Yapay zekâ bazı meslekleri risk altına alırken, şirketler organizasyonlarını küçültüyor, devletler uzaktan çalışmayı hak haline getirmeyi tartışıyor. İş dünyasında yeni dönemin ortak sorusu aynı: İşin geleceği nasıl şekillenecek?
Hazırlayan & Derleyen: Umut Özbağcı - Datassist CEO
AI ve iş piyasası
Son dönemde yapay zekâ (AI) teknolojilerinin iş dünyasına etkisi hızla artıyor. Anthropic’in yayımladığı rapor, AI’nin hangi meslekleri en çok risk altına aldığını, hangi işleri ise güvenli bıraktığını ortaya koyuyor. Bu rapor, işverenlerin işe alım stratejilerini ve çalışanların kariyer planlarını yeniden düşünmesi gerektiğine işaret ediyor.
En riskli işler
- Bilgisayar programcıları, finansal analistler, müşteri hizmetleri.
- Özellikle kadın, beyaz, daha yaşlı ve yüksek maaşlı çalışanlar risk altında.
- Ancak işten çıkarmalar yok; şirketler yeni işe alımları durduruyor.
- Üniversite mezunları en çok etkileniyor: yüksek riskli işlerde giriş seviyesi işe alım %14 düştü, mezunlar 4 kat daha fazla risk altında.
En güvenli işler
- Fiziksel ve manuel işler: barmen, bulaşıkçı, cankurtaran.
- AI’nin henüz otomatikleştiremediği işler.
- Bu işler işgücünün %30’unu oluşturuyor.

Öne çıkan bulgular
- AI teorik olarak çoğu işi otomatikleştirebilir, fakat yasal kısıtlar ve yavaş şirket kabulü nedeniyle uygulanamıyor.
- Sorun beceri eksikliği değil; adopsiyon ve entegrasyon süreci kritik.
- Bu yıl iş piyasasında büyük değişimler bekleniyor.
AI dönüşümü ve organizasyonel yeniden yapılanma
Jack Dorsey’in CEO’su olduğu Block, şirket tarihinde radikal bir karar alarak organizasyonunu yaklaşık yarı yarıya küçültüyor. 10.000’i aşkın çalışan sayısı 6.000’in altına düşürülecek ve 4.000’den fazla çalışan şirketten ayrılacak.
Dorsey’e göre bu karar finansal bir krizden kaynaklanmıyor. Şirketin gelirleri ve kârlılığı artmaya devam ediyor. Ancak yapay zekâ destekli araçlar ve daha küçük ekiplerle çalışma modeli, şirketlerin nasıl kurulduğunu ve yönetildiğini kökten değiştiriyor.
Block yönetimi, uzun vadeye yayılan kademeli işten çıkarmalar yerine tek seferde büyük bir yeniden yapılanma yapmayı tercih ettiğini belirtiyor. Amaç, daha küçük ve daha çevik ekiplerle şirketi AI merkezli bir çalışma modeline dönüştürmek.
AI yalnızca iş süreçlerini değil, organizasyon yapılarını da yeniden şekillendiriyor. Şirketler artık büyüklükten çok verimlilik ve teknoloji destekli ekipler üzerinden rekabet etmeye hazırlanıyor.
Uzaktan çalışma bir hak olabilir mi?
Avustralya’nın Victoria eyaleti, uzaktan çalışmayı yasal bir hak haline getirmeye hazırlanıyor. Yeni düzenlemeye göre işi uzaktan yapılabilen çalışanlar haftada en az iki gün evden çalışma hakkına sahip olacak. Yasa 1 Eylül 2026’da yürürlüğe girecek ve hem kamu hem özel sektörü kapsayacak.
Hükümet bu adımı modern çalışma biçimlerine uyum ve iş-yaşam dengesini güçlendirmek için savunurken, bazı iş dünyası temsilcileri ise düzenlemenin verimlilik, şehir ekonomisi ve şirket operasyonları üzerinde olumsuz etkileri olabileceğini söylüyor.
Pandemi sonrası dönemde uzaktan çalışma artık sadece bir şirket politikası değil, bazı ülkelerde yasal bir çalışan hakkına dönüşmeye başlıyor. Bu da çalışma hayatında devletler ile şirketler arasında yeni bir denge tartışmasını beraberinde getiriyor.
Çalışanların dörtte biri iş değiştirmeyi planlıyor
Çalışanların %24’ü aktif olarak iş arıyor ya da yakında iş değiştirmeyi planlıyor. En büyük neden, kendini düşük ücretli hissetmek. İş değiştirmeyi düşünenlerin %36’sı maaşından memnun değil. Bu oran kadınlarda %37, erkeklerde ise %34.
Rol değiştirmek isteyen çalışanların işten ayrılma nedenleri:
- Daha yüksek maaş istemek / kendini düşük ücretli hissetmek (%36)
- Takdir eksikliği / değersiz hissetmek (%24)
- Artık değişim zamanı olduğunu düşünmek (%24)
- Daha tatmin edici bir iş istemek (%23)
- İşinden keyif almamak (%22)
- Kariyer gelişimi eksikliği (%22)
- İşte motivasyon kaybı veya kopukluk (%17)
- Daha iyi iş-yaşam dengesi istemek (%17)
- Daha az stresli bir iş aramak (%16)
- Zayıf liderlik veya yönetim (%16)
“Skills-First Hiring” kırılan yetenek havuzunu onarabilir mi?
Şirketler için doğru yeteneği bulmak giderek zorlaşıyor. İş ilanlarına gelen başvuru sayısı artarken, yapay zekâ destekli CV’ler ve otomatik filtreleme sistemleri işe alım süreçlerini daha karmaşık hale getiriyor. Bu durum bazı uzmanlara göre işe alımın “AI’ye karşı AI” yarışına dönüşmesine yol açıyor.
Bu noktada giderek daha fazla şirket “skills-first hiring” (beceri odaklı işe alım) yaklaşımını benimsemeye başlıyor.
Diploma yerine beceri
Beceri odaklı işe alım modelinde adaylar;
- hangi üniversiteden mezun olduklarına
- hangi şirkette çalıştıklarına
göre değil, gerçek yetkinlikleri ve yapabildikleri işler üzerinden değerlendiriliyor.
Teknik beceriler, proje deneyimi, problem çözme yeteneği ve pratik uygulama kabiliyeti bu yaklaşımın temel değerlendirme kriterleri arasında yer alıyor.
Organizasyonlar için ne anlama geliyor?
Uzmanlara göre bu dönüşüm yalnızca iş ilanlarını değiştirmekten ibaret değil. Organizasyonların:
- iş tanımlarını beceri bazlı yeniden yazması
- adayları değerlendirmek için pratik testler ve proje bazlı değerlendirmeler kullanması
- otomasyonun yanında insan odaklı değerlendirme süreçlerini koruması
gerekiyor.
Yapay zekâ işe alım süreçlerini hızlandırabilir, ancak birçok uzman doğru adayın belirlenmesinde insan değerlendirmesinin hâlâ kritik olduğunu vurguluyor.
Özel sektör şubat ayında 63.000 yeni iş ekledi
İşe alımlar Şubat’ta artış göstererek Kasım 2025’ten bu yana en yüksek iş artışı seviyesini yakaladı. Büyümeye inşaat ile eğitim ve sağlık hizmetleri öncülük etti.
ADP Baş Ekonomisti Nela Richardson: “İşe alımlarda artış ve mevcut çalışanların maaş kazançları güçlü seyrederken, işe alımlar sadece birkaç sektörde yoğunlaştığı için veri, iş değiştirenlerin genel olarak maaş avantajı elde etmediğini gösteriyor. Aslında, işveren değiştirenler için maaş primi Şubat’ta rekor düşük seviyeye geriledi.”
İş değiştirmeyenlerin maaşı şubat ayında %4,5 arttı
Mevcut işinde kalan çalışanların maaş artışı Şubat ayında yıllık bazda %4,5 ile sabit kaldı. İş değiştiren çalışanlarda ise yıllık maaş artışı %6,3’e geriledi.