"Terörsüz Türkiye" hedefi doğrultusunda TBMM'de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu 21. toplantısını, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığında yaptı.
Toplantıya, komisyon üyesi 50 milletvekili de katıldı.
AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül, 5 Ağustos'ta başlayan yoğun çalışma sürecinin bugün sonuna geldiklerini söyledi. Sürece destek veren parti liderlerine ve Komisyon üyelerine teşekkür eden Gül, Komisyon'da teröre karşı çok güçlü bir duruşun ortaya konduğunu ifade etti.
Güçlü, özgür, demokratik hukuk devletini ve hukukun üstünlüğünü daha da güçlendireceklerine işaret eden Gül, "Demokratik reformları sürdürecek bir anlayışla meseleye bakıyoruz. Bu konuda, sadece bir güvenlik perspektifine de sıkıştırmadan meseleyi güçlü bir perspektifle ele alıyoruz. Güvenlikten elbette taviz yok ama özgürlüğü de hayata geçirecek uygulamalar herkesin hafızasındadır." ifadelerini kullandı.
Türkiye'de Kürt ile Türk'ü kimsenin ayıramadığını anlatan Gül, "Bu bizim en güçlü yanımız. Acıyı da, sevinci de beraber yaşayan topluluklar olarak, bir millet olarak, bu ülkede yaşayan 86 milyon olarak hiçbir şekilde bir etnik çatışmayı asla yaşamadı bu topraklar. Kardeşliğini hep güçlendirmiştir." diye konuştu.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Hatay Milletvekili Hüseyin Yayman, "Buradan bir 'Türkiye ittifakı' çıkmıştır. Bir 'Türkiye uzlaşısı' çıkmıştır. Türk demokrasi tarihinde çok önemli bir eşik aşılmıştır ve Türk demokrasisi gerçekten sorun çözme yeteneğini test etmek suretiyle çok önemli bir imtihanı başarıyla vermiştir. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu ve burada yürütülen işler bir devlet politikasıdır, bir millet politikasıdır ve biz tarihin doğru tarafında duruyoruz." diye konuştu.
Bu konuda, tarih boyunca atılan adımlar ve yapılan çalışmalar hakkında bilgi veren Yayman, "Bizim bu meseledeki ana fikrimiz, biz bu meselenin çözümü için gerekirse baldıran zehri içeriz ve yine çözeriz noktasındayız. Biz meseleyi bir etnik mesele, bir kimlik meselesi olarak asla görmüyoruz. En başından beri meseleyi bir demokratikleşme meselesi olarak gördük." değerlendirmesinde bulundu.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Kürşad Zorlu, anayasal düzen, Anayasa'nın ilk 4 maddesi ve bu kapsamdaki diğer kırmızı çizgilerinin tartışmaya açık olmadığını, pazarlık konusu yapılamayacağını ifade etti.
Raporda, herhangi bir kişiye yönelik özel bir düzenleme yapılmadığını vurgulayan Zorlu, "Türkiye Cumhuriyeti terörle mücadelesini sahada nasıl kararlılıkla yürütüyorsa hukuk zemininde de bu kararlılığına devam ettirecektir." diye konuştu.
TBMM Adalet Komisyonu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Cüneyt Yüksel, bu süreçte ortaya çıkan ortak iradenin net olduğunu belirterek, bu iradenin "Evlatlarımız değil, silahlar toprağa gömülsün" şeklinde gerçekleştiğini aktardı.
Raporun, terör örgütünün silah bırakmasını ve kendini tasfiye etmesini objektif, delile dayalı ve devlet ciddiyeti içinde tespit edilmesini merkeze aldığını kaydeden Yüksel, sürecin hiçbir pazarlığa dayalı olmadan, devletin egemenlik yetkisi içinde ve kurumlar arası mutabakatla yürütülmesinin "meşruiyet, öngörülebilirlik ve sürdürülebilirlik" açısından son derece önemli olduğunu vurguladı.
Yüksel, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Raporda öngörülen yaklaşım, dış modelleri kopyalamayan, Türkiye'nin güvenlik tecrübesi, hukuk düzeni ve toplumsal yapısına uygun, özgün bir Türkiye modeli ortaya koymaktadır. Terörsüz Türkiye vizyonu, dış şablonlarla değil, millet iradesine, devlet aklına ve tarihsel birikime dayanan milli bir yol haritası ile hayata geçirilmektedir. Bu çerçevede önerilen müstakil ve geçici mahiyetteki kanun yaklaşımı ne bir af düzenlemesi ne de cezasızlık algısı doğuracak bir modeldir. Amaç, ağır suçlarla bireysel sorumluluğu net biçimde ayıran, mağdur adaletini koruyan, şiddeti reddedenlerin ise topluma onurlu dönüşünü mümkün kılan, ölçülü ve denetlenebilir bir sistem kurmaktır."
"İnfaz sistemimiz gerçekten yamalı bohçaya dönmüştür"
MHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Feti Yıldız, süreçte söylenmedik söz kalmadığını, partisine çok sayıda iftira atıldığını ancak bunlara cevap vermeye gerek duymadıklarını söyledi.
Komisyon'un, Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş felsefesini, temel ilkelerini, demokratik işleyişini ve üniter devlet yapısını dönüştürmek gibi bir misyonunun bulunmadığını vurgulayan Yıldız, milletin tamamını kucaklayan, terörle mücadele kavramından taviz verilmeden, hukukun üstünlüğü ilkesinden sapılmadan ve milli güvenlik kaygıları göz ardı edilmeden çerçeve metnin hazırlandığını bildirdi.
Yıldız, "Bizim merkezi yapımız, milli devlet yapımız kuşatıcıdır, özgürlükçü ve demokratiktir." dedi.
Türk siyaset kurumunun, tarihi bir adımla önemli bir sorunu çözmek için güçlü bir fikir birliği ortaya koyduğunu kaydeden Yıldız, yapılan çalışmalar neticesinde "tarihi mesele" üzerinde söylenen her sözün tutanaklara geçtiğini dile getirdi.
Kamu vicdanını sızlatmadan bazı düzenlemeler yapılacağını bildiren Yıldız, "Öncelikle ezelden beri söylediğimiz gibi bizim infaz sistemimiz gerçekten yamalı bohçaya dönmüştür. Bu infaz sistemimizin düzeltilmesi lazım. Burada eşitliğin sağlanması gerekir. Komisyonumuzun ilk tavsiyeleri arasında infaz düzenlemesi gelmektedir." diye konuştu.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarına uyum konusundaki ihtilaflara değinen Yıldız, "Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarına da Anayasa Mahkemesinin kararlarına da bir hukuk devletinin gereği olarak uymak zorundayız." dedi.
Cezaevlerinden çok sayıda haber ve mektup aldığını dile getiren Yıldız, "Hasta ve yaşlı mahkumlar var, zaman zaman el atılsa da yine yüzlerce kişi ya hastaneye gidememekte ya da cezaevinde kendi bakımını, hayatını idame ettirecek durumda değildir. Komisyonumuz, raporunda bu konuya da değinmiştir. Meclisimizin ilk yapacağı işler arasındadır." ifadelerini kullandı.
"Bu rapor, lafta ve rafta kalmamalıdır"
CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, raporun ilk 5 bölümünde kullanılan dilin "son derece sorunlu olduğu, belirli bir siyasi ve sosyolojik bakış açısını içerdiği, kendilerini kapsamadığı" gerekçesiyle eleştirilerde bulundu.
Emir, raporun 6. bölümdeki yasal düzenleme önerileri ile 7. bölümündeki demokratikleşme önerilerinin partisi ve 86 milyon vatandaş için önemli bir beklenti oluşturduğunu dile getirdi.
Komisyon görevini yaparken Türkiye'de demokrasi, hukuk devleti ve adalete dair bir ilerleme kaydedilmediğini savunan Emir, bu açıdan Komisyon çalışmalarının "beklenen umudu doğurmadığını" ileri sürdü.
Raporun herkese bir ödev yüklediğini aktaran Emir, "Bu rapor, lafta ve rafta kalmamalıdır. Bu raporun içeriğindeki o genel çerçeveye uygun olarak yasal düzenlemeler, idari adımlar, iktidarın atması gereken adımlar, yargının atması gereken adımlar ivedilikle atılmalı ve Türkiye'nin önüne barışını inşa etmiş, kavgalarını azaltmış, demokrasi standartlarını yükseltmiş, hukuk devleti niteliğini güçlendirmiş ve adaletini ayağa kaldırmış bir umut yeşertmek zorundayız." diye konuştu.
CHP İstanbul Milletvekili Türkan Elçi de raporda faili meçhullere ilişkin beklentilerinin karşılanmadığını dile getirerek, "Başta eşim ve Cumartesi Anneleri olmak üzere tüm faili meçhullerin sorumluluğunu taşıyıp hissetmemden dolayı bu rapora benim onay vermem kendi açımdan vicdani değildir." ifadesini kullandı.
DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'a, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye, sürece katkı yapan siyasi parti liderlerine ve milletvekillerine teşekkür etti.
Koçyiğit, bundan sonra da bu sürece katkı sunmaya devam edeceklerinin altını çizdi.
"Dil kırılgansa, sonuç da kırılgan olma ihtimalini barındırır"
DEM Parti İstanbul Milletvekili Cengiz Çiçek, ortak rapor taslağına dair farklı görüşleri olduğunu aktardı.
"Kürt meselesi terör kavramı ile anılamaz" diyen Çiçek, bunun kök nedenleri itibarıyla tek boyutlu bir sorun olmadığını ifade etti.
Ana dilin yalnızca bir iletişim aracı olmadığını kaydeden Çiçek, şöyle konuştu:
"Türkiye'de farklı dil ve kültüre sahip milyonlarca insanın, başta Kürtçe olmak üzere ana dili hakkına yönelik kısıtlayıcı düzenlemelerin, uygulamaların ve kamusal engellerin ortadan kaldırılması ve çok dillilik ile barışılması gerekmektedir. Sonuç olarak, ortak rapor dili, tek taraflı bir dil olmamalıdır. Birçok kesimde farklı travmatik etkiler yaratan birçok kavram yeniden değerlendirilmelidir. Metnin ruhuna, sahici ve toplumsal vicdana hitap eden bir dil yerleştirilmelidir. Barış, sadece sonuç değil, yöntemin ve dilin kendisidir aynı zamanda. Unutmayalım ki, dil kırılgansa, sonuç da kırılgan olma ihtimalini barındırır."
"Feshin ve tasfiye sürecinin eş zamanlı yürütülmesi gerektiği açıktır"
Yeni Yol Partisi Grup Başkanı Mehmet Emin Ekmen, süreci bugüne taşıyan emektarlara teşekkür ettiğini söyledi. Raporda bazı eksiklikler olduğunu anlatan Ekmen, "Örgüt fesih iradesini ortaya koyduğu an yasa çıkmalıydı. Burada teslim tespiti sürecine dair bir yumuşama gözüküyor ama yasanın çıkarak feshin ve tasfiye sürecinin eş zamanlı yürütülmesi gerektiği açıktır. Ümit ediyoruz, bayrama kadar bu yasa Meclis'e gelir ve bu raporda ortaklaşma gibi, yasanın hazırlanmasında arka planda ilgili kurumlar muhataplarıyla ortaklaşır. Sonra da siyasi partilerle ortaklaşma gözetilir." değerlendirmesinde bulundu.
Ekmen, bir mekanizma üretilerek yürütme tarafından hazırlanan raporların TBMM'nin gündemine taşınmasını istedi.
Yeni Yol Partisi Grup Başkanvekili Bülent Kaya, bu sürecin, Türkiye'de yeni bir başlangıç yapılmasına, tüm mağduriyetlerin giderilmesine ve büyük bir toplumsal bütünleşmeye vesile olmasının, gruplarını oluşturan partilerin ortak temennisi olduğunu aktardı.
Kaya, "Bu belgenin Meclisimizin ve kamuoyunun takdirine sunulmasından sonra siyasi partilerimiz ve milletvekillerimiz olarak bir siyasi irade ortaya koyup raporun çerçevesini çizdiği süreç yasaları, demokratik ve hukuk devletinde eksiklikler ya da daha kamil manada bir demokrasi hedeflemesi için ortaya koyulmuş önerilerin süratle yasalaştırılmasına dair bir eylem planını ortaya koymamız lazım." dedi.
"Meselenin asayiş ve güvenlik parantezine mahkum edilmesi riskini taşıyor"
DSP Genel Başkanı Önder Aksakal da rapordaki bazı kısımlara ilişkin itirazlarını dile getirdi.
Raporda yer alan yürütme içerisinde bir mekanizmanın oluşturulması görüşüne katılmalarının mümkün olmadığını bildiren Aksakal, "Zira devlet içinde devlet olamaz. Devletimizin yürütme organı bu işlevlerini yerine getirecek yetkin ve tecrübeli kadrolardan oluşan mekanizmalar yeterince mevcuttur. 6. başlık altında oluşan beklentilerin neredeyse tamamının Suriye'de yaşanan sürecin bir benzerinin tezahür edebileceği izlenimi yarattığı gözden uzak tutulmamalıdır." ifadelerini kullandı.
TİP'ten rapora tepki
Türkiye İşçi Partisi (TİP) İstanbul Milletvekili Ahmet Şık ise raporun grubu olmayan partilere son anda sunulduğunu söyleyerek, bu durumu "dayatmacılık içeren bir oldu bitti operasyonu" şeklinde niteledi.
Şık, "Meseleyi terör ve güvenlik eksenine indirgeyen, 'barış' demekten imtina eden bir anlayışın barışı inşa etmesi zaten beklenemezdi. Öyle de oldu. Tüm bu nedenlerle komisyon raporuna 'hayır' oyu vereceğimizi açıkça ilan ediyoruz." sözlerini sarf etti.
Yeniden Refah Partisi İstanbul Milletvekili Doğan Bekin, belediyelere yapılan görevlendirmeleri eleştirdi. Bu uygulamaya bir an önce son verilmesi gerektiğini söyleyen Bekin, "Stratejik bakımdan Türkiye bir ateş çemberinin içinde bulunmaktadır. Dış güçlerin Türkiye üzerinde bitmeyen planlarını da dikkate alarak birlik ve beraberlik içinde, bir an önce bu sorunları ortadan kaldırmamız ve birliğimizi bir an önce oluşturmamız son derece önemli." dedi.
Emek Partisi (EMEP) İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, raporu eleştirdi. Rapor yazımı sürecine grubu olmayan partilerin dahil edilmemesine tepki gösteren Bayhan, "Raporun ilk 5 başlığı, komisyonun bugüne kadar çıkardığı birikimden oldukça uzaktır." sözlerini sarf etti.
Bayhan, rapora "hayır" oyu vereceklerini de bildirdi.
HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, grubu bulunmayan partilerin Komisyon raporuna ve yazım sürecine yeteri kadar dahil edilmediklerini söyleyerek, rapora yönelik eleştirilerde bulundu.
Raporda "ortak inanç" ifadesine yer verilmesine karşın bu inançtan kastın ne olduğunun aktarılmadığını belirten Yapıcıoğlu, raporda sorunun adının eksik konulduğunu, çözümünün de eksik kaldığını savundu.
Yapıcıoğlu, "Bu durum, meselenin yine bir asayiş ve güvenlik parantezine mahkum edilmesi riskini taşımaktadır." diye konuştu.
Rapor oy çokluğuyla kabul edildi
Toplantıda, gruplar ve partiler adına yapılan konuşmaların ardından Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun hazırladığı taslak rapor oylamaya sunuldu. Rapor oy çokluğuyla kabul edildi.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, rapor için 47 milletvekilinin "kabul", 2 milletvekilinin "ret", bir milletvekilinin de "çekimser" oy kullandığını bildirdi.
"Kardeşlik hukukunu pekiştiren ve toplumla uyumu güçlendiren ilkeleri koruyacağız"
TBMM Başkanı Kurtulmuş, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun, 21. toplantısını, müşterek hedefleri Komisyon raporuna yansıtarak tamamladığını belirtti.
Aylar boyunca farklı kanaatleri aynı masada buluşturan, Meclis zemininde meşru temsili esas alan, şeffaflık ve karşılıklı saygıyla ilerleyen istişareler yürüttüklerini dile getiren Kurtulmuş, şunları kaydetti:
"Bu süreçte bir kez daha ortak vatanımızın esenliği uğruna can veren aziz şehitlerimizin emanetini, fedakarlıklarıyla mümtaz gazilerimizin vakur duruşunu hatırladık. Her birini minnetle yad ediyorum. Komisyon'da nitelikli çoğunlukla kabul edilen rapor, güvenliği tahkim ederken hukuk devleti ilkesini, temel hak ve hürriyetler ile toplumsal bütünleşmeyi aynı anda güçlendiren bir yol haritasına dönüşmüştür. Genel Kurulumuza düşen sorumluluk, bu tecrübeyi milletimizin beklentileri ve kamu vicdanının hassasiyetleriyle birlikte gecikmeksizin yasama gündemine taşımaktır. Önerilen yasal düzenlemeleri titizlikle hayata geçirirken, kardeşlik hukukunu pekiştiren ve toplumla uyumu güçlendiren ilkeleri koruyacağız."
TBMM Başkanı Kurtulmuş, bu vesileyle Komisyon çalışmalarına katkı sunan tüm siyasi parti temsilcileri ile genel başkanlarına, Komisyon'da dinlenen kıymetli katılımcılara, TBMM idari teşkilatına ve sürecin sağduyulu bir şekilde takip edilmesini sağlayan basın emekçilerine teşekkür ederek, "En büyük teşekkür, sabrıyla ve desteğiyle ülkemizin ortak geleceğine sahip çıkan aziz milletimizedir. Raporun, hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum." ifadesini kullandı.