Her insanın yaşamında kırılma noktaları vardır. Çoğu zaman farkına varmadığımız. Yanımıza kadar gelir, omzumuza dokunur, sonra akar giderler. Yaşamın gidişatını değiştirme gücüne sahiptirler. Bir söz, bir rastlandı, bir tavır, bir yaşanmışlık hali...Kimileri şanslıdır bu konuda. Kaderine etki yapacağına inandığı işareti zamanında anlar, muhakeme eder, yapması gerekeni yapar.
Şeyma Gizem Taşar, İstanbul Teknik Üniversitesi’nde Jeofizik Mühendisliği Bölümü’nü bitirdiğinde aklında en sevdiği hocalarından birinin sözü vardı: “Kızım, sen çok sosyal, dışa dönük yapıya sahipsin. Mühendislik sana göre değil, mutlu olamazsın”.
Yüksek lisansını Boğaziçi Üniversitesi’nde Ekonomi Finans alanında yaptı. İki iyi şirkette 10 yıla yakın proje finansmanı alanında çalıştı. Kariyeri yükseldikçe yaptığı işi daha çok sorgulamaya başladığı bir günde, telefondaki mesai arkadaşından gelen, “İş üzerime üzerime geliyor. Çok yoğun bir gün. Sesin, anlattıkların bana çok iyi geldi” şeklindeki sözler, yaşamının kırılma noktası oldu.
Şeyma Gizem Taşar, o gün ‘insana dokunmak’ olarak açıkladığı aydınlanmanın peşinden gitti. Uluslararası koçluk sertifikaları aldı, logoterapi ve DEHB koçluğu eğitimleri ile bambaşka ama hayatını anlamlı kılan serüvene yöneldi. Bugün 8 yıllık yaşam ve kariyer koçu olarak kendisine mutluluk veren bir mesleği sürdürüyor. Yanı sıra bir yazar ve aynı zamanda yayınevi sahibi Şeyma Gizem Taşar. İlk eseri, 2019’da yayımladığı Yol Arkadaşım Mutluluk kitabından sonra 5 kitabını kendi yayınevi BFG Yayıncılık’tan çıkardı. İmza attığı eserlerin ikisi çocuk kitabı. Tamamı kendi branşıyla ilgili kişisel gelişim kitapları, gözlemleri ve öyküler üzerinden derlenen çalışmaları içeriyor. Çocuk kitapları Kerko’nun Maceraları ve Benim Hava Hava Dostlarım’ın yanı sıra Bir Varmış Bir Yokmuş ile Hep O Vardı kitapları art arda okuru ile buluştu.
Yazar Taşar’ın yeni çıkan kitabı, farklı insan öykülerini kaleme aldığı Kendimi Ararken Binbir Ayna üzerinden çok çeşitli insan öykülerini konu ediyor.
basılı eser hali devam edecek, teknolojinin imkanlarından da yararlanmak gerekiyor
Şeyma Gizem Taşar, bugün her yayınevi gibi sahanın sorunlarını çok yakından takip ediyor. En büyük gider kalemi olarak gördüğü kağıt ve dağıtım maliyetlerine vurgu yapıyor. Yine de, yazmaya ilişkin, ‘iç yüklerimizi boşaltmanın en güzel yolu’ diyor.
Şeyma Gizem Taşar, “Benim dünyamda yazmak ve yazılı eser ortaya koyma hali devam edecek. Basılı haldeki eserlerin kıymetini keşfeden nesildenim. Yine de söylemek isterim. Körler Vakfı Derneği’nde okudum bir önceki kitabımı. Üyeleri, sisteme girerek, hangi kitap konusu itibariyle ilgisini çeker ise tercih ediyorlar. Ben de kitabımı kendilerine kendi sesimden ulaştırdım. Bu durum günümüzde büyük bir ayrıcalık. Teknolojinin verdiği imkanlardan yararlanmak gerektiğini düşünüyorum. Kaldı ki bu durum her dönem için böyle oldu” diye anlatıyor.
Çocuk kitaplarının, edebiyat dünyasında çok özel, çok hassasiyet gösterilmesi gereken alan olduğunu dile getiren Şeyma Gizem Taşar, şöyle diyor: “Yeni kitaplarım tabii ki gelecek. İşim ile çok yakın bir durum, birbirini pekiştiriyor. Yanı sıra çocuk kitaplarım da devam edecek. "İnsan bir kez çocuk olur ve dünyaya hep o pencereden bakar’ sözünü çok seviyorum. Yani çocuklukta oluşuyor, düşünce sistemi. Çocuk kitapları, boş bir süngendir çocuk beyni, ne koyarsanız onu emiyor. Benim için en değer verdiğim alanlar arasındadır.”
İnsana dokunmanın temel yöntemlerinden biri olarak gördüğü mesleğini icra etmekten çok mutlu olduğunu dile getiren Şeyma Gizem Taşar, sözlerini şu cümlelerle bitiriyor: “Yaşamda her zaman bir seçme hakkınız var-ama kitapla ama seansla- insanlara bu hakkı anlatmak istiyorum. Yegâne derdim bu”.
DEHB’li insana uzanan destek elleri artmalı
Kendimi Ararken Binbir Ayna, Taşar’in yeni kitabı. Bir biriktirmenin eseri. Kendine danışan yüzlerce insandan birikenler, öykü öykü kaleme alınmış. Çok farklı sosyal statüden insan hikâyeleri, yaşanmışlıkları ve yanı sıra kurgusal karakterler sıra sıra geçiyor kitabın içinden. Çocukluğunda aile içi tacize uğrayan başarılı tiyatro oyuncusu da var, Türkiye’nin en zengin ailelerinden birinin ferdi de, ev hanımı da, Taşar’ın uzmanlık alanlarından Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) yaşayan danışanı da (Koçluk verdiği insanları böyle tanımlıyor) var, danışan eşi de. Bu arada yeri gelmişken DEHB yaşayan insanlardan da bahsetmemiz gerekiyor. Fark edilmiş, adı konmuş DEHB’li insandan çok daha fazla bu konudaki hissiyatı fark edilmemiş bir çoğunluk olduğunu ifade ediyor Şeyma Gizem Taşar. Aile içinde bilinse de saklandığından, işyerlerinde ise DEHB’li olan çalışanın istenmediğinden söz eden Taşar, “Oysa uzmanların görüşüne göra toplumun yüzde 30-40’lık bir kesimi dikkat eksikliği veya hiperaktivite bozukluğu, kısaca uyum sorunu yaşıyor” diyor.
