Sanatı yalnızca estetik bir tamamlama unsuru olarak düşünmüyoruz. Elbette bir mekânın görsel dili önemlidir; ancak sanatın asıl kıymeti, mekâna anlam katma kapasitesinde yatar. Bir eser bazen bir odanın, bazen bir lobinin, bazen de insanın kendi iç dünyasının sessizliğine dönüşebilir. Bu nedenle sanat, misafir deneyiminin yalnızca zarif bir parçası değil; aynı zamanda onun düşünsel derinliğini artıran bir unsurdur.
dedeman hospitality yönetim kurulu üyesi banu dedeman: misafirperverliği yalnızca konfor üretmek değil, anlam üretmek olarak da görüyoruz
KİTAP dergimizin geçmiş sayılarından birinin kapak haberine konuk olan Koç Holding Şeref Başkanı, aynı zamanda İstanbul ve Ayvalık’ta kültür hazineleri arasına giren müze zenginliğinin mimarı Rahmi Koç, “Müzemiz (Rahmi M. Koç), Haliç bölgesi için önemli bir kültür dönüşümünün başlangıcı oldu” diyordu. Benzer kanıyı bu sayımızda Dedeman Hospitality Yönetim Kurulu Üyesi Banu Dedeman da şu cümlelerle paylaşıyor: “Kanaatimce bir otelin kent hafızasına dahil oluşu büyük jestlerle değil, çoğu zaman incelikli tercihlerle mümkün olur: mimaride, malzemede, sofrada, çalışan profilinde, sanatla kurduğu ilişkide, hatta sessizliğinde. Dedeman’ın bakış açısı da tam olarak bu inceliği korumaya dayanıyor.” Okuyacağınız yazı, mekân-sanat-şehir üçlemesi üzerinden kültürel alışverişi sorgulamayı amaçlıyor.
Otellerinizde, yönetimin üstlendiği sergiler, konserler, kimi organizasyon ve etkinlikler oldu mu? Bu konuda mevcut projeler ve ileriye yönelik hedefleriniz hakkında neler ifade edersiniz?
Otellerİmİzde farklı dönemlerde birçok organizasyon ve etkinliğe ev sahipliği yapıyoruz. Eğitim kurumları iş birlikleri, sosyal sorumluluğu destekleyici faaliyetler, çevre bilincinin artırılmasına katkı sağlamak amacıyla çevreci ve sürdürülebilirlik eğitimi konferansları, birçok branşta spor seminerleri, üniversite tanıtım günleri, uluslararası eğitim iş birlikleri, sağlık turizmiyle ilgili söyleşiler, sergiler, konserler ve seminerler gibi birçok konuda bulunduğumuz şehirle diyalog kurmaya devam ediyor ve bunu önemsiyoruz.
Misafirperverliğin en güçlü ifadelerinden biri her zaman sofralar olmuştur. Dedeman’ın farklı coğrafyalardaki yatırımlarında yerel mutfaklara alan açtığını ve geleneksel reçeteleri görünür kılmaya çalıştığını görüyoruz. Bugünün küresel otelcilik anlayışı çoğu zaman standartlaşmaya yönelirken, yerel mutfağı korumak ve öne çıkarmak sizin için bir tercih mi, yoksa bir sorumluluk mu?
Ben bunu açık biçimde bir sorumluluk olarak görüyorum çünkü mutfak, yalnızca damak zevkiyle ilgili bir alan değildir; bir toplumun hafızasını, coğrafyasını, iklimini, göçlerini, gündelik hayatını ve kuşaklar arası aktarımını taşır. Bir reçete bazen bir ailenin hikâyesini, bazen bir bölgenin tarihini, bazen de çok daha derin bir kültürel sürekliliği içinde barındırır.
Küresel otelcilik anlayışının standartlaşma eğilimi belli bir hizmet kalitesini güvence altına alma arzusu taşır. Ancak bu eğilim, ölçüsüz hâle geldiğinde mekânları birbirine benzetmeye, şehirleri de kendi özünden uzaklaştırmaya başlar. Oysa seyahatin en kıymetli yanı, insana başka bir yere ait olanı hissettirebilmesidir. Sofra da bunun en güçlü taşıyıcılarından biridir. Bu nedenle yerel mutfağı korumak ve görünür kılmak bizim için sadece bir marka tercihi değil; aynı zamanda kültürel bir özen biçimidir.
Mehmet Kemal Dedeman’ın kültürel mirasını korumak ve yaşatmak için neler yapıyorsunuz?
Mehmet Kemal Dedeman’ın hayat hikâyesi kitabı, söylediği sözlerden oluşan kitapları derlendi ve basıldı. Özyeğin Üniversitesi ile ortak yapılmış Mehmet Kemal Dedeman Bienali sergisinin içeriği özel küratör ile çalışıldı ve periyodik zamanlarda otellerimizde sergilenmeye devam ediyor. Mehmet Kemal Dedeman’ın ismini yaşatmanın en anlamlı yollarından biri, onun temsil ettiği üretim iradesini, düşünsel açıklığı ve ülkeye katkı anlayışını geleceğe taşımaktır. Bu nedenle onun adına sürdürülen araştırma ve geliştirme odaklı çalışmaların yalnızca bir anma biçimi değil, yaşayan bir değer aktarımı olduğunu düşünüyorum.
Dedeman, Türkiye’de modern otelciliğin gelişimine tanıklık etmiş köklü markaların başında geliyor. Bu uzun geçmişin biriktirdiği kurumsal hafıza bugün nasıl korunuyor? Bu birikim, yeni kuşaklara ve yeni yatırımlara nasıl aktarılıyor?
Kurumsal hafıza çoğu zaman yalnızca belge, fotoğraf ya da arşiv üzerinden düşünülür. Oysa hafıza, aynı zamanda bir davranış biçimidir; bir değerler silsilesidir; bir iş yapma ahlakıdır. Dedeman’ın uzun geçmişi de sadece tarihsel bir birikim değil, aynı zamanda bu ülkenin modern otelcilik hikâyesine eşlik etmiş bir deneyim alanıdır.
Biz bu hafızayı geçmişe ait bir nostalji nesnesi olarak değil, bugünü aydınlatan bir kaynak olarak görüyoruz. Kurucu değerleri yeni kuşaklara aktarmak, sadece anlatmakla değil; onları kurumun gündelik dilinde, eğitiminde, yaklaşımında ve karar alma biçimlerinde yaşatmakla mümkün.
Faaliyet gösterdiğiniz bölgelerde yerel istihdamı destekleyen ve mesleki gelişime katkı sağlayan çalışmalar yürüttüğünüz biliniyor. Bir otel zinciri olarak bulunduğunuz coğrafyalarda yalnızca hizmet sunan değil, aynı zamanda sosyal bir aktör olmayı nasıl tanımlıyorsunuz?
Bİr kurumun gerçek etkisi, yalnızca ekonomik verilerle ölçülemez. Bulunduğu yere nasıl dokunduğu, hangi imkânları açtığı, hangi hayatlara temas ettiği de en az finansal başarı kadar önemlidir. Bu nedenle biz bir otel zincirinin rolünü yalnızca hizmet sunan bir yapı olarak tanımlamıyoruz.
Yerel istihdamı desteklemek, mesleki gelişim alanları oluşturmak, insanlara bir kariyer kapısı açmak ve bulundukları bölgeye katkıda bulunmak, bana göre otelciliğin etik boyutları arasında yer alıyor. Özellikle gençler, kadınlar ve mesleki gelişim imkânı arayan bireyler için bu tür yapılar yalnızca iş kapısı değil, aynı zamanda toplumsal hareketlilik alanı da yaratabilir. Bir yerde bulunuyorsanız, o yerin geleceğine karşı da sorumluluğunuz vardır.
Önümüzdeki yıllarda ülke olarak otelcilik anlayışını kökten değiştirecek gelişmelerin eşiğinde olduğumuz konuşuluyor. Sizce geleceğin “misafir deneyimi” nasıl şekillenecek? Dedeman bu dönüşümün neresinde durmayı hedefliyor?
Geleceğİn misafir deneyiminin daha kişisel, daha sezgisel ve daha anlam odaklı bir yapıya doğru evrileceğini düşünüyorum. İnsanlar artık yalnızca kusursuz işleyen sistemler aramıyor; kendilerini gerçekten anlayan, beklentilerini önceden hisseden ve onlara yalnızca hizmet değil, bir tür aidiyet duygusu sunan yapılarla bağ kuruyor.
Elbette dijitalleşme bu dönüşümün merkezinde olacak. Teknoloji sayesinde süreçler hızlanacak, kişiselleştirme artacak, deneyim çok daha akışkan hâle gelecek. Ancak yine de otelciliğin özünde insanın insana gösterdiği özen olduğunu unutmamak gerekiyor. Ben gelecekte fark yaratacak markaların, teknolojiyi insan sıcaklığını derinleştiren bir araç olarak kullanabilen markalar olacağına inanıyorum.
Dedeman’ın hedefi de burada duruyor: köklü misafirperverlik geleneğini, çağın gerektirdiği yeniliklerle buluşturmak. Yani yalnızca modernleşmek değil, anlamını koruyarak yenilenmek.
Dedeman markasının kuşaklar boyunca taşınmış olması, sizin için kişisel olarak ne ifade ediyor?
Kurucumuz Mehmet Kemal Dedeman ile 1947 yılında madencilik sektörüne, 1966 yılında ise otelcilik sektörüne giriş yapan Dedeman Grubu, ikinci kuşak liderleri Murat Dedeman ve Nazire Dedeman ile devam etti.
Kayseri’den doğup Türkiye çapında büyüyen Dedeman markası bugün ulusal sınırları aşarak dünya çapında bilinir hâle geldi. Dolayısıyla bu benim için yalnızca bir aile mirası değil, aynı zamanda derin bir sorumluluk duygusu. Çünkü böyle köklü bir ismi taşımak, geçmişten gelen emeği, cesareti, terbiyeyi ve kurucu iradeyi de taşımak anlamına geliyor.
Her kuşak aslında kendisine emanet edilen şeyi yeniden yorumlar. Mesele sadece devam ettirmek değil; özü koruyarak yeni zamana tercüme edebilmektir. Ben de bu mirası tam olarak böyle görüyorum. Geçmişe sadakat ile geleceğe açıklık arasında kurulması gereken hassas bir denge var.
Mehmet Kemal Dedeman’ın deyişiyle; “Eskilere Vefa, Yenilere Hoş Seda” diyerek, bu dengeyi geleceğe taşımaya devam edeceğiz.

sanat ile mekân arasında yeni bir diyalog
Türkİye’nin ilk yerli otel zincirlerinden, 60 yılı aşkın süredir turizm ve konaklama sektörüne yön veren Dedeman Hospitality, misafir deneyimini çağdaş sanatla buluşturan yeni oluşumu Dedeman Art Space’i hayata geçirdi.
Mehmet Uzer’in kurucusu olduğu Uz Gallery iş birliğiyle geliştirilen bu uzun soluklu program, çağdaş sanatla kurulan ilişkiyi görünür kılarken, konaklama deneyimini yaşamın farklı katmanlarıyla birlikte ele alan bütüncül bir yaklaşım sunuyor.
Dedeman Art Space kapsamında düzenlenen ilk sergi, Dedeman İstanbul’da sanatseverlerle buluştu. Havva Kurt kurucu küratörlüğünde hayata geçirilen “HORIZON” başlıklı sergi; toplumsal ve bireysel belleğin kesişim noktalarını, insanın kriz, umut ve doğa ile kurduğu ilişki üzerinden ele alan çok katmanlı bir seçki sunuyor.
Bu yaklaşım doğrultusunda Dedeman Hospitality bünyesinde geliştirilen Dedeman Art Space’in sürdürülebilir bir sanat ekosistemi oluşturma vizyonunu güçlendiriyor. Aynı zamanda üniversitelerin Plastik Sanatlar ile Sanat ve Kültür Yönetimi bölümleriyle kurulacak iş birlikleri kapsamında düzenlenecek söyleşiler, akademik buluşmalar ve ortak projeler aracılığıyla, sanat üretimi ile akademik düşünce arasında yeni bir etkileşim alanı açılması hedefleniyor.
Bu yaklaşım doğrultusunda Dedeman Istanbul, sanatçılar, akademisyenler, koleksiyonerler ve izleyiciler arasında dinamik bir diyalog kuran çağdaş bir sanat platformuna dönüşüyor.
Aslı Aydemir, Çağla Öztürk, Didem Ünlü, Emir Yasin Yağmurca, Haydar Akdağ, Filiz Piyale Onat, İnan Burhanlı, Mustafa Yılmaz, Kenan Filiz, Korkut Sönmez, Tekin Karakuş, Tuğba Akça ve Turgut Türker’in eserlerini bir araya getiren sergi; otelin lobi ve üst katına yayılan kurgusuyla çağdaş sanat üretimlerini doğrudan mekânın dolaşım alanlarına taşıyarak, izleyiciyi gündelik yaşamın içinde sanatla karşılaşmaya davet ediyor.
Dedeman Hospitality COO’su Prof. Dr. Tansel Tercan ve Dedeman İstanbul Genel Müdürü Tayfun Sancar’ın koordinasyonunda hayata geçirilen Dedeman Art Space; sanatçılar, izleyiciler ve mekân arasında kurulan ilişkiyi güçlendiren bir platform olarak konumlanıyor.
Program; düzenli aralıklarla hayata geçirilecek sergiler, sanatçı konuşmaları ve farklı disiplinleri bir araya getiren üretim modelleri aracılığıyla, çağdaş sanat pratiklerinin daha geniş kitlelerle buluşmasına olanak tanıyor.
Dedeman İstanbul’da hayata geçirilen bu ilk adım, sanatın Dedeman otelleri ile kurduğu ilişkiyi tanımlarken, misafirlerin sanatla kurduğu bağı gündelik deneyimin doğal bir parçası haline getiriyor.
