Beklentinin üzerinde gelen nisan enflasyonu, savaş kaynaklı maliyet şokunun fiyatlara geçişkenliğinin hızlandığını kanıtlıyor. Mevcut tablo her ne kadar dışsal bir sarsıntının eseri olsa da TCMB’nin uyguladığı politikalar ve sergilediği duruş haklı olarak sorgulanır. Zira kanunun da emrettiği üzere Merkez Bankasının asli gayesi fiyat istikrarını güvence altına almaktır.
Şimdi tüm dikkatler önümüzdeki hafta gerçekleştirilecek Enflasyon Raporu sunumuna çevrilmiş durumda. Yüzde 16 düzeyindeki yıl sonu hedefinin ve yüzde 15-21 olan tahmin aralığının geçerliliğini yitirdiği açıktır. İktisadi aktörlerin güvenini tazelemek adına, Merkez Bankasının söz konusu oranları yukarı yönlü güncellemesi kaçınılmazdır. Piyasalar, Para Politikası Kurulu (PPK) metnine yansıyan vaatlerin ötesine geçen, verilerin rehberliğinde şekillenmiş berrak bir yol haritası talep ediyor.
22 Nisan’daki PPK toplantısında, yüzde 37 seviyesindeki politika faizi, hâlihazırdaki fonlama seviyesi olan yüzde 40’a çekilebilirdi. Bu şekilde faiz koridoru da yukarı taşınırdı. Böylece hem müdahale için manevra alanı genişler hem de piyasalara güçlü bir mesaj verilirdi. Orta Doğu’da bir tarafın atacağı geri adımın diğerine koşulsuz kazanç getireceği sıfır toplamlı bir savaş yaşanıyor. Çözümsüzlüğün faturası her geçen gün ağırlaşıyor. Nitekim Brent petrolün Aralık 2026 vadeli işlem fiyatı dün, savaşın başından beri görülen en yüksek seviye olan 92 dolara ulaştı. Eylemsizliğin bedelini ödemeyelim.
