Rönesans Holding, 11 yıldır dünyanın en büyük 50 uluslararası müteahhidi arasında yer alıyor. Bugüne kadar 50 milyar dolarlık uluslararası proje gelirine ulaşan şirketin yurt dışındaki projelerinde Türkiye'den 3 bin 500 üretici ve taşeron yer aldı. Bu iş birlikleriyle Türkiye'den yurt dışına taşınan mal ve hizmetin değeri ise 2 milyar doları aştı.
Pandemi, savaşlar, enerji krizi, bozulan tedarik zincirleri ve zorlaşan finansman koşulları, uzun bir süredir şirketlerin büyüme kadar dayanıklılık kapasitesini de test ediyor. Bugün uluslararası ölçekte başarı göstergelerinin başında, değişen koşullara uyum sağlama, yeni pazarlarda iş yapabilme ve farklı coğrafyalarda güçlü bir ekosistem kurabilme kapasitesi geliyor. Bu tabloda, farklı coğrafyalarda faaliyet gösteren şirketlerin uluslararası performansı da dayanıklılığın önemli göstergelerinden birine dönüşüyor. Rönesans Holding, Engineering News-Record’un (ENR) “Dünyanın En Büyük 250 Uluslararası Müteahhidi” 2026 listesinde ilk 50’deki yerini korudu. Böylece şirket, 11 yıldır kesintisiz olarak dünyanın en büyük 50 uluslararası müteahhidi arasında yer aldı. ENR sıralamasını farklı kılan, şirketlerin toplam büyüklüğünü değil, merkezlerinin bulunduğu ülke dışındaki inşaat faaliyetlerinden elde ettikleri geliri esas alması. Dolayısıyla liste, şirketlerin farklı pazarlarda iş kazanma ve uluslararası rekabette ne kadar güçlü olduklarına ilişkin de bir gösterge niteliğinde. Rönesans bu listeye ilk kez 2006 yılında 86’ncı sıradan girdi. Bugün yaklaşık 40 ülkede bini aşkın projede imzası bulunan şirket, 11 yıldır dünyanın en büyük 50 uluslararası müteahhidi arasında yer alıyor. Şirketin 30 yılı aşan uluslararası yolculuğunda ulaştığı proje geliri ise 50 milyar dolar.
Türkiye’den yurt dışındaki projelere 2 milyar dolarlık değer
Rönesans’ın uluslararası faaliyetlerinin yarattığı ekonomik etki, yurt dışında kazanılan projelerle sınırlı değil. Bu projeler, Türkiye’deki üretici ve taşeronlardan mühendis ve mimarlara uzanan daha geniş bir ihracat zinciri yaratıyor. Bugüne kadar uluslararası projelerinde Türkiye’de yerleşik 3 bin üretici ve 500 taşeron firma ile çalışan şirket, yalnızca son 10 yılda bu iş birlikleri kapsamında Türkiye’den 2 milyar doları aşan mal ve hizmeti yurt dışındaki projelerine taşıdı. Rönesans’ın uluslararası projelerinde bugüne kadar 28 bin 853 Türk çalışan görev aldı. Bunların 3 bin 500’ünü mühendis ve mimarlar oluşturuyor. Söz konusu projelerdeki toplam istihdam ise 271 bin 888 kişiye ulaştı.
“Uzun vadede sizi güçlü tutan, plan değiştiğinde birlikte ne yaptığınızdır”
Rönesans Holding Onursal Başkanı Dr. Erman Ilıcak, 11 yıldır devam eden bu istikrarı anlatırken özellikle son dönemde iş dünyasının karşı karşıya kaldığı belirsizliklere dikkat çekiyor.
Ilıcak’ın sözleri aslında bugün şirketlerin dayanıklılık tartışmasının da merkezinde duran bir noktaya işaret ediyor: Değişimin kendisini kontrol etmek mümkün değil; asıl mesele değişime nasıl cevap verildiği.
Ilıcak şöyle anlatıyor: “11 yıl deyip geçmemek lazım. Bu yılda dünya birkaç kez değişti. Pandemi oldu, savaşlar başladı, enerji krizi yaşandı, finansman koşulları değişti. Avrupa’dan Orta Doğu’ya, CIS ülkelerinden Afrika’ya kadar çalıştığımız coğrafyalarda neredeyse her yıl önümüze yeni bir denklem geldi. Böyle dönemlerde önemli olan, şartların ne kadar zor olduğunu anlatmak değil, o şartlarda ne yapacağınıza karar vermek. Biz de hep buna odaklandık. Ekiplerimiz her yeni duruma adapte oldu, çözüm üretti, gerektiğinde yön değiştirdi ve yoluna devam etti. Çünkü uzun vadede sizi güçlü tutan, her şeyin planladığınız gibi gitmesi değil; plan değiştiğinde birlikte ne yaptığınızdır. 11 yıldır dünyanın en büyük 50 uluslararası müteahhidi arasındayız. Bu sürede dünya değişti, pazarlar değişti, biz de değiştik. Yeni ülkeler öğrendik, yeni ortaklıklar kurduk, yeni yetkinlikler geliştirdik. Ama bir şey değişmedi: Birlikte çalışma ve çözüm üretme kültürümüz. Ben bu tabloya sadece bir sıralama olarak bakmıyorum. Arkasında dünyanın dört bir yanında aynı hedef için çalışan çok güçlü bir ekip var. Mühendislerimizden mimarlarımıza, finansçılarımızdan iş ortaklarımıza kadar yıllar içinde birlikte büyüdüğümüz çok büyük bir yapı bu. Rönesans’ın asıl gücü de burada; farklı coğrafyalarda, farklı koşullarda aynı anlayışla hareket edebilmekte… 50 milyar dolarlık uluslararası proje deneyimi ve bu listedeki istikrar bize bundan sonrası için daha büyük bir sorumluluk veriyor. Dünyanın dört bir yanında Rönesans için emek veren, sorumluluk alan ve her yıl önümüze çıkan yeni mücadelelere birlikte çözüm üreten tüm çalışma arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.”
AVRUPA BÜYÜMENİN MERKEZİNDE
Rönesans'ın uluslararası büyümesinde Avrupa önemli bir yere sahip. Şirketin Avrupa'daki büyüme stratejisinin önemli adımlarından biri 2009 yılında Avusturyalı PORR'un yüzde 10 hissesinin satın alınması oldu. Bunu 2013 yılında Alpine Bau grubunun bir iştirakinin, 2014'te Almanya'nın köklü mühendislik şirketi Heitkamp'ın ve 2015'te Hollanda'nın köklü inşaat şirketlerinden Ballast Nedam'ın satın alınması izledi. Bu satın almalar Rönesans açısından farklı pazarlardaki mühendislik bilgisini ve kurumsal kapasiteyi grubun yapısına dâhil etmenin de araçları oldu. Ballast Nedam bunun dikkat çekici örneklerinden biri. Rönesans tarafından satın alınmasının ardından yeniden yapılanmaya giden şirket, üç yıl içinde tekrar kârlı hâle geldi.
DÜNYANIN FARKLI COĞRAFYALARINDA MÜHENDİSLİK İZİ
Rönesans'ın uluslararası yolculuğu 1993 yılında Türkiye dışında başladı. Aradan geçen 30 yılı aşkın sürede şirketin proje portföyü farklı coğrafyalara ve giderek daha karmaşık mühendislik projelerine yayıldı. Bugün bu portföyde Avrupa'nın en yüksek binası Lakhta Center'dan İsviçre Alpleri'nin altından geçen Gotthard Base Tüneli'ne kadar oldukça farklı ölçeklerde projeler bulunuyor.
Hollanda'nın en uzun karayolu tüneli Gaasperdammertunnel ve Türkmenistan'daki doğalgazdan benzin üretim tesisi de şirketin uluslararası proje portföyündeki ileri mühendislik örnekleri arasında. Bu projelerin ortak noktası ise yalnızca büyüklükleri değil. Farklı regülasyonlara, çalışma kültürlerine, teknik standartlara ve ekonomik koşullara sahip ülkelerde aynı anda faaliyet gösterebilme kapasiteleri.
