Savaşlar dünyada sanayi sektörünü sarsar. Söz konusu olan Hürmüz Boğazı gibi hayati bir geçiş noktasıysa, büyüme tahminlerinin düşmesiyle endüstriyel metallerin fiyatları geriler. Ancak büyüme beklentileri zayıflarken, doktora derecesine sahip olan bakır ayakta kalıyor. Bakır fiyatı iki ayda yüzde 25 yükseldi.
Bu direncin arkasında ciddi bir üretim dar boğazı var. Savaş nedeniyle bakırın işlenmesinde kullanılan ham maddelere ulaşım zorlaştı. Büyük üreticiler maliyet artışlarıyla ve operasyonel sıkıntılarla boğuşuyor. Arz tarafındaki tıkanıklık sürerken, Çin her fiyat düşüşünü fırsata çeviriyor. Yaptığı yüklü alımlarla fiyatların altına sağlam bir zemin oluşturuyor.
Bakır algısının tamamen değişeceğini, bu emtianın sadece bir inşaat malzemesi değil, stratejik bir güç olacağını birkaç yıldır yazıyorum. Yapay zekâ altyapısı, yeşil enerji dönüşümü ve modern savunma sistemleri inanılmaz miktarda bakır tüketiyor. Yanı sıra büyük bir arz açığı da yaşanıyor. Savaş bittiğinde ve lojistik yollar yeniden açıldığında, bakırın küresel ekonomideki yapısal gücü daha net görülecektir. Artık karşımızda sadece bir sanayi metali değil; yeni dünyanın enerji mimarisini inşa eden stratejik bir unsur var. Maden sahalarındaki yetersiz yatırımlar ve artan teknolojik ihtiyaçlar, bu metali önümüzdeki dönemin en kıymetli varlıklarından birisi yapabilir. Bakıra sahip olanların, global büyüme hızını da tayin edeceği bir döneme giriyoruz.