledim. Ufuk açıcı ve ilham verici bir konuşmaydı.
Ana fikri netti. Dedi ki; mevcut küresel sistem artık iyi çalışmıyor, büyük güçlerin baskısı artıyor. Bu nedenle Kanada gibi ülkeler, yeni ortaklıklar kurarak daha bağımsız ve dengeli bir yol izlemek zorunda.
Görevinden ayrıldıktan sonra uluslararası toplantılar, konuşmalar ve vakıf çalışmalarıyla küresel tartışmalarda etkili bir isim olmayı sürdüren Trudeau, özetle şu mesajları verdi:
Uluslararası kurumlar artık yetersiz
Dünya Ticaret Örgütü ve IMF gibi kurumlar, günümüz krizlerine cevap vermekte zorlanıyor. Mevcut sistem, bugünün ekonomik ve siyasi gerçeklerine uyum sağlayamıyor.
Büyük güçler kuralları seçerek uyguluyor
ABD, Çin, Rusya ve Hindistan gibi ülkeler artık kurallara dayalı sistemi istedikleri gibi kullanıyor, işlerine gelmeyen kısımları görmezden geliyor. Bu da diğer ülkeler için ciddi bir belirsizlik yaratıyor. Türkiye de bu belirsizlikten etkilenen ülkelerden biri değil mi?
“Orta güçler” yeni ittifaklar kurmalı
Kanada gibi ülkelerin, büyük güçlere bağımlı kalmak yerine kendi aralarında daha küçük ve hedef odaklı iş birlikleri geliştirmesi gerekiyor. Trudeau buna “microlateralism” adını veriyor. Aslında haklı; yeni dönemin iş yapma biçimi bu gibi görünüyor.
ABD’ye bağımlılığı azaltma ihtiyacı
Trump döneminde artan ticaret gerilimleri, Kanada’yı ABD’ye olan ekonomik bağımlılığını azaltmaya yöneltmiş. Bu nedenle Avrupa, Çin ve Hindistan gibi alternatif ortaklara yönelim artmış. Trudeau’nun da vurguladığı gibi bu bir tercih değil, zorunluluk.
ABD’nin gümrük tarifeleri Kanada’yı zorlayınca, ülke ihracatını çeşitlendirmek zorunda kaldı. Bu durum aslında pek çok ülke için geçerli.
Orta Doğu ve küresel istikrarsızlık
Trudeau, özellikle Orta Doğu’daki çatışmaların kısa vadede çözülemeyeceğini ve küresel istikrarsızlığın bir süre daha devam edeceğini düşünüyor. Rusya-Ukrayna savaşının bu kadar uzayacağını bekliyor muyduk?
Yapay zeka uyarısı
Bugün birçok lider konuşmasını yapay zeka ile bitiriyor. Trudeau da farklı davranmadı. Yapay zekanın büyük bir zenginlik yaratacağını ancak bu zenginlik dar bir kesimde toplanırsa ciddi toplumsal tepkilere yol açacağını söyledi. Geçmişte küreselleşmeye karşı oluşan tepkinin, aslında gelecekte yapay zekaya karşı doğabilecek daha büyük bir dalganın habercisi olduğunu düşünüyor.
Kısacası; dünya düzeni değişiyor ve mevcut sistem aksıyor. Büyük güçlerin baskısı artarken, orta ölçekli ülkelerin yeni ittifaklar kurarak daha esnek, daha dengeli bir yol bulmaları gerekiyor.
Ve asıl soruyu biz kendimize sormalıyız. Eğer Trudeau haklıysa Türkiye ne yapmalı?
Dünya düzeni dağılırken Türkiye ne yapmalı ve oluşacak yeni dünya düzeninde nerede durmalı? Trudeau'nun "orta güçler çağı"nda Türkiye'nin stratejik tercihi ne olmalı? Yeni düzende Türkiye bir denge oyuncusu olma şansı var mı?