Benim lüksüm de bu olsun
“Bir pazar günü oturdum bütün kredi kartlarımı kesip çöpe attım. Ne kadar da çok varmış. Makası tutan elim bir hafta ağrıdı” demişti. Gerçekten de kartlar çokmuş. Çünkü bankaların yanı sıra büyük mağazaların da kredi kartlarını almış ve kullanmış. Ama bir noktaya gelmiş, kredi kartı borçlarını ödeyememiş. Alacaklılar mahkeme celplerini yollayınca iki doktor ağabey devreye girip kız kardeşlerinin borçlarını ödemişler. Öderken de şöyle demişler : “Bize söz ver; kredi kartlarından kurtulacaksın ve bir daha kullanmayacaksın”. O da sözünü tutmuş.
Bu öykümüzdeki kişi bir hemşire idi.O dönem Amerika’da yakıt istasyonunda arabana yakıtı sen koyarsan fiyatı indirimli idi. Bu geliri kısıtlı hemşire şöyle derdi “Ben yakıtımı kendim koymam. Onların ne işi var, koysunlar. Efendim daha ucuzmuş, benim lüksüm de bu olsun”.
Cam silmem
Yakıt istasyonunda pompaya yanaştım. Pompacı kız “Dolacak mı” diye sordu. “Dolacak” dedim, sonra da ekledim “Lütfen, camları da silelim”. Arabayı kitleyip tuvaletlere yöneldim. Döndüğümde depo dolmuştu. Ama arabanın camları silinmemişti. Tekrar hatırlattım pompacı kıza “Camlar” dedim. Pompacı kız çok net biçimde ifade etti “Ben cam silmem. Onu karşıdaki pompacı erkekten isteyeceksiniz. Belki o silebilir. Hem benim boyum da kısa”. Demek iş bölümünde uzmanlaşmışlar diye düşündüm. Camları silen pompacılar, silmeyen pompacılar diye bölüşüm var. Merak edip istasyona geri gidip sordum: “Bu pompacı kız, istasyon sahibinin kızı mı, ya da patron mu?”. “Yok abi, bizim gibi bir çalışan” diye bir koro yükseldi.
Tercihler değişik
Bu olayı yaşayınca yukardaki hemşirenin hikayesi aklıma geldi. İnsanların tercihleri ve lüks anlayışları değişik. Ama bazı şeyler bana ters geliyor. Kredi kartının borcunu ödeyemeyen biri, daha ucuza benzin almak varken arabasına benzin doldurmaktan kaçınıyor. Kredi kartı borçlarını abileri ödemeseydi sorun yoktu, ama faturayı başkalarının ödediği yerde “Bu da benim lüksüm” demek bana ters geliyor.
Pompacı kızın tavrı daha ilginç geldi. Böyle bir işte çalıştığına göre yüksek bir gelir seviyesine sahip değildi. Büyük bir ihtimalle asgari ücretle çalışıyordu. Cam silerek bahşişlerle biraz daha kazanabilirdi. Ama o bunu tercih etmiyordu. Acaba zor mu geliyordu, yoksa cam silmeyi onur kırıcı bir iş olarak mı görüyordu? Belki işe girerken patron ile öyle anlaşmıştı; “Cam silmem bak, onu peşin söyleyeyim” deyip işe girmişti. Ya da patronun bu durumdan haberi yoktu.
Bu cam silmem tavrı sanki üniversal gibi. Örneğin, Amerika’da deyimlere girmiş bir meseledir. 1960’lı yıllarda evlere temizliğe gelenler ve hizmetçilerden bazıları, “Camları silmem” (I don’t do windows) derlermiş. Cam silmek uğraştırıcı, zor bir iş olarak görülürmüş. Sonra bu terim tüm iş kollarında da görülmeye başlamış. Yaptıkları işe bir sınır çizmek amacıyla çalışanların tekrarladığı bir terim olmuş.
Bir yorum
Pompacı kızın tavrı beni düşündürdü. Şu anda çalışmıyorum. Ama o yakıt istasyonunda pompacı olarak çalışıyor olsam acaba ben de cam silmem der miydim diye düşündüm; demezdim. Cam silmeyi onur kırıcı bulmazdım, zevkle silerdim. Düşünün çeşit çeşit markalar ve modeller önünüze geliyor, onlara dokunuyorsunuz ve onların camlarını siliyorsunuz. Sürücülerin önlerini daha rahat görmelerini, bu şekilde arabaları daha güvenli sürmelerini sağlıyorsunuz. Bir de üstüne para alıyorsunuz. Bir de bunun üstüne kişileri analiz etme fırsatınız oluyor. Bakalım bu sürücü bu cakalı duruşuna göre ne kadar bahşiş verecek? Acaba bu tip teşekkür edecek mi?
Çalıştığım işlerde iş tanımında yer alan bazı işleri yapmamak üzere anlaşmalar yapsaydım, acaba neleri çıkarırdım diye hayal ettim. Örneğin, insan kaynakları yöneticisi olarak çalıştığımda şöyle mi söyleseydim: “İş akitlerini feshetmem, onu baştan söyleyeyim”. Ya da öğretim üyesi olarak çalıştığımda “Sınav okumam, not vermem.”
Bunlar tabi birer fantezi. Yaşamda her şey bir paket olarak geliyor. Bir işe girdiğinizde o işin tüm boyutlarını görerek, bunu kabul ederek giriyorsunuz. Sevdiğiniz kısımları yapıp, sevmediklerinizi yapmama şansınız yok.
Düşünün bakalım, elinizde fırsatınız olsa çalıştığınız işte neleri yapmak istemezdiniz? Sizin de silmek istemediğiniz camlar var mı?