Bu yıl Türkiye’nin pamuk ekim alanı en dip seviyeye düşecek. Toplamda 200 bin hektarlık bir alanda üretim olması bekleniyor. Bu ülke ekonomisinin ve tekstil sanayisinin daha fazla dışa bağımlı hale gelmesi anlamına geliyor. Bu kadar kritik bir eşiğin altına düşülmesi Türkiye gibi pamuk üreten bir ülkeye bu yakışmıyor.
Son yıllarda üreticisine en çok kaybettiren ürünlerden birisi pamuk oldu. Üretici pamuk ürettikçe zarar etti. Dünyadaki gelişmelerin de etkisi ile son 3-4 yıldır artan maliyetlere rağmen pamuk fiyatı yerinde saydı hatta bir miktar geriledi. Son bir ayda polyester fiyatının artması ile pamuk fiyatında bir artış oldu. Ancak bu artışın da çiftçiye yararı yok. Çünkü çiftçide pamuk yok.
Geçen hafta İzmir’de yapılan 8. Ulusal Pamuk Zirvesi’nde pamuktaki sorunlar bütün yönleriyle ele alındı. Özellikle 2026 üretim yılına ilişkin tahminler ne yazık ki iyi değil. Yıllardır üreticinin zarar etmesine göz yumulması nedeniyle üretimin hızla azaldığı ve 2022 yılında pamuk ihtiyacının yüzde 75’ini üreten Türkiye’nin, 2026’da ihtiyacının yüzde 75’ini ithal eder noktaya geleceği ifade edildi.
“Türk Pamuğunda Kritik Eşik” temasıyla düzenlenen 8. Ulusal Pamuk Zirvesi’nde sektörün tüm paydaşları bir araya geldi. Ulusal Pamuk Konseyi Yönetim Kurulu Başkanı Fevzi Çondur pamuk sektörünün mevcut durumunu değerlendirmek, karşı karşıya olduğu sorunlara çözüm geliştirmek ve geleceğe yönelik stratejik konuları ele almak amacıyla bir araya geldiklerini belirtti.
Bilinçsiz kimyasal gübre ilaç kullanımı maliyetleri artırıyor
İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban, üretim maliyetlerinin düşürülmesine yönelik çalışmaların önemine değinerek, özellikle sulama tekniklerinin geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Bilinçsiz kimyasal ve ilaç kullanımının maliyetleri artırdığına dikkat çeken Elban, bu durumun bazı bölgelerde tarımdan uzaklaşmaya neden olduğunu ifade etti. Çiftçilerin pamuk üretiminden kopuş hızının azaltılması gerektiğini belirten Elban, sektör temsilcilerinin hızlı ve somut çözüm önerilerine odaklanmasının önemine işaret etti.
Üreticinin en önemli sorunu yüksek maliyet düşük fiyat
Ulusal Pamuk Konseyi önceki dönem Yönetim Kurulu Başkanı Bertan Balçık’ın yönettiği “Yerli Pamuk Üretimindeki Sorunlar ve Çözüm Önerileri” başlıklı panelde pamuk üreticisi Fuat Tanman, Çukobirlik Şanlıurfa Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Selahattin Güneş, İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Üyesi Şeref İyiuyarlar ve Tars Labs Yönetim Kurulu Üyesi İsmail Özdemir konuşmacı olarak katıldı.
Üretim ilk kez 200 bin dekara gerileyecek
Bu panelde öne çıkan sorunlar ve çözüm önerileri özetle şöyle:
1- Dünyada yaklaşık 26 milyon ton lif pamuk üretiliyor ve tüketim de aynı seviyelerde. ABD, Brezilya, Avustralya gibi ülkeler çok büyük pamuk üreticileri olmasının yanında büyük tekstil sektörleri olmadıkları için aynı zamanda büyük pamuk ihracatçısı. Çin gibi hem çok üreten hem de çok tüketen ülkeler var. Türkiye, gibi üretici olup ama tekstil sektörünün büyüklüğü ve kapasitesi nedeniyle ithalat yapmak durumunda olan ülkeler var.
2- Bu yıl Türkiye’nin pamuk ekim alanı en dip seviyeye düşecek. Toplamda 200 bin hektarlık bir alanda üretim olması bekleniyor. Bu ülke ekonomisinin ve tekstil sanayisinin daha fazla dışa bağımlı hale gelmesi anlamına geliyor. Bu kadar kritik bir eşiğin altına düşülmesi Türkiye gibi pamuk üreten bir ülkeye bu yakışmıyor.
3- Pamuk üretiminin stratejik önemi var. Kütlü pamuk üretiminden sadece lif pamuk elde edilmiyor. Çekirdeğinden gıda sanayinde kullanılan yağ elde ediliyor. Küspesinden hayvan yemi, liflerinden ve teleflerinden tıbbi malzemeler veya kozmetik sektörü gibi 30 farklı sektöre yan ürünleriyle hammadde sağlanıyor. Pamuk üretimi yerine ithalat yapıldığında bütün bu yan ürünler, hammaddeler ithalat yapılan ülkede kalıyor. Onları ayrıca döviz ödeyerek ithal edebiliyorsunuz.
Pamuk ithalatının 1,1 milyon ton olması bekleniyor
4- Pamuk üretimi tekstil sektörü için hammadde tedarikinin güvenli olmasını sağlıyor. Özellikle yaşanan savaşlar, gerginlikler nedeniyle gümrük duvarları yükseliyor ve her ülke kendi kendine yetebilme stratejisini öne çıkarıyor. Türkiye tekstil sektörü yıllık ortalama 1,5 milyon ton lif pamuk tüketiyor. Türkiye, 2022 yılında bu tüketimin yaklaşık 1,1 milyon tonunu kendisi üretti. İhtiyacının yaklaşık yüzde 75’ini kendisi üretirken, 2025 yılında bu 660 bin tona geriledi. 2026 sezonunda bu iş tam tersine dönecek. Türkiye’nin lif pamuk üretiminin 400 bin tona gerileyecek ve ihtiyacının yüzde 75’ini ithal etmek zorunda kalacak. Arz güvenliği açısından endişe verici.
5- Türkiye'yi diğer ülkelerden daha kuvvetli ve farklı kılan, üretimin bütün aşamalarının olması. Çiftçinin ürettiği pamuktan çırçır işletmesine, iplikten örmeye, dokumaya, hazır giyim ve konfeksiyona kadar sektörün tüm aşamaları var.
İthalatla artan karbon ayak izi, ihracatta sorun çıkarabilir
6- Pamuk ithalatının büyük bölümü Brezilya, Amerika Birleşik Devletleri gibi çok uzak ülkelerden yapılıyor. Bu ithalat karbon ayak izinin artmasına neden oluyor. Bu kadar uzak ülkelerden pamuk ithal eden Türkiye, pamuktan ürettiği ürünleri en çok Avrupa Birliği ülkelerine ihraç ediyor. Avrupa Birliği, karbon ayak izini azaltmak amacıyla “Yeşil Mutabakat” çerçevesinde sınırda karbon vergisi uyguladığında, Türkiye bundan olumsuz etkilenecek. İthalatın böyle olumsuz sonuçları daha çok artacak.
7- Türkiye'de Better Cotton standardının yerli pamuk üretimine uygulanması, sürdürülebilir ve dünya standartlarında, dünya çapında tanınabilir bir pamuk üretiminde çalışmaları var. Bu sene yenilenen kriterlere de baktığınızda bu rejeneratif tarım teknikleri izlenebilirlik konularında da artık Better Cotton kriterleri yürürlüğe girmiş bulunuyor. Tabii bu da aynı zamanda bizim kendi tekstilcimizin Türkiye'den bu talebi olan pamukları tedarik etmesinde önemli bir avantaj olacak. Bütün bunları bir araya getirdiğimizde Türkiye'deki entegre üretim yapımız en büyük avantajımız olmaya devam ediyor.
Üretim maliyetleri yüksek, fiyat ve destek düşük
8- Pamuk ekiminin azalması sadece su sorunundan kaynaklanmıyor. 2025 yılında kuraklık oldu, su az olduğu için pamuk üretimi azalmadı. Su sorunu olmayan alanlarda da ekim azaldı. Pamuk üretiminden kaçışın temel nedenlerinden birisi artan maliyetler ve yüksek girdi fiyatları karşısında pamuk fiyatının yerinde sayması ve desteklerin yetersiz olması. Bundan 20 yıl önce pamuğa verilen destek fiyatın yüzde 30’u kadardı. Yani o yıllarda pamuğun kilosu 3 lira ise yaklaşık 1 lira destek veriliyordu. Bugün bu oran yüzde 5’e kadar düştü. Pamuk fiyatı 30-35 lira verilen destek 1,5 lira.
9- Üretici, dekar başına ödemeyi öngören yeni destekleme modelinden zarar gördüğünü ve mutlaka kilo başına destek sistemine geri dönülmesini istiyor. Dekar başına destekleme ödemesi üreticiyi maliyeti düşük daha kolay ekilebilir, hasat edilebilir ve satılabilir ürünlere yönlendiriyor. Pamuk gibi katma değeri yüksek ürünlerden kaçınıyorlar. Tekrar kilo başına destek sistemine geçilirse pamuk üretimi tercih edilebilir.
10- Pamuk gibi stratejik ve arz açığı bulunan ürünlerde üretim maliyeti ile piyasa fiyatları arasındaki farkın prim olarak ödenmesi gerekir. Bugünkü şartlarda pamukta kilo başına en az 5 lira fark ödemesi (prim ) ödenmesi gerekir. Çünkü, 1 kilo kütlü pamuğun maliyeti 40 lira civarında. Fiyat 30-35 lira. Aradaki fark prim olarak ödeneceği açıklanmalı. Bu desteğin yapılacağı şu günlerde açıklanırsa ekim öncesi çiftçi pamuktan yana tercihini kullanabilir.
Tarım Satış Kooperatifleri etkin olmalı
11- Verimlilikte, kalitede bir sorun yok. Sorun fiyat ve desteklemede. Daha önce Tarım Satış Kooperatifleri Birlikleri Tariş, Çukobirlik, Antbirlik üretimin devamlılığı açısından ciddi bir misyon üstlenirken birlikler devre dışı kaldı. Oysa dünyada tarımda başarılı olan ülkelere bakıldığında üretim ve pazarlamada başarılı olanlar bunu kooperatifler üzerinden gerçekleştiriyor. Kooperatifçiliğin yeniden etkin hale getirilmesi gerekir.
12- Pamuktan para kazanamayan üretici başka ürünlere yöneliyor. 2025 üretim yılında büyük hayal kırıklığı yaşayan üretici artan maliyetlere rağmen pamuk fiyatının atmaması bir yana pamuğunu satmakta zorlandığı için buğday, ayçiçeği, mısır gibi daha düşük maliyetli ve satışı daha kolay ürünlere yöneliyor.
Teknoloji ile maliyetler düşürülebilir
13- Maliyetleri düşürmek için mutlaka teknolojiden yararlanmak gerekir. Yabancı ot mücadelesi, sulama sistemleri, hasat teknolojileri ile maliyetler azaltılabilir. Bugün yapay zeka destekli teknolojilerle yüzde 50'nin üzerinde su ve enerji tasarrufu, bir ilaçlama otomasyonunda yüzde 70-90 oranında ilaç tasarrufu, yüzde 25 ila 50 oranında üst gübreleme maliyetinden tasarruf sağlanabilir. Toplamda, pamuk çiftçisinin yüzde 17 ila yüzde 22 oranında maliyetini azaltacak teknolojiler var.
Üretici kendi pamuğunun fiyatını belirleyemiyor
14- Üretim alanlarının daralmasının nedeni üreticinin üç senedir zarar etmesi. Sektöre baktığınızda zaman tohum, gübre, ilaç firmaları kendi fiyatını belirliyor ve kendi maliyetlerine fiyatlara yansıtabiliyor. Fakat üretici, çiftçi sattığı ürünün fiyatını belirleyemiyor. Fiyatta söz sahibi değil.
15- Pamuktaki önemli girdilerdeki fiyat artışına bakıldığında; çiftçinin genellikle kullandığı gübrelerden olan 20'lik amonyum sülfat gübresinin 2023 fiyatı 5,5 lira iken 2025’te 11,3 lira oldu. Artış yüzde 105. Tohum fiyatı aynı dönemlerde 75 liradan 180 liraya, yani yüzde 140 arttı. 2023'te 29 lira olan mazot fiyatı geçtiğimiz sezon 50 lira oldu artış yüzde 75'lik bir artış. Lif pamuk fiyatına bakıldığında 2023'te 50 lira olan lif pamuk fiyatı geçen sene 67 lira. Artış yüzde 34. Bu tablo pamuk üretiminden kaçışın en somut örneğini yansıtıyor.
Bu dönemde artan fiyatın çiftçiye faydası yok
16- Polyester fiyatının 1 dolardan 1,75 dolara çıkması ile pamuk fiyatları son bir ayda yüzde 20 civarında arttı. Ama üreticide pamuk yok. Zaten her sene aynı senarya yaşanıyor, pamuk üreticideyken ucuz, üreticiden çıktıktan sonra fiyat artıyor. Artan fiyatın çiftçiye faydası yok.
17- Tekstil sektörünün ihtiyacı dikkate alınarak pamuk ithalatında gümrük vergisi sıfır olarak uygulanıyor. Çiftçi yurt dışındaki çiftçilerle rekabet halinde. Maliyetler ve fiyatlar konusunda çiftçinin söz hakkı yok. Çiftçinin zarar ettiği senelerde desteklerin devreye girmesi çok önemli. Ancak o sayede çiftçi de ileriki senelerde zarar etmeyeceğini bilerek sezona girmesiyle birlikte bu ekim alanlarını inşallah tekrar toparlar diye umut ediyor.
Özetle, pamuk üretimindeki sorunlar her geçen yıl katlanarak büyüyor. Sorunlar da çözümler de belli. Ancak, başta destekleme olmak üzere, çiftçinin desteklenmesi yerine ithalatın sürdürülmesi tercih ediliyor. Bu nedenle 2022 yılında pamuk ihtiyacının yüzde 75’ini yerli üretimle karşılayan Türkiye, 2026’da yüzde 25’ini üretimden, yüzde 75’ini ithalatla karşılayacak. Yani çiftçisine vermediği desteği Amerika ve Brezilya başta olmak üzere başka ülkelerin çiftçilerine verecek.
Türkiye GDO’suz pamuk ile diğer üreticilerden ayrışıyor
Tarım ve Orman Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdür Yardımcısı İhsan Emiralioğlu 2026 yılının ilk dört ayında son iki yıla kıyasla daha fazla yağış alındığını belirterek, tarımsal üretim açısından bereketli bir yıl beklentisinin arttığını dile getirdi.
Pamuğun Bakanlık tarafından belirlenen 13 stratejik üründen biri olduğuna dikkat çeken Emiralioğlu, Türkiye’nin kaliteli ve GDO’suz üretimle dünya üreticilerinden ayrıştığını söyledi.
Türkiye’nin birim alandan elde edilen pamuk veriminde dünyada ilk üçte yer aldığını ifade eden Emiralioğlu, 2002 yılında dekara 353 kilogram olan kütlü pamuk veriminin yüzde 36 artışla 480 kilogram seviyelerine ulaştığını, dünya ortalamasının ise yaklaşık 236 kilogram olduğunu belirtti. Ayrıca pamuk üretimini desteklemeye devam ettiklerini belirten Emiralioğlu, 2025 yılında dekara 1.098 lira olan destekleme bedelinin 2026 yılı için 1.395 liraya yükseltildiğini söyledi.