Sürdürülebilirlik perakendede yeni bir sınavdan geçiyor: Ürünün formülünü ve ambalajını değiştirmek, enerjiyi azaltmak, tedarikçiyi dönüştürmek yetmiyor. Tüketicinin de o ürünü raftan alması gerekiyor. Watsons Türkiye ve GCC Geliştirme Genel Müdürü Mete Yurddaş, “Biz ürünü istediğimiz kadar iyi yapalım, raflara koyalım; tüketici ilgi göstermezse hiçbir şey kalıcı olamıyor” diyor.
Sürdürülebilirliğin hedefler, taahhütler ve raporlar üzerinden konuşulduğu günler geride kalıyor. Dönüşümün gerçek hayata inmesi gerekiyor. Perakende sektörü de bu dönüşümün en görünür olduğu alanlardan biri. Bir tarafta ürünü üreten şirket, diğer tarafta o ürünü satın alan tüketici var. Arada ise hangi ürünün hangi standartlarla rafa çıkacağını, nasıl sunulacağını ve tüketiciyle nasıl buluşacağını belirleyen perakendeci bulunuyor.
Watsons Türkiye ve GCC (Körfez Ülkeleri) Geliştirme Genel Müdürü Mete Yurddaş perakendecinin bu konumunun önemli bir dönüşüm gücü yarattığını söylüyor: “Biz bir perakendeci olarak aslında büyük bir ekosistemin tam merkezindeyiz. Üreticiler var, tüketiciler var, çalışanlarımız var. Bir şeyleri değiştirmeye niyetlendiğimizde birçok yere tesir edebiliyoruz.”
Watsons da sürdürülebilirlik çalışmalarını bu ekosistem üzerinden şekillendiriyor. Şirketin stratejisinin üç ana ayağı var: Gezegen, toplum ve ürünler. Bu üç başlığın belki de en zor olanı ürün. Çünkü güzellik ve kişisel bakım sektöründe sürdürülebilir bir ürüne geçmek yalnızca ambalajı değiştirmek anlamına gelmiyor. Formülün, hammaddenin, üretim sürecinin ve tedarik zincirinin de dönüşmesi gerekiyor.
Watsons mağazalarında bugün şirketin sürdürülebilirlik standartlarını karşılayan binin üzerinde ürün bulunuyor. Yurddaş, gelinen noktayı anlatırken aslında dönüşümün ölçeğini de ortaya koyuyor: “İlk sürdürülebilir ürünlere başladığımızda, 6-7 sene önce 30-50 üründen bahsediyorduk. Şimdi bin ürünü geçtik. Watsons yalnızca kendi markalarını değil, çok sayıda global ve yerel markanın ürünlerini satıyor. Dolayısıyla mağazalarda binlerce farklı ürün olduğunu düşündüğümüzde, hala önümüzde uzun bir yol var.”
İlgi yüzde 5-10’dan yüzde 50’ye çıktı
Yurddaş’a göre pandemi öncesinde Türkiye’de sürdürülebilirlik konusuna ilgi gösteren tüketicilerin oranı yüzde 5-10 seviyesindeydi. Bugün ise şirketin araştırmaları ve müşteri geri bildirimleri bu oranın yaklaşık yüzde 50’ye ulaştığını gösteriyor. “Gençlerde ilgi daha da yüksek” diyen Yurddaş, 17 yaşındaki bir tüketiciyle 27 yaşındaki bir tüketicinin bile konuya yaklaşımının farklılaştığını söylüyor. Daha genç tüketiciler, kullandıkları markaların çevresel ve sosyal konularda nasıl davrandığını daha fazla sorguluyor. Bu değişim şirketler açısından önemli. Çünkü sürdürülebilirlik marka tercihini belirleyen bir rekabet unsuruna dönüşüyor.
Fakat burada değişmeyen bir gerçek var. Tüketici sürdürülebilir ürün istiyor ama bunun için çok daha yüksek fiyat ödemek istemiyor. Ürünün performansından da vazgeçmiyor. Yurddaş bunu şu sözlerle anlatıyor: “Vaadi saçı temizlemek olan bir şampuansa, iyi şekilde temizlemesi lazım. Hem ürünün yaptığı işi iyi yapması hem de fiyatının çok pahalı olmaması lazım.”
Bu dönüşüm satış rakamlarına da yansımaya başlamış durumda. Yurddaş, sürdürülebilir olarak tanımlanan ürünlerin Watsons satışlarındaki payının yüzde 15’e yaklaştığını ve her yıl arttığını söylüyor. Bu oran aynı zamanda önümüzdeki alanın büyüklüğünü de gösteriyor. Cilt ve saç bakımında sürdürülebilir alternatiflerin payı yükselirken, makyaj gibi alanlarda kullanılan bazı materyallerin sürdürülebilir alternatifleri henüz yeterli değil. Yurddaş’a göre, bir diğer önemli konu da tüketicinin alışkanlıkları: “Bazen aylarca üzerinde çalışılan yeni bir formül tüketiciden beklenen karşılığı alamıyor. O zaman ürün yeniden ele alınıyor; formülün yeniden geliştirilmesi altı ay, bir yıl, hatta bir buçuk yıl sürebiliyor.” Yani sürdürülebilirlik dönüşümü düz bir çizgide ilerlemiyor. Üretici değişiyor, ürün değişiyor ama tüketicinin de değişmesi gerekiyor.
Niyet dönemi bitiyor, ölçüm dönemi başlıyor
Watsons Türkiye üçüncü sürdürülebilirlik raporunu yayımladı. Yurddaş’a göre ilk rapordan bugüne en önemli değişim ise hedeflerin kendisinden çok verinin niteliğinde yaşandı.
“Önceleri bunlar niyet şeklindeydi. Şimdi iş biraz daha ciddileşti. Sayıları sene sonunda toplamaya çalışıyorduk. Şimdi sene içinde sayıları topluyoruz; yanlışlık var mı, eksiklik var mı diye bakıyoruz” diyen Yurddaş, bir sonraki aşamanın bu verilerin bağımsız biçimde denetlenebilir hale gelmesi olduğunu söylüyor ve önümüzdeki iki-üç yılın gündemini bunun belirleyeceğini ifade ediyor: Açık, şeff af ve denetlenebilir sürdürülebilirlik verisi.
Şirket ürünü dönüştürebilir. Üreticiyi teşvik edebilir. Enerji tüketimini azaltabilir. Ambalajı değiştirebilir. Rafları sürdürülebilir ürünlerle doldurabilir. Ama dönüşümün kalıcı olup olmayacağına sonunda yine o rafın önündeki insan karar veriyor…
Mete Yurddaş’ın ifadesiyle: “En son sözü müşteri söylüyor.”
500 mağazada enerjinin hesabı
500 mağazada enerjinin hesabı Watsons’ın Türkiye’de 500’ün üzerinde mağazası bulunuyor. Şirket her yıl 70-80 civarında yeni mağaza açıyor. Dolayısıyla toplam operasyon büyürken enerji tüketimini aşağı çekmek ayrı bir mücadele anlamına geliyor. Yurddaş, mağazalarda enerji tüketiminin düzenli olarak ölçüldüğünü ve karşılaştırıldığını söylüyor. Şirket, mağazalarında kullandığı elektriği I-REC sertifikalı yenilenebilir enerji kaynaklarıyla eşleştirirken, aynı zamanda tüketimi azaltmaya çalışıyor. Klima sıcaklıklarından mağaza kapandıktan sonra açık kalan sistemlere kadar operasyonun küçük görünen ayrıntıları enerji verimliliğinin parçası haline geliyor.
■ ÇALIŞANLARIN YÜZDE 82’Sİ KADIN
Watsons’ın sürdürülebilirlik yaklaşımının ikinci önemli ayağını toplumsal etki oluşturuyor. Şirkette çalışanların yüzde 82’si kadın. Kadınların yönetici pozisyonlarındaki oranı da yüzde 71 seviyesinde. Yurddaş özellikle Türkiye’nin farklı şehirlerinde kadınların ekonomik hayata katılımının önemine dikkat çekiyor. Şirket bu yaklaşımı tedarik zincirine de taşımaya çalışıyor. Birlikte çalışılan üreticilerden kadın çalışan oranları isteniyor; kadın istihdamı yüksek üreticiler ödüllendiriliyor. Bir diğer alan ise kadın kooperatifleri. Watsons, KEDV aracılığıyla kadınların ürettiği ürünleri kâr amacı gütmeden kendi satış kanallarında tüketiciyle buluşturuyor. Yurddaş’ın verdiği bilgilere göre, 2020’den bu yana kadınlar tarafından üretilen 150 bin ürün satıldı, 11 milyon TL ekonomik değer yaratıldı ve binden fazla kadının ekonomik olarak güçlenmesine katkı sağlandı. Bu rakamların en önemli tarafı, sosyal etkinin yardım yaklaşımından çıkarak ekonomik faaliyetin içine girmesi.
■ 2030 HEDEFİ: 1 MİLYON FİDAN
Gezegen başlığında ise en görünür projelerden biri ağaçlandırma. Watsons, TEMA Vakfı ile 2018’den bu yana yürüttüğü çalışma kapsamında 2030 yılına kadar 1 milyon fidan hedefliyor. Yurddaş, bugün 500 bin fidan eşiğinin geçildiğini ve Türkiye’nin 38 ilinde Watsons Ormanları bulunduğunu söylüyor.