ÜMİT IŞIK - Ticaret Başmüfettişi
Günümüzde hızla gelişen yapay zekâ, radar, lidar, GPS, kamera, sensörler ve gelişmiş sürüş sistemlerinin birlikte kullanılmasıyla araçların sürücü müdahalesine ihtiyaç duymadan hareket edebilmesine yönelik teknolojiler hızla yayılmaktadır. Ulaşım teknolojilerinde meydana gelen gelişmeler, önümüzdeki yıllarda taksicilik mesleğini bugünkü şeklinden oldukça farklı bir yapıya dönüştürebilecek niteliktedir.
Yapay zeka ve sensör teknolojilerindeki küresel ilerlemeler, Seviye 4 ve Seviye 5 otonom (sürücüsüz) araçların, trafiğe çıkışını hızlandırmaktadır. Sürücüsüz araç teknolojisi, insan kaynaklı trafik kazalarını minimuma indirme, yakıt/enerji optimizasyonu sağlama ve 7/24 kesintisiz hizmet sunma gibi teknik üstünlüklere sahip olmakla birlikte bu durum, şoför iş gücünü ortadan kaldırırken, bugünkü klasik “şoför- araç- plaka” üçlüsüne dayanan geleneksel esnaflık modelini teknik ve ekonomik olarak sürdürülemez kılma riski taşımaktadır.
Nitekim Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı da Akıllı Ulaşım Sistemleri kapsamında otonom araçların radar, lidar, GPS, odometri, yapay zekâ, sensör ve kameralar kullanarak çevrelerini algılayabildiğini ve sürücüye ihtiyaç duymadan hareket edebildiğini açıkça belirtmektedir. Bakanlığın kendi açıklamalarında otonom ve bağlantılı araç teknolojilerinin ulaşım sektöründe dönüşüm meydana getirdiği ifade edilmektedir.
Ayrıca Türkiye'nin otonom araçlara ilişkin çalışmaları artık somut bir politika alanına dönüşmüş durumdadır. Anılan Bakanlık 2026 yılı açıklamalarında otonom araçlara uygun koridorlar, akıllı ulaşım altyapısı ve tam otonom sürüş hedeflerinden söz etmektedir. Mart 2026'da da İstanbul'da gerçek trafik koşullarında 5G destekli kooperatif akıllı ulaşım sistemleri test edilmeye başlanmıştır. Anlaşılan o ki teknolojik dönüşüm yalnızca otomobili değil, taksicilik mesleğini de değiştirecektir.
Öte yandan 13 Şubat 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 591 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile taksi ile yolcu taşımacılığı yapan mükelleflere Taksi Mali Cihaz kullanma zorunluluğu getirilmiştir. Bu sistemde taksimetreyle bağlantılı olarak ücret, yolculuk ve benzeri bilgilerin elektronik olarak işlenmesi ve belirlenen bilgilerin GİB Teknoloji'ye aktarılması öngörülmüştür.
Yazılı ve görsel basında çıkan haberlere göre Uber ile İngiliz teknoloji şirketi Wayve, Londra’nın ilk robotaksi hizmetini başlattıklarını duyurmuştur. Wayve şirketinin otonom araç teknolojisiyle donatılmış Ford Mustang Mach- E elektrikli araçlarıyla verilecek taksi hizmetlerinde direksiyonda bir süre daha güvenlik sürücüsü görev yapmaya devam edeceğini ve sürücüsüz araçların onay işlemlerimin devam ettiği belirtilmiştir.
Robotaksiler birçok Avrupa ülkesinde henüz deneme aşamasında olmasına rağmen yoğun bir talep görmeye başlamıştır. Uber, Hırvatistan'ın Zagreb kentinde, yerel bir şirket ile Çin'in Pony.ai şirketiyle ortaklık kurarak, Avrupa'daki güvenlik sürücülerinin bulunduğu ilk ticari robotaksi hizmetini başlatmıştır. Yine ABD'de, Google'ın ana şirketi Alphabet'e ait tamamen otonom taksiler hizmeti vermektedir. Çin'de Baidu, WeRide ve Pony.ai, birden fazla şehirde robotaksi hizmetleri sunmaya başlamış ayrıca Ortadoğu'da Uber ve diğer filo işletmecileriyle ortaklıklar kurarak Dubai, Abu Dabi ve Suudi Arabistan’da hizmet vermeye başlamıştır.
Bu gelişme gösteriyor ki Taksi artık yalnızca mekanik bir araç değildir. Taksi giderek; araç + sensör + taksimetre + ödeme sistemi + veri + yazılım + elektronik denetim bütünlüğünden oluşan bir dijital ulaşım hizmetine dönüşmektedir. Otonom araç bunun bir sonraki aşamasıdır.
Bu gelişmeler, taksicilik bakımından diğer birçok meslekten farklı bir sonuç doğuracaktır. Çünkü taksicilik yalnızca bir araç kullanma faaliyeti değildir. Türkiye'de taksicilik, plaka, belediye tarafından verilen çalışma ruhsatı, vergi mükellefiyeti, esnaf ve sanatkâr sicili ve ilgili meslek odası üyeliği gibi unsurların bir araya geldiği hukuki ve ekonomik bir faaliyet alanıdır. Dolayısıyla sürücüsüz taksilerin yaygınlaşması halinde tartışılması gereken konu yalnızca: “Aracı kim kullanacak?” değil, “Aracı artık insan kullanmıyorsa, bugün taksicilik faaliyetinin sahibi olan esnafın hukuki ve ekonomik konumu ne olacaktır?” sorusudur.
1- Esnaf ve sanatkar
5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu'nun 3’üncü maddesinde esnaf ve sanatkâr; “ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulu’nca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler” şeklinde tanımlanmıştır.
Kanun esnaf ve sanatkârı; ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve belirlenen meslek kollarında faaliyet gösteren kişi olarak açıklamaktadır. 5362 sayılı Kanun'un 6. maddesi uyarınca esnaf ve sanatkârların sicile kayıtları yapılmadan odaya kayıtları yapılamamakta; meslekî faaliyette bulunabilmeleri ve ilgili odaya kaydedilmeleri için sicile kayıt şartı bulunmaktadır. Kanunun 68. maddesi de sicile kayıt yükümlülüğünü ayrıca düzenlemektedir.
Taksiciler 5362 sayılı Kanun’a göre esnaf ve sanatkar sayılmakta ve esnaf ve sanatkar sicili ile ilgili odaya kayıt olmak zorundadırlar.
2- Taksi ve taksi şoförünün tanımı
Teknik olarak Taksi, yapısı itibariyle sürücüsü dahil en çok sekiz oturma yeri olan, insan taşımak için imal edilmiş, taksimetre kullanan ve yolcu taşıyan M1 sınıfı ticari motorlu aracı ifade etmektedir. Taksimetre ise takıldığı taksinin özelliklerine ve ayarlandığı tarife esas alınarak yolcunun ödemesi gereken ücreti taksimetre ücret hesaplama yöntemine göre sürekli olarak hesaplayabilen ve ücret göstergesinde gösterebilen ölçü aleti olarak tanımlanmaktadır.
Taksi şoförü (Seviye 3), iş sağlığı ve güvenliği, kalite yönetim sistemi ile çevre ve trafik kurallarına uygun olarak, ticari olarak tescil edilmiş bir motorlu taşıtla (taksi), fiyat tarifesi ile belirlenmiş belirli bir ücret karşılığında, kamu hizmeti yolcu taşımacılığı yapan nitelikli kişidir. (MYK Ulusal Meslek Standardı-Taksi Şoförü).
Taksicilik ise ticari olarak tescil edilmiş, sürücüsü dâhil en fazla dokuz oturma yeri bulunan, M1 sınıfına dâhil olan, insan taşımak için imal edilmiş bulunan, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından belirlenen şekilde muayenesi ve damgası yapılmış, ücret hesaplama yöntemine uygun tarife yüklenmiş ve tip onayı alınmış taksimetre ile çalışan motorlu taşıtla (taksi), çevre ve trafik kurallarına uygun olarak esnaf ve sanatkârlar siciline kayıtlı olan bir esnaf ve sanatkâr tarafından kamu hizmeti yolcu taşımacılığı yapma işidir. Taksilerin ilçeler arası sadece yolcu götürebilmesine izin verilmiştir. Ancak büyükşehir belediye sınırları içinde ilçeler arası yolcu götürebilme ve getirebilme izinlerine sahiplerdir. (MYK Taksi Şoförü Ulusal Meslek Standardı ve Karayolları Trafik Yönetmeliği)
3- Mevcut hukuki statü ve T Plaka Rejimi
Türkiye’de taksicilik faaliyeti, 5393 sayılı Belediye Kanunu ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu uyarınca belediyelerin yetki alanında, UKOME (Ulaşım Koordinasyon Merkezi) veya il/ilçe trafik komisyonları tarafından sınırlı sayıda tahsis edilen “T” plaka ruhsatıyla yürütülmektedir. Bu faaliyet, 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanunu gereğince Esnaf ve Sanatkarlar Sicili ile ilgili meslek odalarına kayıt zorunluluğu barındıran bir esnaflık ve esnaf işletmesi modelidir.
T plaka, ülkemiz hukuk düzeninde mülkiyet hakkının yanı sıra kamusal bir imtiyazın devri niteliğinde ekonomik bir değer olarak kabul edilmektedir. Taksicilik faaliyetinde taksi sahibi ticari plakaya sahip olmakta, ilgili belediyeden çalışma hakkı/ruhsatı almakta, vergi mükellefi olmakta, esnaf ve sanatkâr siciline ve ilgili esnaf ve sanatkârlar odasına kaydolmakta ve taksi işletmeciliğini fiilen yürütmektedir. Dolayısıyla bugün taksicilik, sadece “ticari araç sahibi olmak” şeklinde değerlendirilemeyecektir.
Gelecekte ortaya çıkabilecek sorunun çözümü açısından T plakanın hukuki niteliğinin çok iyi analiz edilmesi gerekmektedir. Bu noktada, taksi olarak kullanılan otomobil... Belediyenin ilgili mevzuat çerçevesinde taksi hizmetinin yürütülmesine ilişkin verdiği hak olan Ticari plaka/hat/tahsis ve Taksicilik faaliyeti üçlüsünün birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bu üç unsur bugün büyük ölçüde birbirine bağlıdır. Ancak otonom araçlar yaygınlaştığında bunların birbirinden ayrılması kaçınılmaz hale gelecektir. Çünkü araç hareket etmek için artık sürücünün bedenî çalışmasına ihtiyaç duymayacaktır. İşte hukuki problem tam burada ortaya çıkmaktadır. Zira Otonom taksi yaygınlaştığında “taksici” kavramı değişmek zorunda kalacaktır
Bugünkü taksici modeli kısaca, “Taksi sahibi + araç + sürücü + yolcu = taksi hizmeti” şeklinde formüle edilebilecektir. Otonom takside ise “Taksi işletmecisi + otonom araç + yazılım/algoritma + yolcu = taksi hizmeti” şeklinde yeni bir model ortaya çıkacaktır.
Bu değişiklik son derece önemlidir. Çünkü 5362 sayılı Kanun bakımından esnaf ve sanatkâr tanımının önemli unsurlarından biri fiilen ve bedenen çalışmadır. Sürücüsüz takside ise araç fiilen yolcu taşırken araç içerisinde herhangi bir sürücünün bulunmasına gerek olmayacaktır. Bu nedenle gelecekte şu soru kaçınılmaz hale gelecektir: Otonom taksi işletmeciliği, mevcut esnaf ve sanatkâr tanımının kapsamında kalmaya devam edecek midir? Ya da Otonom Taksiler yaygınlaştığında “taksicilik sona erecek midir?”
Bize göre bu sorulara bugünkü mevzuatla kesin ve sağlıklı bir cevap vermek mümkün değildir. Zira teknoloji ve yapay zeka destekli yeni nesil araçların geleneksel araçların yerini alması halinde “şoför” kavramı da değişecektir. Bu noktada mesleği ortadan kalkmasının önüne geçmek adına mesleğin tanımının teknolojiye uyarlanması gerekecektir.
Bilindiği üzere taksicinin ekonomik faaliyeti sadece direksiyon başında araç kullanmaktan ibaret değildir. Taksi işletmecisi;
- Araç yatırımı yapmakta,
- Aracın bakımını yaptırmakta,
- Sigorta ve vergilerini ödemekte,
- Belediye ruhsat ve çalışma koşullarına uymakta,
- Yolcu hizmetini organize etmekte,
- Müşteri güvenliğini sağlamakta,
- Kamu otoritelerinin denetimine tabi olmakta ve
- Hizmetin ekonomik riskini üstlenmektedir.
Otonom araç geldiğinde bu faaliyetlerin önemli bölümü devam edecektir. Değişecek olan temel unsur “aracın fiziksel olarak insan tarafından kullanılması” olacaktır. Bu nedenle çözüm, taksiciyi sistemin dışına çıkarmak değil taksiciyi yeni teknolojik sistemin işletmecisi haline getirmek olmalıdır.
4- Hukuki ve sosyolojik kriz alanları
Sürücüsüz filo ve robotaksi sistemlerinin şehirlere entegrasyonu, hukuki sistemde aşağıda özetle verilen çözülmesi gereken kritik uyuşmazlıkları beraberinde getirecektir.
- Taksici esnaf tanımı değişecektir. Yeni sistemde taksicinin görevleri ve işlevi değişeceğinden yeni bir esnaf tanımı zorunlu hale gelecektir.
- Kazanılmış hak ve mülkiyet çatışması: Yüksek bedellerle edinilen T plakaların ekonomik değerinin otonom sistemler karşısında sıfırlanma riski, “idari istikrar” ve “Devlete güven” ilkeleri bağlamında birçok önemli soruna yol açabilecektir.
- İstihdam ve sosyal güvenlik krizi:Yüz binlerce taksi esnafı ve şoförünün yerini sürücüsüz araçların alması işsizlik ve kayıt dışı istihdam baskısını artıracaktır.
- Sorumluluk hukuku değişecektir: Otonom bir taksinin kazaya karışması durumunda kusur ve tazminat sorumluluğunun sürücü bulunmadığı için yazılımcıya, üreticiye mi yoksa işletmeciye mi yükleneceği Türk Borçlar Kanunu ve Karayolları Trafik Kanunu kapsamında yeniden tanımlanmak zorundadır.
5- Çözüm önerileri ve stratejik yol haritası
Otonom dönüşümün toplumsal bir soruna yol açmaması ve taksici esnafın hak kaybına uğramadan dijital çağa adapte olabilmesi için aşağıda bahsedeceğimiz hukuki ve yapısal önlemler hayata geçirilmelidir.
5.1- Taksicilikten “otonom taksi işletmeciliğine” geçiş sağlanmalıdır
Otonom taksilere geçiş ani bir yasakla değil, şehir merkezlerinde belirlenmiş özel koridorlar ve kademeli kotalarla (ilk aşamada insan denetimli otonom/operatörlü sistemler) yapılmalıdır.
Yeni sistemde taksici “Araç kullanan kişi” olmaktan çıkarılıp “yetkilendirilmiş taksi işletmecisi” haline getirilmelidir. Böylece, bugünkü modeldeki “T plakalı araç → sürücü → yolcu” yerine “T plakalı/yetkilendirilmiş araç → otonom sürüş sistemi (yapay zeka) → işletmeci (dijital platform) → yolcu” şeklinde bir işleyiş oluşturulmalıdır. Bu modelde taksici bedenen çalışması yerine otonom aracın işletilmesinden sorumlu olacaktır.
Otonom araçlar taksicinin rakibi olarak değil, taksicinin yeni çalışma aracı olarak görülmelidir. Nasıl ki geçmişte at arabasının yerini motorlu araç aldıysa, gelecekte insan tarafından kullanılan aracın yerini otonom araç alacaktır. Burada devletin görevi teknolojiyi engellemek değil teknolojik dönüşüm nedeniyle mevcut esnafın ekonomik varlığının yok olmasını önlemek ve dönüşümün adil gerçekleşmesini sağlamaktır.
5.2- T plakanın gelecekteki hukuki statüsü yeniden düzenlenmelidir
Bugün T plaka büyük ölçüde belirli bir taksi hizmetinin yürütülmesiyle bağlantılıdır. Gelecekte ise T plakanın “Bu aracın insan tarafından kullanılacağını gösteren bir unsur” olmaktan çıkarılması, “Belirli bir bölgede yetkilendirilmiş ticari yolcu taşıma hizmeti verme hakkını gösteren bir unsur” haline getirilmesi gerekecektir. Bu durumda araç ve sürücü değişse ve hatta araç otonom hale gelse de işletme hakkı taksici esnafında kalacaktır. Bu, taksicilerin geleceği açısından son derece önemli bir koruma mekanizması olacaktır.
Bu nedenle mevzuatta T plakanın hukuki niteliği yeniden ele alınmalıdır ve “T plaka = ticari yolcu taşıma işletme hakkı” şeklinde yeniden yapılandırılmalıdır. Böylece aracın, benzinli, elektrikli, hibrit, yarı otonom, tam otonom olması işletme hakkının varlığını ortadan kaldırmamalıdır. Bu yaklaşım, teknolojiyi taksicinin karşısına değil, taksicinin hizmetine verecektir.
T plaka sahibinin hakkı korunmalıdır
Bugünkü taksi sisteminde T plaka, araçtan bağımsız düşünülemeyen ancak ekonomik değer taşıyan bir unsur durumundadır. Otonom araçların yaygınlaşmasıyla birlikte araç teknolojisi değişecektir. Ancak teknolojinin değişmesi, mevcut taksi işletmecisinin ekonomik hakkının ortadan kalkması sonucunu doğurmamalıdır.
Devletin yapması gereken, mevcut T plaka sahiplerinin haklarını otonom ulaşım sistemine geçiş hakkı sağlayacak şekilde yeniden tanımlamaktır. Örneğin “Mevcut ticari taksi işletme hakkı sahipleri, otonom ve bağlantılı araç teknolojilerinin ticari yolcu taşımacılığında kullanılmaya başlanması halinde, faaliyetlerini bu teknolojilere dönüştürme konusunda öncelikli hakka sahiptir.” şeklinde kanuni bir düzenleme yapılmalıdır. Aksi halde gelecekte büyük teknoloji şirketlerinin binlerce otonom aracı piyasaya sürmesi ve mevcut taksi esnafının sistemin dışında kalması ihtimali ortaya çıkabilecektir.
Bu kapsamda usulüne uygun şekilde edinilmiş ve halen geçerli olan taksi işletme hakkının, teknolojik dönüşüm gerekçesiyle hiçbir geçiş ve telafi mekanizması öngörülmeden ortadan kaldırılması, Anayasa'nın mülkiyet hakkı ve hukuk devleti ilkeleri bakımından ciddi sorunlar doğurabilecektir.
5.3- “Taksi plakası” ile “Otonom Araç” Birbirinden Ayrılmalıdır
Gelecekte yapılabilecek en büyük hatalardan biri, “Otonom araç teknolojisi geldiğinde mevcut T plakaların ekonomik değerinin yok sayılması.” olacaktır. Ancak bu ciddi bir ekonomik ve hukuki sorun yaratacaktır. Çünkü bugün birçok taksici için plaka yalnızca bir araç üzerindeki harf ve rakamdan ibaret değildir. Plaka, belirli bir ticari faaliyetin yürütülmesiyle bağlantılı ekonomik bir değerdir. Nitekim Gelir İdaresi Başkanlığı da taksi, dolmuş, minibüs ve servis araçlarına ait ticari plakaların elden çıkarılmasından elde edilen kazançlara ilişkin özel vergi düzenlemeleri yapmaktadır. Dolayısıyla devletin gelecekte “Sürücü gerekmiyor, dolayısıyla eski taksi sistemine de gerek yok” şeklinde bir yaklaşım geliştirmesi, mevcut taksi işletmecilerinin ekonomik varlıklarının ciddi biçimde değer kaybetmesine yol açabilecektir.
5.4- Taksici esnafı için “Teknolojik Dönüşüm Hakkı” tanınmalı ve bunun için “Teknoloji Dönüşüm Fonu” Kurulmalıdır
Bilindiği üzere ulaşım hizmetlerinin düzenlenmesi amacıyla belediyelerin taksi sayısını, güzergâhları ve çalışma düzenini belirleme yetkisine sahip bulunmaktadır. Bu çerçevede bir belediye, yetkileri çerçevesinde belirli sayıda otonom taksi çalıştırmaya karar verdiğinde: öncelikle mevcut T plakalı taksi işletmecilerine dönüşüm hakkı tanınmalıdır. Dolayısıyla belediyeler, otonom araçların sayısını artırırken mevcut taksi sisteminin ekonomik yapısını da dikkate almak zorunda olacaktır.
Sosyal ve hukuki açıdan adaletli bir yaklaşım çerçevesinde mevzuata “Taksi Plaka Sahiplerinin teknolojik dönüşüm hakkı” şeklinde bir hak getirilmelidir. Dolayısıyla taksici esnafın otonom aracı satın alması halinde plaka sahipliğini bu araç üzerinde devam ettirme hakkı öncelikli olmalıdır.
Buna göre belirli şartları taşıyan mevcut T plakalı taksi işletmecilerine;
- Elektrikli taksi,
- Yarı otonom taksi,
- Yüksek otomasyonlu taksi,
- Tam otonom taksi
sistemlerine aşamalı geçiş konusunda öncelik hakkı tanınmalıdır. Böylece mevcut taksicinin mesleği terk etmesi yerine teknolojik değişime uyumlu olarak “işletme modeli” ni değiştirmiş olacaktır.
T plaka sahibine “öncelikli dönüşüm hakkı” iki şekilde düzenlenebilecektir.
Birinci yöntem olarak Mevcut T plaka sahibi, gerekli şartları yerine getirdiğinde otonom taksi işletmeye hak kazanacağı “Doğrudan dönüşüm hakkı,”
İkinci yöntem olarak ise Belediyenin belirli sayıda otonom taksi için yeni işletme hakkı oluşturduğunda, bunun belirli bir oranı mevcut T plaka sahiplerine tahsis edeceği “Öncelikli tahsis”,
şeklinde olması mümkündür.
Örneğin; belirlenecek yeni tahsislerin %70 mevcut taksi işletmecilerine %30 yeni girişimcilere ayrılması adil bir yaklaşım olacaktır. Bu oran elbette ekonomik ve rekabet analizleriyle belirlenmelidir. Buradaki amaç yeni girişimcileri engellemek değil, mevcut esnafın teknolojik dönüşüm nedeniyle tasfiye edilmesini önlemektir.
Zira burada çok önemli bir ekonomik gerçek vardır. Bir kişi T plakalı taksi işletmek için yıllar boyunca araç yatırımı, plaka için ödediği bedel, ruhsat ve izin giderleri, vergi, sigorta, bakım ve finansman maliyetlerini üstlenmiş olabilir. Bu kişi bugün yaptığı yatırımın karşılığında gelecekte taksi işletme gelirinden yararlanmayı beklemektedir. Dolayısıyla dönüşüm düzenlemesi hazırlanırken mevcut ekonomik değerlerin korunması mutlaka dikkate alınmalıdır.
Bu çerçevede Taksicinin teknoloji şirketiyle rekabet etmesi yerine teknoloji şirketini kullanması sağlanmalıdır. Örneğin, Taksi esnafı +teknoloji şirketi +belediye üçlü modeli oluşturularak; Teknoloji şirketi, yazılımı, otonom sistemi ve dijital çağrı platformu gibi altyapıyı sağlarken taksi esnafı, işletme hakkına ve araca sahip olarak hizmetin yürütülmesini sağlamalıdır. Belediye ise ruhsatlandırma, denetim ve ulaşım planlaması gibi mevcut görevlerini yapmaya devam etmelidir.
Bu bağlamda, teknoloji şirketlerine taksi sahipleriyle öncelikli olarak sözleşme yapmak zorunluluğu getirilebilir. Bu noktada e- ticaret platformlarına hizmet veren esnaf kuryelerin çalışma şekline uygun bir çalışma sistemi oluşturulması mümkündür. Diğer bir ifadeyle Taksici sahip olduğu plaka hakkını kullanarak otonom araca dönüşmesi ve bağımsız olarak çalışmak istememesi halinde ulaşım hizmetini yapan teknoloji şirketiyle sözleşme yaparak aracını bu şirkete tahsis etmesi mümkündür.
T plaka sahipliğinin otonom filo hisselerine dönüştürülmesi
Mevcut T plaka sahiplerinin bireysel işletmeci olmaktan çıkarılarak, belediye denetimindeki lisanslı otonom filo kooperatiflerinin veya şirketlerinin ortakları/paydaşları haline getirilmesi de bir başka yöntemdir. Plaka mülkiyeti, akıllı filo işletmeciliğinde pay sahipliği formuna hukuki bir kanun değişikliğiyle tahvil edilmelidir. Bu noktada Odalar ve/veya TŞOF oluşturulacak yeni sistemde söz sahibi olmalıdır. Kanaatimce mesleğin geleceğinin güvence altına alınabilmesi için Türkiye'nin şimdiden üzerinde çalışması gereken model budur.
Taksi teknolojik dönüşüm fonu
Öte yandan Taksici esnafın araçlarını otonom araçlarla değiştirmek zorunda kalması halinde ihtiyaç duyacakları finansman için özel krediler tahsis edilmeli ve dahası Devlet ve ilgili sektör kuruluşlarının katkısıyla “Taksi Teknolojik Dönüşüm Fonu” oluşturulmalıdır. Bu fondan;
- Elektrikli araç alımı,
- Otonom sistemlere geçiş,
- Dijital taksi platformları,
- Araç içi teknolojiler,
- Güvenlik sistemleri,
- Yazılım ve donanım yatırımları
için düşük faizli kredi veya hibe sağlanmalıdır. Böylece teknoloji dönüşümünün maliyeti doğrudan küçük esnafın üzerine bırakılmamış olacaktır.
Otonom araçlara dönüşüm süreçlerinde mevcut taksici esnafın desteklenmemesi halinde bu alan tekelci büyük teknoloji şirketleri ve filo işletmecilerinin kontrolüne geçerek asıl hak sahibi taksiciler giderek sistemin dışına itilecek ve taksici esnafı büyük teknoloji şirketlerinin birer işçisi/çalışanı haline gelecektir. Bu durum taksici esnaf açısından ciddi bir ekonomik risk yaratacaktır. Bu nedenle “Esnaf merkezli teknoloji modeli” oluşturularak mevcut T plakalı taksi işletmecilerinin yeni teknolojiye sahip olması sağlanmalı, devlet tarafından plaka, çalışma ve işletmecilik hakkı korunmalıdır. Böylece esnaf, otonom araç teknolojisinin sahibi veya işletmecisi haline getirilmelidir.
Otonom araçların yasal hale gelmesi halinde çok ciddi bir rekabet problemi ortaya çıkabilecektir. Bir tarafta, binlerce araca sahip, güçlü sermayesi bulunan, yapay zekâ ve yazılım geliştirebilen şirketler ortaya çıkarken diğer tarafta ise bir veya birkaç taksisi bulunan küçük esnaf olacaktır. Bu iki tarafın tamamen aynı şartlarda rekabet ettiğini söylemek mümkün olmayacaktır.
Bu nedenle birinci planda taksici esnafın ve mesleğin korunması olmak üzere plaka sahiplerine öncelikli olarak teknolojiye geçiş hakkı verilmeli, bu geçiş finansal olarak desteklenmeli, teknoloji şirketlerinin kullanacağı robotaksiler için mevcut taksi plaka sahipleriyle şartları önceden belirlenen sözleşme yapılma zorunluluğu getirilmeli, bunun mümkün olmadığı istisnai durumlarda telafi mekanizması uygulanmalıdır.
5.5- Mesleki yeterlilik kurumu tarafından “taksici” tanımı yeniden yapılmalı ve taksici “otonom araç operatörü” haline getirilmelidir.
Otonom araçların ortaya çıkmasıyla birlikte odalar oluşturulacak sistemin bir parçası olarak yeni görevler yüklenmelidir. Bugünkü odalar meslek disiplini, mesleki dayanışma ve temsil işlevlerini yerine getirirken gelecekte bunlara: teknoloji eğitimi, dijital dönüşüm, otonom araç standartları, veri güvenliği, mesleki sertifikasyon şeklinde yeni görevler eklenmelidir.
Sürücülük mesleği evrilirken uzaktan filo operatörlüğü, otonom araç bakım- onarım teknisyenliği ve sistem denetmenliği gibi yeni istihdam alanları doğacaktır. İlgili meslek odaları ve İŞKUR işbirliğiyle esnafa zorunlu teknik yeniden beceri kazandırma kursları verilmeli, yeni ekosistemde istihdam önceliği sağlanmalıdır.
Burada 5362 sayılı Kanun bakımından yeni bir düzenleme yapma ihtiyacı ortaya çıkmaktadır. Esnaf ve sanatkâr tanımında bedeni çalışma önemli olmakla birlikte teknolojinin gelişmesiyle bazı mesleklerde bedenî çalışmanın yerini teknik bilgi, mesleki organizasyon ve işletme faaliyeti almaktadır.
Bu nedenle gelecekte ilgili Kanun’da; “Ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına veya mesleki bilgi, beceri ve işletme faaliyetine dayandıran...” gibi teknolojik gelişmelere daha uyumlu bir tanım yapılmalı ve mesleki bilgi, teknik yeterlilik, işletme faaliyeti ve hizmetin ekonomik riskini üstlenmeyi de dikkate alan (Teknoloji destekli esnaf) bir sistem oluşturulmalıdır. Bu şekilde kanun koyucu, esnaf olmayı yalnızca direksiyon başında fiilen araç kullanmaya bağlamaktan çıkarmalıdır. Bu, yalnızca taksicilik için değil, gelecekte pek çok meslek için gerekli hale gelebilecek bir değişikliktir.
İfade edildiği üzere, otonom araçlarda sürücünün yerine “otonom ulaşım operatörü” veya “taksi işletme operatörü” gibi yeni bir mesleki statü oluşturulmalıdır. Bu kişiler için;
- Aracın teknik durumunun takip edilmesi,
- Yolcu güvenliğinin gözetilmesi,
- Araç yazılım güncellemelerinin takibi,
- Olağanüstü durumlarda müdahale,
- Müşteri hizmetleri,
- Araç temizliği ve bakımı,
- Mevzuata uygunluğun sağlanması,
- Veri ve kayıtların tutulması,
gibi yeni görev tanımları yapılmalıdır.
Böylece bugün direksiyon başında çalışan taksici, gelecekte tamamen sistem dışına atılmak yerine evinde oturarak aracını uzaktan kontrol ve takip eden bir esnaf profiliyle yeni ulaşım sisteminin profesyonel işletmecisi haline getirilebilir.
Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta, Esnaf kavramını tamamen kaldırmak değil, teknolojik dönüşüm nedeniyle bedenî emeğin azalmasının esnaf statüsünü otomatik olarak sona erdirmemesini sağlamak olmalıdır.
Taksiciye “öğrenme hakkı” sağlanmalıdır
Teknolojik dönüşüm yalnızca araç satın almak değildir. Taksicinin yeni sisteme uyum sağlaması için eğitim gerekecektir. Bu nedenle devlet ve meslek kuruluşları tarafından; “Otonom Taksi İşletmeciliği Sertifika Programı” oluşturulmalıdır. Bu programda;
- Yapay zekâ,
- Otonom sürüş,
- Araç güvenliği,
- Dijital ödeme,
- Veri güvenliği,
- Siber güvenlik,
- Yolcu güvenliği,
- Acil durum yönetimi
gibi hususlar öğretilmelidir.
5.6- Belediyeler/kamu kurumlari destekli yerli dijital platformlar oluşturulmalidir
Otonom araç piyasasının uluslararası teknoloji şirketlerinin tekelciliğine geçmesini engellemek amacıyla belediyeler, kamu kurumları ve/veya meslek kuruluşları koordinesinde merkezi çağrı ve sevk yazılımları kurulmalı, bu ağlara yalnızca odalara üye taksici esnafın araçları entegre edilmelidir. Bu konuda çeşitli illerde uygulaması olan “Taksi çağrı sistemleri” örnek alınarak ve geliştirilerek ülke düzeyinde bir uygulamaya geçilmesi mümkün olabilecektir.
Bilindiği üzere, 5393 sayılı Belediye Kanunu çerçevesindeki yetkiler ve belediyelerin kendi düzenlemeleri nedeniyle taksi hizmetlerinin ruhsatlandırılması ve çalışma koşullarının belirlenmesinde yerel yönetimlerin önemli görevleri bulunmaktadır. Gelecekte belediyelerin taksi yönetmeliklerini yeniden ele alması gerekecektir. Örneğin yeni düzenlemelerde:
- Otonom taksi için ruhsat,
- Araç teknik şartları,
- Çalışma bölgesi,
- Dijital çağrı sistemi,
- Ücretlendirme,
- Yolcu güvenliği,
- Acil müdahale,
- Veri paylaşımı,
- Uzaktan operasyon merkezi
gibi konular yeni sistemle uyumlu bir şekilde düzenlenmelidir.
5.7- Sorumluluk konusu ayrıca düzenlenmelidir
Otonom taksilerde en önemli hukuki problemlerden biri de sorumluluk olacaktır. Örneğin sürücüsüz taksi bir yayaya çarptığında araç sahibi mi, taksi işletmecisi mi, araç üreticisi mi, otonom sürüş yazılımını geliştiren şirket mi, yazılımı güncelleyen şirket mi, bakım şirketi mi veya filo yöneticisi mi sorumlu olacak? sorusunun cevabı önem arz edecektir. Bugünkü sürücü merkezli trafik hukukunun bu sorulara cevap vermesi mümkün değildir.
Bu nedenle otonom taksiler için özel bir hukuki sorumluluk rejimi oluşturulması gerekmektedir.
Bugün trafik kazasında sürücünün kusuru önemli bir unsurdur. Otonom araçta ise “sürücü kusuru” yerine “sistem kusuru” gündeme gelecektir. Örneğin, sensör arızası, yazılım hatası, harita hatası, yapay zekâ karar hatası, bakım eksikliği, siber saldırı, güncel olmayan yazılım gibi nedenler ortaya çıkabilecektir. Örneğin otonom taksi bir yayaya çarptığında şu ihtimaller ortaya çıkabilecektir;
- Araç sahibi kusurlu.
- İşletmeci kusurlu.
- Üretici kusurlu.
- Yazılım şirketi kusurlu.
- Bakım şirketi kusurlu.
- Birden fazla taraf birlikte kusurlu.
Bu nedenle “sürücü kusuru” üzerine kurulmuş geleneksel yaklaşımın yanında ürün sorumluluğu, işletmeci sorumluluğu ve sistem/yazılım sorumluluğu birlikte değerlendirilmelidir.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının otonom araç raporunda da sorumluluk belirleme sürecinin özel olarak ele alınması gerektiği belirtilmektedir. Dolayısıyla otonom taksiler için özel sigorta ürünleri oluşturulmalı ve kusur/sorumluluk dağılımı önceden belirlenmelidir.
5.8- Sigorta sistemi değiştirilmelidir
Otonom taksi için klasik trafik sigortası modelinin tek başına yeterli olup olmayacağı ayrıca değerlendirilmelidir. Yeni sistemde, zorunlu mali sorumluluk sigortası + ürün sorumluluğu + siber risk + işletmeci sorumluluğu gibi farklı risklerin birlikte değerlendirilmesi gerekebilir. Özellikle yazılım kaynaklı kazalarda sigortacının kime rücu edeceği açıkça belirlenmelidir.
Yolcunun ve araç sahibinin güvenliği için “kara kutu” sistemi kurulmalıdır
Her otonom takside uçaklardaki kara kutuya benzer şekilde “Otonom Araç Veri Kayıt Sistemi” bulunmalıdır. Sistem;
- Aracın hızını,
- Konumunu,
- Sensör verilerini,
- Fren komutlarını,
- Direksiyon komutlarını,
- Yazılım sürümünü,
- Sürüş kararlarını,
- Müdahale kayıtlarını,
belirli süreyle saklamalı ve kaza halinde bu kayıtlar bağımsız şekilde incelenebilmelidir. Bu hem yolcuyu hem taksiciyi hem de üreticiyi koruyacaktır.
Esnafın verileri korunmalıdır
Gelecekte çok önemli bir başka konu veri mülkiyeti ve erişimi olacaktır. Bir taksi nereden yolcu aldı, nereye gitti, hangi saatlerde çalıştı, ne kadar gelir elde etti, hangi güzergâhları kullandı gibi çok büyük miktarda veri üretecektir. Bu verilerin tamamının teknoloji şirketlerinin kontrolüne bırakılması küçük esnaf açısından ciddi bir sorun yaratabilecektir. Bu nedenle taksi işletmecisinin ticari faaliyetinden doğan veriler üzerinde erişim ve kullanım hakları korunmalıdır.
5.9- Esnaf ve sanatkarlar meslek kuruluşları kurulacak sistemin tarafı ve öncüsü olmalıdır
5362 sayılı Kanun, odalara mesleğin gelişmesini ve meslekî eğitimi sağlama, meslek disiplinini ve ahlâkını koruma gibi görevler yüklemektedir. Dolayısıyla esnaf odalarının gelecekte taksicilerin teknolojik dönüşümünde aktif bir rol üstlenmesi hukuken de oldukça anlamlı olacaktır.
Esnaf odaları teknolojiyle gelen değişim karşısında yeni bir “meslek standardı” oluşturulması yönünde ön çalışmaları yapmalı ve Mesleki Yeterlilik Kurumu gibi ilgili kurumlarla paylaşmalıdır.
Geleceğin taksicisinin mutlaka yeni becerilere sahip olması gerekecektir. Örneğin taksici;
- Dijital sistem kullanabilmeli,
- Otonom sürüş sistemlerini anlayabilmeli,
- Araç güvenlik sistemlerini kontrol edebilmeli,
- Yolcu uygulamalarını kullanabilmeli,
- Acil durum prosedürlerini bilmeli,
- Veri güvenliği konusunda temel bilgi sahibi olmalıdır.
Dolayısıyla gelecekte bu konularda esnaf odaları, TESK, ilgili bakanlıklar ve diğer meslek kuruluşları birlikte çalışmalı ve bugünden önlemlerini almalıdır.
Dönüşüm merkezleri ve “Otonom Taksi ve Teknolojik Dönüşüm Komisyonu” oluşturulmalıdır
5362 sayılı Kanun'un öngördüğü meslek kuruluşları yalnızca bugünkü mesleğin korunmasına değil, mesleğin geliştirilmesine de hizmet eden kuruluşlardır. Bu nedenle taksici odalarının görevi gelecekte yalnızca “Taksi sorunlarını ilgili makamlara iletmek” olmamalıdır. Bunun yerine “Taksi Teknoloji ve Dönüşüm Merkezi” gibi yapılar oluşturulmalıdır. Bu merkezler elektrikli araç, otonom araç, yapay zekâ, dijital taksi uygulamaları, siber güvenlik, veri güvenliği, yeni sigorta modelleri gibi konularında üyeleri bilgilendirmelidir.
Yine Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK) bünyesinde,
- Mevzuatı takip etmek,
- Teknolojik gelişmeleri izlemek,
- Üyelerin görüşlerini toplamak,
- Belediyelerle görüşmek,
- Bakanlıklarla ortak çalışma yapmak,
- Dönüşüm modelleri geliştirmek,
amacıyla “Otonom Taksi ve Teknolojik Dönüşüm Komisyonu” oluşturulmalıdır.
Yine TESK tarafından, Ticaret Bakanlığı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, belediyeler, üniversiteler, otomotiv sektörü, sigorta sektörü ile görüşmeler yapmak ve çözüm önerileri oluşturmak ve yukarıda belirttiğimiz Komisyona destek olmak amacıyla “Taksi ve Otonom Ulaşım Çalışma Grubu” oluşturulmalıdır. Bu komisyon ve grubun görevi “Otonom araçlar geldiğinde taksici esnafının hukuki, ekonomik ve sosyal geleceği ne olacak?” sorusuna mevzuat yürürlüğe girmeden cevap üretmek olmalıdır. Bu çalışmanın bugün yapılması halinde taksici esnafı dönüşümün mağduru değil öznesi olacaktır.
Öte yandan tek tek her belediyenin bünyesinde tutulan T plakalara ilişkin bilgilerin tek bir merkezden görülebileceği ve takip edilebileceği (esnaf ve sanatkarlar siciliyle bağlantılı) “Taksi Dönüşüm Sicili” oluşturulması da faydalı olacaktır. Böylece otonom sisteme geçişte “Kim neye sahip?” sorusu tartışmalı olmaktan çıkacaktır.
5.10- Teknolojik dönüşümden önce hukuki dönüşümü gerçekleştirmek
Otonom araçların yaygınlaşması, yalnızca trafik mevzuatında yapılacak küçük değişikliklerle çözülebilecek bir mesele olmadığı açıktır. Yeni sistem;
- Trafik hukukunu,
- Taşıma hukukunu,
- Belediyelerin ruhsatlandırma yetkilerini,
- Esnaf ve sanatkarlar mevzuatını,
- Sigorta hukukunu,
- Tüketici hukukunu,
- Kişisel verilerin korunmasını,
- Ürün ve üretici sorumluluğunu,
olmak üzere bir çok mevzuatı birlikte ilgilendirmektedir.
Nitekim Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı'nın kendi otonom araç raporunda da mevzuat bakımından test izinleri, tip onayı, trafikte kullanım, ehliyet, veri toplama ve işleme ile sorumluluk konularının özellikle ele alınması gerektiği belirtilmektedir.
Ulaştırma Bakanlığının Akıllı Ulaşım Sistemleri çalışmasının “Yıkıcı ve Yenilikçi Teknolojilerin AUS Uygulamalarina Etkisi” başlıklı kısmında “Yapay zeka, makine öğrenmesi ve otonom araçların etkisiyle ulaşıma ait tüm bileşenlerin tamamen kullanıcı bağımsız hale gelmesi kaçınılmaz olarak görülmektedir.” saptaması yapmaktadır.
Bu nedenle öncelikle özel bir “Otonom ve Akıllı Araçlar Kanunu” hazırlanmalı ve bu kanunda en azından;
- Otonom araçların sınıflandırılması,
- Otonom sürüş seviyeleri,
- Trafiğe çıkış şartları,
- Yetkilendirme,
- Teknik denetim,
- Yazılım güvenliği,
- Siber güvenlik,
- Veri yönetimi,
- Kaza halinde sorumluluk,
- Sigorta,
- Yolcu hakları,
- Ticari yolcu taşımacılığı,
- Otonom taksi işletmeciliği,
gibi hususlar açık bir şekilde düzenlenmelidir.
- Sonuç ve değerlendirme
Otonom araçların gelecekte taksicilik mesleğinde önemli değişikliklere yol açacağı açıktır. Ancak bundan: “Taksicilerin geleceği yoktur” sonucu çıkarılmamalıdır. Doğru hukuki ve ekonomik politikalar uygulandığında geleceğin taksici esnafı şekil değiştirecek ve varlığını devam ettirecektir. Geleceğin taksicisi direksiyon başında saatlerce araç kullanan kişi olmaktan çıkacak, onun yerine; taksi işletmecisi, otonom araç yöneticisi, dijital ulaşım hizmeti sağlayıcısı, araç filosu yöneticisi, yolcu güvenliği ve hizmet kalitesi sorumlusu gibi yeni roller üstlenebilecektir.
Bu nedenle ülkemizin şimdiden yapması gereken, otonom araçların gelişini engellemek/geciktirmek değil, bu teknolojik dönüşümün mevcut taksi esnafını yok etmesine izin vermemektir. Otonom araçların gelişi kaçınılmaz olabilir, ancak bu teknolojik gelişmenin mevcut taksi esnafının ekonomik ve hukuki varlığını ortadan kaldırması kaçınılmaz değildir.
Hiçbir gücün teknolojinin ilerlemesinin ve sosyal ve ekonomik hayatı değiştirmesinin önüne geçemeyeceği gerçeği karşısında tarafların yapması gereken, teknolojinin kimin lehine ve kimin aleyhine işleyeceğini belirleyen hukuki çerçeveyi oluşturmaktır. Çünkü mesele yalnızca ulaşım teknolojisinin geliştirilmesi değil aynı zamanda bugün yüz binlerce insanın geçimini sağladığı bir esnaf faaliyetinin teknolojik dönüşüm karşısında nasıl korunacağı meselesidir. Ve burada temel ilke “Teknoloji taksicinin elinden direksiyonu alabilir; ancak geçimini sağladığı işletme hakkını elinden almamalıdır.” olmalıdır.
Türkiye otonom taksiye hazırlanırken, yalnızca otonom araca değil, otonom taksiciliğe de hazırlanmalıdır. Otonom araçlara geçiş, mevcut taksi işletmecilerinin haklarını ortadan kaldıran bir “teknolojik kopuş” değil, mevcut hakların yeni teknolojiye uyarlanmasını gerektiren bir “hukuki dönüşüm” olarak düzenlenmelidir.
Otonom araçların çok uzak olmayan bir gelecekte yollarda olacağı gerçeği karşısında Ülkemizde bugünden itibaren yukarıda detaylarına yer verdiğimiz şu çalışmalar başlatılmalıdır:
- Otonom taksi/Otonom ticari yolcu taşımacılığı özel olarak düzenlenmeli ve bugünden mevzuatı hazırlanmalıdır.
- T plakanın hukuki niteliği yeniden değerlendirilmelidir.
- Mevcut taksi işletmecilerine teknolojik dönüşümde öncelik hakkı verilmesi ve Taksi esnafının elektrikli ve otonom araçlara geçişinde ihtiyaç duyulacak finansmanın sağlanması yönünde düzenlenme yapılmalıdır.
- Otonom taksi işletmeciliğinin esnaf ve sanatkâr statüsüyle ilişkisi açıkça düzenlenmelidir.
- 5362 sayılı Kanun’daki esnaf tanımı ve taksicilik ulusal meslek standardı teknolojik dönüşüm dikkate alınarak yeniden değerlendirilmelidir.
- Otonom araç kazalarında üretici–yazılım şirketi–işletmeci–bakım kuruluşu arasındaki sorumluluk dağılımı belirlenerek yeni bir sorumluluk sistemi oluşturulmalıdır.
- Otonom araçların özelliğine uygun özel sigorta sistemi kurulmalıdır.
- Esnaf odaları ve TESK dönüşüm sürecinin karar alma mekanizmasına dahil edilmeli ve meslek kuruluşları bu değişimin öncüsü olmalıdır.
- Büyük teknoloji şirketleri ile mevcut taksici esnafı arasında rekabet bakımından eşitlik sağlanmalıdır.
- Mevcut işletme hakkının teknolojik dönüşüm nedeniyle ortadan kaldırılması halinde, dönüşüm mümkün değilse adil ve etkin bir telafi mekanizması oluşturulmalıdır.