Ekonomik büyümeyi anlamanın yolu artık yalnızca üretmekten değil; bilgiyi dönüştürmekten, inovasyonu içselleştirmekten ve değişimin ritmini yakalamaktan geçiyor. “Yaratıcı yıkım”, çağımızın en belirleyici kavramlarından biri olarak karşımıza çıkıyor.
Bizden sonraki kuşak daha çok Çin konuşacak. Atalarımız demiş ya, “Başarısızlık öksüz ve yetimdir; başarının bin bir babası vardır!”
Çin son yarım yüzyıldır yaptığı hamleleri tekrarlayabilirse, gelecek yüzyılın en çok konuşulacak toplumlarından biri olacak. Bu gelişmede Xi Jinping’in “dijitalleşme ve veri egemenliğine” verdiği önemin belirleyici olduğunu düşünüyorum. “Veri temel üretim aracıdır” algısı iktisadi gelişme ve ekonomi politikalarında zamanın ruhunu yaratıyor; bu ruhun çekirdeğini de “yaratıcı yıkım” odaklı gelişmeler oluşturuyor.
Toplumların geleceklerini güven altına alabilmeleri için “hüner” sahibi olma yetmiyor; hünere akıl katarak “yaratıcı yenilik” aşamasına geçmeden ekonomide kararlı büyüme yaratılamıyor. Hüner, bir bilgiyi en ileri düzeyde bilenler kadar uygulayabilme becerisidir. Yaratıcılık ise, hünere akıl katarak en ileri düzeydeki bilgiyi bir basamak daha ileriye taşıyabilme.
Ufuk Akçiğit, büyüme kavramının Joseph Schumpeter’e çok şey borçlu olduğunu söylüyor. Oluşumuna katkı yaptığı Yaratıcı Yıkım Ekonomisi kitabına yazdığı “giriş” yazısında, “Schumpeter’e ait fikirlerin geleneksel ekonomik modellere dahil edilmesindeki güçlükleri” ele alıyor. Philippe Aghion ve Peter Howitt’in “İçsel Büyüme Teorisi” ile endüstriyel organizasyonları makroekonomiye dahil ederek bunun nasıl yapılacağını göstermelerini önemsiyor. Asıl önemlisi, alanında küresel ölçekte sözü olan değişik bilim insanlarının İçsel Büyüme Teorisi konusundaki analizlerini derleyerek önemli bir zihni birikimi kayıt altına alıyor.
Letven Capital ve SCALA Yayıncılık, Ufuk Akçiğit ve John Van Reenen’in liderliğinde hazırlanan, Kamil Kılıç’ın “sunuş”, Emmanuel Macron’un “önsöz” yazdığı Yaratıcı Yıkım Ekonomisi kitabında, sunuş ve önsözle birlikte 31 yazı yer alıyor; 973 sayfalık bir başucu kitabı dilimize kazandırılmış.
ilkeden sapma ve özür
Beş yılı aşkın bir zamandır bu dergide kitap tanıtımı yazıları yazıyorum. Okuyucu biliyor; “Başından sonuna özenle okumadığım bir kitap hakkında yazmayı kendi ilkelerime uygun bulmam.” Bu yazıda ilkeden bir sapma yapacağım; okuyucudan özür dilerim.
Yaratıcı Yıkım Ekonomisi kitabının üçte birini oluşturan bağımsız analizlerden çıkardığım bazı sonuçları paylaşmada acele ettim. Özge Öner’in Herkes Biliyor Geminin Su Aldığını kitabından sonra Mariana Mazzucato’nun Misyon Ekonomisi’ni tanıtmaya çalıştım. Yaratıcı Yıkım Ekonomisi öylesine denk geldi ki, çok teknik olan, benim anlama kapasitemi aşan makaleleri bile büyük bir çabayla anlamaya çalışıyorum.
Kitabı, iş dünyasında yöneticilik iddiasında olanların, sivil inisiyatiflerde görev alan yönetici konumundakilerin, medya, özellikle de ihtisas medyası yorumcularının, siyasi irade alanında güç kullanma noktasında bulunanların mutlaka okumaları gerektiğini düşünüyorum.
Kitabı okumayı bitirmeden aceleci davranmamın nedeni çok açık; geniş bir kitlenin kitabı duymasını sağlayarak önemli bulduğum kuramsal çerçeveyi anlamalarına küçük de olsa bir katkım olsun istedim; Öner ve Mazzucato ile birlikte okunmasının katacağı değeri düşündüm.
faydalı bilginin genişlemesi
Çok sayıda bilim insanının katkılarıyla oluşan kitabın omurgasını Philippe Aghion ve Peter Howitt’in öncü makalesi oluşturuyor. Bu iki bilim insanının kitapta yer alan yazılarında “büyümenin” rekabet ve ticaretle, işsizlikle, bir yapıdaki çözülmenin iç döngüsüyle, teknoloji boyutuyla, tükenebilir kaynaklarla, eğitim-öğretimin etkileriyle, üretim ve araştırma organizasyonlarıyla etkileşimi analiz ediliyor.
Çok genel anlatımla “rekabet ve inovasyon odaklı büyüme” dinamikleri sorgulanıyor. Teknolojinin büyümeye katkıları değişik etkileriyle irdeleniyor. Uzun dönemde büyümeyi yaratıcı yıkımın nasıl etkileyeceği inceleniyor.
Joel Mokyr’in katkısı, “kurumların büyümeye etkileri” konusunda yaygın ve baskın anlayışlara daha farklı pencerelerden bakmamıza yardımcı oluyor. Değişen koşullarda ne üreteceğimizi, nasıl üreteceğimizi ve kimin için üreteceğimizi derinliğine düşünme; zamanın ruhuna uygun alternatif tepki biçimleri geliştirebilme için kavramsal araçlarımızı çeşitlendirme fırsatı yaratılıyor.
Mokyr bize “sürdürülebilir büyümenin salt sermaye ile mümkün olmadığını, faydalı bilginin genişletilmesinin de gerektiğini” kanıtlıyor. Bir basamak ilerleyince kültürle büyüme ilişkisi konusundaki düşünce alanımız genişliyor.
Julian Kolev ve arkadaşları, Aghion ve Howitt (AH) yaklaşımı ile Aghion, Dewatripont ve Stein (ADS) yaklaşımında firma düzeyinde yatırım teşviklerinde iç dinamiklerin değişik boyutlarıyla saha çalışmalarında rehber oluşturuyor. İş insanları ve girişimcilerin yatırım kararlarındaki bakış ufukları yükseltiliyor.
büyüme anlayışımız değişiyor
Yaratıcı Yıkım Ekonomisi kitabını oluşturan makalelerin derinliğine daldıkça, büyüme üzerine düşüncelerimizin kökten değiştiğini hissediyoruz. Günümüz koşullarında ekonomide başarının gerek şartlarından birinin yaratıcı yıkımı kavramak, diğerinin de değişken ve belirsizliği artıran koşulları sürekli sorgulayarak uyum için yeni yol ve yöntemlerle tanışmak olduğu anlaşılıyor.
“İçsel Büyüme Teorisi”, bizim on yıla yakın bir zamandır yazılarımızda sıklıkla vurguladığımız “büyük güç içeride yaratılır” çağrımızı da destekliyor. Başarı için endüstriyel organizasyonları makroiktisadi gelişmelere entegre edeceksek, elimizde bir kuramın olması gerekiyor; kitap bize zengin bir kuramsal çerçeve oluşturma yollarını da açıyor. İnovasyon, rekabet gücü yaratmanın ve uzun dönemli geleceği güven altına almanın bileşenlerinden biri. Biz, düşük ve yüksek rekabet koşullarında inovasyon etkilerini zihnimizde netleştirmemişsek, yapısal özellikler ve yaratıcı yıkım etkileşimini kavramamışsak, küresel entegrasyonun gereklerini belirleyerek adımlar atmıyorsak, uzun dönemli geleceği güven altına alamayız.
Kitaptaki makaleler, üretim ağının çok değişik katmanlarındaki içsel dinamiklerin yeni koşullara nasıl uyum sağlayacağını sorgulaması açısından çok önemli.
Yeni teknolojilerle emek piyasası etkileşimi, eşitsizlikteki artış, giderek az sayıdaki nitelikli işgücüne bağımlılığın artması gündemimizdeki sorunlar. Yaratıcılık ve büyüme ilişkileri iş insanlarını ilgilendiriyorsa, Yaratıcı Yıkım Ekonomisi kitabındaki makaleler gerçekten işe yarar fikirler üretiyor.
Günümüzdeki önemli tartışmalardan biri de üretkenlikteki düşme eğilimi, bilgi ve iletişim teknolojilerinin yarattığı değeri ölçme zorlukları. Bir başka sorun faiz oranları ve büyüme ilişkileri. Kitapta bütün bu konuların derinliğine sorgulaması var.
Bilgi yayılması ve içsel tepki de geleceğin üretim örgütlenmesinin temel sorunlarından bir başkası. Çevre duyarlılığı ve inovasyon katkıları da bilim insanlarının özenle sorguladıkları hususlar.
Pazara yeni giren start-up’lar, köklü firmalar, üniversite araştırmaları gibi yapıların iş yapma verimini nasıl etkilediğini merak edenler de Yaratıcı Yıkım Ekonomisi kitabını başuçlarından ayırmamalı.
Finans sisteminin sermayeyi en kârlı yöntemleri kullanarak tahsis etme işlevinin ne yönde ilerlediği de makalelerde özenle irdelenen konular.
Fikirlerde eksikliklerin yaratabileceği sorunlar, vergi uygulamalarının yaratıcı yıkım bağlamındaki etkileri, vergi oranları ve inovasyon konuları da üretim ağlarında yer alan hepimizi ilgilendiren hususlar.
Akçiğit ve John Van Reenen’in büyük katkısını, Dani Rodrik’in Eşitsizlikle Mücadele ve Daron Acemoğlu’nun Yapay Zekâ üzerine yaptıkları kolektif çalışmalarla ele almak ve büyüme konusunda yapılan çalışmaları derinliğine izlemek geleceği yaratmanın gerek şartı.
Biraz zamana kıymak, işlerimizi bilinçli yönetmek için insanlığın ortak aklından yararlanmak adına bize sunulan bu çalışmaların değerini bilmeli, onları anlamlandırmalıyız.
