MEHMET FATİH CEYLAN - Emekli Büyükelçi
Her şeyden önce şunun bilinmesinde yarar var: NATO’nun, yeni döneme uyarlanmış Stratejik Konsept’lerini ilân ettikten sonra komuta-kontrol-kuvvet yapılarında değişikliğe gitmesi geleneksel bir uygulamadır.
Adana’da konuşlu 6. Kolordu bünyesinde NATO Çokuluslu Kolordu Karargâhı’nın (MNC-TÜR) kuruluş aşamasında olduğu, Karargâhın çekirdek kadrosuna Türk subayların atandığı ve bunun hemen sonrasında Ukrayna Gönüllüler Koalisyonu kapsamında Beykoz’da Deniz Unsur Komutanlığı’nın faaliyete geçirilmesinin planlandığı yolundaki haberlerin yayılması üzerine kamuoyumuzda canlı bir tartışmanın başladığı görülmekte.
Birçok meselede olduğu üzere herhangi bir gelişmenin arka planını irdelemek zahmetine katlanmayan veya kendi meşreplerinin rahatlığı içinde pervasız yorumlar yapmak itiyadını mesken edinmiş kimi çevrelerin, bir yandan kendi önyargılarını tatmin etmek, diğer yandan toplumu kendi zihin kalıplarına göre şekillendirmek yolunda yine yoğun bir uğraş içine girdikleri gözlenmekte. Bu ortamın oluşmasında başta MSB olmak üzere resmî kurumların gerekli hallerde kamuoyunu yeterince ve zamanlıca bilgilendirmekten kaçınmalarının oynadığı rolü de elbette hafife almamak gerekiyor. Resmî çevrelerin bu tür meseleleri sis perdesi altında tutmaktan ne umdukları, bundan ne yarar sağladıkları ise sorgulanması gereken bir yaklaşım teşkil etmekte.
Arka planda ne olmuştu?
Bu noktada her şeyden önce şunun bilinmesinde yarar var: NATO’nun, yeni döneme uyarlanmış Stratejik Konsept’lerini ilân ettikten sonra komuta-kontrol-kuvvet yapılarında değişikliğe gitmesi geleneksel bir uygulamadır. Bu çerçevede NATO komuta-kontrol-kuvvet yapıları, Soğuk Savaş sonrası dönemde sırasıyla 1991, 1999, 2010 ve 2022 Stratejik Konsept’lerinin açıklanmasından sonra uyarlanmışlardır. Bu olgusal gerçeklik, zamanında TSK bünyesinde görev almış, bugün emekli bulunan ve kimi kesimi son dönemlerde sanki bu gerçeklikle zamanında yaşamamış gibi yorumlar yapan kurmay subaylar tarafından esasen çok iyi bilinmektedir.
Soğuk Savaş sonrasında NATO kendisini yeni güvenlik ortamına uyarlarken hayata geçirdiği ilk girişimlerden biri 1994 NATO Brüksel Zirvesi’nde açıklanan Birleşik ve Müşterek Görev Kuvveti (BMGK/CJTF) konseptiydi. Buna göre, yeni dönemde icra edilecek operasyonlar için hem birleşik (hava, kara, deniz gibi birden çok kuvvete dayalı) hem müşterek (çok uluslu) bir çerçeve uygulamaya geçirildi.
Bir sonraki aşama 2002 NATO Prag Zirvesi’nde NATO Mukabele Kuvveti’nin (NRF) tesis edilmesi kararıydı. NRF, BMGK konsepti temelinde yüksek hazırlık seviyesindeki 40.000 personeli bulunan bir kuvvet olarak öngörüldü.
NATO, 2002 Prag Zirvesi kararlarına bağlı olarak Yüksek Hazırlık Seviyesindeki Kuvvet Karargâhları’nı (High Readiness Forces-HRF) hayata geçirmiş; bunlardan birinin de İstanbul’da bulunan 3. Kolordu bünyesinde çok uluslu bir şekilde kurulması (NRDC-T) kararlaştırılmıştır. NRDC-T’ye ilişkin kararın alınması tabiatıyla Türkiye’nin isteği ve onayıyla olmuştur.
Rusya’nın 2014’te Kırım’ı işgâl ve ilhak etmesi üzerine NATO ilk planda Rusya’dan algılanan tehditi karşılamak üzere üye ülkeler için önce güvence (assurance), bilahare caydırıcılık (deterrence) önlem paketleri açıklamış; sonrasında özellikle kendisini Rus tehdidine yakın hisseden Türkiye dahil üye ülkeler için Kademeli Mukabele Planları’nı (Graduated Response Plans-GRP) hayata geçirmiştir.
NATO 2014 sonrasında komuta-kontrol-kuvvet yapılarında da uyarlamaya gitmiştir. Bu çerçevede, başlangıçta 40.000 personeli bulunan NRF’in mevcudiyetinin 300.000 personele çıkarılması ve NRF bünyesinde Çok Yüksek Hazırlıklı Müşterek Görev Kuvveti (VJTF) tesis edilmesi kararlaştırılmıştır. Türkiye, VJTF yapılanması içinde de kendi iradesiyle yer almış ve 2021 yılı başında bu kuvvetin komutasını Polonya’dan devralıp, 2021 yılı sonunda komutayı Fransa’ya devretmiştir. Türkiye’nin komuta ettiği VJTF NATO tatbikatlarına da katılmıştır.
Haziran 2022’de NATO’nun yeni ‘Stratejik Konsept’i açıklandı
Yine 2014 sonrasında NATO komuta-kontrol-kuvvet yapılarındaki uyarlamaya bağlı olarak İzmir’deki NATO Kara Komutanlığı’nın yanı sıra İngiltere’de (Northwood) Deniz Komutanlığı (MARCOM) ve Ramstein/Almanya’da Hava Komutanlığı kurulmuştur. Ayrıca, Brunssum/Hollanda ve Napoli/İtalya’da da Müşterek Komutanlıklar hayata geçirilmiştir.
Haziran 2022’de NATO’nun yeni Stratejik Konsept’i açıklandıktan sonra Temmuz 2023’te Vilnius/Litvanya’da yapılan NATO Zirvesi’nde, iki ana tehdit (Rusya ve terörizm) karşısında üçlü bir yapıya dayanan savunma planları kabul edilmiştir: Bunlar, stratejik seviyede genel savunma planı, alan odaklı (domain specific-kara, hava, deniz, siber uzay) savunma planları ve bölgesel savunma planlarıdır.
Vilnius Zirve Bildirisi’nin 34. maddesinde, diğer hususların yanı sıra, yer alan şu ifadeler, Türkiye’de daha yeni gündeme gelen MNC-TÜR ve Deniz Unsur Komutanlığı’nın altında yatan gerekçelere ışık tutmaktadır:
“…Madrid Zirvesi’nde aldığımız kararları teyit ederek, NATO’nun Doğu Kanadı’nda mevcutlara ek olarak güçlü, uygun yerlerde konuşlandırılacak ve savaşa hazır kuvvetler oluşturma kararımızı yeniden vurguladık. Bu kuvvetler, mevcut muharebe gruplarından (battlegroups) gerektiğinde ve gerektiği yerde tugay büyüklüğünde birliklere genişletilecek olup, güvenilir ve hızlıca ulaşılabilir takviye kuvvetleri, önceden konuşlandırılmış teçhizat ve geliştirilmiş komuta ve kontrol yapısıyla desteklenecektir…”
Vilnius Zirvesi öncesinde Türkiye’deki karar vericiler ve kanaat önderi olarak geçinen çevreler, kamuoyunu İsveç’in NATO’ya üye olması sürecine kilitlemekle yetindikleri için o Zirvede NATO’nun savunma planlaması ile komuta-kontrol-kuvvet yapısındaki uyarlamaları es geçmeyi tercih etmişler ve resmî çevrelerin de göz yummasıyla, çoğu halde olduğu üzere, derin hamasetin engin ufuklarında tur atmayı yeğlemişlerdir.
Vilnius Zirvesi kararları üç yıl öncesine dayanıyor
Dikkat edilmesi gereken nokta Vilnius Zirvesi kararlarının bugün İran’a karşı devam eden savaştan üç yıl öncesine dayanmasıdır. Dolayısıyla, konuyu “İran kriziyle” irtibatlı kılmanın dayanağı yoktur. Yanlış verilmiş tepkiler olsa olsa gelişmeleri zamanlıca ve yeterince takip etmeyenlerin vardıkları hatalı ve yanıltıcı bir sonuçtur. Buna mukabil NATO konusundaki deneyim ve bilgi birikimi sağlam olanları bu gözlemden tenzih etmek gerekir. Benzer şekilde üç yıl önce bu kararlar alınırken, Karadeniz’de bugünkü denli insansız deniz araçlarının neden olduğu bir durum da bulunmamaktaydı. Komplo teorilerinin toplumun yumuşak karnını oluşturduğunu fırsat bilen kimi askerî ve sivil kökenli şahısların, kamuoyunu kendi kişisel eğilimleri ve köhnemeye yüz tutmuş zihinsel kalıpları doğrultusunda şekillendirmeye gayret ettikleri gözlenmektedir.
* Yazı apm.org.tr sitesinden alınmıştır.
Mehmet Fatih Ceylan kimdir?
Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinde uluslararası ilişkiler öğrenimi yaptı. Üniversite mezuniyetini takiben ABD Rutgers/Princeton Üniversitelerinde lisansüstü çalışmalarda bulundu ve Master’s derecesi aldı. 1979 Kasım ayında Dışişleri Bakanlığına girdi. Diplomaside geçirdiği yaklaşık kırk yıllık kariyeri sonunda 2019 Şubat ayında kendi isteğiyle emekli oldu. Emekli olduktan sonra çeşitli düşünce kuruluşlarında ve medya organlarında dış politikayla ilgili değişik konularda çalışmaları yayımlandı. Büyükelçi düzeyinde Sudan’da (2006-2009), son olarak Kuzey Atlantik Antlaşması Teşkilatı’nda (NATO-2013-2018) Daimi Temsilci, Büyükelçi olarak görev yaptı. Sırasıyla önceki yurtdışı görev yerleri: İslamabad, Deventer (Hollanda), Brüksel (Belçika), Düsseldorf (Almanya), Brüksel (Batı Avrupa Birliği ve Avrupa Birliği nezdindeki Türk misyonlarında Daimi Temsilci Yardımcısı) ve son olarak yine Brüksel. Ankara’daki son merkez görevinde ikili siyasi ilişkilerden sorumlu Müsteşar Yardımcısı (2010-2013) olarak görev yaptı.
