Kimisi der ki “İhracat bizim boyumuzu aşar.”
Öteki “Müşteri varsa gerisi kolay” diye mırıldanır.
Sizlere sorsam ne dersiniz?
Rivayet muhtelif amma sakın ve lütfen, ne olursunuz “Nasıl ihracatçı olunur?” hurafeleri ve saçmalıkları gündeme gelmesin.
Rastladığım ihracat eğitim programları arasında beni bunun kadar rahatsız eden ikinci bir başlık olmamıştır.
İş insanlarımızın ihracat yapabilmek için gerek duydukları önemli konuları anlatmak yerine, ne yazık ki laf salatası dolu içerikleri de seslendirenler olabiliyor.
İhracata yönelmek isteyen veya düzensiz ve az olan ihracatlarını, düzenli hale getirmek ve arttırmak amacı taşıyan işletme sahipleri ve yöneticilerinin bir numaralı ihtiyacının, ihracat ile iç piyasada yaptıkları işlerin benzerlikleri ve farklılıklarının öğrenilmesi olduğunu biliyorum.
Danışmanlık verdiğim yüzlerce firmanın her birinde geçirdiğim süre en az beş altı ay arasında ve bazılarında yıllarca olunca, biliyorum diye gönül rahatlığı ile söyleyebiliyorum.
İhracat ile iç piyasada iş yapmak arasında, hedef pazar belirleme ve operasyonel farklılıklar dışında neredeyse fark yoktur.
“Olası müşteri bulma işi ne olacak?” derseniz, zaten siz bu işi yurt içinde de yapmıyorsanız, yarınınızdan ciddi boyutta şüphe ediyorum diyebilirim.
İşletmeniz, iç piyasada şikâyet sayısı çok ve ürünleri kalite konusunda sıkıntılı bir firma ise ihracatın yanına yaklaşmayın derim.
Çünkü siz daha iç piyasada rüştünüzü ispat etmeden yurtdışına açılmaya çalışırsanız, başınızı ağrıtan olaylar, bütün bedeniniz saracak ağrılara dönüşüp, kriz yaratacaktır.
İç piyasada iyi yönetilemeyen bir işletmenin, ilave ve farklı çabalarla birlikte, dikkatle izlenmesi gereken işlemler gerektiren ihracat pazarlarında sıkıntı çekmesi kaçınılmazdır.
Öyle ise nelere öncelik tanıyalım?
Bence önceliği “ Hangi ürün veya ürünlerimizi ihracata verelim “ konusuna tanımalıyız…
Çünkü, müşteri memnuniyeti kazanmış, kalite sorunu en az seviyede, işletmemize para kazandıran bir ürünümüz yoksa bir durup düşünelim.
Böyle bir ürünümüz yoksa bile mevcut ürün yelpazemizden hangi birini bu seviyeye getirebiliriz diye düşünelim.
Hedef pazarlarımızı belirlerken, pazara sorun yaşamadan girebilmemiz ve kalıcı olabilmemiz için yapacağımız çalışmaların ana ekseninin, ihraç pazarlarına vereceğimiz bu ürünümüzün niteliklerinin olacağı tartışmasız bir konudur.
O zaman soru şu olacaktır:
Ürünümüz ihracata hazır mı?
Bunun cevabını verebilmek için de ya ürün gönlümüzde yatan pazara uygun mudur diye bakacağız ya da ürünümüze uygun Pazar bulmaya çalışacağız.
İşletmelerimizin epeyce çoğunun yaptığı yanlış…
“ Ürünüm iç piyasada iyi satılıyor, dış pazarlarda da satılır…“
Artık, aynı ürün için farklı pazarların farklı nitelikler aradığını bilmeyen kalmamıştır.
Ürünümüz için, hedef pazarların aradığı spesifik nitelikler ve diğer yasal veya teknik gereksinimleri belirlemekle kalmamalıyız.
Farklı pazarların gereksinimlerini de karşılaştırarak, pazar seçeneklerimizi artırmalıyız.
Sonuçta, ürünümüze en uygun olabileceğini düşündüğümüz pazar veya pazarları bir öncelik listesi ile sıralamalıyız.
Amma siz “Ben bugün satayım yarın olsun düşünürüz…” diyorsanız.
O zamana sizin ne derse ne de danışmana ihtiyacınız yok.