Belli ürünleri “stratejik” diye ilan edip “bizim istediğimiz havzada bunları ekin, bunları ekmeyin” demekle planlamanın olmadığının herkes farkında. Üretici yine planlamaya göre değil ürünün fiyatına bakarak üretime karar veriyor.
Geçen hafta 4 gün İzmir Tarım Fuarı’ndaydım. Orion Fuarcılık tarafından 3-7 Şubat tarihleri arasında düzenlenen Agroexpo Uluslararası Tarım ve Hayvancılık Fuarı 21.kez yapıldı. Fuarda bitkisel üretimden, hayvancılığa, tarım makinalarından traktörlere, dronlardan robotlara çok farklı ürün grubunda yüzlerce katılımcı yer aldı.
Yıllardır birçok fuara giderim. Genellikle çiftçiler, üretenler şikayetçi olur, onlara satış yapanlar daha az şikayet eder, mutlu olan taraf olurdu. Bu kez gördüğüm o ki, satanlar da hiç mutlu değil. Bayiler, ürün satanlar işlerin durgun olmasından şikayet ederken bir yandan da satışların tahsilatını yapamamaktan şikayetçi.
Planlamanın sahada karşılığı yok
Yine konuştuğum bir çok üretici, sektör temsilcisi tarımda planlamanın olmayışından şikayetçi. Belli ürünleri “stratejik” diye ilan edip “bizim istediğimiz havzada bunları ekin, bunları ekmeyin” demekle planlamanın olmadığının herkes farkında. Üretici yine planlamaya göre değil ürünün fiyatına bakarak üretime karar veriyor. Yani Tarım ve Orman Bakanlığı’nın masa başı hazırladığı planlamanın sahada karşılığı yok.
Meyve yetiştiricileri, fidan satanlar ürünün para etmemesinden şikayetçi. Plansız üretimin sonuçlarının üreticiye fatura edildiğini ifade ediyor. Tek yıllık bitkilerden, pamuktan, buğdaydan, mısırdan para kazanamayan üretici ovaya çok yıllık ürünlere, meyveciliğe geçti. Çukurova’ya gereğinden fazla narenciye dikildi. Bugün para etmiyor diye herkes şikayetçi. Meyve ağaçları dikildi ama meyveyi değerlendirecek tesisler kurulmadı. Üretici ürünü dalında, taze satmak istiyor. Öyle olunca para kazanılamıyor. Limonun konsantresi yapılsa, meyvelerin marmelatları yapılsa, meyveler kurutulsa, ihracat pazarları çeşitlendirilse belki para kazanılır ama bu da yapılmadı.
Tohumculara göre en büyük sorun belirsizlik
Tohumcular genellikle gelecek sezona ilişkin en net verilere sahip olur. Çiftçinin aldığı tohuma göre hangi ürünün ne kadar ekileceği belli olur. Fakat, fuarda konuştuğum tohumculara göre en büyük sorun belirsizlik. Çiftçi artık ne ekeceğini bilemez noktaya geldi. Her yıl Ocak-Şubat döneminde yıl içinde yapılacak tohum satışının yüzde 50’si yapılırken, şu an yüzde 10 bile yapılamadı. Çünkü çiftçi önünü göremiyor, ne ekeceğine karar veremiyor.
İşçi sorunu büyüyor
İstisnasız hemen herkesin dile getirdiği en önemli sorunlardan birisi işçi bulmak. Ürün ekmeye, hasat etmeye, bakımını yapmaya işçi bulmak zor. Tarıma yatırım yapanlar da önce işçi var mı yok mu ona bakıyor. İşçi yoksa, bulunamayacaksa vazgeçiliyor. Makinalı üretime hasada uygun olması daha çok dikkate alınıyor.
Çiğ süt fiyatına tepki büyük
Hayvancılıkta ise iki konu gündemdeydi. Birincisi bu yıl yapılacak 500 bin baş besilik sığır ithalatı. İkincisi çiğ süt fiyatı. Besilik hayvan ithalatında hayvan fiyatının belli olmaması üreticileri endişelendiriyor. Ayrıca 200 başın altındaki işletmelerin aldıkları ithal hayvanları Et ve Süt Kurumu’na kestirmelerinin zorunlu olması üreticileri korkutuyor. Et ve Süt Kurumu piyasaya göre daha düşük fiyattan kesim yapıyor.
Süt hayvancılığında ise artan maliyetlere rağmen çiğ süt fiyatının baskılanması üreticinin en çok şikayet ettiği konuların başında geliyor. Artan yem fiyatlarına karşın çiğ süt fiyatının baskı altında tutulmasının hayvancılığı krize sürüklediği ifade ediliyor.
Bu arada 500 bin baş besilik hayvan ithalatı planlanırken, Türkiye’nin her yıl 500 binden fazla buzağı kaybı yaşadığı, özellikle aşılama ile bu kayıpların önlenebileceği ve buzağı ölümleri olmazsa ithalata da gerek kalmayabileceği dile getiriliyor.
Pamuk tarımının geleceği
Aslında çok genel anlamıyla fuar, çiftçiler, üreticiler ile onlara mal, ürün, teknoloji, tarımsal girdi, kredi, hizmet satanların buluştuğu bir platform oldu. Elbette sadece mal alış verişi olmadı. Bilgi alışverişi daha yoğundu. Düzenlenen toplantılar, etkinlikler bu yıl daha çok ilgi gördü. Benim de konuşmacı olarak katıldığım “Pamuk Tarımının Geleceği, Finansmanı ve Yeni Destekleme Modeli” paneline yoğun ilgi oldu. Progen Tohum Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdürü Aykut Özbuğday’ın yönettiği panele Türkiye İş Bankası Tarım Bankacılığı Pazarlama Bölüm Müdür Yardımcısı Mustafa Alper Devran ile Pamuk Üreticisi ve İşletmeci Aydın Çondur ile birlikte katıldık.
Pamuk tarımında sürdürülebilir üretim, güçlü finansman modelleri ve yeni destekleme yaklaşımlarının değerlendirildiği toplantıya ziraat odası başkanları, akademisyenler, üreticiler ve çok sayıda genç ziraat mühendisi ve çiftçi katıldı.
Pamuk paneline giderken bir çiftçi şunu söyledi: “Biz pamukçuyuz, pamuk ekmediğiniz zaman rahatsız oluruz. Ama pamuğun artık ekilecek tarafı kalmadı. Ektikçe zarar ediyoruz. Dört sene oldu aynı fiyatta. Bu nedenle artık daha fazla sürdüremiyoruz. Hatay'da, Urfa'da pamuk yerine daha fazla yer fıstığı ekiliyor. Ege’de buğday, mısır ekiliyor. Diğer bölgelerde başka ürünler. Pamuğu kaybediyoruz.” dedi. Belki de pamuktaki durumu en iyi özetleyen sözlerdi bunlar.
Üretici traktör alamıyor
Pamuk üreticisi Aydın Çondur’un verdiği örnek de pamuk üreticisinin geldiği noktayı özetliyor: “ Bizim bütün gelirimiz pamukla. Ben hesap yaparken, hesabımdaki paraya değil, ‘kaç kilo pamukla, ne alabilirim?’ Ona bakarım. 2022 yılında Mayıs ayında bir traktör aldım. Yüz beygir, kabinli, klimalı. Traktörü alırken ödediğim bedel, 23 bin 300 kilo kütlü pamuk. Bugün aynı traktörü alıyorum desem, fuarda sordum, 123 bin 170 kilogram pamuk ediyor. Fiyat takriben 5 kattan fazla artmış. Halbuki benim ürettiğim pamuğun fiyatı 4 yıldır aynı, değişmedi. Bu ne demek? Benim traktör alamamam demek.”
Aydın’da 2021 yılından beri süregelen bir su problemi yaşadıklarını belirten Çondur: “Çok şükür bu yıl şimdilik yağışlı geçiyor. Biz 2007 yılında çok büyük kuraklık yaşadık bölgemizde. O zaman su ile ilgili bir rotasyon uygulamıştı. Üç gün bizim bölgemiz Germencik, 4 gün Söke tarafı sulama yapıyordu. Biz resmen 3 gün boyunca uyku uyumadan tarlada yatıp kalkıyorduk. Günün sonunda iş bitti, hasadımızı yaptık ve para kazandık. Birtakım işler aldık. Dedik ki Allah'a şükürler olsun çok çalıştık, çok çabaladık ve bunu aldık dedik. Ama şu anda çok çalışıyoruz, çok çabalıyoruz, bakıyoruz karşılığını alamamışız. Çalışarak batıyoruz. Hani her şeyi doğru yapıp da bu fiyat politikaları yüzünden ve desteklemelerin azlığı yüzünden bizim bu şekilde maalesef üretimimizi sürdürmemiz çok zor.”
İş Bankası tarım ihtisas şubeleri ile hizmet veriyor
Türkiye İş Bankası Tarım Bankacılığı Pazarlama Bölüm Müdür Yardımcısı Mustafa Alper Devran ise konuşmasında tarımda sürdürülebilirliğin önemine değinerek özetle şu bilgileri verdi: “ Biz de milli sermayeli bir banka olarak tarımı sadece bir sektör olarak görmüyoruz. Aynı zamanda gelecek nesillere karşı bir sorumluluk olarak görev üstleniyoruz. Tabii ki bunun sahadaki karşılığını, tarımın teknoloji ve finansman ile etkin bir şekilde kullanılması olarak görüyoruz. Bu amaçla 100 yılımızda tarım ihtisas şubeleri açmaya başladık. Tarım ihtisas şubelerimiz bizlerin çiftçilere, üreticilere açılan kapısı olarak görüyoruz. Ülke genelinde 56 tarım ihtisas şubemiz var. Bu şubeler geleneksel bankacılığın ötesinde bir anlayışla hizmet veriyor. Yani buralarda biz sadece finansal işlem yapmıyoruz. Buralarda işte önder çiftçilerimiz, tarım teknolojileri, start up yatırım konusunda uzman akademisyenlerin bilgilerinin paylaşıldığı bir nokta olaraktan konumlandırıyoruz. Köy köy, kasaba kasaba gezerek hizmeti üreticilerin ayağına götürüyoruz.”
Yeni destekleme modeli pamuk üreticisinin aleyhine oldu
Progen Tohum Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdürü Aykut Özbuğday ise, pamuk üretim bölgelerinin hepsinde üreticinin pamuk ekimini azalttığını bunun da temel nedeninin son yıllarda pamuk fiyatlarının yerinde saymasından kaynaklandığını, çiftçinin para kazanamadığını söyledi. Özbuğday: “ Yüz dekar araziyi işlemek için bir milyon liranın üzerinde bir finansman ihtiyacı var ve bunun da çok ciddi bir maliyeti var. Özellikle 2-3 yıldır yaşadığımız yüksek enflasyon ve faiz rakamları değerlendirildiğinde bu maliyetleri karşılayacak fiyatın olması gerekir. Pamuktan çıkan üreticinin yeniden pamuğa dönmesi de son derece zor. Yani ekipmanı, altyapıyı kaybettiğinizde asıl zaten kritik olan 2-3 yıl bu üretimden koptuktan sonra biraz rahatına mı alışmak deriz, biraz belki altyapıyı kaybetmek mi deriz? Bunlar ortadan kalktıktan sonra yeniden onu tesis etmek ayrı bir mücadele.” dedi.
Pamukta destekleme rakamının dekar başına 1395 liraya geldiğini belirten Aykut Özbuğday, yeni destekleme modelinin pamuk üreticisinin aleyhine olduğunu söyledi. Özbuğday, destekleme primi uygulandığında bir dönem dolar bazında üreticiye kilo başına 25-28 sente karşılık destek verildiğini bugün aynı destek verilse pamuğa kilo başına 8-10 liranın ödenmesi gerektiğini belirtti.
Özetle, İzmir Tarım Fuarı’nda üreticilerin anlattıkları, toplantılarda dile getirilenler gösteriyor ki çok zor geçen 2025 yılından sonra 2026 yılı da pek kolay geçmeyecek.
Emekliler ve gençler tarım yapmak istiyor
Fuarda dikkat çekici bir grup da emekliler. Özellikle genç yaşta emekli olanlar bir arayış içerisinde. Hem bir iş kurmak, tarımsal üretime katkıda bulunmak istiyorlar hem de ek gelir olur diye boş zamanlarını değerlendirmek istiyorlar. Aileden kalma arazisi olanlar bu arazileri değerlendirmek için fuardaki yenilikleri görerek üretime katılmak istiyor. Bu konuda en başarılı olanların asker emeklileri olduğunu da belirtmek gerekiyor.
Tarıma ve fuara ilgi gösterenler arasında gençler de var. Fuarda gençlerin sayısı oldukça çoktu. Gençler teknolojiye olan merakları nedeniyle tarıma ilgi gösteriyor. Ayrıca dünyada tarımın, gıdanın artan önemini bilerek üretime katılmak istiyorlar. Orion Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Tan önümüzdeki yıl gençler için özel etkinlikler yapacaklarını söyledi.
