CANAN SAKARYA/ANKARA
CHP Türkiye Varlık Fonu 2024 Yılı Hesap ve Tablolarının denetimi ile ilgili hazırladığı ek görüş raporunda Türkiye Varlık Fonu’nun (TVF) son dönemde artan bir borçlanma eğilimi içinde olduğuna dikkat çekti. Şubat 2024’teki eurobond ihracıyla başlayan bu sürecin sukuk ve murabaha gibi farklı araçların da finansman setine eklenmesiyle birlikte farklı bir görünüm aldığını kaydetti.
TVF’nin bu borçlanmaları hazine garantisi olmadan gerçekleştirdiği, bu durumun ise Fonun “uluslararası piyasalara erişim kabiliyetini güçlendirdiği” şeklinde yorumlandığını ancak durumun dünyadaki varlık büyük varlık fonlarından farklı olduğu şu şekilde ifade edildi:
“Dünyadaki büyük varlık fonları, ülkelerin bugünkü gelir fazlasını gelecek kuşaklar için yatırıma dönüştürmek amacıyla kurulmuş ve faaliyetlerine bu amaçla devam ederken Örneğin, Norveç’in Hükümet Emeklilik Fonu petrol gelirlerini küresel hisse senetlerine ve tahvillere yatırırken, Singapur’un GIC ve Temasek fonları ülkenin finansal varlıklarını dünya çapında şirketlere ortak olarak değerlendirirken, Kuveyt ve Katar fonları da enerji gelirlerini çeşitlendirmek için benzer stratejiler izlemekte iken Türkiye Varlık Fonu bu klasik modelin tersine, bir gelir fazlasını değil kamu kontrolündeki şirketlerden oluşan bir portföyü borçlanarak yönetmektedir. Son dönemde göstergeler TVF’nin artan borçlanma eğilimi içinde bulunduğunu göstermektedir.”
"Borçlanma koşulları, geri ödeme takvimi bilinmiyor"
TVF’nin dikkat çeken bir hızda dış borçlanmaya yönelmesinin fonun kuruluşu sırasında dile getirilen “paralel hazine” eleştirilerini doğruladığına vurgu yapılan raporda “Ayrıca bir crowding-out durumu da söz konusudur. Her ne kadar Hazine garantisi altında olmasa da TVF’nin yaptığı borçlanmalar Hazine ile aynı yatırımcı tabanını hedeflemektedir” denildi.
Hazinenin uzun yıllardır yürüttüğü dış finansman stratejisinin refinansman riskini azaltmak ve borçlanma maliyetini orta-uzun vadede en düşük seviyede tutmak üzerine kurulduğuna işaret edilen raporda, TVF’nin ise daha kısa vadeli ve daha yüksek maliyetli borçlandığı kaydedildi. Raporda, “ Şubat 2024’te Hazine’nin 10 yıllık tahvilinde 171 getiri yüzde 7,875 iken, aynı dönemde TVF 5 yıl vadede yüzde 8,375 oranla borçlanmıştır. Benzer biçimde, her iki kurumun da 5 yıl vadeli sukuk ihracı yaptığı Ekim 2024’te, Hazine yüzde 6,5 maliyetle borçlanırken TVF’nin oranı yüzde 6,95 olmuştur. Hazine daha uzun vadeli ve ucuz kaynak bulurken, TVF daha kısa vadeli ve pahalı borçlanmaktadır” değerlendirmesi yapıldı.
Dış borç stoku artarken TVF’nin internet sitesinde finansal yatırımlar, mali yükümlülükler veya dış borç pozisyonuna ilişkin hiçbir istatistiğin yer almadığı belirtilerek, bu borçların koşulları, hangi projeler için kullanıldığı ya da geri ödeme takvimi hakkında kamuoyuna açık bilgi bulunmadığı, Hazine’nin borç tablolarında da TVF kaynaklı yükümlülüklerin yer almadığını kaydedildi.
CHP’nin hazırladığı ek görüşte yer alan bazı tespitler satır başlarıyla şöyle:
-Cumhurbaşkanına bağlı olan, atanmaları ve görevlendirmeleri Cumhurbaşkanı tarafından gerçekleştirilen Devlet Denetleme Kurulu’nun Cumhurbaşkanının bizzat başkanı olduğu Türkiye Varlık Fonu ile ilgili denetim görevini koordine etmesi, Türkiye Varlık Fonu 2024 yılı Denetim Raporlarının Devlet Denetleme Kurulunun gözetimi altında hazırlanması “denetim etiği“ açısından sakıncalıdır.
-TVF ilk başkanının tutukluluğuna sebebiyet veren olaylar ve bununla ilgili değerlendirmeler denetim raporlarında yer almamış, bu konuda Plan ve Bütçe Komisyonu üyelerine bilgi sunulmamıştır.
-Raporlarda; devlete ait enerji üretim ve dağıtımın, petrokimya, maden arama ve üretme tesislerinin tamamen özelleştirilmesine yönelik işlemlerin yoğunlaştığı bu dönemde TVF Fonu bünyesinde elektrik üretimi, petrokimya tesisi kurulması, maden arama ve çıkartma tesisi ile ilgili olarak kamu şirketlerinin kurulmasının Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile ilişkilendirilmeksizin yapılmasının nedeni izah edilmemiştir.
-Denetim Raporlarında Türkiye Varlık Fonu bünyesine alınan kuruluşların mali performansları sorgulanmamıştır. Örneğin; BOTAŞ’ın, PTT’nin Türkiye Varlık Fonu bünyesine alındıktan sonra zararlarının yıllar boyunca neden arttığı konusunda herhangi bir araştırma, inceleme veya değerlendirmede bulunulmamıştır. TÜRKSAT ve TÜRKŞEKER’in neden zarar ettikleri konusunda herhangi tespit ve değerlendirme raporlarda yer almamaktadır.
-TVF bünyesinde kurulan 5 alt fondan sadece bir tanesi faaldir. Denetim elemanları Fon bünyesinde kurulan 5 alt fondan neden geriye sadece ikisinin kaldığı, bunlardan sadece birinin neden aktif durumda olduğu, diğer fonların neden terkin edildiği konusunda herhangi bir değerlendirmede bulunmamışlardır.
-TVF’nin Sayıştay denetimi başta olmak üzere çoğu hukuki mevzuattan, vergi ve yükümlülükten muaf tutulması ve aynı zamanda gerçekleştireceği yatırım ve işlemlere yönelik somut bir hedef ortaya koymamış olması Fonun ileride yapacağı faaliyetlerin meşruiyetini ve denetimini zorlaştırmaktadır.