Türkiye’de Merkez Bankası’nın tek muhatabı yurtiçi aktörler değil. Mevcut ve potansiyel yabancı yatırımcılar da Merkez Bankası’nın hedef kitlesi içerisinde bulunuyor. Bunun en önemli nedeni, yetersiz yurtiçi tasarruflarımız nedeniyle, sürdürülebilir büyüme yolunda yabancı tasarruflara da ihtiyaç duymamız.
Başarılı bir merkez bankası için iletişim çok önemlidir. Bu konuda yazılmış onlarca makale, yüzlerce vaka çalışması bulmak mümkün. Türkiye’de de Merkez Bankası’nın son dönemde iletişime özel bir önem verdiğini biliyoruz. Üst düzey bir Merkez Bankası yöneticisinin son demeçleri ışığında, konuyla ilgili görüşlerimi paylaşmak istiyorum.
Merkez Bankası iletişimi dediğimizde biraz daha açık bir ifade kullanmakta fayda var. İletişimden kastettiğimiz tam olarak nedir? Merkez Bankası kiminle iletişim kuracak? Bir başka ifadeyle, Merkez Bankası’nın mesajlarını iletmeyi hedeflediği kitle, kimlerden oluşuyor? Dünyadaki birçok ülkede merkez bankasının iletişimdeki hedefi, yurtiçindeki ekonomik aktörlerdir. Yani merkez bankaları, aldıkları kararlar ve yaptıkları açıklamalarla, yurtiçindeki bireylerin, bankaların, şirketlerin ve genel kamuoyunun davranışlarını şekillendirmeye çalışır. Türkiye’de ise Merkez Bankası’nın tek muhatabı yurtiçi aktörler değil. Mevcut ve potansiyel yabancı yatırımcılar da Merkez Bankası’nın hedef kitlesi içerisinde bulunuyor. Bunun en önemli nedeni, yetersiz yurtiçi tasarruflarımız nedeniyle, sürdürülebilir büyüme yolunda yabancı tasarruflara da ihtiyaç duymamız. İlaveten, yurtiçi tasarruflarımızın yarıya yakının döviz cinsinden olması da, Merkez Bankası’nın sadece kendi bastığı para olan TL üzerinden değil, yabancı para birimleri üzerinden de düşünmesi ihtiyacını doğuruyor. Dolayısıyla, Merkez Bankası yetkililerinin yurtdışındaki ekonomik aktörlerle de sıkı bir iletişim içinde olması hem kaçınılmaz hem de sağlıklı.
Peki, Merkez Bankası’nın uygulamakta olduğu politikalar ve söylemleri, aynı zaman diliminde hem yurtiçi hem de yurtdışı ekonomik aktörlerin beklentilerini karşılayabilir mi? Yerli ve yabancı oyuncuların Merkez Bankası’ndan beklentileri birbiriyle uyumlu olmazsa, Merkez Bankası hangi grubun beklentilerini karşılamayı önceliklendirir? İşin iletişim boyutuna gelirsek, Merkez Bankası meramını anlatmaya çalışırken, yerli oyuncular ve yabancı oyuncularla aynı iletişim stratejisini kullanabilir mi?
Merkez Bankası yetkilisi: Kurduğumuz iletişim yurtiçinde anlaşılmadı
Şimdi sadede gelelim: Yukarıda bahsettiğim Merkez Bankası yetkilisi, 2023 Mayıs seçimlerinden sonra görevi devraldıklarında, bir ekonominin hayat damarı olan parasal aktarım mekanizmasının nasıl çökmüş durumunda olduğunu, Merkez Bankası ile ekonomik faaliyetler arasındaki linkin nasıl koptuğunu çok doğru bir şekilde bizlere anlattı. Parasal aktarım mekanizmalarının onarılması ve Merkez Bankası’nın eylem ve söylemlerinin ağırlığının artırılması için harcanan çabalar ve iletişimin bu çerçevede sürdürülmesi bence de çok doğru ve faydalı oldu. Fakat bahsi geçen yetkili, yaptıkları iletişimin yurtdışında hemen anlaşıldığını, lakin Türkiye’dekilerin bunu anlamadıklarını söyleyince beni bir düşünce aldı. Elin yabancısı nasıl olur da bizim merkez bankamızı bizden daha iyi anlar diye bayağı dertlendim. Burada oryantalist çözümlemelere falan girecek değilim tabii; o nedenle o kısmı pas geçiyorum. Bu durumda, “rasyonel bir insan olarak tanıdığımız Merkez Bankası yetkilisinin bu söyleminin arkasında ne olabilir acaba?” diye ciddi ciddi düşündüm. Sonunda vardığım sonuç, bir önceki paragrafta sorduğum soruların yanıtlarında gizli.
İlk önce şu tespiti yapmak lazım: Kısa vadeli bir bakış açısıyla, spekülatif kazanç peşindeki bir yabancı portföy yöneticisinin Merkez Bankası’ndan beklentisiyle, uzun vadeli bir bakış açısıyla Türkiye’de yatırım ve iş yapan bir reel sektör şirketinin Merkez Bankası’ndan beklentisi birbirlerinden, gayet doğal olarak, çok farklıdır. Basit bir örnek ile konuyu somutlaştırayım: Sıcak para yatırımcısı diye tabir ettiğimiz portföy yöneticisi, dolar cinsinden yüksek getiri elde edebilmek için hem yüksek reel faiz, hem de reel anlamda değer kazanan bir döviz kuru ister. Türkiye’de yerleşik bir reel sektör şirketi ise, enflasyonla uyumlu artan bir kur ve kabul edilebilir seviyede bir faiz ister. Merkez Bankası, bu farklı beklentileri göz önünde bulundurarak, kendisince gerekli olan politikaları uygular ve ona göre bir iletişim kurgular.
Merkez Bankası, yerel aktörlerle aynı frekansı tutturamadı
2023 Mayıs seçimlerinden sonra işbaşına gelen Merkez Bankası yönetiminin, yukarıda bahsettiğim türden yabancı yatırımcıların beklentilerini daha fazla karşılama eğiliminde olduğunu gördük. Dolayısıyla iletişimde kullanılan dil de daha çok yabancı yatırımcıların beklentilerini karşılayacak bir kurguda ilerledi. Bu süreçte yurtiçindeki ekonomik aktörler kendilerince itirazlarını dile getirseler de, özellikle kur politikası konusunda kendilerine pek muhatap bulamadılar. Böyle bir ortamda, Merkez Bankası yabancılarla çok iyi bir iletişim kurarken, yerel aktörlere aynı frekansı bir türlü tutturamayan bir görüntü verdi.
Bu nedenle, “yabancılar bizi anladı ama yerliler bizi anlamadı” gibi bir söylem yerine, “acaba bu yerli oyuncuların ne derdi var da bizi bir türlü anlamak istemiyorlar?” diye sormak bence daha doğru bir yaklaşım olurdu. Konu bizim Merkez Bankası’nı anlamamamız değil de, anladığımızı beğenmememiz olmuş olamaz mı mesela?