Açıklanan son enflasyon verisi, piyasa beklentilerinin üzerinde gerçekleşerek yılın geri kalanına ilişkin enflasyon ve faiz indirimi beklentilerini yeniden şekillendirdi. Aylık bazda gelen yüksek enflasyon, hem para politikası tarafında soru işaretlerini artırdı hem de yatırımcı açısından “reel getiri” arayışını yeniden gündeme taşıdı.
Özellikle aylık enflasyonun yüzde 4’ün üzerinde gerçekleştiği dönemlerde, düşük riskli fonlarla enflasyonun üzerinde getiri elde etmek zorlaşıyor. Nitekim son veriler, yaklaşık bin fon içerisinden yalnızca 490’ının aylık bazda enflasyonun üzerinde performans gösterebildiğini ortaya koyuyor. Önceki aylarda yatırımcıların “görece risksiz reel getiri” aracı olarak gördüğü para piyasası ve kısa vadeli borçlanma araçları fonları, bu kez enflasyon karşısında yetersiz kaldı.
Aylıkta enflasyonu hangi fonlar yendi?
Aylık bazda enflasyon üzeri getiri sağlayan fonlara bakıldığında ilk sırada değerli metaller ve emtia teması yer alıyor. Altın, gümüş ve geniş emtia içerikli fonlar, küresel belirsizlikler ve jeopolitik tansiyonun etkisiyle güçlü bir performans sergiledi. Her ne kadar son günlerde kıymetli madenlerde sert dalgalanmalar görülse de aylık bazda getiriler hala enflasyonun üzerinde kalmayı başardı.
Borsa İstanbul’un yılın başında güçlü bir performans göstermesi ise hisse içerikli fonlara yansıdı. Özellikle BIST 30 ağırlıklı, temettü odaklı, banka–holding–sanayi temalı fonlar aylık bazda öne çıktı. Bunun yanı sıra yurt dışı hisse tarafında teknoloji fonları — çip, robotik, blok zincir ve oyun temalı ürünler — volatiliteye rağmen enflasyon üzeri getiri sundu.
Enerji tarafında ise pil teknolojileri, yenilenebilir enerji ve nükleer odaklı fonlar güçlü performans gösterdi ve göstermeye devam ediyor. Tarım ve emtia fonlarının da aylık bazda dikkat çekici bir performans sergilediği görülüyor. Gıda fiyatlarının kış şartları nedeniyle yükselişte olması ve yerli gıda hisselerinde yükseliş, tarım emtia ve gıda-içecek hisselerine yatırım yapan fonlara da destek verdi.
Özetle aylık tabloda riskli ve tematik fonların öne çıktığı, düşük riskli fonların ise zorlandığı bir dönem yaşandı.
Yıllıkta tablo daha dengeli
Yıllık bazda ise görünüm daha farklı. Enflasyonun üzerinde getiri sağlayan fon sayısı belirgin şekilde artıyor. Para piyasası fonları, borçlanma araçları fonları, özel sektör tahvil fonları ve hatta arbitraj fonları dahi yıllık bazda reel getiri sunabilmiş durumda.
Tematik olarak bakıldığında yine değerli metaller başrolde. Altın/gümüş ve emtia fonları yıllık bazda güçlü performans sergiliyor. Havacılık ve savunma teması, küresel savunma harcamalarındaki artış ve jeopolitik risklerin etkisiyle dikkat çekici bir getiri sundu.
Teknoloji fonları içinde yarı iletken, robotik ve oyun teması öne çıkarken; enerji tarafında pil, yenilenebilir ve nükleer yatırımlar yıllıkta da enflasyonu geride bıraktı. Petrol teması aylık bazda güçlü görünse de yıllık bazda enflasyonun gerisinde kaldı.
Yurt içi hisse temalarında ise tablo daha seçici. Halka arz, BIST 100 dışı şirketler ve katılım temalı fonlar yıllık bazda enflasyon üzeri getiri sağladı. Avrupa hisse senetleri içerikli fonlar ise zayıf dolar teması ve savunma–ilaç–teknoloji şirketlerinin güçlü performansı sayesinde öne çıktı.
Hem aylık hem yıllık bazda enflasyonun üzerinde performans gösteren temalar ise dikkat çekici biçimde ortaklaşıyor: Altın/gümüş/emtia, havacılık-savunma, teknoloji (özellikle yarı iletken ve robotik), enerji (yenilenebilir ve nükleer), Avrupa hisse fonları ve katılım–BIST 100 dışı hisse temaları.
Yılın geri kalanında hangi temalar öne çıkabilir?
Önümüzdeki dönemde para piyasası fonlarının önemini koruyacağı anlaşılıyor. Ekonomi yönetiminin reel faiz/getiri ve TL’de reel değerlenme politikasını sürdürme eğilimi, bu fonları portföylerin temel taşı yapmaya devam edebilir. Faiz indirimi sürecinin hızının yavaşlaması ihtimali de kısa vadeli fonları destekleyebilir.
Borçlanma araçları fonları ise enflasyondaki düşüş hızına bağlı olarak öne çıkabilir. Önümüzdeki dönemde beklentilerin altında gelebilecek enflasyon verileri tahvil piyasasını destekleyecektir. Ancak mevcut görünümde temkinli yaklaşım öne çıkıyor.
Altın tarafında ise küresel yatırım bankalarının pozitif beklentileri sürüyor. Zayıf dolar teması, merkez bankası alımları ve jeopolitik riskler altın fonlarını destekleyen unsurlar olmaya devam ediyor. Portföylerde makul bir oranda altın bulundurmak hala rasyonel görünüyor.
Yerli hisse tarafında özellikle BIST 30 ağırlıklı, temettü odaklı ve holding içerikli fonların yıl içinde daha istikrarlı bir performans sergileyebileceği değerlendiriliyor. Savunma, enerji ve sağlık gibi temalar da küresel ölçekte destek bulmaya devam edebilir.
Sonuç olarak enflasyonla mücadele sürecinde tek bir fon türüne güvenmek yerine, para piyasası fonlarını temel alarak; altın, yerli hisse ve seçici yabancı temaları içeren dengeli bir sepet oluşturmak, yılın geri kalanında enflasyon üzeri getiri arayışında daha sağlıklı bir yol haritası sunabilir.