Liyakat yalnızca teknik yeterlilik değildir. Teknik yeterliliğin yanı sıra Essence (esans) dediğimiz öz ile kamusal rolün uyumu da değildir. Bunlar gerekli ama yeterli olmayan asli unsurlardır.
Liyakat her durumda zehirsiz ama etkisizleştirici, sessiz ama etkili, sözle ve bağlamla denge kuran bir kamusal dil olarak yeniden tanımlanmalıdır. Kamu kurumlarının dili; yerelde yurttaşına hizmet üretirken, uluslararası mecrada devletin itibarını da inşa eden önemli bir dildir. Kamusal dil tanımlanırken hizmetinin diplomatik niteliği esas alınmalıdır.
Bu nedenle kamusal dil tanımlanırken, sunulan hizmetin yalnızca idari değil, diplomatik bir eylem olduğu gerçeği esas alınmalıdır.
İngiliz ironi dili; “Monty Python” geleneği ile ifade edilebilir. Zehirsiz piton yılanının sararak boğan doğasının yansımasıdır bu ifade. Sözcükler tertemiz, ton nazik, söylenişi hukuka uygundur. Otoriteyi doğrudan hedef almaz. Fakat bağlamı absürdleştirerek; ciddiyet iddiasını çökertir, yetkiyi işlevsizleştirir, hareketi etkisizleştirir. Gücü sınırlama, meşruiyeti koruma, kontrol mekanizması amacıyla nazik, oyunbaz ve kendine güvenli bir kamusal dil yansır. Bu yansımayı; hakaret etmeyen, tehdit içermeyen, güç, yetki ve hareketi sessizce sararak etkisizleştiren piton yılanı olarak hayal edebiliriz.
Rus ironi dili, “ironiyá sud’by” veya kader ironisi bağlamında, sessiz ve karanlık bir ton taşır; gücü kaçınılmaz kılar, direnişi soğurur ve kontrolü meşrulaştırır. Gülümseme yerine fark ettirme ve sessiz, soğuk mizah içerir. Olayların kaçınılmazlığı ve insanın çaresizliği üzerine kurulur. En ağır temaları soğukkanlı ve alaycı şekilde işler. Komik değildir, keskin bir gerçeği doğrudan gösterir. Gücü değiştirmez, olayı ve kişiyi kendi çevresinde görünür kılar. Soğuk, karanlık, belirgin bir tehdit içermez ama çaresizlik üretir. Gücü meşrulaştırma ve toplumsal düzene bağlılık sağlama amacı güder. Alabildiğine bembeyaz bir tundrada, bembeyaz bir ayının tek başınalığını hayal edebiliriz.
Çin ironisi, ne İngiliz Monty Python gibi absürt-oyunbazdır ne de Rus ironisi gibi kaderci ve karanlıktır. Çin geleneğinde ironi, adlandırılmadan, dolaylı anlatım teknikleriyle işler. Söz söylenir ama anlam tam olarak söylenmez. Bazen, söylenen ile kastedilen zıt yöndedir ama bu zıtlık asla bağırmaz. Asıl hedefe değil, yakınındakine, yetkiliyle değil gölgesiyle konuşulur. Kişileri, kurumları veya pozisyonları hedef almaz. Durumu görünür kılar. Dolaylıdır ve sessizdir. Geri geri alınabilir ve inkar edilebilirdir. Gücü dengeye zorlayan bu dildir. Tıpkı muson ikliminin ani değişikliklerine veya sıcakta yağan yağmurlara uyumlanan anka kuşu gibidir.
Türk ironisi ise: Hacıvat-Karagöz’ün atasözleri ve deyimleri olaylar üzerinden gölgelerdeki sözlü gösteriler gibi özetleyebiliriz. Ne yılan dili vardır ne absürt bağlam tuzağı. Ne kaderle alay eden ağır bir soğukluk vardır ne de evirip çevirme vardır. Türk ironisi ya konuşmadan hizalar ya da konuşunca keser atar. İngiliz ironisinin kuşatıcı denetmen, Rus ironisinin susturan kuşatıcı, Çin ironisinin değişken dengeci dili mekanizmalar üretirken; Türk ironisinin sözlü denetim mekanizmaları ürettiğini ve temel taşının “söyletmemek marifettir” sözü olduğunu söyleyebiliriz.
Liyakat tartışması tam da bu noktada, bağıran sloganlardan, galiz hakaretlerden, yüksek tehditlerden değil, baskıcı eylemler, gücün orantısız kullanımından arındırılması olarak ele alınmalıdır.
Liyakat, yalnızca kimin konuştuğu değil; kimin konuşmasına gerek kalmadığını kurumsal olarak üretebilme kapasitesiyle de ölçülmelidir. Gerçek liyakat, gücün kendini açıklamak zorunda kalmadığı; açıklamak zorunda kalan gücün ise zaten meşruiyet kaybına işaret ettiği noktada başlar. Kamusal alanda sürekli konuşan, açıklayan ve sertleşen dil; genellikle gücün değil, yerini kaybetme korkusunun belirtisidir.
Likayat; hakaret ederek, güç kullanarak, tehdit ederek aşılabilecek bir eşik, varılacak menzil değildir.
Bu nedenlerle; kamusal diplomasi liyakatı; tutarlı ve sessizce işleyen söylemler ve üslup üzerinden okunmalıdır. Bu üslubun temsilcilerinin liyakatine de kefil olunabilir.
Söyletmemeyi marifet olarak algılayan kamusal dil, dilin sahibi olan bürokratların liyakatını bütün tartışmalardan vareste tutar. Bu kamusal dil ve dili kullanan bürokrat, her türlü ironinin menzilinin dışında kalır.