Bazen çok istediğimiz şeyleri, ne kadar uğraşsak da yapamayacağımızı biliriz. Örneğin, kanatlanıp uçamayacağımızı, arzın merkezine seyahat edemeyeceğimizi ya da ölüme çare bulamayacağımızı kabullenebiliriz. Ne var ki enflasyonu düşürmek böyle bir şey değil. Nitekim IMF’nin Ocak 2026 tarihli Dünya Ekonomik Görünümü raporunda, 2025 yılında tüketici fiyatları bazında yıllık enflasyonun dünya genelinde %4,1 olduğu hesaplanıyor. Enflasyon, gelişmekte olan ülkelerde %5,2 iken, gelişmiş ülkelerde ise %2,5 olmuş. Yani, dünyada hemen hiçbir yerde yüksek enflasyon diye bir sorun yok.
Peki bizde durum nasıl? 3 Şubat’ta açıklanan ocak ayı verilerine göre, fiyatlar Türkiye’de, sadece tek bir ayda %4,84 artmış. Bir başka ifadeyle, bizim bir aylık enflasyonumuz, dünyanın geri kalanının bir yıllık enflasyonundan daha fazla olmuş. Bizden daha yüksek enflasyonu olan ülkeler yok mu? Elbette var. Lakin listeye baktığımızda gördüğümüz ülkeler sadece Güney Sudan, Venezüella, İran ve Arjantin. En yüksek enflasyonlu ülkeler listesinin vazgeçilmesi Zimbabwe bile, bu yılın ocak ayında yıllık enflasyonunu, 29 yıldan beri ilk kez olmak üzere, tek haneli sayılara indirmeyi başardı.
Türkiye belki dünyanın en iyi ekonomisine sahip olan ülkesi değil. Lakin ne sosyal ne ekonomik ne de herhangi başka bir kategoride, dünya sıralamasında enflasyon kadar alt sıralarda olduğumuz başka bir gösterge yok. Bir başka ifadeyle, Türkiye’nin sosyo-ekonomik gelişmişlik seviyesini göz önüne aldığımızda, içinde bulunduğumuz enflasyonist ortam kesinlikle normal değil. Durumunu vahametini şöyle ifade edeyim: Bırakın bugünkü gibi yıllık %30’un üzerindeki enflasyon oranını, Merkez Bankası’nın 2026 sonu için hedefi olan %16 enflasyonu baz alsak bile, bizden daha yüksek enflasyonu olan sadece 6 ülke var!
38 yıldır ekonomiyle iç içeyim. Bunca yıldır gördüğüm çok net bir şey var: Dünyada enflasyonu düşürmek isteyip de düşüremeyen tek bir ülke bile yok. Buna Türkiye de dahil. 2002’den sonra uygulanan ekonomi politikaları sonucunda Türkiye’de yıllık enflasyon 2011 yılının başında %4’e kadar gerilemişti. Bir daha o seviyelere hiç yaklaşamasak da enflasyonu tek haneli sayılarda uzunca bir süre tutabilmiştik. Enflasyon 2017’de yeniden çift hanelere çıktıktan sonra, özellikle 2021’in sonundan itibaren eski alışkanlıkların yeniden ortaya çıkmasıyla, enflasyonda ipin ucunu bir kez daha kaçırmış olduk.
Enflasyonun zararları hakkında çok uzun yazmaya gerek bile duymuyorum. Ülkemizde, gelir dağılımındaki bozulmadan belirsizliklerin artması ve yatırım ufkunun kısalmasına, Türk lirasına güvenin kaybolmasından kayıt dışı ve illegal ekonomik faaliyetlerin artmasına kadar çok sayıda sıkıntının temel sebebi yüksek ve dalgalı enflasyon. Fiyat istikrarının bozulması, aslında genel ekonomik işleyişte başkaca sıkıntıların bir tezahürü. Bu nedenle birçok analist enflasyonu, vücuttaki ateşe benzetir. O yüzden, enflasyonla mücadele programlarında öncelikle ekonomide nelerin yolunda gitmediğinin, enflasyonu neyin körüklediğinin doğru bir şekilde saptanması çok önemlidir. Enflasyon çok büyük oranda parasal bir konu olsa da her ülkedeki enflasyonun kendine göre farklı dinamikleri olabilir. O yüzden önce doğru teşhis, sonra da doğru tedaviyle düşmeyecek olan bir enflasyon yoktur.
Ancak, enflasyonu düşürebilmek ve kalıcı fiyat istikrarını sağlayabilmek için, tüm bunların da ötesinde çok büyük bir sorunumuz olduğunu düşünüyorum: Toplumsal irade eksikliği. Enflasyonla mücadele, sadece Merkez Bankası’nın ya da ekonomi yönetiminin ve hatta hükümetin iradesiyle kazanılabilecek bir savaş değil. Birincil sorumlular elbette bunlar ama toplumun geri kalan kesimlerinin de kalıcı fiyat istikrarı konusunda ısrarcı ve aşırı talepkâr olmaları gerekiyor. İş dünyası, akademi, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşlarımız, hükümet üzerinde yeterince baskı kurmadıkları zaman, ekonomi yönetiminde birinci öncelik enflasyonu düşürmek olmayabiliyor. Türkiye’nin, enflasyonla mücadele konusunda on yıllardır iyi bir karnesinin olmadığını zaten biliyoruz. Tam da bu nedenle, tüm toplumsal kesimlerin kalıcı fiyat istikrarı konusunda çok bilinçli olması, bunun sağlanması yönünde talepkâr ve takipçi olması gerekiyor.
Bu nedenle diyorum ki, enflasyonu hızla düşürecek adımları, ne pahasına olursa olsun kararlı bir şekilde atıp; amasız, fakatsız bir şekilde kalıcı fiyat istikrarını sağlayacak iradeyi ortaya koymak için tam zamanı.