Çarlık Rusya’sının son yılları Amerikan Devrimi öncesinin son yıllarına benzetilebilir. Doğrudur, bağımsızlık öncesi Amerikan kolonilerinde Fransız-Kızılderili Savaşı yaşandı; Rusya ise Japonya ile savaştı. Ancak Rusya kaybederken koloniler savaşı kazandı. Doğrudur, Amerika’da kuzey kolonileri ticaret, manüfaktür ve deniz taşımacılığı gibi işlere yoğunlaşırken güney ağırlıklı olarak köle tarımına dayalıydı. Ancak dönemler tarihsel olarak farklıydı. Rusya’da serfliğin kaldırılmasıyla ABD’de köleliğin kaldırılması aşağı yukarı aynı tarihlere denk geldi. Sanayi devrimi tamamlanmış ve yerini bazen İkinci Sanayi devrimi denilen olguya bırakmıştı. Witte’yi öne çıkaran demiryolu yapımı Rusya için çok önemliydi ki 20-25 yıl öncesinde ABD için de çok önemli olmuştu. 1900 yılına gelindiğinde Rusya coğrafi olarak da sektörler itibariyle de eşitsiz biçimde ve kısmen –ama hızla- sanayileşiyordu.
Gümrük tarifeleriyle korunmaya çalışılan genç Rus sanayisi arlık tarafından Friedrich List’in 1841 tarihli “bebek endüstri” tezine uygun şekilde Avrupa emperyalizminin yıkıcı rekabetinden korunmaya çalışılıyordu. List’in gerçekte ne söylediği tartışmasından bağımsız olarak, ilginç biçimde, “kurucu babalardan” Hamilton’un 5 Aralık 1791 tarihinde Kongre’ye sunduğu “üçüncü raporda” yeni kurulan sanayilerin devlet tarafından korunması gerektiğinden ve bu amaçla uygulanacak korumacı tarifelerin niteliğinden bahsetmiş olduğuna dikkat çekmek istiyorum. Witte korumacılığın dışında rubleyi altın standardına bağlamak ve doğrudan yabancı sermaye yatırımlarını Rusya’ya çekmek amaçlarını da güdüyordu.
Bir nokta daha var. Çeşitli dönemlerde zayıf para birimlerini dönemin geçerli uluslararası altın standardına bağlayarak para birimine güven yaratmak hem bağımsızlık hem de ticaretin ve yatırımların –yabancı sermaye yatırımları dâhil- canlanması açılarından doğru bir karar olarak görülüyordu. Genellikle olumlu sonuç veren bu hamleyi Rusya tarihsel koşulların farklılığından dolayı oldukça geç bir tarihte Witte aracılığıyla düşünebildi. Oysa ABD’de Alexander Hamilton’un Hazine Müsteşarı olduğu dönemde, tam olarak 2 Nisan 1792’de George Washington’un desteğiyle Kongre’ye kabul ettirdiği Coinage Act –veya Mint Act- değersiz bir para olan –aslında 13 kolonide ortak dolaşan bir dolardan bahsetmenin dahi güç olduğu bir zamanda- doları altın standardına bağlıyordu. Arada 105 yıl var çünkü Witte rubleyi altın standardına ancak Ocak 1897’de sokabilmişti.
Ancak Witte de Hamilton gibi inanılmaz ölçüde başarılı oldu. Rus proletaryası böyle doğabildi çünkü yabancı sermaye yatırımları 1880’de 80 milyon rubleden 1900’de 911 milyon rubleye yükseldi. Elbette yabancı sermaye yatırımlarının çoğu Witte’nin uzmanlık alanı olan demiryollarına yapıldı ki bu politikanın merkezinde Trans-Sibirya demiryolu bulunuyordu. Demiryolu yapımı ağır sanayi yatırımlarının olmazsa olmazı, ön hamlesiydi. Yabancı sermaye yatırımları sayesinde yoğunlaşmış bir işçi sınıfı oluşabildi. Bu olmasaydı arkaik bir tarım imparatorluğunda işçi hareketi ortaya çıkamazdı ve tabii Ekim Devrimi de olamazdı. Çar muhtemelen her durumda gidecekti ve zaten Şubat 1917 isyanı sonrası tahtı bırakmak zorunda bırakılmasının ne işçilerle ne Bolşeviklerle ilgisi vardı.
Ancak işler bu kadarla kalacaktı. Muhtemelen zorunlu toprak reformuyla ve 1918 sonrası Almanya benzeri bir parlamenter dönemle ilerleyecek olan Rusya’da sonra ne olurdu bilinmez. Belki İran’a benzeyecek, yani Çarlar gelip gidecek, meclis ve çar arasında onlarca yıl süren bir gelgit yaşanacaktı. Belki de bugün Hindistan benzeri bir coğrafyadan bahsedebilecektik çünkü nüfus iki katı ve çok daha fakir olacaktı. Hitler saldırmazdı diye düşünürsek bu böyle tabii çünkü Hitler 27 milyon Sovyet vatandaşını öldürdü ve nüfusta büyük kırılma yarattı. Ama SSCB olmasaydı herhalde Hitler de olmazdı veya kimse Hitler’e yol vermezdi. Öte yandan Stalin tarafından erken ölüme dolaylı veya doğrudan yollananların sayısı bunu yarısı kadardır. Elbette o da demografik fark yarattı. On yılda 41 milyon erken ölüm 175 milyonluk bir nüfusun bütün geleceğini, demografik projeksiyonunu değiştirir. Bir de bu var.