Şubat ayı ödemeler dengesi verilerini 12 aylık toplam sonuçları itibarıyla değerlendirdiğimizde, Cari açık bir yıl öncesine göre ikiye katlanmanın da ötesine geçerek yüzde 113’lük bir artışla 35.45 milyar dolara tırmandı.
Şubat ayı ödemeler dengesi verileri önemli bir eşikte yer alıyor: Ülke siyasetini ve ekonomisini ciddi ölçüde etkileyen 19 Mart operasyonunun üzerinden 12 ay sonrası ile İran savaşının hemen öncesi.
Geçen yıl 19 Mart’ta Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasıyla ateşlenen siyasi operasyonlar, ödemeler dengesi sermaye hareketlerinde hem yabancıların hem de yerleşiklerin tutumlarında sert hareketlere yol açtı. Bu, başta CHP kurultay davası olmak üzere CHP’ye yönelik siyasi operasyonlarla da devam etti.
ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a başlattığı saldırı ile başlayan İran savaşı da sermaye hareketlerinde benzer dalgalanmalar yarattı. Savaş, hem enerji fiyatlarını artırdığı için hem de ihracatı ve turizmi etkilediği için cari açık tarafında da riskler ve belirsizlikler yaratıyor.
Bu açılardan kritik bir noktada bulunan şubat ayı ödemeler dengesi verilerini 12 aylık toplam sonuçları itibarıyla değerlendirdiğimizde ortaya çıkan görünüm şöyle:
- Cari açık, bir yıl öncesine göre ikiye katlanmanın da ötesine geçerek yüzde 113’lük bir artışla 35.45 milyar dolara tırmandı.
- Cari açıktaki bu artışta dış ticaret açığı ile yabancıların kâr transferindeki artış belirleyici oldu. Cari açık 18.83 milyar dolar artarken buna dış ticaret açığındaki artışın katkısı 15.17 milyar dolar, yabancıların kâr transferindeki artışın katkısı da 4.34 milyar dolar oldu. Dış ticaret açığı yüzde 26,2 artarak 73.17 milyar dolara çıkarken, yabancıların kâr transferi de yüzde 15,3 artarak 32.66 milyar doları buldu. Bu süreçte yabancıların kâr transferi tarihi rekorlar kırarak yükseldi.
- Üstelik dış ticaret açığındaki bu artışın ana kaynağı da “olağan şüpheli” altın ve enerji ticareti değil. Altın ticaretindeki açık 5.79 milyar dolar artarken, enerji ticaretindeki açık bir önceki yıla göre 3.57 milyar dolar azaldı.
- Dış ticaret açığındaki artışın ana kaynağı enerji ve altın harici ticaret. Şubat 2025’te enerji ve altın hariç dış ticaret dengesi 5.79 milyar dolar fazla vermişti, bu fazla 2026 Şubat’ına gelindiğinde 7,2 milyar dolar açığa dönüşmüş durumda. Yani dış ticaretin ana gövdesinde 12.97 milyar dolarlık bir bozulma var.
- Hizmetler ticareti ayağındaki 1.46 milyar dolar ve yüzde 2.38’lik cılız artış da mal ticareti açığındaki hızlı artışı dengelemekten çok uzak kaldı.
- Sermaye hareketleri cephesinde yabancıların getirdiği kaynak miktarı yüzde 13.79 ve 4,2 milyar dolar artarak 34.63 milyar dolara çıktı. Bu artış neredeyse tamamen sıcak para tarafında gerçekleşti, doğrudan yatırımlar yerinde saydı.
- Yabancı sıcak para girişi 4.06 milyar dolar artarak 22.07 milyar dolara çıktı. Ancak yabancı sıcak paranın kompozisyonundaki değişim dikkat çekici. Bir yıl öncesine göre yabancı mevduatı 7.76 milyar dolar artarken, tahvil piyasasından 11.63 milyar dolarlık çıkış var. Bu da yabancı sıcak paranın iyice kısa vadeyi tercih ettiğine ve faiz düşüş ihtimaline temkinli yaklaştığına işaret ediyor.
- Yerleşiklerin sermaye hareketleri ise daha dramatik bir görünüm sergiliyor. Yerleşiklerin doğrudan yatırım olarak yurtdışına çıkardıkları kaynak miktarı 2.54 milyar dolar ve yüzde 34.14 artarak 9.98 milyar dolara tırmandı. Bunun içinde yer alan yurtdışındaki gayrimenkul yatırımları da yüzde 25,8’lik artışla 2.77 milyar doları bulurken, yabancıların Türkiye’de yaptıkları gayrimenkul yatırımlarının miktarını geride bıraktı. Hem yurtdışındaki toplam doğrudan yatırım rakamı, hem de gayrimenkul yatırım miktarı tarihi rekor oluşturuyor.
- Yerleşiklerin portföy yatırımı olarak yurtdışına çıkardıkları kaynak miktarı da yüzde 125’lik bir sıçrama ile 31.13 milyar dolara fırlayarak tarihi rekor kırdı. Yerleşiklerin yurtdışındaki portföy yatırımları yüzde 94, mevduatı ise yüzde 176’lık artış kaydettiler.
- Böylece yerleşiklerin sermaye hareketleriyle yurtdışına çıkardıkları toplam kaynak miktarı da yüzde 93.29’luk bir artışla 41.12 milyar dolar ile rekor kırmış oldu.
- Bunlara bir de kaynağı belirsiz döviz çıkışındaki sıçramayı eklemek gerekiyor. Kaynağı belirsiz döviz çıkışı da yüzde 197’lik artışla neredeyse üçe katlanarak 21.41 milyar dolara ulaştı.
- Artan cari açık ve yerli sermayenin dışarı kaçışının doğrudan sonucu kredi yoluyla dış borçlanmanın artması oldu. Kredi yoluyla borçlanma yüzde 19.48’lik bir artışla 41.56 milyar dolara tırmandı. Bu da aralık ayındaki rekordan sonraki en yüksek ikinci rakam durumunda.
- Sonuç döviz rezervlerinde 24.19 milyar dolarlık kayıp oldu. Oysa Şubat 2025’te 12 aylık toplamda döviz rezervlerinde 16.53 milyar dolarlık bir artış gerçekleşmişti. Yani bu açıdan söz konusu bir yıllık sürede 40.72 milyar doları bulan bir bozulma gerçekleşti.
- Sonuç olarak izlenen ekonomi politikaları ithalatı özendirerek cari açığı hızla artırırken, siyasi çalkantılarla geçen son bir yıllık süre sermaye hareketlerinde de kırılganlığı artıran gelişmeler yaratmış durumda. Bu envanter koşullarında İran savaşının cari işlemler ve sermaye hareketleri tarafında yarattığı risklerin söz konusu kırılganlıkları daha da artırması kaçınılmaz.
Bu koşullar altında Merkez Bankası ve ekonomi yönetiminin, kuru kontrol ederek yabancı sıcak paraya yüklü faiz geliri kazandırma politikasını gevşetmesi çok zor gözüküyor. Buna bir de iç siyasetteki gerilim ve çalkantılara yenileri eklenirse, sorun iyice katmerlenecektir.
