ESRA ÖZARFAT/BURSA
İzmakpar Yönetim Kurulu Başkanı Zarif Alp, otomotiv yan sanayinde 2024 ve 2025 yıllarının sipariş eksikliğinden çok maliyet baskısının belirleyici olduğu bir dönem olarak geçtiğini belirterek, sektörün bugün en büyük sınavının fiyat rekabetini yeniden kurabilmek olduğunu söyledi. Alp, özellikle ihracat bağlantılı projelerde verilen fiyatların 10 yıla yayılan üretim takvimleri nedeniyle artık çok daha yüksek risk içerdiğine dikkat çekti. Otomotiv sektöründe bir projenin teklif aşamasından seri üretime geçişinin yaklaşık iki yıl sürdüğünü, ardından yedi yıla varan üretim döneminin başladığını anlatan Alp, bu yapının bugünkü belirsizlik ortamında sanayiciyi zorladığını ifade etti. Alp, “Bugün verdiğiniz fiyatla üç yıl sonra üretime başlıyorsunuz. O günkü işçilik, enerji, kur ve lojistik maliyetlerinin ne olacağını öngörmek artık çok güç” dedi. 2017-2019 döneminde bağlanan projelerde maliyet öngörülebilirliğinin daha yüksek olduğuna değinen Zarif Alp, 2029-2031 dönemine yönelik fiyatlama yapılırken aynı öngörü ortamının bulunmadığını ifade etti.

“İş var ama dipte zarar varsa büyüklüğün anlamı kalmıyor”
Son dönemde otomotiv yan sanayinde sipariş hacminin tamamen kaybolmadığını ancak birçok firmanın kârlılığı koruyamadığını vurgulayan Alp, “10 milyon euroluk iş alıyorsunuz ama dipte zarar varsa bunun büyüklüğünün anlamı kalmıyor” değerlendirmesinde bulundu. Özellikle eski fiyatlarla devam eden projelerin bugün ağır maliyet baskısı oluşturduğunu belirten Alp, otomotivde geçmiş yıllarda alınan projelerin hâlâ üretimde olduğunu, ancak bugünkü işçilik ve enerji maliyetlerinin o dönemle kıyaslanamayacak seviyeye ulaştığını söyledi. “Maliyetini bilmeyen firmanın ayakta kalma şansı kalmadı. Ama maliyeti bilmek de tek başına yetmiyor; verimlilikle desteklenmesi gerekiyor” diyen Alp, otomasyon yatırımlarının kritik olduğunu ancak üretimin tamamen makineye bırakılmasının mümkün olmadığını, enerji ve insan faktörünün hâlâ belirleyici olduğunu kaydetti.
“Türkiye maliyette Avrupa ile kafa kafaya geldi”
Bursa özelinde üretim altyapısının kalite açısından Avrupa seviyesinde olduğunu ifade eden Alp, bugün temel problemin maliyet olduğunu söyledi. Alp, “Bursa kaliteyi, üretim disiplinini ve teknoloji kabiliyetini yıllar içinde oluşturdu. Ford Otosan, Toyota ve Renault gibi büyük üreticilerin burada yarattığı ekosistem çok önemli bir birikim sağladı. Ancak şu anda fiyat tarafında Avrupa ile kafa kafaya geldik” dedi. Enerji ve lojistik maliyetlerinin rekabet gücünü ciddi biçimde etkilediğini vurgulayan Alp, Avrupa’daki bir müşterinin Fransa’dan ürün aldığında yüzde 5 lojistik maliyet üstlenirken Türkiye’den alımda bu oranın yüzde 15-20’ye çıktığını söyledi.

“Finansmana erişim tek başına çözüm değil”
Son dönemde sıkça gündeme gelen ‘finansmana erişim’ başlığının sektör için kalıcı çözüm üretmediğini savunan Alp, yüksek maliyetli kredilerin sadece geçici rahatlama sağladığını belirtti. Alp, “Aylık yüzde 4,5 finansman maliyeti olan bir ortamda siz zaten yüzde 4 kâr ediyorsanız kazancınız tamamen finansa gidiyor. Bu sadece aspirin etkisi yaratır” diye konuştu. Sanayicinin öncelikle üretimden para kazanabilir hale gelmesi gerektiğini vurgulayan Alp, istihdam destekleri, teknoloji yatırımlarına uzun vadeli finansman ve maliyet azaltıcı yapısal önlemlerin birlikte ele alınması gerektiğini dile getirdi. Teknoloji yatırımları, otomasyon ve yapay zekâ destekli üretim konularını önemli bulduğunu belirten Alp, ancak bütün sanayinin aynı anda yüksek teknoloji üretimine geçmesinin gerçekçi olmadığını söyleyerek, “Katma değeri yüksek üretime geçiş elbette doğru hedef. Ama herkes aynı anda savunma sanayi ya da ileri teknoloji üreticisi olamaz. Sanayinin belli bölümü dönüşürken, geri kalanının da ayakta tutulması gerekir” açıklamasını yaptı.
Savunma sanayine giriş başladı
Otomotiv ve tarım makineleri alanında üretim yapan İzmakpar’ın son iki yıldır savunma sanayi projelerinde de yer almaya başladığını açıklayan Alp, burada üretim hacminin otomotive kıyasla sınırlı olduğunu ancak teknik yeterlilik açısından önemli bir alan açıldığını belirtti. İzmakpar’ın bugün beş ayrı üretim alanında faaliyet gösterdiğini belirten Alp, toplam kapalı alanın 50 bin metrekareye ulaştığını söyledi. Şirket bünyesinde 30 tondan 1.000 tona kadar pres hattı bulunduğunu aktaran Alp, metal şekillendirme, kaynak, kalıp ve boya dahil geniş üretim kabiliyetine sahip olduklarını ifade etti. Üretimde 2 bin 500 farklı parça ürettiklerini belirten Alp, özellikle tarım makineleri, otomotiv, yol makineleri ve ağır taşıtlar için uzun soluklu projelerde yer aldıklarını söyledi. Tarım makineleri sektöründeki küresel daralmaya rağmen müşteri çeşitliliği sayesinde dengelerini koruduklarını ve müşteri sayısını artırdıklarını belirten Alp, dünyanın önde gelen traktör markalarına üretim yaptıklarını, özellikle global ilk dört markanın tedarik zincirinde yer aldıklarını ifade etti.
Avrupa’da lojistik ayağı için yatırım hazırlığı
İzmakpar’ın ihracat oranının yüzde 50 seviyesinde olduğunu belirten Alp, iç pazarda yapılan üretimin önemli bölümünün de dolaylı olarak ihracata gittiğini söyledi. Şirketin Avrupa’da lojistik merkezli bir yapılanmayı değerlendirdiğini açıklayan Zarif Alp, bunun ilerleyen dönemde küçük ölçekli üretime dönüşebileceğini söyledi. Bölgede yaşanan savaşların Türkiye’ye etkisini de değerlendiren Alp, “Çin ve Hindistan savaş sonrası Avrupa açısından ayrı bir risk kategorisine geçti. Avrupa o riski almak istemiyor. Bu noktada Türkiye’nin potansiyeli öne çıkacaktır” dedi.
“Sanayicinin ayakta kalması ülkenin üretim gücü için şart”
Türkiye’de özellikle küçük ve orta ölçekli sanayicinin korunmasının zorunlu olduğunu vurgulayan Alp, sanayinin tamamının aynı anda dönüşemeyeceğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı: “Sanayinin yüzde 10’u, yüzde 20’si ileri teknolojiye geçebilir; geçmeli de. Ama kalan üretim altyapısını da yaşatmak zorundayız. Çünkü ülkenin üretim omurgası burada. Bu firmalar ayakta kalmadan dönüşüm de mümkün olmaz.”