Maliki’nin Başbakan olarak atanması için önce Irak parlamentosunun toplanıp, Cumhurbaşkanı’nı seçmesi gerekiyor. Bu seçimin de önümüzdeki hafta yapılması planlanıyor.
Ortadoğu’ya rahat yok.
Amerikan uçak gemileri olası bir İran saldırısı için Ortadoğu’ya doğru seyrederken;
Suriye’de HTŞ, Amerikan arabuluculuğundaki ateşkesin uzatılmasından istifa Suriye’nin kuzeyinde PKK terör örgütünün Suriye uzantısı PYD-YPG’nin elindeki son toprakların hemen yığınak yaparken Irak da siyasi bir kaosun eşiğinde çırpınmakta.
ABD’nin Saddam Hüseyin’i devirdikten sonra kurduğu dini ve etnik kimliklere dayalı idari düzen çerçevesinde Irak’ta Cumhurbaşkanı’nın bir Kürt, Başbakan’ın Şii, Meclis Başkanı’nın ise Sünni bir politikacı olması Anayasa’yla zorunlu kılınmış durumda. Şiiler, Sünniler ve Kürtler, sadece birbirleriyle değil, kendi içlerinde de uzlaşmaya varabilmiş değiller.
Haşd-i Şabi’nin geleceği en büyük sıkıntı
Irak’ta yürütmenin başındaki Şii Başbakan’ın kim olacağı, ABD tarafından Bağdat’ın önüne konulan “Haşd-i Şabi milis gücü tasfiye edilsin” şartıyla da doğrudan bağlantılı.
Haşd-i Şabi, kağıt üzerinde Irak milli ordusu şemsiyesi altında olan, maaşını Irak hazinesinden alan, ancak emir-komutada Bağdat’tan çok Tahran’ın talimatlarına uyan bir yapı.
İşi daha da karmaşık hale getiren Tahran’ın “elinin” sadece Irak ordusu içinde değil, Irak siyasetinde de güçlü olması. ABD’den sızan bilgilere göre, Kasım 2025 seçimlerinde parlamentoya katılan 58 milletvekili “İran’a doğrudan bağlı” bir siyasi çizgide yer alıyor. ABD’nin bu 58 milletvekilinden hiçbirinin kurulacak yeni hükümette yer almasını istemediği, bunu da açık ifadelerle Iraklı etkin siyasetçilere belirttiği bildiriliyor.
Tüm bu karmaşa içinde, Irak parlamentosunda temsil edilen İran yanlısı Şii partilerin oluşturduğu Koordinasyon Grubu’nun başbakanlık için “İran yanlısı” olarak anılan eski Başbakan Nuri El Maliki’yi önermesi ise ayrıca dikkat çekici.
Maliki’nin adaylığına Sünniler tepkili; Sünni Ulusal Siyasi Konseyi bildiri yayınlayarak Şii Grubun kararını eleştirdi. Ancak Sünni Konseyi’nin iki farklı üyesinin “bildiriye biz katılmadık” açıklamaları Sünniler içinde de birlik olmadığını ortaya koydu.
Tüm bunlara, Şii Koordinasyon grubu içinde yer almayan, ancak ülkedeki önemli Şii hareket liderlerinden Sadr’ın henüz tarafını belli etmemiş olmasını da eklemek gerek.
Maliki’nin Başbakan olarak atanması için önce Irak parlamentosunun toplanıp, Cumhurbaşkanı’nı seçmesi gerekiyor. Bu seçimin de önümüzdeki hafta yapılması planlanıyor. Ancak Anayasal olarak bir Kürt’e ayrılmış olan Cumhurbaşkanlığı koltuğu için ülkedeki iki büyük Kürt partisi de anlaşamıyor. Mesud Barzani’nin liderliğindeki KDP mevcut Dışişleri Bakanı Fuat Hüseyin’i, Barzani ailesinin etkisindeki KYB ise eski Çevre bakanlarından Nizar Amidi’yi destekliyor. Kaos içinde kaos yaşıyor Irak siyaseti.
Maliki, ne yapabilir?
Maliki’nin Başbakanlığı Irak-İran ilişkilerini iki yöne de sürükleyebilir. Maliki, Tahran’a yakınlığı nedeniyle Haşd-i Şabi içinde de saygı gören bir isim. Dolayısıyla ABD yönetiminin Maliki eliyle Haşd-i Şabi’yi dağıtması “daha az sorunlu” olabilir. ikinci olasılık ise Maliki’nin İran etkisiyle ABD’ye direnme ihtimali. Bu durum da İran’dan önce Irak’ın da siyaseten kaosa düşmesinin, zaten kırılgan olan mevcut siyasi yapı ve Anayasal düzenin tamamen çökmesine neden olabilir.
Türkiye’nin güney komşusu Irak açısından bu hafta kritik gelişmelere gebe...