Salata yiyen adam
Washington D.C. Hilton Oteli’nin balo salonu hınca hınç doluydu. Birden dışardan silah sesleri gelmeye başladı. İnsanlar kendilerini oturdukları masanın altına, yerlere attılar. Yüzükoyun, tam siper yatmışlardı. Herkes kendi dinine göre duasını ediyordu. Belki ateistlerden hemen imana gelenler bile vardı. Bütün bu karışıklık arasında smokinli bir adam, gayet sakin salatasını yiyor ve çevreyi seyrediyordu.
Bu olay geçen hafta Beyaz Saray Muhabirleri Derneği (White House Correspondents’ Association) yemeğinde oldu. Bu olay yaşanırken masasında salatasını yiyen davetli kişi ise Michael Glantz, Creative Artists Agency ‘nin bir üst düzey yöneticisi idi. Olay, CNN’in canlı yayınında gösterildi ve vidosu hemen viral oldu.
Olası yorumlar
Millet canının derdinde kendini yerlere atmış. Gizli servisin silahlı ajanları masalar arasında dönüp duruyorlar. Böyle bir ortamda birisi de kılı kıpırdamadan büyük bir iştahla salatasını yemeğe devam ediyor. Bu, inanılmaz bir durum. Ben de şöyle düşündüm: Bu tarihi bir olay. Adam gazeteci ruhu ile yakından izlemek istedi; bunu da başardı. Diyelim ki işler ters gitti, öldü. Hiç olmazsa sevdiğim bir şeyi yedim gitmeden diyebilirdi ilerde, imkanı olursa(!).
Ben nasıl bir şey düşünmüşsem, bu görüntüyü televizyonda canlı veya daha sonra seyreden herkes kendine özgü bir yorumda bulunmuştur. Bu yorumlar neler olabilir diye hayal ettim. Bakın neler geldi aklıma:
Barış zamanı bile askerden kaçmış, ama savaşalım diye savaş naraları atan birisi: “Helal olsun adama, cesur yürek. Korkmayacaksın arkadaş. Böyle paniğe kapılmadan işine bakacaksın, yemekse yemek”.
Bir gurme: “Adamın yediği salata sıradan bir salata değil; “burrata” peynirli bir salata. Burrata, İtalya’dan bir peynir. Mozarella peyniri ve kaymakla yapılır. Yer afiyetle tabi”
Bir Türk emeklisi: “Herhalde bu adam da Amerikan emeklisi. Salatayı ve peyniri bulmuş kaçırır mı?”
Komplo tiryakisi birisi: “Bu Başkan’a saldırı falan hepsi hikâye, show yaptılar. Şimdi “Vatan tehlikede Başkan’ın çevresine toplanalım” lafları çıkacaktır. Bunları yutmadık. Herhalde bu adam da olayın farkında, siz birbirinizi yiyin, ben de salatamı yiyeyim diyor. Helal olsun adama”.
Bir parti başkanı: “Ölünüzü, dirinizi, her gün birinizi, bir gün hepinizi müstahak olduğunuz sonuçlarla billahi yüzleştireceğiz. O gün geldiğinde bu salatayı bile bulamayacaksınız.
Yandaş bir gazeteci: “Beyaz Sarayda tasarrufa dikkat edilmektedir. Şekilde görüldüğü gibi menüde sadece salata vardır. Burrata peyniri diye abartılan peynir de o peynir değildir; çakmadır”.
Yeliz diye biri: “Bu Hristiyanlar, bu siyonistler ve bu Trump, peynirden de anlamaz. Demek ala ala misafirlerine bunu almış. Bu gariban da yiyor”
Güvenlik uzmanı bir televizyon yorumcusu: “İşte ispatı; Amerika kötü durumda, perişan. Bakın Cumhurbaşkanı yemeği, adam salata yiyor. Bu aslında bir güvenlik zaafı”
Gerçek nedenler
Ortalıktaki karmaşaya rağmen salatasını yemeğe devam eden adam verdiği ilk demeçte şöyle demiş: “Karmaşa beni etkilemedi. Neler olduğunu görmek istedim” . “Ben New Yorkluyum. Siren sesleri ve gürültüye alışığım; korkmadım. Yüzlerce gizli servis ajanı masaların ve sandalyelerin üstünde oradan oraya zıplarken onları seyretmek istedim”. Daha sonra belki daha derindeki nedenleri söylemiş. “Benim kendimi yere atmamakta iki nedenim var. Birincisi, bel problemim. Eğer kendimi yere atsa idim, sonra beni yerden kaldırmaya insan getireceklerdi. İkinci neden ise hijyene aşırı önem veren birisiyim. Yeni smokinim ile kendimi Hilton’un pis zeminine atmayacaktım”.
Bilim adamlarının tahminleri de farklı
Yukardaki olay bana eski bir hikayeyi hatırlattı. Bir grup bilim adamı kışın dağlarda araştırma yaparken yollarını kaybetmiş. Bir köylü onları bulmuş ve bir kulübeye getirmiş. Kulübedeki soba için odun getirmek üzere dışarı çıkmış. Soba bir sandığın üstünde duruyormuş. Köylü dışarı çıktıktan sonra bilim adamları yorum yapmaya başlamış. Birisi şöyle demiş: “Bilim buralara kadar gelmiş. Bak adam ısıyı odanın merkezinden yaymak için böyle yukarı oturtmuş.” Bir diğer bilim adamı buna itiraz etmiş: “Adam doğa dostu. Soba yanınca yerde yaşayan küçük böcekler sobanın sıcağında yanmasın diye sobayı yukarı kaldırmış.” Üçüncü bilim adamı: “İkinize de katılmıyorum. Buradaki hava akımına baktım. Sobayı bu hava akımına göre yukarı kaldırmış.” Bu tartışmalar yapılırken köylü odunlarla içeri girmiş. Köylüye, “Bu sobayı neden böyle sandık üstüne koydunuz? Bakın bizim nedenlerimiz şöyle… Üçümüzden hangimiz haklı?” Köylü mahcup, başını eğmiş. Sobayı sandık üstüne koydum, çünkü soba borusu eksikti, bacaya erişemiyordu.
Bir yorum
Kişilerin aynı olay karşısında tepkileri aynı olmaz. Çünkü herkesin birikimleri aynı değildir. Herkes aynı resmi kendi açısından, kendi önyargısına göre değerlendirir. Ama sağlam bir yargıya varmak için olayların gerçek yüzünü görmek gerekir.
Bilgi notu: WHCA (White House Correspondents’ Association) özel bir organizasyondur. Geleneksel olmuş bu yemekler için parayı üyelerine bilet satarak sağlar. Toplanan para burs verilmek için ve de derneğin harcamalarını karşılamak için kullanılır.