Birol Altınkılıç’ı 1990’lı yılların başlarında tanıdım. İstanbul Ticaret Odası günlerinde, ben Cağaloğlu’nda çalışan genç bir muhabir, kendisi Tahtakale’de çekirdekten yetişmiş, dış ticareti öğrenmiş, vizyon sahibi bir girişimciydi. Kakao ticaretinde ve endüstriyel çikolata üretiminde dünyanın sayılı gruplarından Altınmarka’nın, yanı sıra Türkiye’nin en özel girişimlerinden saydığım Kahve Dünyası’nın ilk adımları, sayesinde o zamanların ilçesi, Eminönü’nde atılacaktı. Eminönü ve civarı, her ikimizin de yıllar sonra özlemle anacağımız ortak semtlerimiz olacaktı.
Birol Altınkılıç’ın yapısında vefa duygusunun çok baskın rol oynadığını düşünürüm. Mesleğine ilk bebek adımları attığı semtine de, döviz kurlarını takip ettiği, sayfalarının kenarlarına hesaplamalar yaptığı yayına da, kurucusundan ustasına, garsonuna tatlarına saygı duyduğu markalara da, işini severek yapan çalışanına, gökdelende mesai yürüten iş insanından, Bolu’nun yüksek köylerindeki çiftçiye, Ege’deki üreticiye de aynı saygıyla, aynı vefa duygusuyla yaklaştığına şahitlik ettim.
Adeta borçluluk hissiyle memleketine sürekli hizmet etmesi gerektiğine inanan bir tarza sahipti. Ülke sevgisini, çalışarak, üreterek göstermek isteyen nesildendi. Hep erkenciydi, o zamanlarda mesaide olması gereken çalışanına örnek ve moral veren oldu. Birol Ağabey ile görüşmelerimizin önemli bölümü, sabahın erken saatlerinde gerçekleşti. Çoğunlukla Kabataş Setüstü’deki şirket merkezinde veya bir Kahve Dünyası mağazasında yüksek enerjisi eşliğinde konuştuk hep. İşini severek, heyecanla yaptı. Yaşam coşkusunu, küçük büyük fark etmez bir gelişmeye ilişkin düşüncesini aktarmayı sever, karşısındaki kim olursa olsun ciddiyetle dinler, hayata hep iyimser taraftan bakmasını bilirdi. İş yaşamındaki bir sorunu, yapıcı bir dille anlatır, çözümü konusunda önerilerini de sıralardı.
Birol Altınkılıç, işi ile anılmayı seven iş insanları arasındaydı. Bu tercihini meslek yaşamının ilk yıllarından itibaren ısrarla uyguladı. Kamuoyu önüne tabi ki çıktı. Toplumun her kesiminden çok dostu oldu, çok sevildi. Bu durum güleryüzünün, temiz kalpliliğinin eseriydi kuşkusuz. Yanı sıra iş aşkının ve cömert ruhunun etkisi büyüktü. Pandeminin evlerine hapsettiği insanlara ve dostlarına, Kahve Dünyası’nın ürünlerinin gönderilmesini bizzat organize etti.
Dedim ya kendisi değil, işi ile ön plandaydı. Bir de gençlere çok güvendi. Ailenin ikinci kuşağı Dilara Altınkılıç Kutmangil ile Kaan Altınkılıç’a erken yaşlarında büyük sorumluluklar verdi. Ailenin damadı Ali Esat Kutmangil’in kendi kulvarında işlerini nasıl büyüttüğünü heyecanla anlattı. Eşi Alev Altınkılıç ile birlikte çocuklarına duydukları güvenin karşılığını, hiç yanılmayarak aldı.
Ailenin ikinci nesli şirket yönetimi sınavından erken yaşlarda başarıyla çıktı. Şimdi önlerinde yaşamın aniden getirdiği çok önemli bir sınav var. Yaraların sarılması kolay olmayacak. Bu sınavın verilmesinde, yine Birol Altınkılıç’ın önderliğinde oluşturulan aile bağlarının gücü, en büyük yol gösterici olacak.