YÖREX’in uluslararası boyuta taşınması fikri bir süredir gündemde. Ancak, bu çok kolay değil. Ülkenin her bölgesinden her ilden hatta ilçeden tarım ürünlerini, gıda ürünlerini yurtdışına çıkarmak, gidecek olanlara vize alınması gibi teknik sorunlar söz konusu.
Tarım yazarı olarak en çok gittiğim illerin başında Antalya var. Tarımın en önemli merkezi; tarıma ilişkin önemli fuar ve etkinlikler, toplantılar Antalya’da yapılıyor. İzmir’de yaşayanlar için Antalya’ya ulaşım da oldukça kolay. Benim gibi akşamları evinde olmak isteyenler için sabah 07.00’de Antalya’ya uçakla gidip akşam 08.00 uçağı ile eve dönebiliyorsunuz.
Çocukların, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutlamak için sabırsızlandığı bir günde sabahın 5’inde yollardaydım. Yöresel Ürünler Fuarı (YÖREX) için bir kez daha Antalya’ya gittim. Yöresel Ürünler Fuarı, ilk kez 2010 yılında yapıldı. Sanırım ilk bir iki fuar dışında hepsine katıldım. Aradan 16 yıl geçti. Fuar her yıl gelişerek büyüdü. Türkiye’nin yöresel ürünlerdeki zenginliği yurt içinde ve Avrupa Birliği nezdinde coğrafi işaretli ürünlere dönüştü. Bunda Yöresel Ürünler Fuarı’nın çok büyük katkısı var.
Fuarın fikir babası Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır. Antalya Ticaret Borsası’nın öncülüğünde, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin desteği ile 16 yıldan beri yapılan YÖREX, Anadolu’nun, Trakya’nın binlerce yıllık mirası olan yöresel ürünlerin tanıtımını yapıyor.
Kadın emeği ile yöresel ürünler gelecek kuşaklara taşınıyor
Dünyada hızla yayılan fast-food kültürüne dayalı “tek tip beslenme” öne çıkarken yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalan yöresel ürünlerin yaşatılması, tanıtılması ve desteklenerek üretiminin sürdürülebilmesinde bu fuarın çok önemli bir katkısı var.
Fuarı gezerken ülke turuna çıkmış gibi il il yöresel ürünleri, kültürleri, yaşam biçiminin yansımalarını ve en önemlisi de ülkenin tarımsal zenginliğini görüyorsunuz.
İlk fuardan bugüne benim açımdan en dikkat çekici olan ise birçok konuda olduğu gibi yerel tohumda, yerel değerlerin, yemeklerin gelecek kuşaklara taşınmasında kadınların öncü rolü bu fuara yansıyor. Pek çok alanda görülmeyen kadın emeği bu fuarda görünür kılınıyor. Kadınların çabaları ile yöresel ürünler, yemekler kuşaktan kuşağa aktarılıyor.
Her fırsatta söylediğimiz gibi, ülkemizin tarımdaki zengin potansiyeli, ürün çeşitliliği, üretim kültürü, coğrafi yapısı ve kültürel çeşitliliği ile geleneksel ve yerel ürünler bakımından dünyanın en zengin ülkelerinden birisidir. Bu zenginliği fark eden ve Yöresel Ürünler Fuarı’nı yaşama geçiren Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır ve ekibinin hedefi bu zenginliği uluslararası arenaya taşımak.
Sizin oraların nesi meşhur?
“Sizin oraların nesi meşhur?” sloganıyla düzenlenen Yöresel Ürünler Fuarı aynı zamanda Antalya’da veya bölgede yaşayanlar için yörelerinin ürünlerini, lezzetlerini satın almalarına da olanak sağlıyor.
Ülke genelinde bu kapsamda düzenlenen en önemli fuar olan Yöresel Ürünler Fuarı’nın uluslararası boyuta taşınması fikri bir süredir gündemde. Ancak, bu çok kolay değil elbette. Ülkenin her bölgesinden her ilden hatta ilçeden tarım ürünlerini, gıda ürünlerini yurtdışına çıkarmak, gidecek olanlara vize alınması gibi teknik sorunlar var. Bu sorunlar aşıldığında öncelikle Almanya’da böyle bir fuar çok ilgi görecektir.
Türkiye’nin Avrupa Birliği’nden coğrafi işaret tescili alan 46 ürünü var. Fuar Avrupa’ya gitmeden 46 ürün zaten orada tescil edildi. Üstelik coğrafi işaret tescili Türkiye’de yeterince değerlendirilmese de Avrupa’da tüketici tarafından çok önemseniyor.
Yöresel Ürünler Fuarı fikrini ortaya atan ve 2010 yılından bu yana başarıyla düzenleyen Antalya Ticaret Borsası’nın Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır ile 23 Nisan’da gün boyu fuar alanında stantları ziyaret ettik.
Belediyelerin yoğun ilgisi dikkat çekiciydi
Fuar 22-26 Nisan tarihlerinde yapıldı ve 70 ilden yaklaşık 520 katılımcı yer aldı. Daimi katılımcılar oda ve borsalar. Bu yıl fuarda kalkınma ajanslarının olmaması dikkat çekiciydi. Başka bir organizasyon nedeniyle ilgili bakanlık kalkınma ajanslarının katılmasını istememiş. Kalkınma ajansları yoktu ama belediyelerin yoğun ilgisi vardı. Antalya, Muğla ve Gaziantep Büyükşehir belediyesi olmak üzere 3 büyükşehir ve 32 il ilçe belediyesi olmak üzere 35 belediye yer aldı.
Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır belediyelerin katılımının önümüzdeki yıllarda daha da artmasını beklediklerini belirterek şunları söyledi: “Belediyelerin katılımı önemli çünkü belediyeler de yöresel ürünlerle ilgili çalışmalar yapıyor. Kadın kooperatiflerine özellikle çalışmalarına rehberlik yapıyorlar. Belediyeler özellikle kadın kooperatifleri yoluyla yöresel ürünlere sahip çıkıyorlar. Bu bir anlamda kırsaldaki insanlara iş, aş konusu da önemli. Bir de tabii ki bu toprakların birikimini değerlendirmek açısından. 120 civarında kooperatif var, bunun 70 tanesi kadın kooperatifi. Bu daha da önemli çünkü yöresel ürünlerin etrafında toplanan kadınlar o ürünleri tekrar üretmeye başladı.
Kadın kooperatiflerini çok önemsiyoruz. Çünkü aslında olması gereken, coğrafi işaretlerin etrafında örgütlenen üretici, o işaretlerin hakkını veriyorlar. Hem üretimini geliştiriyorlar hem pazarda pay alabiliyorlar. Gerektiğinde de hakkını, hukukunu korumak için mücadele edebiliyorlar. Bizim de dileğimiz zaten bütün coğrafi işaretlerin etrafında üreticilerin kümelenmesi, örgütlenmesi. Bunlara kooperatif deyin, şirket deyin, dernek deyin. Bir şekilde onun etrafında toplanmaları, coğrafi işaret belgesi aldıktan sonraki en önemli aşama.”
Alıcılarla üreticilerin buluşma noktası
Avrupa Birliği'nin kabul ettiği coğrafi ürünlerin hemen hemen hepsinin fuarda olduğuna dikkat çeken Ali Çandır gelecek hedeflerini şöyle açıkladı: “ Türkiye Odalar Borsalar Birliği'nin desteğiyle yarattığımız B2B (alıcı ile satıcının yüz yüze görüşmesi) alanında da Özdilek, Metro, Trendyol, Migros gibi büyük alıcılar özellikle pazarlama konusunda arayışta olan üreticilerimize yardımcı oluyorlar. Onlarla yüz yüze temaslarla hem ürünlerini tanıtıyorlar hem ürünlerin satışını sağlıyorlar. Yine Antalya'daki yeme içme sektörünün dernekleri, otel satın almacıları sürekli alandalar. Onlar da otellerinde bu ürünleri tükettirmek istiyorlar. Biliyorsunuz son yıllarda gastronomi öne çıktı. Aslında doğru bir yoldayız. Hem şehirlerin tanıtılması hem de gastronomi turizminin geliştirilmesi için. Gastronominin temelini de aslında oluşturan coğrafi işaretli ürünler. Bu ürünlerle yapılan yemekler daha kıymetli, daha eşsiz oluyor.
Onun için bu konuda da Turizm Bakanlığımız ve yeme içme sektörü de önemli çalışmalar yapıyor. Tahmin ediyorum, bundan sonraki rotamızda yurt dışına açılıp bu malları pazarlamanın yanında gastronomi konusunda gelişimini sağlamak, belediyelerimizin bu konudaki çalışmalarına rehberlik etmek önceliğimiz olacak diye düşünüyorum.
Bizim buradaki hedefimiz aslında yurt dışında fuarlara katılmanın ötesinde uzun vadede İtalya gibi “Made in Italy” modelini Türkiye’ye uyarlamak. Onun gibi yere götürmek. Ama öncelikle kendi insanımıza bu ürünlerimizi tanıtmamız, tüketimini yaygınlaştırmamız, ürünlerin gelişimini sağlamamız gerekiyor. Kısacası yolumuz çok uzun.”
Özetle, alanındaki tek fuar olan Yöresel Ürünler Fuarı, yöresel ürünlerin tanıtımı, gelecek kuşaklara aktarılması ve ekonomik değer kazanmasında çok önemli bir rol üstleniyor. Özellikle kadın emeğinin görünür kılınması, yerel ürünlerin kültürüyle yaşatılması çok önemli.
Coğrafi işaretli ürün sayısı 16 yılda 18 kat arttı
Bu yıl, Yöresel Ürünler Fuarı’nın açılışında orada değildim. Bir gün sonra gittim. Ancak, ilk fuardan bu son fuara kadar hepsine katılan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun konuşmasına baktım önemli bir veriyi paylaştı. Hisarcıklıoğlu, Yöresel Ürünler Fuarı’nın 16 yılda neleri başardığını şu sözlerle anlatıyor: “Yöresel ürünlerin tanınmasına ve markalaşmasına büyük destek oldu. Ülkemizdeki coğrafi işaret bilincinin gelişmesine de önemli katkılar sunuyor. YÖREX ile coğrafi işarete sahip ürün sayısında adeta patlama yaşandı, 16 senede neredeyse 18 kat arttı ve 1800'ün üzerine çıktı. Yerel zenginliklerimizi Avrupa Birliği nezdinde de koruma altına almaya başladık. Eskiden hiç yoktu bu işe başladığımız zaman, şimdi ise 46 ürünümüz Avrupa Birliği’nden coğrafi işaret tescilini aldı. Daha bir bu kadar ürünümüz de sırada bekliyor. TOBB Brüksel Ofisimizle, coğrafi işaretlerin Avrupa Birliği tescil sürecine yardımcı oluyoruz.”
YÖREX sayesinde tüm illerde yerel ürünlerin tanındığını ve daha fazla talep gördüğünü anlatan Hisarcıklıoğlu, ülkenin tüm renklerinin, Anadolu'nun el emeği, göz nuru yüzlerce ürünün fuarda bir araya geldiğini belirtti. Fuarın Türkiye'nin 7 bölgesinin yöresel ürünlerini sergileyen bir vitrin görevi gördüğünü dile getiren Hisarcıklıoğlu, milli kültürün zenginliklerini görmek isteyen, memleket hasretini gidermek isteyenler için de eşsiz bir fırsat sunduğunu ifade etti. Hisarcıklıoğlu, YÖREX'in dünyada da ses getirdiğini ve Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından ödüllendirildiğini vurguladı.
