Altek Alarko Enerji Genel Müdürü Hakan Aytekin, yenilenebilir enerjide yatırım iştahının güçlü olduğunu ancak şebekenin aynı hızda gelişmesi gerektiğini söylüyor: “Ülkemizde çok ciddi bir yatırım iştahı var ancak bağlantı kapasitelerimiz limite kadar dolu durumda.” Aytekin’e göre, yenilenebilir enerjide büyümenin önünü açacak kritik adımlardan biri, depolama.
Türkiye’nin enerji dönüşümünde güneş ve rüzgâr yatırımları hızlanırken üretilen elektriğin ihtiyaç duyulan saate taşınması giderek daha kritik hale geliyor. Yenilenebilir enerji kapasitesi büyüdükçe, şebeke esnekliği ve depolama ihtiyacı da aynı ölçüde önem kazanıyor.
Altek Alarko Enerji Genel Müdürü Hakan Aytekin’e göre, önümüzdeki dönemde batarya teknolojileri enerji sisteminin dönüşümünde belirleyici bir rol üstlenecek. Altek Alarko da büyüme stratejisini bu dönüşüm üzerine kuruyor. Önümüzdeki beş yılda portföyüne 500 MW yeni yenilenebilir enerji kapasitesi eklemeyi hedefleyen şirket, bir yandan Orta ve Doğu Avrupa’da yeni yatırım fırsatlarını değerlendirirken, diğer yandan enerji depolama alanında önemli bir yatırıma hazırlanıyor. Alarko, dünyanın büyük batarya üreticilerinden Gotion ile kurduğu ortak girişim üzerinden Türkiye’de lityum-iyon pil ve şebeke ölçekli batarya sistemleri üretmeyi planlıyor.
Yatırımın hedefi yalnızca iç pazar değil. Üretimin yaklaşık yüzde 40’ının ihraç edilmesi ve Türkiye’de kurulacak tesisten 69 ülkeye ulaşılması hedefleniyor. Aytekin’in ifadesiyle, petrol ve karbon çağından elektrifikasyon çağına geçiyoruz. Türkiye için bu dönüşüm, enerji ithalatını azaltma fırsatı sunarken yeni bir ihtiyacı da öne çıkarıyor: Güçlü bir şebeke ve depolama. Hakan Aytekin ile Türkiye’nin enerji dönüşümünde şebekeden depolamaya uzanan darboğazları, bataryanın enerji sistemindeki yükselen rolünü ve Altek Alarko’nun Türkiye’den Avrupa’ya uzanan büyüme planlarını konuştuk.
Hedef 5 yılda 500 MW yeni yenilenebilir kapasite
“Altek Alarko, 1987 yılında kurulmuş Türkiye’nin ilk özel sektör elektrik üretim şirketlerinden bir tanesi. Bugüne kadar yaklaşık 300 MW kapasitede tesis kurup işlettik. Geçtiğimiz 5-6 yıl içerisinde Alarko Şirketler Grubu’nun aldığı stratejik dönüşüm kararıyla birlikte tüm yatırımlarımızı sürdürülebilir ve yenilenebilir enerjiye yöneltme kararı aldık. Şu anda iki hidroelektrik santralimizle üretime devam ediyoruz. Konya bölgesinde güneş santrallerimiz var. Bundan sonraki büyümemiz ağırlıklı olarak rüzgâr ve güneş enerjisinde olacak. Hedefimiz gelecek 5 yıl içerisinde 500 MW yeni kapasite kurmak. Yıllık 1 milyon megawatt saat bir üretime ulaşma gibi bir hedefimiz var. Portföyümüzü oluştururken hem pazar hem de kaynak çeşitlendirmesine gideceğiz. Orta ve Doğu Avrupa’da elektrik üretim santralleri araştırıyoruz. Yaklaşık beş yıl önce yenilenebilir enerjinin devam edebilmesinin en önemli dayanaklarından birinin batarya depolama teknolojileri olduğuna karar verdik. Bu yönde uluslararası firmalarla iş birliği görüşmelerine başladık ve 2025 yılında dünyanın önde gelen firmalarından biriyle ortak girişim şirketi kurduk. Ortağımızla birlikte Türkiye’de lityum-iyon pilden başlayarak şebeke ölçeğinde batarya ünitelerinin üretimine yönelik bir yatırım hazırlığımız var. Yatırıma başladıktan sonra birinci aşamayı dokuz ay içerisinde tamamlayabileceğimizi düşünüyoruz. Eş zamanlı başlayacak pil üretim tesisinin ise yaklaşık 24-30 aylık bir süresi var. Türkiye’nin batarya teknolojilerine çok ihtiyacı var ama biz bu tesisi sadece iç pazar için kurmuyoruz. Bu yatırımın hedefi aslında Avrupa. Öncelikli olarak Avrupa’ya ihracat amaçlı kurulan bir tesis.”
Ortak girişim
“Bu yatırım için Alarko Gotion Green Energy adı altında bir ortak girişim şirketi kurduk. Şirketin yüzde 60’ı Alarko Grubu’nun, yüzde 40’ı ise Gotion Grubu’nun. Gotion grubu da yüzde 40 iştirakini uluslararası yatırımlarını yönlendirdiği Singapur şirketi üzerinden yapıyor. Bu ortaklığın arkasında ciddi bir teknoloji var. Ortağımız, ‘Tier 1’ dediğimiz dünyanın en büyük 4-5 üreticisinden bir tanesi. Volkswagen yüzde 26 pay ile Gotion’ın ana hissedarı.
Türkiye’deki tesisimizden 69 farklı ülkeye ihracat yapma kapasitemiz var. Hedefimiz üretimin yaklaşık yüzde 40’ını ihracata yönelik gerçekleştirmek. Burada yerli sanayimizin güçlü olduğu birçok alan var. Konteynerden kablolamaya, yangın algılama ve söndürme sistemlerinden havalandırma ve klima sistemlerine kadar yan sanayimizden istifade etmek istiyoruz. Doğrudan yaratmayı planladığımız istihdam yaklaşık 600 kişi. Ama yan sanayiye baktığımızda belki on binlerce kişilik istihdama sebep olacak.”
Yatırım iştahı var, bağlantı kapasitesi limite dayanmış durumda
“Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın 2035 yılına kadar koyduğu 120 GW yenilenebilir enerji hedefi var. Bu hedefe ulaşmak için yaklaşık 1 trilyon dolarlık yatırımdan bahsediyoruz. Bunun bir bacağı finansman. Ama iletim ve dağıtım şebekesinin de bununla paralel biçimde güçlendirilmesi gerekiyor.
Şu anda enerji yatırımcılarının en büyük sıkıntısı bağlantı kapasitesine erişebilmek. Ülkemizde çok ciddi bir yatırım iştahı var ancak bağlantı kapasitelerimiz limite kadar dolu durumda. TEİAŞ’ın Dünya Bankası ile iletim altyapısının güçlendirilmesine yönelik 700 milyon dolarlık bir anlaşması var. Türkiye’de ilk defa direkt akım iletim hatları tesis edilecek. Bunlar doğudan batıya, güneyden kuzeye üretimle tüketim arasındaki bağı kuracak.
Ancak üretilen enerjiyi ihtiyaç olan saatlere kaydırabilmenin yolu yine bataryaya gidiyor. Biz bataryayı bu açıdan çok stratejik görüyoruz. Yenilenebilir enerjinin en büyük dezavantajı, istediğiniz zaman istediğiniz miktarda üretememeniz. Güneşin yoğun olduğu saatlerde bu sene üç ay boyunca neredeyse sıfıra değen fiyatları gördük. İhtiyaç fazlası enerjiyi, ihtiyaç duyduğumuz akşam saatlerine taşıyamadık. İhtiyaç olan enerjiyi ihtiyaç olan saate kaydırabilmek için depolama üniteleri çok önemli. Bu, sisteme esneklik getiriyor ve sistemin yükünü alıyor. Avrupa’da bunun örneklerini görmeye başladık. Ülkemizin de buraya doğru gideceğini öngörüyoruz. Bugün olmasa bile yakın gelecekte piyasanın daha da liberalleşeceğini, tavan fiyatların bir miktar esnetileceğini ve tabanda negatif fiyatlara müsaade edileceğini düşünüyoruz.
■ ELEKTRİFİKASYON TÜRKİYE İÇİN BÜYÜK BİR FIRSAT
“Uluslararası Enerji Ajansı’nın raporlarına göre 2030-2035 döneminde enerji talebi bugüne göre yüzde 40-50 artacak. Geçtiğimiz yıl yenilenebilir enerjiden üretilen elektrik tarihte ilk defa fosil yakıtları geçmiş durumda. Geçtiğimiz çağ petrol ve karbon çağıydı. Önümüzdeki çağ ise elektrifikasyon çağı. Türkiye, OECD ülkeleri içerisinde enerji talebinin en hızlı arttığı ülkelerden biri. Veri merkezleri hayatımıza girdikçe, sanayide elektrifikasyon arttıkça ve elektrikli araçların payı yükseldikçe elektrik talebi de artacak.
Bu dönüşüm Türkiye için çok önemli. Çünkü Türkiye enerji ihtiyacının yaklaşık yüzde 74-75’ini dış kaynaklardan sağlıyor. Oysa güneşimiz, rüzgârımız ve suyumuz var. Bunlardan daha fazla elektrik ürettikçe fosil yakıtlara, dolayısıyla enerji ithalatına olan ihtiyacımız da azalacak. Bizler de Alarko grubu olarak 2024 yılında sanırım ilk sürdürülebilirlik raporumuzu yayınladık. 2025 yılında bunları ölçülebilir olarak azaltıyoruz her yıl. 2050 yılında net sıfır sera gazı emisyonu hedefimiz var. Alarko Enerji grubu olarak da bu sene ilk defa gönüllü sürdürülebilirlik raporumuzu yayınlayacağız.