Yılın başında “2026 yılı piyasalar açısından ne ifade ediyor?” sorusuna verilebilecek yanıt ile, Ocak ayının ilk 20 günü tamamlandıktan sonra aynı soruya verilecek cevap arasında belirgin bir ayrışma oluştu. Yani bir seneye daha strateji raporlarının mürekkebi kurumadan yenisinin yazıldığı bir şekilde başladık. Bunun ana nedenini ise tek bir başlık altında toplamak mümkün: ABD merkezli belirsizlikler ve bu belirsizliklerin küresel piyasalara hızla sirayet etmesi.
Yılın ilk üç haftası, piyasalarda güvenli liman arayışını tetikleyen gelişmelerle başladı. İlk hafta AB-Venezuela ilişkileri, ikinci hafta Fed Başkanı Powell’a yönelik inceleme ve Fed’in bağımsızlığına dair tartışmalar, üçüncü haftanın başında ise ABD’nin Grönland’ı kendi toprağı olarak konumlandırma isteği, küresel piyasalarda oynaklığı belirgin şekilde artırdı. Varlık sınıfları özelinde değerlendirdiğimizde altın, gümüş ve değerli metalleri yine başrolde görüyoruz. Ons altında yıl sonu hedefi çoğunlukla 5000$ olarak ifade ediliyor ancak şimdiden 4700$'ı geçmiş durumdayız ve yükselişe katkı veren temel nedenler geçerliliğini korumaya devam ediyor. Altındaki yükseliş ve arz sıkıntısı bakır ve gümüş gibi metalleri de öne çıkarıyor.
Küresel teknoloji yatırımları yarı iletkeni güçlü tutuyor
Bu hareketlilğin kıymetli madenler ve emtia içerikli fonlar dışında yurt dışı içerikli fonlara da yansıdığını görüyoruz. Yurt dışı varlıklara yatırım yapan fonlarda savunma, yarı iletken, enerji ve sürdürülebilirlik temaları hem yılbaşından itibaren hem de yıllık bazda güçlü performans sergiliyor. Artan jeopolitik riskler savunma temasını desteklerken, küresel teknoloji yatırımlarının hız kesmemesi yarı iletken tarafını güçlü tutuyor. Kasım ayında gündeme gelen “yapay zekâ balon mu?” tartışmasının zayıflaması ve TSM, Micron gibi şirketlerin yatırım açıklamaları, bu temanın canlı kalmaya devam ettiğini gösteriyor. Enerji ve sürdürülebilirlik temalı fonlar ise yapay zekâ kaynaklı artan enerji talebiyle destekleniyor. Nitekim yılın ilk 20 gününde enerji temalı fonlar ortalama %8 civarında getiri üretmiş durumda. ABD–Venezuela ve ABD–Grönland gelişmeleri de emtia ve enerji kaynaklarının jeopolitik önemini bir kez daha hatırlatıyor.
Yılın başındaki gelişmelere bakıldığında teknoloji, savunma ve enerji/sürdürülebilirlik yılın geri kalanında da güçlü bir potansiyele sahip, bu nedenle yurt dışı fon portföylerinde bu temalara yer verilebilir. Öte yandan daha sınırlı getiri potansiyeline sahip olsa da, sağlık temalı fonlar da portföylerde denge unsuru olarak değerlendirilebilir. Yapay zekâ destekli medikal teknolojiler ve ilaç alanındaki gelişmelerin yanı sıra, bu temanın daha defansif yapısı, belirli dönemlerde portföye katkı sağlayabilir.
Borsa İstanbul’da 10 yılın en iyi başlangıçlarından biri
Yurt dışındaki bu fırtınaya karşın, içeride daha sakin ve görece istikrarlı bir görünüm dikkat çekiyor. Borsa İstanbul son 10 yılın en iyi yıl başlangıçlarından birini yaparken; savunma, gıda perakende ve madencilik hisseleri öne çıktı. BIST30 hisselerinin, BIST100 dışı hisselere kıyasla daha iyi performans sergilediği bir başlangıç izledik. Ancak yükselişin genele yayılmaması, hisse senedi fonlarının performansını sınırladı. Nitekim yılın ilk döneminde yalnızca her dört hisse senedi fonundan biri BIST100’ün üzerinde getiri sağlayabildi. Bankacılık hisselerinde son hafta hızlanan primlenmeye rağmen, yılın başından itibaren görece zayıf performans tüm hisse senedi fonlarını baskılamaya devam ediyor.
Hisse senedi fonlarındaki bu tablo, para girişlerini de sınırlı tutuyor. Yılbaşından bu yana yaklaşık 3,5 milyar TL’lik giriş, endeksin %10’un üzerinde yükseldiği bir ortam için oldukça düşük kalıyor. Buna rağmen düşen faiz beklentisiyle birlikte para piyasası fonlarından çözülme ve getiri arayışındaki yatırımcının hisse ağırlıklı fonlara yönelmesi senaryosu gündemde kalmaya devam ediyor. Özellikle hisse senedi fonlarına kıyasla daha sınırlı hisse taşıyan, VİOP’u aktif kullanan atak değişken fonlara olan ilginin görece daha güçlü olduğu görülüyor.
Yurt içinde ana beklenti; enflasyon ve faizde kademeli gerileme, yabancı yatırımcı ilgisinin artması ve buna bağlı para girişleri etrafında şekilleniyor. Bu beklentiyle uyumlu olarak bankacılık, holding ve BIST30/temettü endeksine odaklanan fonlar portföylerde değerlendirilebilir. Savunma içerikli hisseleri barındıran teknoloji temalı hisse fonları da dönemsel performanslarda öne çıkabileceğinden, belirli bir ağırlıkla portföylere eklenmesi anlamlı görünüyor.
2026 yılında oyunun kurallarının daha sık değiştiği ve değişeceği bir dönemle karşı karşıyayız. Jeopolitik riskler, ABD merkezli politik belirsizlikler ve faiz patikasına dair hızlı revizyonlar, yatırımcıyı tek bir senaryoya bağlı kalmaktan uzaklaştırıyor. Bu ortamda başarılı bir portföy yaklaşımı; “en çok kazandıranı yakalamaktan” ziyade, farklı temaları bir arada taşıyabilen, geçiş dönemlerini okuyabilen ve riski zamana yayarak yöneten bir yapı kurmaktan geçiyor.