Ortadoğu’da savaşın yarattığı enerji şoku tartışılırken çoğu analiz, çatışmanın ne kadar süreceğine odaklanıyor. Gerçekten de piyasalarda herkes aynı sorunun cevabını arıyor. Bu kriz Trump’ın dediği gibi birkaç hafta mı sürecek, yoksa aylar mı? Çünkü süre uzadıkça enerji fiyatlarının küresel ekonomiye vereceği hasar büyüyor.
Ancak petrol piyasasının içinden gelen bazı isimler, başka bir noktaya da dikkat çekiyor. Onlara göre savaş bittiği anda bile bölgedeki ülkelerden kaynaklanan petrol arzının hızla normale dönmesi beklenmemeli.
Geçen hafta, savaşın tüm yakıcılığıyla sürdüğü günlerde Castrol Orta Doğu, Türkiye ve Afrika Bölgesi (META) Başkanı Ayhan Köksal ile bir araya geldik. 126 yıllık geçmişe sahip Castrol, madeni yağlar sektöründe küresel oyunculardan biri ve faaliyet alanı gereği dünyanın dört bir yanındaki petrol piyasalarını yakından izliyor. Bu nedenle Ortadoğu’daki gelişmelerin enerji arzına etkisini de yakından takip ediyor.
Köksal’a göre “Savaşın seyri petrol piyasaları açısından çok önemli. Bu süreç devam ettiği sürece enerji piyasalarında belirsizliklerin sürmesi ve fiyatlar üzerinde yukarı yönlü baskı oluşması bekleniyor.”
Bölgedeki enerji altyapısı zarar gördü
Gerçekten de son haftalarda yaşananlar bu tabloyu doğruluyor. Bölgedeki üretici ülkelerde çeşitli nedenlerle üretim kesintileri yaşanıyor. Irak bazı büyük sahalarda üretimi durdurdu. Kuveyt depolama kapasitesinin dolması nedeniyle üretimi kısmaya başladı. Katar ise enerji tesislerine yönelik saldırılar sonrası LNG üretimi ve ihracatını geçici olarak durdurdu.
Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri ise güçlü depolama altyapıları sayesinde üretime devam edebiliyor. Ayrıca alternatif ihracat yolları üzerinde çalışıyorlar. Ama bu tablo, piyasalarda arz endişelerinin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Çünkü enerji altyapısına yönelik her saldırı risk primini yeniden yükseltiyor.
Bu noktada bir diğer kritik başlık ise Hürmüz Boğazı. Hürmüz’deki her gerilim piyasada yeni bir fiyat dalgası yaratma potansiyeline sahip. Nitekim son günlerde ekonomistler arasında “Hürmüz Moment” ifadesi bile kullanılmaya başlandı; yani enerji piyasasında sistemik bir kırılma ihtimali…
Petrol piyasası da bu riskleri yakından fiyatlıyor. ABD ve müttefiklerinin stratejik rezervlerden toplam 400 milyon varillik acil petrol salımı kararı almasına rağmen piyasalar bu adımı krizi çözmeye yeterli görmedi. Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) 50 yıllık tarihindeki en büyük rezerv salımı olmasına rağmen Brent petrol fiyatı kararın ardından yeniden 100 doların üzerine çıktı.
Analistlere göre bunun temel nedeni Hürmüz Boğazı’ndaki tıkanıklığın küresel arz üzerinde yarattığı büyük etki. Savaş öncesinde Suudi Arabistan, Irak, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri günde yaklaşık 14 milyon varil petrol ihraç ediyordu. Ancak boru hatlarıyla alternatif güzergâhlardan taşınabilen miktar bunun yalnızca bir kısmı. Geri kalan yaklaşık 9 milyon varil petrolün ise Hürmüz üzerinden geçmesi gerekiyor ve bu durum küresel arzın yaklaşık yüzde 10’unun fiilen risk altında olduğu anlamına geliyor.
Hızla açılıp kapanan bir sistem değil
Ayhan Köksal’a göre de “Hürmüz Boğazı dünya petrol ticareti açısından kritik bir geçiş noktası ve küresel petrolün yaklaşık yüzde 20’si buradan geçiyor.” Ancak Köksal’ın asıl vurguladığı nokta savaşın bitmesiyle her şeyin bir anda normale dönmeyeceği gerçeği.
Petrol üretimi sanıldığı kadar hızlı açılıp kapanabilen bir sistem değil. Sahalar durdurulduğunda veya tesisler zarar gördüğünde üretimin eski seviyesine gelmesi zaman alıyor.
Köksal bu durumu, “Petrol üretim tesislerinin yeniden devreye alınması zaman alan süreçler. Bir tesis durdurulduğunda üretimin eski seviyesine gelmesi birkaç ayı bulabiliyor. Bu nedenle piyasada hızlı bir normalleşme her zaman kolay olmayabiliyor” sözleriyle açıklıyor.
Başka bir ifadeyle savaşın bitmesi petrol piyasasında otomatik olarak “reset” anlamına gelmiyor. Örneğin bugün üretimi durmuş olan Irak yarın savaş bittiğinde hemen eski ihracat seviyelerine dönemez. Bunun örneğini daha önce Irak savaşında da görmüştük.
Köksal’ın sözleri durumu iyi açıklıyor. “Doğal olarak şu an üretimi durdurmuş Irak, yarın savaş bitse ve ‘üretime başlıyorum’ dese hemen ihracata başlayamayacak. Önce mevcut stoklar kullanılacak.” Dolayısıyla piyasada kısa vadede stokların devreye girmesi mümkün olsa da üretimin eski kapasitesine dönmesi zaman alacak.
Dalgalanma devam eder
Bu durum petrol fiyatlarında dalgalanmaların bir süre daha devam edebileceği anlamına geliyor. Finans kuruluşlarının raporları da benzer bir noktaya işaret ediyor. Eğer enerji şoku aylarca sürerse enflasyon üzerindeki etkisi kalıcı hale gelebilir ve küresel büyüme üzerinde baskı oluşturabilir.
Yine de Köksal felaket senaryolarına fazla kapılmamak gerektiğini düşünüyor: “Önümüzdeki dönemde fiyatlarda dalgalanmaların devam etmesi mümkün. Ancak bu aşamada kişisel olarak felaket senaryoları olacağını da çok düşünmüyorum.”
Kısacası; Ortadoğu’daki savaşın bitmesi petrol piyasasında her şeyin anında normale döneceği anlamına gelmiyor. Enerji piyasalarında bazen en zor şey, savaşın kendisinden sonra başlayan toparlanma sürecidir. Çünkü petrol üretiminde düğmeye basmak kadar, sistemi yeniden ayağa kaldırmak da zaman ister.