Dr. ALİ TOPÇUBAŞI - Topçubaşı Grup YKB
Ülkelerin ekonomik refah düzeylerini karşılaştırırken en sık başvurulan göstergelerden biri, satın alma gücü paritesine göre kişi başına gelirdir. Ancak bu gösterge, ülkeler arasındaki ekonomik ve sosyal refah farklılıklarını anlamak için her zaman yeterli olmayabilir.
Nitekim 2025 yılı ön sonuçlarına göre Türkiye'nin satın alma gücü paritesine göre kişi başına GSYH endeksi 67 iken, AB-27 ortalaması 100'dür. Başka bir ifadeyle Türkiye, bu ölçüte göre AB ortalamasının yaklaşık üçte biri kadar gerisindedir. Kişi başına gerçek bireysel tüketim göstergesinde de Türkiye'nin endeksi 70'tir.
Fakat burada önemli bir soru ortaya çıkmaktadır:
Gelir düzeyini insanların günlük hayatında gerçekten ne kadar satın alabildiği üzerinden ölçersek aynı sonucu elde eder miyiz?
Bence bu soruya verilecek cevap, ekonomik refahın ölçülmesi konusunda önemli bir tartışmayı beraberinde getirmektedir.
Ekmek neden önemli bir ölçüttür?
Ekonomik karşılaştırmalarda otomobil, cep telefonu, bilgisayar, restoran yemeği veya hamburger gibi ürünler kullanılabilir. Ancak bunların hiçbiri toplumun tamamının günlük tüketimini aynı ölçüde temsil etmez.
Ekmek ise çok daha farklı bir üründür.
Ekmek, gelir seviyesi ne olursa olsun toplumun geniş kesimleri tarafından tüketilen temel bir gıdadır. Bu nedenle kişinin geliriyle kaç kilogram ekmek satın alabildiği, günlük hayatın satın alma gücünü anlamak açısından oldukça basit ama dikkat çekici bir gösterge olabilir.
Başka bir ifadeyle:
Bir insanın ekonomik gücünü yalnızca kaç hamburger alabildiğiyle değil, temel ihtiyaçlarından kaç kilogram satın alabildiğiyle de değerlendirmek gerekir.
Genel fiyat endeksi ile günlük hayat arasındaki fark
Türkiye'nin 2025 yılında toplam tüketim mal ve hizmetleri fiyat düzeyi endeksi 60'tır. Yani AB-27 ortalamasında 100 Euro’ya satın alınabilen aynı mal ve hizmet sepetinin Türkiye'de yaklaşık 60 Euro karşılığı bir fiyatla satın alınabildiği hesaplanmaktadır. Gıda ve alkolsüz içeceklerde Türkiye'nin fiyat düzeyi endeksi ise 77'dir.
Bu durum bize çok önemli bir şey söylemektedir: Türkiye'de gelirler AB ülkelerine göre daha düşük olmakla birlikte, bazı temel mal ve hizmetlerin fiyatları da AB'ye göre önemli ölçüde daha düşüktür.
Dolayısıyla yalnızca kişi başına gelirin AB ortalamasına oranına bakarak Türk vatandaşının refahını değerlendirmek eksik kalabilir.
Tam burada ekmek örneği devreye girmektedir.
Eğer AB ülkelerinde ortalama bir kilogram ekmek Türkiye'dekinin yaklaşık üç katı fiyatına mal oluyorsa, Türkiye'deki gelir düzeyi AB ortalamasının altında olsa bile, gelirle satın alınabilen ekmek miktarı arasındaki fark aynı oranda olmayacaktır.
Örneğin, tamamen açıklayıcı bir varsayımla Türkiye'de bir kişinin gelirinin AB ortalamasının yüzde 67'si olduğunu düşünelim. Eğer aynı kilogram ekmeğin AB'deki fiyatı Türkiye'nin üç katıysa, gelir-fiyat ilişkisi bakımından Türkiye'deki kişinin ekmek satın alma kapasitesi beklenenden çok daha yüksek çıkacaktır.
Bu basit örnek, gelir ile fiyatın birlikte değerlendirilmesinin neden önemli olduğunu göstermektedir.
Hamburger ile ekmek arasındaki fark
Son yıllarda ülkelerin satın alma gücünü karşılaştırmak için hamburger gibi ürünler üzerinden yapılan endeksler kamuoyunda oldukça ilgi görmektedir.
Ancak hamburger, ekonomik karşılaştırma açısından sınırlı bir göstergedir.
Çünkü hamburger yalnızca ekmekten oluşmaz. İçinde et, sebze, sos, işçilik, kira, enerji, marka değeri ve restoran hizmeti gibi çok farklı maliyet unsurları bulunmaktadır. Dolayısıyla hamburger fiyatındaki fark, yalnızca insanların gelir seviyesini değil, hizmet sektöründeki ücretleri, kira maliyetlerini ve işletme giderlerini de yansıtır.
Ekmek ise daha temel bir tüketim maddesidir.
Bu nedenle, toplumların temel gıda maddelerine erişim gücünü karşılaştırmak, özellikle düşük ve orta gelirli ülkelerde, ekonomik refahın anlaşılmasına farklı bir pencere açabilir.
Fakat ekmek göstergesinin de sınırları vardır
Burada dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta vardır.
Ekmek alım gücü, tek başına ülkelerin refah düzeyini ölçmek için yeterli değildir.
Çünkü bir insanın gelirinin tamamını ekmeğe harcamadığını biliyoruz. Konut, enerji, ulaşım, sağlık, eğitim, giyim ve diğer ihtiyaçların fiyatları da yaşam standardını belirlemektedir.
Dolayısıyla ekmek göstergesi, GSYH veya gerçek bireysel tüketim göstergelerinin yerine geçirilmemelidir.
Bunun yerine onları tamamlayan bir gösterge olarak düşünülmelidir.
Eurostat'ın satın alma gücü paritesi çalışmalarının da temel amacı zaten ülkeler arasındaki fiyat düzeyi farklılıklarını dikkate alarak ekonomik göstergelerin daha anlamlı biçimde karşılaştırılmasını sağlamaktır.
Asıl mesele: İnsan ne kadar tüketebiliyor?
Ekonomik refahı ölçerken bana göre temel soru şudur:
Bir ülkede kişi başına düşen gelir ne kadar ve bu gelirle temel ihtiyaçlardan ne kadar satın alınabiliyor?
Bu nedenle Türkiye ile AB arasındaki gelir farkını değerlendirirken yalnızca "Türkiye'nin kişi başına geliri AB'nin yüzde 67'sidir" demek yeterli değildir.
Buna;
- Konut fiyatlarını,
- Gıda fiyatlarını,
- Enerji maliyetlerini,
- Ulaşım giderlerini,
- Sağlık ve eğitim harcamalarını,
- Temel tüketim maddelerinin fiyatlarını
da eklemek gerekir.
Özellikle ekmek gibi toplumun geniş kesimleri tarafından tüketilen temel ürünlerde “gelir/fiyat” oranının hesaplanması, satın alma gücünün günlük hayattaki karşılığını daha anlaşılır hale getirebilir.
Yeni bir karşılaştırma önerisi
Bu nedenle Türkiye ile Avrupa ülkelerini karşılaştırırken yalnızca "kişi başına gelir" değil, "kişi başına gelir / temel tüketim maddesi fiyatı" şeklinde yeni bir gösterge setinin de kullanılmasını öneriyorum.
Örneğin:
Kişi başına yıllık gelir ÷ 1 kg ekmek fiyatı = yıllık ekmek satın alma kapasitesi
şeklinde basit bir hesap yapılabilir.
Böylece her ülkenin ortalama vatandaşının yıllık geliriyle kaç kilogram ekmek satın alabildiği bulunabilir.
Aynı yöntem;
ekmek + süt + yumurta + pirinç + et
gibi temel gıda maddelerinden oluşan bir sepet için de uygulanabilir.
Böyle bir "temel tüketim sepeti satın alma gücü endeksi", klasik kişi başına gelir karşılaştırmalarının yanında oldukça ilginç sonuçlar ortaya çıkarabilir.
Küresel veri tabanına göre Kg. Fiyatı olarak ABD'de ekmek fiyatı 7.28 dolar, İtalya'da 4.48 dolar, Almanya'da 4.44 dolar, Fransa'da 4.28 dolar iken Türkiye'de ortalama olarak 1.95 dolardır. İsrail’de 7.14 dolar. Ülkemizde kişi başı olarak yıllık ekmek tüketimimizin 199.4 Kg. ile dünyada en fazla olduğunu hatırlatalım.
Sonuç;
Türkiye'nin AB ortalamasına göre kişi başına gelirinin daha düşük olduğu açıktır. 2025 verilerinde PPP'ye göre kişi başına GSYH endeksi 67'dir. Ancak Türkiye'deki fiyat düzeyinin de AB'ye göre daha düşük olması, gelir farkının günlük tüketim gücüne bire bir yansımamasına neden olmaktadır.
Bu nedenle Türkiye'nin ekonomik refahını değerlendirirken yalnızca "Avrupalının geliri kaç, Türk vatandaşının geliri kaç?" sorusunu sormak yerine;
"Avrupalı kendi geliriyle ne kadar temel ihtiyaç satın alabiliyor, Türk vatandaşı kendi geliriyle ne kadar satın alabiliyor?" sorusunu da sormamız gerekir.
Ekmek bu açıdan son derece basit fakat güçlü bir ölçüdür.
Çünkü ekonomik büyüklüklerin arkasında nihayetinde insan vardır. İnsan açısından önemli olan ise yalnızca gelirinin rakamsal büyüklüğü değil, o gelirle hayatını ne ölçüde sürdürebildiğidir.
Bu nedenle Türkiye'nin ekonomik durumunu değerlendirirken, GSYH'nin yanında gerçek tüketim gücünü ve temel ihtiyaçlara erişim kapasitesini de dikkate alan daha kapsamlı bir refah ölçümüne ihtiyacımız vardır.