Bir anı
Pertevniyal Lisesi’nde son sınıfta idim. Tarih öğretmenimiz “Son dersten sonra Müdür Bey’in odasına gel, konuşacaklarımız var” dedi. Suratında kızgın bir ifade yoktu. Demek güzel şeyler konuşacaktık. Müdürün odasında üç arkadaş daha vardı; Tarih öğretmenimiz ile birlikte bir masaya oturmuşlardı. Müdür Bey, “Hadi sen de otur, başlayalım” dedi. TRT’de yayınlanan “Liseler Arası Bilgi Yarışması”na lise olarak katılacaktık. Bizler öğretmenlerin adayları olarak yarışma ekibine seçilmiştik. Tarih öğretmenimiz Şeküre Köksal, ekibin danışmanı olacaktı. Müdür Ahmet Dinç, “Lisemizi en iyi biçimde temsil edeceğinizden şüphem yok. Başarılar dilerim, zihniniz açık olsun” dedi ve bizi uğurladı.
Dört arkadaş hazırlanacağımız konuları paylaştık. Bana tarih, fizik, psikoloji düştü. Yarışmada bir de aktüalite sorusu vardı. O konu hepimizindi. Büyük bir sorumluluğun altına girmiştik. Lisemizi temsil edecektik. Yarışmalar radyoda yayınlanacaktı. “Kim Milyoner Olmak İster?” yarışmasındaki gibi seyirciye sorma ya da telefon joker hakkı gibi seçeneklerimiz de yoktu. İyi hazırlanmalıydık.
Yıl sonunda üniversiteye giriş sınavları da vardı. Lise son sınıf dersleri de yabana atılacak cinsten değildi. Gece 22.00’ye kadar son sınıf derslerini, ondan sonra da uykum gelinceye kadar yarışma derslerini çalışırdım. Yarışmada, örneğin tarih sorusu geldiğinde, kitaptaki yeri gözümün önüne gelir, oradan okurdum cevabı. Diğer arkadaşlarımın da aynı ciddiyetle çalıştıklarından eminim. Yarışmalar TRT İstanbul Radyosu Mesut Cemil Stüdyosu’nda yapılırdı. Soruları okuyan ve yarışmayı yöneten Kaya Saçlıoğlu isimli spikerdi.
İlk karşılaşmamız Kadıköy Maarif Koleji ileydi; son karşılaşmamız da Kabataş Erkek Lisesi ileydi. Sonunda İstanbul liseleri arasında Pertevniyal Lisesi olarak birinci olduk. Bu yarışma Ankara, İstanbul ve İzmir liseleri arasında yapılıyordu. Ankara’ya gittik. Ankara liseleri birincisi Yıldırım Bayazıt Lisesi, İzmir’in ise Hava Lisesi idi. Ankara Yıldırım Bayazıt Lisesi kura ile tur atladı. Biz Hava Lisesi ile karşılaştık, finale kaldık. Sonunda Yıldırım Bayazıt Lisesi birinci oldu.
Bu yarışmalara katılmak ve derece almak benim için büyük bir gurur kaynağı olmuştu. Yarışma için gece geç saatlerde uykumdan çalarak çalışırken kendimi kupayı alırken hayal ederdim. Ayrıca bu bilgilerin üniversite giriş sınavlarında da işime yarayacağını biliyordum. Bu gayretlerimin ödülü elde ettiğimiz başarı idi. Bu benim içsel ödülümdü. Peki bu yarışma bize başka ne ödül kazandırdı? Her yarışma sonrası okul müdürümüz Ahmet Dinç bizi beş yıldızlı bir otele çaya götürürdü. “Siz hayata atılınca böyle yerlerde gezeceksiniz. İleride böyle yerlere gittiğinizde yabancılık çekmeyin diye sizi buralara getiriyorum” demişti. Her yarışma sonu merak ederdik, acaba bu kez nereye gideceğiz diye. TRT bizi Ankara’ya uçakla götürmüştü. İlk kez uçağa bu şekilde bindim. Yarışma ekibine birer kol saati ve birer dolma kalem hediye etmişlerdi. Ekibimizin danışmanı Tarih öğretmeni Şeküre Köksal da bize Lord Kinross’un “Atatürk: Bir Milletin Yeniden Doğuşu” kitabını hediye etmişti. Bu ödüllerin manevi değeri vardı ama asıl ödül kendimle olan yarışım ve elde ettiğim başarı idi.
Bir haber
Hoca da yaşlandıkça anılarına döner oldu diye düşünenleriniz olabilir. Ama bu bilgi yarışması olayını gazetelerde gördüğüm bir haber (https://www.hurriyet.com.tr/egitim/yks-birincisi-3-ogrenciye-togg-hediye-edildi-43285324) üstüne hatırladım. Haberde “YKS birincisi 3 öğrenciye TOGG hediye edildi” deniyordu. Habere göre, “YKS’de 500 tam puan alarak Türkiye birincisi olan Kabataş Erkek Liseli 3 öğrenci, Türkiye’nin yerli ve milli otomobili Togg ile ödüllendirilmiş.” Bunun için Asırlık Okullar Vakfı’nın (ASOV) düzenlediği bir tören yapılmış. Törene İstanbul Valisi, Merkez Bankası Başkanı, Kabataş Lisesi Müdürü, öğrenciler ve velileri ile vakfın yetkilileri katılmış. Törende güzel konuşmalar yapılmış. Bu konuşmalardan ilginç bulduğum aşağıdaki alıntıları yaptım.
Törende konuşma yapan İstanbul Valisi şöyle demiş: “Başarı kıymetli ama bu başarının vicdanla, merhametle taçlanması daha kıymetli. Vicdanla ve merhametle taçlanmayan bir başarı, Allah muhafaza, sizleri zalimliğe kadar götürür. Sizi siz yapan, sizi diğerlerinden farklı kılacak olan o merhamet duygusunu ve vicdan duygusunu muhafaza etmenizdir.”
Törende konuşan Merkez Bankası Başkanı ise şöyle konuşmuş: “‘Bilmiyorum’ demekten çekinmeyin. Soru sorun. Yeni şeyler öğrenmek kadar bildiğinizi düşündüğünüz şeyleri de sorgulamayı lütfen ihmal etmeyin. Sizden farklı düşünen insanları dinleyin.”
Bir vakıf
Nedir bu “asırlık okullar” diye merak edersiniz diye düşündüm. Önce onu açıklayayım. Asırlık okullar şunlar: Cağaloğlu Anadolu Lisesi, Çapa Fen Lisesi, Galatasaray Lisesi, İstanbul Erkek Lisesi, Kabataş Erkek Lisesi, Pertevniyal Lisesi ve Vefa Lisesi. Asırlık Okullar Vakfı ise bu okulların mezun ve mensuplarını bir çatı altında toplamaktadır. Vakıf 2025 yılında kurulmuş. Devlet bürokrasisi ile yakın ilişkisi olan bir vakıf; örneğin Vakıf Başkanı aynı zamanda Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nda daire başkanı.
Vakfın web’deki tanıtım sayfasında şunlara yer verilmiş: “Ne Yapıyoruz? Türk eğitim tarihinin ulu çınarlarından doğan bilgi, birikim ve dayanışma kültürünü toplumsal faydaya dönüştürmek, fırsat eşitliği ilkesinden ödün vermeden, başarılı gençlere çağın gerektirdiği donanımları sunarak kendi alanlarına liderlik etmesi için bilgi ve birikimlerini artırmaya yönelik çalışmalar yapıyoruz.”
Bir yorum
Başarının ödüllendirilmesi güzel bir şeydir. Yukarıda anlattım, bizim bilgi yarışmamızdaki başarımızı da ödüllendirmişlerdi. Ama verilen otomobilleri görünce nereden nereye gelmişiz dedim kendi kendime. Haberi sosyal medyada okuyunca, hele işin içinde de “yerli ve milli” Togg olunca bu olumsuz bir propaganda diye düşündüm. Hayır, haber doğru idi.
Böyle bir ödülü tanınmak isteyen bir özel okul veya dershane yapsa yadırgamazdım ama bir vakıf, hem de asırlık okulların bir vakfı yapınca insan sorgulamadan edemiyor. Çünkü bu asırlık okulların böyle bir tanıtıma hiç ihtiyaçları yok. Hele de özel okul ücretleri gökyüzünde dolaşırken. Ama “Biz okulların değil, Togg’un reklamını yaptık” derlerse ona diyeceğim yok. Amaç, Togg stokunu indirmeye katkı ise ona da diyeceğim olmaz.
Verilen bu ödül yukarıda aktardığım vakıf söylemleriyle de bağdaşmıyor. Burada “Bilgi ve birikimlerini artırmaya yönelik çalışmalar yapıyoruz” ifadesi var. Otomobil tamamen tüketime dönük bir araçtır; bu çocukların bireysel gelişimine katkıyla uzaktan ya da yakından ilgisi yoktur. Bu para ile gençlerin gelişimine dönük daha şık, örneğin yurt dışı bursu gibi, daha bilinçli ve uzun dönemde faydalı olacak olanaklar sağlanabilirdi.
Yine aktardığım söylemde “fırsat eşitliği”ne gönderme var. Bu öğrencilere bu kadar yüklü bir ödül, fırsat eşitliği ilkesine hepten aykırıdır. Vakfın gelirlerinin sonsuz olduğunu sanmıyorum. Bu kadar yüklü paranın üç kişiye harcanması, diğer ihtiyaç sahiplerinin fırsatlarını kısıtlar. Bu para daha geniş bir kitleye imkân tanımak için kullanılabilirdi. Kaynaklar rasyonel kullanılmalıdır. Bu kadar yüklü ödülün üç kişiye tahsisi bir vakıf için rasyonel değildir.
Ben Liseler Arası Bilgi Yarışması’na hazırlanırken bana verilecek ödülleri düşünerek hazırlanmamıştım. Beni çalışmaya, öğrenmeye iten merakım ve o başarı duygusu olmuştu. Bu nitelikli gençleri de bu kadar yüksek maddi değeri olan bir ödülün çok fazla teşvik edeceğini düşünmüyorum. Onların geleceğine dönük bir ödülün onları daha mutlu edeceği görüşündeyim.
Bana 59 yıl önce verilen dolma kalem ve saat hâlâ duruyor; ve de kullanılır durumda. Acaba bu Togg’ları çocuklar ne kadar kullanabilecek? Vergilerini ve sigortalarını ödeyebilecekler mi?
Ödül törenindeki konuşmalar hakkında da bir şeyler söyleme gereği duydum. Yıllar önce İTÜ’ye bir konuşma yapmam için rahmetli Prof. Dr. Orhan Kural tarafından davet edilmiştim. Orhan Hoca ile konuşurken bana şu soruyu sormuştu: “Hocam şimdi ‘Mühendislik Etiği’ diye bir dersimiz bile var. Sizin zamanınızda var mıydı?” Ben de “Bizim zamanımızda dersi yoktu, kendisi vardı” demiştim. Vali’nin “merhamet ve vicdan” vurgusunu okuyunca bu konuşmayı hatırladım. Böyle bir konuşmayı emrindeki emniyet güçlerine de yapsa çok hayırlı olur görüşündeyim. Öte yandan Merkez Bankası Başkanı’nın “Sizden farklı düşünen insanları dinleyin” sözü de manidar. Acaba “enflasyon, faizin sonucudur” diyenlere mi bir gönderme yapıyor diye merak ettim.
Sonuç
Gençlerin başarısı kutlanmaya değer. Onlara yaşamları boyunca başarı diliyorum. Asırlık Okullar Vakfı da hayırlı bir vakıf; üstün başarılı bu üç genci ödüllendirmeleri de güzel. Ancak ödüllendirmede ölçü kaçmış. Vakıf yöneticileri vakıf paralarını harcarken rasyonel olmalıdır. Amacı gençleri geliştirmek olan bir vakıf, parasını eğitime harcamalıdır, hovardaca davranmaktan, şatafattan kaçınmalıdır.