HÜSEYİN ADANALI - Adisa Danışmanlık Kurucusu
Nasıl ki tüm yöneticilerin bir insan kaynakları (İK) şapkası olacak ve işlerinin asli bir parçası haline gelecekse (ki bu yolda ciddi bir mesafe de kat edildi), aynı durum dijitalleşme tarafında da olmalı ve göreceksiniz yakında olacak. Bu yüzden, geçmişte İK yöneticilerine verilen kurumsal desteğin bir benzeri, artık bilgi teknolojileri (BT) yöneticilerine de sunulmalı.
Dijitalleşme; otomasyon, veri yönetimi ve yapay zekâ (AI) gibi birçok alanı içine alan oldukça derin bir konu. Bu sorumluluğu tamamen BT uzmanlarına devretmek kesinlikle mümkün değil. Gördüğümüz üzere, bir fonksiyon yöneticisi artık sadece kendi mesleki alanıyla sınırlı kalmıyor; İK’nın ardından, şimdi sıra dijitalleşmeye geliyor.
Her yönetici kendi süreçlerini analiz edip sorgulayabilmeli; hız, maliyet, kalite ve iş güvenliği gibi ana başlıklarda gelişim fırsatlarını tespit edebilmeli. Kendi fonksiyonuna bakan iş analistine fırsatları ve ihtiyaçlarını doğru bir şekilde aktarabilmeli. İş analisti de bu ihtiyaçları; yazılım, otomasyon ve yapay zekâ konusunda uzmanlaşmış kişilere ulaştırarak en etkin çözümün üretilmesini sağlamalı.
Bu süreç hiç bitmeyecek bir döngü. Nitekim teknoloji yerinde durmuyor; yeni ve devrimsel bir değişimin yaşanmadığı tek bir gün bile geçmiyor. Bu alandaki amansız rekabet, neredeyse bir gün bile dinlenme veya nefes alma fırsatı vermiyor. Dolayısıyla, bu dijital ve teknolojik dönüşüm döngüsünü bir kurum kültürü olarak benimseyen şirketler ön plana çıkacaktır.
Dijital dönüşüm, tam da bu yüzden yalnızca yazılımcılara, otomasyonculara ve yapay zekâ uzmanlarına bırakılamayacak kadar kritik bir unsur ve kaçınılmaz bir gereklilik haline geldi.
Öğrenecek ve yapacak çok, ama çok şey var. Kolları sıvayıp bir an önce işe girişme zamanı!