Türkiye’nin buğday üretimi uzun yıllar ortalaması 20 milyon ton olarak kabul edilir. Bazen 17 milyon ton seviyelerinde gerçekleşen üretim bazı yıllar 21 milyon tonun üzerine çıkar. Yıllardır ortalama üretim 20 milyon ton. Kuraklık nedeniyle 2025 yılında üretim önceki yıla göre yüzde 13,9 azalarak 17,9 milyon tona geriledi. 2024 yılında üretim 20,8 milyon tondu.
Hasat öncesi yapılan tahminler ve saha verilerine göre 2026 üretim yılında Türkiye’nin buğday üretiminin yüzde 27 ila yüzde 30 oranında artarak 22 milyon 750 bin ton ila 23 milyon 250 bin ton olması bekleniyor. Hatta 24-25 milyon ton olabileceğini tahmin edenler de var. Böyle bir üretim son yılların en yüksek yani rekor üretimi olacak. Hasat öncesi 4 Nisan 2026 tarihinde Tarım ve Orman Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı, Toprak Mahsulleri Ofisi ve Ulusal Hububat Konseyi tarafından Konya Ticaret Borsası ev sahipliğinde Konya’da gerçekleştirilen “2026 Hasat Öncesi Hububat Kongresi”nde de rekor üretim konusu dile getirildi.
Bakan Yumaklı: Rekor kıracağımıza inanıyorum
Kongre’nin açılışındaki konuşmasında Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, hububatta herhangi problem yaşanmadığı takdirde geçen yılki rekolte kaybının misliyle geri alınacağını belirterek, “Emek ve gayret netice itibarıyla katma değerli bir hale dönüşmüş olacak. Bir rekor kıracağımıza da inanıyorum” dedi.
Geçen yıl çok önemli bir kuraklık ve aynı zamanda zirai don yaşandığını hatırlatan Yumaklı: “Üretimdeki azalış pek çoğumuzu belki tedirgin etti ama şunun altını çizerek ve bütün samimiyetimle tekrar ifade etmek istiyorum, altyapımız sağlam. Bu yıl yağışları hepimiz çok yakından takip ediyoruz. Herhalde Türkiye’de yağışların bu kadar yakından takip edildiği başka bir yıl olmamıştı. Hepimiz mutluyuz. Herhangi bir problem olmazsa inşallah geçen yıl kaybettiğimizi misliyle geri alacağız. Emek ve gayret netice itibarıyla katma değerli bir hale dönüşmüş olacak. Rekor kıracağımıza da inanıyorum.”
Alım fiyatlarında üretici korunacak
Rekoltede yaşanacak rekorla ilgili hububat alımında kaygıların yaşanmayacağına işaret eden Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı: “Eğer rekor kırarsak ne olacak? diye hepinizin düşündüğünü biliyorum. Gözlerden onu görüyorum. TMO (Toprak Mahsulleri Ofisi) hazır, o rekor kırdığımız dönemde de söyledik, devletimizin kadim kurumları var. TMO da onlardan bir tanesi. Hiçbir şekilde üreticilerimizin problem yaşayacağı herhangi bir olaya müsaade etmeyeceğiz. Alım fiyatlarında üreticilerimizi koruyacağız” dedi.
Tüketiciyi de kollayacak bir çalışmayı bütüncül halde gerçekleştireceklerini belirten Yumaklı, konuşmasını şöyle sürdürdü: “İçinde bulunduğumuz sürecin özellikle maliyetlere olan etkisi, herkesin ‘Acaba ne olacak’ diye kafasında soru işaretleri oluşturdu. Bu süreçten kaynaklanan maliyet artışlarının da mutlaka göz önüne alınacağını tekrar ifade etmek istiyorum. Bunun başka türlü olması da mümkün değil zaten. Bir müktesebatı, tecrübeyi ve beraberliği konuşuyoruz. Sonra da olanların seyredilmesi elbette mümkün değil. Sağlıklı ve güvenilir gıdaya giden yolda bütün bu süreçleri etkin politikalarımızla yöneteceğiz, geliştireceğiz ve inşallah suyu verimli kullanarak gıdayı da israf etmeyerek bunu taçlandıracağız.”
Tahmini buğday üretimi 22,7 ile 23,2 milyon ton
Ulusal Hububat Konseyi 2026 Hasat Öncesi Hububat Kongresi Sonuç Bildirgesi’nde dünyada yaygınlaşan salgınlar, savaşlar, çarpışmalar, kutuplaşmalar, artan kırılganlıklar, ticaret rotalarında, özellikle enerji ve tarımın temel hammaddeleri transferinde yoğunlaşan lojistik sorunlar ile Pandemi, Rusya-Ukrayna Savaşı, Filistin-Gazze’de Yıkım ve Soykırım, İran-İsrail-ABD Savaşı ve bağlantılı Hürmüz Boğazı Krizi, Lübnan’a İsrail saldırısı, iklim değişikliğinin etkisiyle artan afetlerin tarımın stratejik sektör olma özelliğini güçlendirdiği belirtildi.
Sonuç bildirgesinde üretimin önemine dikkat çekilerek buğday üretimimi ile ilgili özetle şu bilgilere yer verildi: “Stratejik buğday ürününün ekim alanının iklim değişikliği, fiyat politikaları ve üretim planlaması kapsamındaki yeni destekleme modeli ile de ilişkili olarak giderek artmakta olduğunun (6,8 milyon hektardan 7,5 milyon hektara yükseldiği) altı çizilerek bu artış trendinin devamının gerekliliğine vurgu yapılmıştır. Bu üretim yılında ekmeklik buğday ekim alanında artış beklenirken, makarnalık buğday ekim alanında önemli azalış (ekmeklik ve makarnalık buğday fiyatları arasındaki makasın kapanmasının doğal sonucu, özellikle İç Anadolu Bölgesinde) olacağı vurgusu yanında, mısır ekim alanlarında da önemli azalışlar olacağı öngörüsünde (özellikle su kısıtı havzalarında münavebe sistemi ve bu alanlarda destek verilmeyecek olmasının sonucu olarak İç Anadolu ve Geçit Bölgelerinde) bulunulmuştur. Sezonun kalan kısmında hububat açısından bir zirai don riskinin olmayacağı öngörüsü de paylaşılmış, geçen üretim sezonundaki tecrübe ile bağlantılı olarak uygun çeşitlerin zamanında ekiminin yapılmaya, sulama ve gübrelemede teknik bilgilere uygun davranılmaya gayret edildiği vurgulanmıştır. Yağış miktarı ve dağılımının bölgelere göre değişkenlik gösterdiği, en iyi yağış alan bölgelerin Güneydoğu, Doğu Anadolu, Akdeniz ve Ege Bölgeleri olduğu tespiti yapılarak, Nisan ayında uzun yıllar ortalaması civarında yağış alınması halinde buğday rekoltesinin uzun yıllara göre (20 milyon ton) yüzde 14-16 ve geçen yıla göre (17,9 milyon ton) yüzde 27-30 artarak 22 milyon 750 bin ton ile 23 milyon 250 bin ton olabileceği öngörüsünde bulunulmuştur. Rekoltenin birçok bölge için Nisan, bazı bölgeler için ilave olarak Mayıs (Doğu Anadolu için Haziran) aylarındaki iklim koşullarına bağımlı olduğunun gözden kaçırılmaması gerektiği de vurgulanmıştır.”
Yeni sezona 10 milyon ton depolama kapasitesi ile giriliyor
Toprak Mahsulleri Ofisi'nin (TMO) piyasa düzenleyici kurum olarak, başta hububat olmak üzere görev alanına giren tüm ürünlerde bu görevini güven ve sürdürülebilirlik ilkeleri ile uyumlu olarak yerine getirdiği, geçmişte rekor üretimlerin veya kısıtlı üretimlerin olduğu yıllardaki uygulamaları ile de bunu ispatladığı ortak kanaat olarak ortaya konulduğu belirtilen sonuç bildirgesinde: “TMO depolama kapasitesinin 485 bin tonu limanlarda olmak üzere 4 milyon ton olduğu, 190 iş yerinde görevlerini yerine getirdiği, hasat dönemi yaklaşırken lisanslı depolarda yaklaşık 8 milyon tonluk boşluk olduğu, devam eden işlemler ve yeni lisanslı depolarla yeni sezona yaklaşık 10 milyon ton lisanslı depo kapasitesi ile girileceği vurgulanmıştır. Bu yıl ülke tahıl (özellikle buğday ve arpa) üretiminin uygun iklim koşulları kaynaklı artacağı öngörüsüne rağmen gerek boş lisanslı depo ve gerekse kendi depolama kapasitesini harekete geçirerek depolama ile ilgili her türlü planlamayı yaptığı, sezonun sorunsuz geçmesi için gerekli tedbirlerin alındığı ortaya konulmuştur” bilgisine yer verildi.
Fark ödemesi (prim) güncellenerek devam etmeli
Ulusal Hububat Konseyi 2026 Hasat Öncesi Hububat Kongresi Sonuç Bildirgesi’nde tespitlerin yanı sıra öneri ve taleplere de yer verildi. En önemli taleplerden birisi yeni destekleme modeli kapsamında kaldırılan prim (fark ödemesi) desteğinin güncellenerek uygulanması oldu. Bildiride buğday alım fiyatı ve destekleme ile ilgili şu öneriye yer verildi: “Stratejik öneme sahip buğdayda dünyadaki gelişmeler ve sektörel kırılganlık göz önünde bulundurularak müdahale fiyatlarının belirlenmesinde maliyeti göz ardı edecek bir yönelime sebebiyet verilmemesi, fark uygulamasının güncellenerek devam ettirilmesi talep edilmiştir. Desteklerin üretim süreçleri ile uyumlu ödenmesi, ülkemizde maliyet yüksekliğinin çiftçi ve sanayici üzerindeki yükünü hafifletmek için desteklerin katlanarak artırılması ve global gelişmelerde oluşan hızlı maliyet değişikliklerini karşılamak üzere “Ulusal Tarımsal Risk Fonu” kurulması önerilmiştir.”
Üretim planlamasında düzenlemeye ihtiyaç var
Üretim planlaması ve ilişkili uygulamalar tarımsal bir devrim niteliğinde değerlendirildiği tecrübeler ve ihtiyaçlar doğrultusunda güncellenerek sürecin devamının desteklenmesinin gerekliliği belirtilen bildirgede üretim planlaması ile talepler ise özetle şöyle: “Sistemin takibi, kontrolü, gerçek veriler üretmesi yoluyla sürdürülebilirliği uydu sisteminin entegre edilmesiyle mümkündür. Böylelikle desteklerin yerini bulması, stratejik ürünlerde gerçek ekim alanı verilerine ulaşılması, sağlıklı programların oluşturulması mümkün olabilecektir. Uydu teknolojilerinin entegre edilmesiyle kazanılacak tecrübe ve oluşturulacak sistem bu ürünlerde gerçekçi üretim tahminine götürebileceği vurgusu yapılmıştır. Su kısıtı olan bölgelerde dörtlü ekim nöbetinde şekerpancarının üst üste olmamak kaydı ile en çok iki defa ekilmesi nematod zararı sebebiyle, patateste ise hastalık yoğunluğunu artıracağı bilimsel verileriyle çeliştiğinden dört yılda en çok bir yıl ekilmesi şeklinde düzenleme yapılmalıdır. Ayçiçeğinde ise Orabanş riski sebebiyle, aynı tarlaya üst, üste ekilmemesi zorunluğu getirilmelidir.
Stratejik olarak nitelendirilen her ürüne yeraltı su kısıtı olan havzalar bile olsa temel destek verilmesi, sistemin temeli açısından gereklilik olup, önemli olan ortaya konulan münavebe ilkelerine uyulmasıdır. Bu anlamda patates ve mısıra su kısıtı havzalarında hiçbir destek ödenmez kararı gözden geçirilmeli, ekim nöbeti ilkelerine uyulmak kaydı ile bu havzalarda en azından temel destek ödenmelidir. Yeraltı su kısıtı havzalarında mısırın üretimi ekim nöbeti uygulamaları ile kontrol edilmeli, bunun dışında bir bitki türünün mısırda olduğu gibi istenmeyen tür imajı oluşturulmamalıdır. Kaldı ki, artan karma yem üretimine bağlı olarak mısıra olan talep giderek artmakta ve mısır eksikliği arpaya ve düşük kalite buğdaya yönelimi artırdığından özellikle yetersiz üretimin olduğu yıllarda başka sorunları da tetiklediği göz önünde bulundurulmalıdır.”
Hububatta sigorta zorunlu hale getirilmeli
İklim değişikliğinin tarımsal üretim üzerindeki olumsuz etkilerinin her yıl değişken boyut ve şekillerde görülebileceği dikkate alınarak hububat tarımında TARSİM üzerinden sigortalanmasının zorunlu hale getirilmesinin belirli bir süreçte planlanması, buğday, arpa ve çavdarda uygulanan gelir koruma sigortasının, buğday, arpa, çavdar, yulaf ve tritikalede uygulanan köy bazlı verim sigortası ile Tekirdağ ilinde pilot olarak uygulanan parsel bazlı verim sigortasının yaygınlaştırılması üzerine programlı bir çalışma yapılması talebi de bildirgede yer aldı.
Üretim 23 milyon tonu aşar mı?
Ulusal Hububat Konseyi Kongresi’nin sonuç bildirisinde 2025 yılında 17,9 milyon ton olan buğday üretiminin 2026 üretim yılında 22 milyon 750 bin ton ile 23 milyon 250 bin ton arasında olacağı tahmini paylaşıldı.
Hasat geç başlayacak
Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürü Ahmet Güldal 2 Mayıs’ta yaptığı sosyal medya paylaşımında Çukurova’da buğdayın durumu hakkında şunları yazdı: “Ekinlerin bitki gelişimleri iyi ve sağlıklı, süt olum dönemi içerisinde. Mevsim şimdiye kadar hububatın lehine seyretti, verimin geçen yılların üzerinde olması bekleniyor. İklimin olumlu seyretmesi, bitki gelişiminin güçlü olması hasadın 7-10 gün geç başlayacağını gösteriyor.”
Ahmet Güldal Amik Ovası ile ilgili olarak ise ekinlerin gelişiminin iyi olduğunu, yağış fazlalığı nedeniyle yer yer sararmaların dikkat çektiğini belirterek yağışların sürmesi nedeniyle hasadın önceki yıllara göre iki hafta geç başlayacağını öngördüklerini belirtti.
Buğday üretimindeki artışın nedenleri
- Kuraklık nedeniyle 2025 yılında üretim son yılların en düşük seviyesinde gerçekleşti.
- Pamuk, mısır gibi ürünlerde artan maliyet ve su sorunu nedeniyle buğday ekimine yönelme oldu.
- Mısır ve pamuktaki fiyat düşüşü, yetersiz destekler buğday üretimini tetikledi.
- Toprak mahsulleri Ofisi’nin “alım garantisi” üreticiyi daha fazla buğdaya yönlendiriyor.
- Yaşlanan nüfus ve işçilik sorunu nedeniyle ekimi ve hasadı daha kolay olan buğday tercih ediliyor.
- Kuru alanda üretime en uygun ürün olması nedeniyle tercih ediliyor.
- Savaş, salgın hastalıklar, iklim krizi gibi küresel sorunlar buğdaya ilgiyi artırıyor.
- Lisanslı depo kapasitesinin artması ile özellikle büyük üretici buğdayını daha uzun süre stoklayabiliyor.
- Hükümetin planlı üretim politikası kapsamında su kısıtı nedeniyle alternatif ürünlere yönlendirmesi buğday ekimini cazip kılıyor. Mısır ekim alanları 2025 yılında 9,4 milyon hektar iken 2026’da 8,1 milyon hektara düştü. Buğday bu daralan alandan pay aldı.
Buğday üreticisi ne istiyor?
Buğday üretimini rekor seviyede artıran üretici öncelikle ürününün değerinde satın alınmasını istiyor. Bunun için Toprak Mahsulleri Ofisi’nin açıklayacağı alım fiyatı ve alım politikası büyük önem taşıyor. 2023 yılında randevu almakta zorlanan ve ürününü teslim etmekte büyük sıkıntılar yaşayan üretici benzer bir sorunun 2026’da yaşanmaması için önlemler alınmasını istiyor.
Üreticiler, özellikle Amerika Birleşik devletleri ile İsrail’in saldırısı ile başlayan İran savaşı nedeniyle artan maliyetlerin buğday alım fiyatına yansıtılmasını istiyor. Üretici 2025 sonbahar kış döneminde buğday ekti gübreyi o zaman kullandı denilerek gübredeki fiyat artışının dikkate alınmaması endişesini yaşayan üretici, mazot fiyatındaki artış nedeniyle hasat maliyetinin, taşıma maliyetinin arttığını ve bunların fiyata yansımasını istiyor. Üretim yüksek diye fiyatın düşük açıklanması bir yıl sonra buğdaydan da kaçışı hızlandırır.
"Türkiye’nin buğday üretimi %20 artacak"
Amerika Tarım Bakanlığı (USDA), 8 Nisan 2026’da Türkiye’ye ilişkin olarak yayınladığı “Tahıl ve Yem Yıllığı” raporunda buğday ve arpa üretiminde rekor seviyeye ulaşılmasının beklendiği ifade edildi.
Sonbahar ve kış aylarındaki yağış koşullarındaki iyileşme nedeniyle, Türkiye’nin 2026/2027 pazarlama yılında buğday ve arpa üretiminde önemli yıllık artışlar beklendiği bilgisine yer verilen raporda, “Olumlu hava koşulları devam ederse, bazı sektör uzmanları bu iki kışlık ürünün üretiminin yeni rekorlar kırabileceğini tahmin ediyor. Buna karşılık, bazı çiftçilerin daha az su gerektiren ürünlere geçmesi nedeniyle mısır üretiminin belirgin şekilde düşmesi bekleniyor. Türkiye’nin un ihracatının yıllık olarak artması öngörülse de, ihracat henüz eski seviyelerine ulaşmadı” denildi.
BUĞDAY ÜRETİM ALANI 150 BİN HEKTAR ARTTI
Buğday üretimi ile ilgili olarak yapılan değerlendirmede özetle şu bilgilere yer verildi: “2026/2027 pazarlama yılı için hasat edilecek buğday alanının, bir önceki yıla göre 150 bin hektar artarak 7,45 milyon hektara ulaşması öngörülüyor. Sektör kaynaklarına göre, birçok çiftçi geçen sonbaharda, özellikle pamuk olmak üzere diğer sıra bitkilerine göre daha yüksek ve daha öngörülebilir getiri sağlayacağı beklentisiyle daha fazla kışlık buğday ekti. Bu genişleme, birçok çiftçinin pamuk ekiminden buğday ekimine geçtiği Güneydoğu Anadolu’da en belirgin şekilde görülecektir.
Geçen yıl yürürlüğe giren ve su kıtlığı çeken bölgelerde kuraklığa dayanıklı ürünlerin üretimini teşvik etmeyi amaçlayan hükümetin “Tarımsal Üretim Planı” da hasat edilen alanın öngörülen genişlemesine katkıda bulundu. Aynı zamanda, bu genişleme, çiftçilerin buğdaylarını Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO)’ne rekabetçi bir fiyata satabilecekleri beklentisine bağlıdır.
Çiftçilerin buğday ekimi kararlarını verirken dikkate aldıkları en önemli faktörlerden biri, ürünlerini TMO’ya satabilmesidir. TMO, piyasayı istikrara kavuşturmak ve çiftçiler için bir güvenlik ağı sağlamak amacıyla hükümet adına yerli ve ithal buğday ve diğer emtiaları satın almaktadır. 2026/2027 pazarlama yılı sezonunda, çiftçiler, hükümet tarafından işletilen kuruluşun, artan üretim maliyetleri karşısında buğday üreticilerinin ayakta kalmasına yardımcı olmak için özel sektör alıcılarından daha yüksek bir alım fiyatı sunması beklendiğinden, buğdaylarının mümkün olduğunca büyük bir kısmını TMO’ya satmakla ilgileneceklerdir.”
ÜRETİMDE YÜZDE 20 ARTIŞ ÖNGÖRÜLÜYOR
Amerika Tarım Bakanlığı’nın Türkiye’nin buğday üretimi ile ilgili yaptığı tahminler genellikle Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) yaptığı tahminden daha düşük oluyor. 2024 yılı için Türkiye İstatistik Kurumu’nun buğday üretim tahmini 20,8 milyon ton iken, Amerika Tarım Bakanlığı 19 milyon ton olarak açıklamıştı. 2025 yılında TÜİK buğday rekoltesini 17,9 milyon ton açıklarken, Amerika Tarım Bakanlığı 16,3 milyon ton olarak ilan etti. Amerika Tarım Bakanlığı’nın tahminlerini bu çerçevede değerlendirmek gerekiyor. Son olarak 8 Nisan’da yayınladığı raporda Türkiye’nin 2026-2027 sezonu buğday üretim tahminini 19,8 milyon ton olarak açıklayan Amerika Tarım Bakanlığı’nın değerlendirmesi özetle şöyle:
“Beklenen hasat alanındaki genişleme ve elverişli hava koşullarından kaynaklanan verim artışına paralel olarak, 2026/2027 hasat yılı buğday üretiminin bir önceki yıla göre yüzde 20 artarak 19,8 milyon ton ile rekor seviyedeki ikinci en yüksek miktara ulaşması öngörülüyor. Bazı sektör uzmanları, Mart-Mayıs aylarındaki bahar yağmurlarının elverişli olması durumunda üretimin daha da yükselebileceğine ve hatta 21 milyon tonluk önceki rekoru aşabileceğine inanıyor. Ülkenin buğdayının (ve arpasının) yüzde 80’inin kuru tarım yapılan alanlarda yetiştirilmesi nedeniyle, yeterli ve zamanında yağmur, genel üretim için kritik öneme sahiptir.”
GÜBREDEKİ YÜZDE 25 FİYAT ARTIŞI MALİYETLERİ ARTIRDI
Orta Doğu’daki karışıklık, Mart ayında gübre ve yakıt fiyatlarının bir önceki aya göre yaklaşık yüzde 25 artmasına neden olduğu belirtilen raporda, “Türkiye’nin gübresinin büyük bir kısmının ithal edilmesi nedeniyle potansiyel gübre kıtlığı endişeleri de vardı. Bu endişeleri gidermek için, Tarım ve Orman Bakanı, çiftçilere ülkenin 2026/2027 hasat yılı için yeterli gübre stoğuna sahip olduğu konusunda güvence veren çeşitli kamuoyu açıklamaları yaptı. Aynı zamanda, yerel gübre fiyatlarındaki yukarı yönlü baskıyı azaltmak için Türk hükümeti, ithal üre üzerindeki yüzde 6,5’lik gümrük vergisini kaldırdı, üre ihracatını yasakladı ve amonyum nitrat gübresine yönelik yasağı Mayıs ayı sonuna kadar geçici olarak askıya aldı. Hükümet, yükselen yakıt fiyatlarını dengelemek için ek bir destek açıklamamış olsa da, bazı kaynaklar hükümetin sonunda müdahale edeceğini öngörüyor” bilgisine yer verildi.
BUĞDAY İTHALATI 6,5 MİLYON TON OLACAK
Amerika Tarım Bakanlığı Türkiye’nin 2026/2027 pazarlama yılı için buğday ithalatının 6,5 milyon ton olarak tahmin edildiğini belirterek: “Bu, bir önceki yıla göre 700 bin tonluk bir düşüş anlamına geliyor ve hükümetin birkaç yıl önceki rekor buğday hasadından sonra yaptığı gibi ithalat kısıtlamaları uygulamayacağı varsayımına dayanıyor. 2026/2027 pazarlama yılında beklenen rekor seviyeye yakın hasatla birlikte, Türkiye’nin iç tüketim için buğday ithal etmesine gerek kalmayacak, ancak ülkenin un ihracat işini desteklemek için Dahilde İşleme Rejimi (DİR) kapsamında öğütmelik buğday ithal etmeye devam edecektir. Ancak, DİR kapsamında buğday ithalat hacimlerinin birkaç yıl önceki seviyelerine tam olarak geri dönmesi beklenmiyor; bu da Türkiye’nin un ihracatının 2026/2027 pazarlama yılında eski konumuna ulaşamayacağını gösteriyor."
İHRACATIN 6,5 MİLYON TON OLMASI BEKLENİYOR
2026/27 pazarlama yılında buğday ihracatının yıllık bazda hafif bir artışla 6,5 milyon tona ulaşması öngörüldüğü belirtilen raporda, un ihracatçılarının Afrika ve Orta Doğu’daki önemli ihracat pazarlarında kaybettikleri pazar payını geri kazanmakta zorlanmaya devam ettikleri için ihracat hacimleri üçüncü yıl üst üste 2023/2024 pazarlama yılı seviyelerinin gerisinde kalmaya devam edeceği ifade ediliyor. Rapora göre, bu tahmin, hükümetin un olarak işlenip yeniden ihraç edilmek üzere buğday ithalatına kısıtlamalar getirmeyeceği varsayımına dayanmaktadır. Rapora göre, 2025/2026 pazarlama yılı buğday ihracat tahmininin, yıllık bazda yaklaşık 850 bin ton azalarak 6,3 milyon tona düşmesi ve neredeyse 10 yılın en düşük seviyesine gerilemesi beklenmektedir. Bu tahmin, çeşitli faktörlere dayanmaktadır: ihracat için mevcut arzın azalması nedeniyle durum buğdayı ihracatında yavaşlama; Irak’ın Türk ununa olan talebinde keskin bir düşüş; Hükümetin 2024/2025 pazarlama yılında yerli buğday stoklarını eritmek için DİR kapsamında buğday ithalatını askıya almasının ardından, geleneksel un ihracat pazarlarında pazar payını geri kazanmada devam eden zorluklar yaşandı.
UN İHRACATI DÜŞERKEN MAKARNA İHRACATI SABİT KALACAK
2025/2026 pazarlama yılının Haziran-Ocak döneminde un ihracatı, bir önceki yıla göre yüzde 3 düşüşle 2,2 milyon ton buğday eşdeğerine geriledi. Irak’a yapılan ihracat düşmüş olsa da, Irak hala Türk un ihracatının en önemli destinasyonu olmaya devam ediyor, onu Suriye ve Somali takip ediyor. Un ihracatındaki sürekli düşüşe rağmen, Türk un endüstrisi için Suriye, Endonezya ve Gana gibi seçilmiş pazarlara yapılan ihracatın artmasıyla bazı olumlu gelişmeler yaşandı.
Rapora göre son 5 yılda, Türk makarna ihracatı yaklaşık 1,8 milyon ton buğday eşdeğeri seviyesinde istikrarlı kaldı. Makarnanın Afrika ülkeleri için daha uygun fiyatlı hale getirilmesine yardımcı olmak için, bazı Afrikalı alıcılar Türk makarna üreticilerinden durum buğdayının bir kısmını daha ucuz öğütme buğdayıyla değiştirmelerini talep ediyor. 2025/2026 pazarlama yılı Haziran-Ocak döneminde makarna ihracatı yaklaşık 1,25 milyon ton (ağırlıklı ortalama) olarak gerçekleşti ve bir önceki yılın aynı dönemine göre neredeyse değişmedi. Başlıca ihracat yapılan ülkeler Somali (118.000 ton), Gana (103.000 ton) ve Togo (70.000 ton) oldu.
BUĞDAY STOĞUNUN 3,5 MİLYON TON OLMASI ÖNGÖRÜLÜYOR
Amerika Tarım Bakanlığı’nın Tahıl ve Yem Raporu’na göre Türkiye’nin 2026/2027 pazarlama yılı için buğday stoklarının, neredeyse rekor seviyede bir buğday hasadının ardından TMO’nun daha fazla stok tutacağı varsayımına dayanarak, yıllık bazda önemli ölçüde daha yüksek, yaklaşık 3,5 milyon ton olarak tahmin ediliyor. Tahmin edilen stoklar, Türkiye’nin yaklaşık iki aylık buğday tüketim ihtiyacını temsil ediyor.
2025/2026 pazarlama yılı sonu buğday stok seviyelerinin 2,5 milyon ton olarak tahmin edildiği belirtiliyor. TMO, yerli buğdayın önde gelen alıcılarından biri olduğu ve fazla stokları tasfiye etme konusunda aynı ekonomik baskıya maruz kalmadığı için ülkenin buğday stoklarının çoğunu elinde tutuyor. Buna karşılık, özel sektör, mevcut ekonomik koşullar göz önüne alındığında daha yüksek getiri sağlayan finansal varlıklara yatırım yaparak daha fazla para kazanabilecekleri için stoklarını mümkün olduğunca düşük tutmayı tercih ediyor.
