Uluslararası Tarım Üreticileri Federasyonu'nun (IFAP) kararı ile 1984 yılından buyana, 14 Mayıs “Dünya Çiftçiler Günü” olarak kutlanıyor. Denilebilir ki çiftçinin kutlama yapacak hali mi kaldı? Kutlamadan öte, çiftçiliğe dikkat çekmek, sorunları, başarı hikayelerini dile getirmek için önemli bir fırsat.
Bu yıl, Dünya Çiftçiler Günü kapsamında bir haftadır çok farklı etkinlikler yapılıyor. O etkinliklerden birisi de 12 Mayıs’ta Beştepe’deki Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde yapıldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan burada çiftçilerle buluşmasında, Dünya Bankası destekli “Türkiye Tarım ve Gıda Sektörünün İstihdam ve Kırsal Refah İçin Dönüşüm Projesi”ni açıkladı. Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu tarafından yürütülecek proje kapsamında Dünya Bankası finansmanı ile girişimcilere yapacakları yatırımın yüzde 80’nine kadar 2 yıl ödemesiz 7 yıla kadar vade ile finansman desteği sağlanacak. Proje kapsamında 10 yılda toplamda 5,3 milyar dolarlık finansman sağlanacak. Proje büyüklüğüne göre 10 milyon dolara kadar finansman desteği sağlanabilecek. Bu projenin 2026 yılında 750 milyon dolar ile başlaması öngörülüyor. Projenin uygulanması ile tarım ürünlerinin işlenmesi, paketlenmesi ve daha kolay pazarlanması hedefleniyor. Ayrıca, 10 yılda 250 bin kişiye istihdam sağlanması amaçlanıyor.
İzmir Tire’de Dünya Çiftçiler Günü
İzmir Tire’de Dünya Çiftçiler Günü İzmir Tire’de 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü etkinliği daha erken, 8 Mayıs’ta yapıldı. Yaptığı tarım zirveleri ile bilinen Tarım 4.0 Teknoloji Etki Derneği tarafından Tire’de, Türkiye İş Bankası ana sponsorluğunda kapsamlı bir organizasyon gerçekleştirildi. Sektör paydaşları, uzmanlar, çiftçiler, tüketiciler yoğun ilgi gösterdi.
Tire, hem bitkisel üretim hem de hayvancılıkta çok önemli üretim merkezlerimizden birisi. Tire Belediyesi Kent Müzesi’ndeki etkinliğin açılışında Tarım 4.0 Teknoloji Etki Derneği Başkanı Sumer Tömek Bayındır, Türkiye İş Bankası Tarım Bankacılığı Pazarlama Bölüm Müdürü Umut Yiğit, İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarım Dairesi Başkanı Bülent Üngür, Tire Belediye Başkanı Hayati Okuroğlu, Tire Süt Kooperatifi Başkanı Osman Öztürk, Tire İlçe Tarım ve Orman Müdürü Eda Özden hem Tire’nin tarımsal potansiyeli hem de ülke tarımı hakkında bilgiler verdi. Ekonomi Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ’ın yönettiği “Tarıma Yatırım Yapmak” başlıklı panel, etkinliğin sunucusu Umut Özdil’in gençlerle sohbeti gelecek açısından umut vericiydi.
Tarım piyasalarında ürün fiyatlarını kim belirliyor?
Etkinlik kapsamında “Tarım Piyasalarında Ürün Fiyatlarını Kim Belirliyor?” başlıklı panelde hem bitkisel üretimde, ağırlıklı olarak yaş sebze meyve fiyatları ile hayvansal üretimde de çiğ süt fiyatlarının belirlenmesi konusu ele alındı. Moderatörlüğünü yaptığım panelde, Menemen Doğaköy’de aile çiftçiliği yapan Aslı Turan: “ Atalarımızın bize miras bıraktığı topraklarda üretmek için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. Üretim yapıyoruz. Hayallerimiz böyle değildi. Daha farklı hayallerde olmak istiyordum ama hayat bizi böyle bir çiftçiliğe sürükledi” dedi.
Aslı Turan sorularıma şu yanıtları verdi:
● Neydi hayalleriniz? sorunca Aslı Turan anlattı:
Hostes olmak istiyordum. O zaman tabii ailenin durumu farklı. Çaba yok, durumumuz yoktu. Ama evlendikten sonra eşimle birlikte aile çiftçiliğine karar verdik. İyi ki de karar vermişiz. Ürettiğimiz malları pazarlara, kent pazarlarına götürüyoruz. Orada satışa sunuyoruz.
● Ne üretiyorsunuz? Karnımız doyuyorsa çiftçilere teşekkür etmeliyiz
Kışın ıspanak, pancar, pırasa, kereviz, lahana, karnabahar, brokoli. Bir de yazlık olarak domates, patlıcan, biber çeşitleri olarak üretip pazarlarda satışını yapıyorum. Bugün karnımız doyuyorsa bence bir çiftçiye teşekkür etmemiz gerekir.
● Fiyatı nasıl belirliyorsunuz?
Biz üretici olduğumuz için mesela yeni bir ürün geldiği zaman örnek vereyim, dün kabak hasadımıza başladık. Ürünün kalitesi önemli. Bunu mesela pazara götürdüğümüz anda zaten biliyorlar yerli üretim olduğunu. Hemen zaten fiyat belirlememize gerek yok. Onlar alıyorlar.
● Ürün aldım, para vermem lazım. Fiyatı neye göre belirliyorsun?
Yeni bir ürün çıktığı zaman her zaman değerli olur. Mesela ürünün azlığı da önemli burada. Ne kadar az ürününüz olursa fiyat daha iyi oluyor, biz bunu gözlemliyoruz. Geçen yıl su kıtlığımız oldu. Bu yıl da nehirlerimiz taştı. Farkındaysanız bu bizim ürünlerimizin azalmasına neden oldu. Azalan ürün bizim için her zaman daha makbuldür. Yani daha iyi fiyata satabiliyoruz. Çünkü ürün yok, piyasada ürün yok.
● Ben hâlâ sorumun cevabını alamadım. Ürünü aldınız, pazara gittiniz. Hangi pazarlara gidiyorsunuz? Fiyatı nasıl belirliyorsunuz?
Mesela sera malları var, 50 lira civarında satılıyor. Ama yerli ürün çıktığı zaman ben ona 100 lira etiket koyabiliyorum. Kendim belirliyorum o şekilde. Ürettiğim için, üretici olduğum için bir fiyatı kendim belirleyebilme şansım var. Çünkü üreticiyim.
● Tamam, 100 lira koydunuz. Müşteri pazarı dolaşıyor. Pahalı diyor, almıyor. Fiyatı düşürüyor musunuz?
Yok, almamak gibi bir şansları yok. Çünkü o ürünü bekliyorlar zaten. Artık, bu çiftçi bu ürünü getirsin de alalım diyen bir sürü müşterim var. Keşke Aslı Hanım getirse de bir an önce kabak alsak. Fiyatı ne kadar olursa olsun onun derdinde değiller. Ama biz de elimizden gelen çabayı gösteriyoruz, uygunluğu gösteriyoruz onlar için.
Komisyoncuya göre fiyatı arz-talep belirler
İstanbul Bayrampaşa Hali’nde komisyonculuk yapan Hayati Solmaz ise tarım ürünlerinde fiyatı arz ve talebin belirlediğini belirterek özetle şunları söyledi: “ Fiyatla ilgili çok değişkenlik var. Üretici hâlinde tüccarlar, ithalatçılar piyasayı belirliyor. Zaten bu piyasada internette, hal piyasasında üretilen fiyatlar belli. Bu fiyatlar arz talebe göre belirleniyor. Nasıl anlatabilirim? Aralık ayında salatalık üretici bölgesinde 7 liraydı. Aradan 20-25 gün geçti. Ocak ayında salatalık 140 liraya çıktı. Bunu kim yaptı ya da kim belirledi? Arz talep belirledi. Fiyat 7 liraya düştüğü zaman bir bölge komple salatalık yapmış. Satılmıyor. Ürün olmayınca salatalık fiyatı artmış. Patlıcan 300 liraya kadar çıktı. Şimdi 10 lira. Fiyatı arz talep belirliyor. Üreticinin ne kadar ürettiği, ihracata ne kadar gittiği önemli. Zaten ihracatçı mal almadığı zaman ülkemizde fiyatlar çöküyor. Plan da yok. Bakıyor üretici, "Ben bu sene ne ekeceğim?" diyor. "Geçen sene patlıcan para etmiş. Hadi biz patlıcan ekelim." diyor. Bir planı yok, bir plana uymuyorlar. Ondan sonra çıkıyor, diyor ki, "Benim tarlada malım 5 liraya alınmıyor. Sen niye almıyorsun diye tepki gösteriyor? Tamam, satabilecek olsa zaten satmış malını. Gidip 100 liraya aldık da niye 5 liraya almayalım?
Üretici bölgelerinde ihracat ve tüccarlar mala göre fiyatı belirliyor. Çok fazla oyuncu var. Bugün burada bu salondan bir kişi gidip üretici bölgesinde istediği kadar araziyi kiralayabiliyor. Sonra diyor ki, "Ben patlıcan ekeceğim." Ama neye göre ekeceksin? Bir planlama yok.”
Masraf ve israf çok, planlama yok
İzmir'den mandalina aldığını hatırlatan Hayati Solmaz şunları söyledi: “Görünmeyen masraflar var. İşçilik gideri. Bir toplayıcı tutuyorsun, 50 kişi. Bunun yevmiyesi var. Yağmur yağdı çıkamadığı gün de yevmiyesini veriyorsun. 50 kişinin keseceği mandalina günde 9 ton. Bunun servisi var. Bahçeden işletmeye giden araba var. İşletmede bunun firesi var. Sekiz, dokuz boy mandalina oluyor. Her boyun kendine göre bir fiyatı var. İstanbul'a nakliyesi var. Bu arada hep fire veriyor. Bahçede 25 ton kasalara koyup İstanbul'a getiriyorsun, sattığın 22- 23 ton. En az iki ton fire oluyor. Bunların hepsi maliyeti arttırıyor. Bir de perakendeci kâr koyuyor ve yüksek kâr koyuyor. Çünkü düşük oranlarda satıyorlar. Sattıkları ürün oranı düşük. Hayatını devam ettirmek için yüzde 5'ler, yüzde 10'lar, yüzde 20'ler gibi oranlar koymuyorlar. İyi oranlar koymak zorundalar. Haklılar. Çünkü onlar da satamadıklarında çuvallıyorlar.
Ama fiyatı kim belirliyor? Arz talep belirliyor. Salatalık yılbaşından önce yedi liraya düştüyse bu tamamen arzın fazla olmasındandır. Üretim maliyetine bakmıyor. Bunun önüne geçilebilir mi? Geçilir planlamayla.”
Fiyatı belirlemek için aracıları azaltmak gerekiyor
Tüm Et, Süt, Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği(TÜSEDAD) Yönetim Kurulu Başkanı Müslüm Doğru, 116 yıldır çiftçilik yaptıklarını belirterek, “ Dünya tatlısı Aslı Hanım ‘Benim hayalim hosteslikti, ama çiftçi oldum." dedi. Benim hosteslik hayalim yoktu. Çünkü bir çiftçi ailenin torunu olarak doğdum. Bizim bu yıl çiftliğimizin 116'ncı yılı. Üç nesil. Şimdi kızım da yeğenim de bizle birlikte çiftçiliğe devam ediyoruz” diyerek sözlerine başladı.
Fiyatı belirlemek için aracıların azaltılması gerektiğini söyleyen Müslüm Doğru sözlerini şöyle sürdürdü: “ Aslı Hanım çok güzel bir şey söyledi. Dedi ki "Fiyatı ben belirliyorum. Ben üretiyorum çünkü." dedi. "Aracısız satıyorum." dedi. Demek ki fiyatı belirlemek için aracıları mümkün olduğunca aradan çıkartarak satış yapıyor olmanız lazım. Aslı Hanım hostes hayaliyle çiftçinin en güzel hayalini gerçekleştirmiş oldu. Kendi ürettiğini kendi belirlediği fiyatla satıyor. Hayati Bey de tabii ki üreticilerden malı alıyor. Ama o da çok güzel bir şey söyledi. Fiyatı ne belirler diye. Planlı üretimden bahsetti. Planlı üretim olursa dedi. Çok doğru. Planlı üretim yıllarca Türkiye'de çok uzun yıllar konuşuldu. Ama hakkını verelim, bu son Tarım Bakanımız döneminde bu hayata geçirildi. Planlı üretime geçince her şey halloldu mu? Hayır, ama geçildi. Süt üretiminde de, et üretiminde de geçildi. Bitkisel üretimde de geçildi. Havza bazlı üretimlerle geçildi.
Fiyatı ne belirlemenin içinde şu da var. Hayati Bey bizim ürünlerimizin birçoğu nakliyede fire veriyor dedi. Sadece nakliyede değil, tarlada da fire veriyor bizim bütün ürünlerimiz. Türkiye'de üretilen yaş meyve sebzenin, dün de panelistlerden biri söylemişti, daha tarlada yüzde 35'ini kaybediyoruz. Arz talepten bahsediyoruz. Fiyatı ne belirliyor o zaman ? Demek ki firemiz belirliyor. Fire bu kadar çok olursa bu da bir fiyat belirleyici unsur oluyor. Ben Adanalıyım, Adana yaş sebze meyvenin başkenti. Ama Türkiye’de soğuk hava depolu sebze halimiz yok. Bunları görmek de çok uzakta değil. Avrupa'nın her yerinde neredeyse var bu. Hallerimizde maalesef böyle bir şey yok. Bunun da dikkate alınmasını söylüyorum. Bir de tabii kamyonlarla taşınıyor bizim mallarımız, açıkta da taşınıyor, bunların da artık frigo ve kapalı tırlarla taşıtılması fiyat belirleyici etken olacaktır mutlaka.”
Sütte fiyatı arz talep değil, güç belirliyor
Fiyatı arz talep belirler ilkesinin çiğ sütte çok da geçerli olmadığını anlatan Müslüm Doğru, “ Arz talep belirler ama pek de öyle değil. Bir fiyatın referans fiyatı olması lazım diye konuşulur hep. Önceden ekmeden, biçmeden referans fiyatı olsun ki kaça satacağımızı önceden bilelim. Peki bu referans fiyat işini belirleyen yani çözüme kavuşturmuş tek sektörümüz hangisidir sizce? Süt sektörü. Bizim referans fiyatımız belli. Ulusal Süt Konseyi diye bir birliğimiz var. İyi ki var. Hep hayal edilen ve konuşulan, üretici üretmeden fiyatının belli olacağı, satmadan evvel daha ekmeden, sağmadan belli olacak dediğimiz bir referans fiyat olmalı dediğimiz bir durumu süt sektörü halletmiş. Demek ki arz talep de belirlemiyor aslında. Süt sektöründe referans fiyatı belirleyen bir Ulusal Süt Konseyi var.
Evet ama neden biz hâlâ çığlık çığlığayız? Neden siz Ali Ekber Bey bizim sorunlarımızı devamlı gündeme getiriyorsunuz? Demek ki sadece referans fiyatı ortaya koyarak da çiftçinin satacağı ürünün fiyatı belli olmuyor. Peki arz talep belirleyemiyorsa, referans fiyat da belirleyemiyorsa çiftçinin ürettiğinin fiyatını belirleyen kim? Güç. Güç belirliyor. Güç belirlediği müddetçe de çiftçi her zaman sevgili Aslı Hanım gibi "Ürettiğimin satış fiyatını kendim belirleyeyim." maalesef diyemiyor.
Özetle, Dünya Çiftçiler Günü’nde sizlere İzmir Tire’deki etkinlikten çok kısa bir kesit paylaştım. Konuşmalar çok daha derinlikli ve kapsamlıydı. Ancak bu günlerde birçok üründe hasat zamanı ve fiyat beklentisi var. En azından fiyatın nasıl belirlendiği ile ilgili bir kesit sunmak istedim. Türkiye, tarımsal potansiyeli çok yüksek ülkelerden birisi. Bunu değerlendiremediği için çiftçisi de, tüketicisi de mutlu değil. İthalat politikalarından vazgeçip üretim politikasına ve gerçekçi planlamaya dönmemiz gerekiyor. Bunun için Dünya Çiftçiler Günü’nde mücadeleye devam diyorum.
