Essence; özün, kişiliğin ve kapasitenin uyumu ve yetkinliğidir. Görsel sanatlar, “essence temelli casting” başlığında role uygun oyuncu seçimi yaparlar. Mesela bir Osmanlı sultanını oynayacak oyuncunun bilgeliği, duruşu ve kararlılık kapasitesi rolü taşır. Oyuncunun çok iyi oyuncu olması o rolü taşıyabileceği anlamına gelmez. Oyuncunun özünün role uyumunun da yüksek olması gerekir. Bu uyum bazen yüksektir, bazen çelişkilidir. Uyumun yüksekliği başarı sağlar denmeyeceği gibi çelişkinin derinliği de başarısızlık getirmez.
Liyakatın, sınav notu, diploma veya kıdemle ölçülemeyeceği, doğru kişinin neden seçildiğinin ortaya koyulabilmesi kapasitesi başta gelmektedir. Seçilen liyakatlinin karar alma sürecinin derinliği, kamusal etkiyi öngörebilme ve kararını gerekçelendirme becerisi, liyakatin özünü oluştursa da; bu öze sahip kişinin bulunduğu konum ve rolüyle uyumu da liyakatın başka bir boyutudur.
Bazen liyakat eşiğini teknik ve bilimsel yeterliliğiyle geçen kişinin bile kamusal alanı etkin biçimde taşıyamadığını gözlemliyoruz. Bunun nedeni, teknik ve bilimsel yeterlilikle ölçülemeyen “essence” eksikliğidir.
Essence, kamusal rolün gerektirdiği temsil kapasitesi, otorite taşıma yeteneği ve karar alma psikolojisinin kişiyle örtüşme seviyesidir. Liyakat var ama essence yoksa, kamu gücü yine parlamaz. Biçimsel liyakatı olup temsil yetkinliği yok ise; teknik olarak güçlü ama kamusal etkisi zayıftır. Bu nedenle bazen bazı siyasi parti liderleri için “bilgili olsa ne yazar, ülkeyi yönetemez” cümlelerini duyarız. Sahiplenilmeyen kararlar ve yetkinin dağılmış sorumluluğunu gündeme getirir bu cümleler. Bu sinsi ve tahripkar sonuçlar bir türlü adlandırılamaz. Kişi liyakatli olsa bile essence uyumu ve yetkinliği yoktur. Tanım essence eksikliğidir.
Mevzuat bağlamında liyakatın tanımı; yalnızca teknik yeterlilikle sınırlı kalmamalı; kamusal rol ile kamu personelinin özü essence eksenini kapsamalıdır.
Denetim bağlamında; Sayıştay ve iç denetim birimleri tarafından, fiili zararları ölçmenin ötesinde, karar süreçlerinin nedensellik derinliği, öngörü tutarlılığı ve rol–kişi uyumunu temel alan performans denetimi yapılmalıdır.
İdari yargı bağlamında; yargısal işlemlerin hukuki uygunluğunu değerlendirilirken, kararın kamusal sahnede bozulmadan yürütülme kapasitesini dikkate almalıdır. Yetkili idari makamı temsil eden kamu görevlisinin essence eksikliği, hukuki işlemin sebebi ve konusunu hatta maksadını etkileyen niteliği itibarıyla dikkate alınabilmelidir.
Özetle, liyakat karadeliğin duvarını örer; essence ise o duvarın yıkılmasını engeller. Açık liyakatsizlik zaten sakat görüntüsüyle herkesin teşhis edebildiği durumdur. Teknik yeterlilik içeren liyakat ise yeterli değildir. Kamu gücü essence ile desteklendiğinde çökmeden işlevini sürdürebilir.
Eşit liyakat düzeylerinde seçim yapılırken, rolün gerektirdiği psikolojik ve temsili kapasite, belirleyici ölçüt hâline gelir.
Kamu yönetiminde essence temelli liyakat söz konusu olduğunda; eşit liyakat düzeylerindeki kişiler arasında öze göre ayrıştırma yapılacaktır. Teknik liyakat ölçütleri, kamusal gücün kapısını açar; essence ise o gücün içeride çökmesini engeller.
Mevzuat, denetim ve yargı liyakat ve özün role uyumu ve yetkinliğini yani liyakat ve essence kavramlarını birlikte dikkate almadıkça, kamudaki karadelik hem varlığını sürdürecek hem sağlam yapılar içinden çürüyecektir.
Kamunun başarısı, “doğru koltuğa doğru kişiyi oturtmakla” başlar.
Yurttaşın başarısı da “doğru koltuğa doğru kişiyi oturtmakla” başlar.
Kamu; kamu görevini ifa eden, yurttaşla doğrudan teması bulunan eşit liyakate sahip kişiler arasından doğru kişiyi seçmek istediğinde essence temelini gözönünde tutmalıdır.
Yurttaş da; kendisini yönetecek kişileri seçerken essence temelini gözönünde tutmalıdır.