İran’da bu savaş öncesinde bile bu sene ekonomide daralma bekleniyordu. Şimdi ise artık bir buhrandan söz edilebilir. Şubat enflasyonu %65 civarındaydı. Bu gidişatla %100’ü aşacaktır.
Savaşın uzaması başta ABD ve İran olmak üzere neredeyse hiç bir devletin işine gelmeyecektir. ABD kamuoyu yeni bir savaş istemiyor. Hele bir de Trump’ın en önemli seçim vaatlerinden birinin “Dünyaya barış getirmek” iddiası olduğu hatırlanırsa. İsrail ise dikkatli olmak zorunda. Gazze’de yapılan katliam ile zaten dünya kamuoyunun desteğini kaybetmiş durumdalar. Tek müttefikleri olan ABD’nin dış politikasının doğrudan İsrail tarafından yönlendirildiği artık sadece muhalefet tarafından değil, bizzat Cumhuriyetçiler tarafından da dillendirilmekte. Belki şimdilik Trump ile işlerini yürüttüklerini düşünüyorlar. Ancak orta-uzun vadede ABD’nin desteğini kaybetmek onlara çok şey kaybettirecektir.
İran artık tamamen yalnız bir ülke
Tabii ki, zaten ekonomisi çok kötü durumda olan İran için de benzer bir şeyi söylemek mümkün. İran’da bu savaş öncesinde bile bu sene ekonomide daralma bekleniyordu. Şimdi ise artık bir buhrandan söz edilebilir. Şubat enflasyonu %65 civarındaydı. Bu gidişatla %100’ü aşacaktır. İran’da işsizlik de önemli bir sorun. Unutmayalım ki 2025’in son haftalarında başlayan ve çok kanlı bir şekilde bastırılan protestoların ana nedeni yaşanan derin ekonomik krizdi. Bu protestolara katılanlar da sadece iktidar karşıtı laik çevreler değildi.
Jeopolitik olarak bakıldığında ise İran’ın artık tamamen yalnız bir ülke olduğu ortada. Rusya zaten Ukrayna savaşı nedeniyle kendi derdine düşmüş durumda. Çin ise ABD ile gümrük vergileri konusunda bir orta yol bulma sürecindeyken böyle bir topa girmeyecektir. Bu süreçte, İran’ın yaptığı belki de en büyük stratejik hata ise zaten kendisinden hiç de haz etmeyen Arap ülkelerine saldırmak oldu. (Yazıyı yazarken İran’ın bir balistik füzesinin Hatay’a düştüğü haberi geldi. İran’ın bir NATO ülkesine saldırması tam bir delilik olur.)
Yüzde 16 sene sonu hedefi tamamen geçerliliğini yitirdi
Kuşkusuz savaşın uzaması bizim için de hiç ama hiç istenmeyen bir durum. Son gelen %2.96 enflasyon rakamı belki beklentiler dahilindeydi, ama kesinlikle iyi bir rakam değildi. (Aynı ayda İstanbul Geçinme Endeksi’nin %3.85 gelerek aradaki farkın açılıyor olması da biraz mide bulandırıcı.) Bir kez daha suçlu olarak Ramazan ayı ve gıda fiyatları ilan edildi. İlk 2 ay sonunda kümülatif enflasyon %8’e ulaşmış durumda. Böylece daha 3 hafta önce açıklanan ve aşırı iyimser olmakla eleştirilen Enflasyon Raporu’ndaki %16 sene sonu hedefi de tamamen geçerliliğini yitirdi. Hatta enerji fiyatlarındaki artış ile bantın üst noktası olan %21 bile imkansızlaşmış durumda. (Şu anda 82 dolarlarda olan petrol fiyatlarının 2026 ortalaması tahmini raporda sadece 62.4 dolar idi!)
Büyük bir enerji açığı olan bir ülke olarak petrol fiyatlarının seyri bizim için çok kritik. Fiyatlardaki artışlar büyüme hızımızı düşürürken, enflasyon oranını da hızla yükseltmekte. Yapılan çalışmalara göre her 10 dolarlık artış enflasyonu %1.2-1.6 arasında artırırken, büyümeyi de %0.3-0.5 puan aşağı çekmekte. Bu noktada (ve savaşın çok uzamayacağı ümidiyle de) Hükümetin mutlaka akaryakıt fiyatlamasında derhal eşel mobil sistemine geçerek, petrol fiyatındaki artışın pompa fiyatlarına yansımasını önlemesi gerekiyor. Aksi takdirde, dünya fiyatları bir süre sonra geri gelse bile, şimdi yapılacak yüksek fiyat zamlarının etkisi kalıcı olacaktır.
Bakalım İran bu olaylar karşısında rasyonel davranabilecek mi? 47 yıldır iktidarda olan ruhban sınıfının fanatik dinciliği ve rejimin giderek daha da totaliter bir hale gelerek yozlaşması köklü bir medeniyeti olan İran gibi bir toplumu çok geri bıraktırdı. Eğer doğal kaynakları olmasaydı, ve soğuk savaş ve sonrası dönemde kendisine Rusya gibi bir müttefik bulmasaydı, bu rejim çoktan çökmüştü. Büyük soru ise bu yönetimin totaliter ve yakın coğrafyasına müdaheleci yapısını terk ederek artık kalkınmayı ve halkının refahını önceleyip öncellemeyeceğinde. Bunun için “din” cumhuriyeti kimliğinden uzaklaşarak daha demokratik, laik ve çoğulcu bir rejimi benimsemesi gerekiyor. Maalesef, şu ana kadar gelen işaretler pek o yönde değil.