Geçen hafta savaşın bir an önce sonlanmasının tüm taraflar için en hayırlısı olacağını düşündüğümü söylemiştim. Ancak gelişmeler işlerin bir süre daha devam edeceğine işaret ediyor. ABD’yi parmağında oynatan İsrail daha ilk günden dini liderini öldürterek İran’ın ılımlı bir yaklaşım sergilemesinin önüne geçmiş oldu. İran daha radikal bir tutum almaya adeta itildi. Ve onlar da ölen dini liderlerinin oğlunu seçerek İsrail’in istediğini yerine getirdiler.
Aynı zamanda İran Körfez ülkelerine saldırıp Hürmüz Boğazı’nı kapatarak elindeki son kartları da oynamış oldu. Tabii ki, buradaki amaç enerji fiyatlarını yükselterek, iktisadi olarak Batı ülkelerini zorlamak ve ABD’ye savaşı bitirmesi konusunda baskı yapmalarını sağlamak. Bu konuda da bir ölçüde başarılı oldular. Ancak ne pahasına: ABD belli ki bir süre daha İran’ı bombalayarak alt yapısını iyice çökertecek. Zaten ekonomisi zayıf durumda olan İran’ın belini doğrultması onlarca yıl alacak, gene olan İran halkına olacak. Öte yandan, İran’ın Körfez ülkelerine saldırmış olması belki taktiksel olarak doğru görülebilir, ama artık bu ülkeler İran’ın düşmanıdırlar ve ister istemez silahlanmaya ağırlık vereceklerdir. Kısaca, İran artık jeopolitik olarak tamamen çevrilmiş vaziyette.
Bazıları ise ABD’nin bir neo-emperyalizm ve/veya Çin’in enerji kaynaklarını kesme oyunu içinde olduğunu düşünmekte. Ancak, özellikle OPEC’in kuruluşundan sonra Körfez’de emperyalist bir düzenin devam ettiğini söyleyemeyiz. (Batı onu bir defa Sadddam’ı İran’ın üstüne sürerek denemiş ve başarısızlığa uğramıştı.) Bugünden sonra olması da imkansız. (Bir de petro-dolarlara dayandırılan finansal bir neo-emperyalizm teorisi var, ama bunun İran’a müdaheleyle doğrudan bir ilgisi yok.)
Çin ise, bilindiği gibi alternatif enerji kaynaklarına büyük yatırımlar yapıyor. (Daha geçenlerde 39. nükleer santralleri faaliyete geçti.) Belki, Körfezden kendisine petrol ihracatının durması Çin’de bir rahatsızlık yaratır, ama bu onlar için Dünyanın sonu da değil. Ki, böyle bir durum gerçekçi de değil; Körfez ülkeleri Çin’e satmayacak da kime satacaklar!
Savaşın uzaması neredeyse tüm Dünya ekonomilerini etkilemekte. Bu durum Türkiye’nin zaten çok uzamış ve çeşitli ekonomik ve siyasi kırılganlıklara gebe olan dezenflasyon programına da darbe vuracaktır. Ki, haftaya (çok düşük bir ihtimalle) her şey savaş öncesi duruma dönse bile şimdiden bazı geri çevrilemez etkilerin ortaya çıktığı söylenebilir. Hal böyle iken, bugün Merkez Bankası’nın PPK karar günü. Tabii ki, bir faiz indirimi bahis konusu bile olamayacak.
Herşeyden önce Merkez Bankası ileriye dönük enflasyon tahminleri için temel aldığı enerji fiyatları, küresel büyüme ve ithalat fiyatları gibi değişkenleri değiştirmek durumunda. Hatırlanırsa, petrol fiyatını 62.4 dolar, küresel büyümeyi %2.3 ve ithalat fiyatlarını %2.0 artış olarak tahmin etmişti. Bir ara 115 dolara kadar yükselen Brent bugünlerde 90 dolarlarda. 3 ay sonrasına ilişkin vadeli fiyatlar da 80 doların üzerinde. Neyse ki eşel mobil sistemine geçilerek spot artışların tamamının pompa fiyatlarına yansımasının önüne geçildi. Buna rağmen, bu seviyede kalması durumunda bile, akaryakıt fiyatlarının enflasyona %2.5 kadar bir etki yapması beklenebilir. Sonuçta, piyasanın bu seneki enflasyon beklentisi olan %23’ün, %25-26 bandına yükselmesini görmek şaşırtıcı olmayacaktır.
Diğer bir etki de tabii ki döviz dengesi ve cari işlemler açığı üzerinden olacaktır. Burada Merkez Bankası doğru bir adım atarak haftalık repo ihalesi yerine %40’lık gecelik borç verme faizini işletmeye başladı. Öte yandan, buna rağmen, savaşın başladığı ilk günden Salı akşamına kadar Merkez Bankası’nın yaklaşık 25 milyar dolar satış yaptığı görülüyor. Bu satışlar sonucunda da MB öncesinde piyasadan 800 milyar TL’nin üzerinde para çekerken Salı günü itibarıyle 220 milyar TL net fonlama yapmış durumda. Cari işlemler tarafında ise enerji fiyatları anormal artmadığı sürece fazla bir baskı olmayacaktır. (Bugünkü fiyatlar açığı 7-8 milyar dolar kadar etkileyebilir.) Ancak savaşın uzaması durumunda turizm ve enerji-dışı ticaret dengesi kanallarından da olumsuz bir tablo ortaya çıkabilir.