İkinci ve dördüncü bölgelerin büyüme hızında biraz geride kaldığı, diğer bölgelerin birbirine yakın büyüme hızları kaydettikleri görülüyor.
Bir önceki yazımızda Düzey-2 coğrafi bölge sınıflamasına göre bölgesel gayrısafi yurtiçi hasılanın (GSYH) sektörel ağırlıklarının 2024 yılında bir önceki yıla göre nasıl bir değişim gösterdiğini ele almıştık. Veriler 26 bölgenin 24’ünde tarımın, 25’inde de sanayinin payının azaldığını ortaya koyuyor. İnşaatın payı ise ancak 13 bölgede artmış durumda. Söz konusu 13 bölgenin 4’ünde de depremden etkilenmiş iller yer alıyor. Buna karşın 26 bölgenin 25’inde hizmet sektörleri, payını artırmış durumda. 26 bölge düzeyinde baktığımızda üretici sektörlerin payında genel bir düşüş öne çıkıyor.
Bu kez konuya teşvik bölgeleri penceresinden bakacağız. Bu nedenle de değişimi 5 yıllık bir dönem üzerinden değerlendireceğiz.
2019-2024 arasındaki 5 yıllık dönemde TÜİK hesaplarına göre Türkiye’nin yıllık ortalama ekonomik büyüme hızı yüzde 5,43 oldu. Bu dönemde en gelişmiş illerden oluşan birinci teşvik bölgesinin yıllık ortalama büyüme hızı yüzde 5,52, en geri kalmış illerden oluşan altıncı teşvik bölgesinin yıllık ortalama büyüme hızı yüzde 5,87 oldu. Yıllık ortalama büyüme hızları ikinci bölgede yüzde 4,91, üçüncü bölgede yüzde 5,43, dördüncü bölgede yüzde 5,27 ve beşinci bölgede yüzde 5,86 oldu. İkinci ve dördüncü bölgelerin büyüme hızında biraz geride kaldığı, diğer bölgelerin birbirine yakın büyüme hızları kaydettikleri görülüyor.
Bu büyüme hızları gerçekleşirken teşvik bölgesi ekonomilerinin sektörel dengelerinde de genelde gözlemlediğimiz, üretici sektörlerin paylarında gerileme sorunuyla karşılaşıyoruz.
Tarımın toplam GSYH içindeki payı, tüm teşvik bölgelerinde 2019 yılına göre azalmış durumda. Aynı durum ekonominin bel kemiği olan sanayi için de geçerli. Tüm teşvik bölgelerinde de sanayinin bölge GSYH’si içinde sanayinin payı 2019’daki seviyesinin altında.
En gelişmiş illerden oluşan birinci teşvik bölgesinde hizmetler dışında üç ana sektörün payında da kayıp var. Birinci bölgenin GSYH’sinde 5 yıl öncesine göre hizmetlerin payı 1,64 puan artarken, tarımın payı 0,22 puan, inşaatın payı 0,62 puan azaldı. En büyük pay kaybının 2,20 puan ile sanayide yaşanması dikkat çekici. Çünkü birinci bölgede İstanbul, Ankara, Kocaeli, Bursa, Eskişehir ve İzmir gibi sanayi açısından belirleyici ağırlığa sahip iller yer alıyor. Nüfusu en yüksek illerin bulunduğu bu bölgede inşaatın payının gerilemiş olması, üstelik yıllık ortalama yüzde 3,46’yı bulan bir küçülme yaşamış olması da bir başka önemli sorun.
Ekonomik olarak geri illerden oluşan dördüncü, beşinci ve altıncı teşvik bölgelerinde tarım ve sanayinin yanı sıra hizmetlerin payı da gerilemiş durumda. Bu bölgelerin GSYH’si içinde payı artan tek ana sektör inşaat. Bunda deprem illerinin bu teşvik bölgelerinde yer alıyor olmasının da önemli bir payı var.
İnşaatın payı, dördüncü ve beşinci teşvik bölgelerinde hemen hemen ikiye katlanmış durumda. Dördüncü bölgede inşaatın payı 4,10 puan artarak yüzde 4,82’den yüzde 8,93’e, beşinci bölgede ise 4,36 puan artarak yüzde 4,53’ten yüzde 8,90’a çıktı. Buna karşın iki bölgede de sanayinin payında hatırı sayılır kayıplar var. Dördüncü bölgede sanayinin payı 1,70 puan azalarak yüzde 20,41’den yüzde 18,71’e geriledi. Beşinci bölgede ise sanayi 1.50 puanlık bir kayıpla sanayinin payı yüzde 18,85’ten yüzde 17,35’e indi.
Orta düzeyde gelişmiş illerin yer aldığı ikinci ve üçüncü teşvik bölgelerinde ise tarım ile sanayinin payı gerilerken, inşaat ile hizmetlerin payı artmış durumda. Üçüncü bölgede sanayinin payı 3,12 puan düşerek yüzde 26,58’den yüzde 23,45’e inerken inşaatın payı 2,71 puan artarak yüzde 4,13’ten yüzde 6,84’e çıktı. Gaziantep, Manisa, Balıkesir, Mersin, Samsun, Trabzon, Bilecik, Karaman, Karabük, Zonguldak, Burdur ve Bilecik illerinin yer aldığı üçüncü teşvik bölgesi, hatırı sayılır sanayi potansiyeline sahip olmasına rağmen, inşaatın pay artışında öne çıkması dikkat çekici.
Uygulanan teşvik programlarına rağmen tüm teşvik bölgelerinde hem tarımın hem de sanayinin payının küçülmüş olması, en gelişmiş birinci bölge dışındaki tüm bölgelerde inşaatın pay artışında öne çıkması, teşvik sistemini yapısal olarak sorgulamayı gerektiren bir çerçeve ortaya koyuyor.