Georgy Valentinovich Plekhanov (Plehanov) Rus Marksizm’inin babasıdır. Bu kadarı tamam ve bunu zaten herkes biliyor. Ancak yazdıklarının dönemini aşan bir felsefi boyutu var dersek bugün ne bulabiliriz? Çok eski usulde, klasik ve uzun yazıyordu. O dönem öyle yazılıyordu; yüz sayfalık broşürlerin fabrika önlerinde dağıtıldığı dönemdi. Dolayısıyla örneğin Cohen ile karşılaştıramayız çünkü Gerald Allan Cohen analitik felsefenin araçlarından yararlanmıştı. Arada 80-100 yıl fark var. Belki Plekhanov’un beş ciltte toplanan seçme felsefi eserleri içinden cımbızla çekerek birkaç noktaya değinebiliriz.
İlk olarak Plekhanov’un ‘Marksizm’in Spinozizm’in bir türü’ olduğu iddiasından bahsetmekte yarar var. Bu tez önce Bernstein’la polemiği sırasında öne sürülmüş sonra Engels’in Plekhanov’un çevirdiği ve ilk baskısı 1892’de yapılan Engels’in Ludwig Feuerbach ve Klasik Alman Felsefesinin Sonu broşürünün Rusça ikinci baskısına önsözde (1905) tekrar edilmiştir. Plékhanov (1981: 71): «Si les « critiques de Marx » ont tous poussé des cris d’étonnement quand j’ai dit au cours de ma polémique avec Bernstein que le matérialisme de Marx et d’Engels était une sorte de spinosisme (eine Art Spinosismus), cela ne peut s’expliquer que par leur incroyable ignorance. » Bernstein ile polemiğin ilgili bölümleri için Plékhanov (1965 : 367-377). Ayrıca Plékhanov (1965 : 354) : « Le matérialisme moderne est, en effet, un spinozisme plus ou moins conscient. » Aynı sayfada : « Feuerbach (dans Spiritualismus und Materialismus) et Engels étaient aussi spinozistes. » Özetle Feuerbach’ın Spinozizmin bir türünü vaaz ettiğini, Marx ve Engels’in de bir tür Spinozacı olduğunu defalarca belirtiyor. Bu tez hangi anlamda doğru sayılabilir? Plekhanov felsefi yazılarında Spinoza, Aydınlanma ve 17. Yüzyıl Fransız materyalizmi konularında dikkatli bir okur mudur yoksa biraz fazla toptancı mı davranmış, Aydınlanma alt akımlarını gözden kaçırmış mıdır? Örneğin La Mettrie ve Diderot tam olarak aynı anlamda Spinozacı sayılabilirler mi? Sanmıyorum ama Plekhanov’un da ayrımları dikkate almadığını düşünmüyorum. Genelde görülenden de titiz bir okurdu ama Marksizm modern –ve bilimsel- materyalizmdir, 19. Yüzyıl biterken son duraktır diye düşündüğü ve bu bakışta bir teleolojik tını keşfedilebileceği de doğrudur.
İkinci nokta sanılanın tersine Plekhanov’un altyapı/üstyapı denen yapılar arasında etkileşim olduğunu söylemesidir. Ekonomik yapıyı/ekonomik temeli oluşturan üretim ilişkileri –ki mülkiyet ilişkileridir- üstyapı denebilecek hukuksal, siyasal, dinsel –ekonomik olmayan- kurumlara içsel/dâhil değildir. Üretim ilişkileri/mülkiyet ilişkileri –yani ekonomik yapı/ekonomik temel- üstyapıyla bir “denk düşme” hali (correspondence) içinde görülebilir ancak bu “denk düşme” birebir fonksiyon değildir. Mesela Plekhanov gibi ekonomik yapının/ekonomik temelin de altında yatan ve kendileri ekonomik olmayan üretici güçlerden (Produktivkräfte) bahsedeceksek bu güçlerin ne toplumu (toplumsal formasyonu) ne de üstyapıyı doğrudan belirlediğini iddia edebiliriz. Örnek vereyim. İnsanlığın zihniyetindeki değişimi tümden reddedenlerin –örneğin her soydan ve dinden fundamentalistlerin- yarattıkları akımların ne kendileri ekonomik olmayan üretici güçlerle ne de ekonomik yapıyla –mülkiyet ilişkileri- birebir ilişkileri vardır. Ancak ekonomik yapıyla –mülkiyet ilişkileri- bir denk düşme hali içinde olmaları söz konusudur. Doğallıkla söz konusu bir ve aynı ekonomik yapıya –mülkiyet ilişkileri- denk düşebilecek n sayıda (ama 100 tane de değil) üstyapı bulunabilir. Sonlu bir kümeden, hatta pratikte az sayıda –birkaç tane- denk düşebilir üstyapıdan bahsediyoruz. Sonlu sayıda, ancak asla bir tane değil. Plekhanov bir materyalist olarak varlığın düşünceden önce geldiğini savunmuştur ama bu öncelik karşılıklı etkileşim olmadığı anlamına gelmez.
Bu konu biraz daha incelenmeye muhtaç ve bu da üçüncü noktayı oluşturuyor. Basit değil ve incelemek lazım çünkü bu kadarıyla felsefeye giriş bile mümkün değildir. Bakalım. Ernst Niekisch 1929 tarihli bir yazısında siyasal düşüncelerin dini düşünceler olmadıklarını –işlevleri itibariyle bazen benzer olsalar da- ve siyasal düşüncelerin var olan eğilimleri yansıttıkları ölçüde etkili olduklarını yazmıştı. “Düşüncelerin zamanının gelmiş olması” gerekiyordu; yoksa etki yapmadan silinip giderlerdi. Ancak bazen de zamanlarından önce –az önce- ifade edilmiş fikirlerin yavaş yavaş ete kemiğe bürünerek toplumsal karşılık bulmaları mümkündü çünkü gidişat o yöndeydi. Burada hangisi geçerli? Machiavelli ulus-devletten önce mi sonra mı yoksa tarihsel ve mantıksal bir limitte, “askıda” mı? “Düşüncelerin zamanı” nasıl gelir? Bireyleri veya giderek kitleleri o şekilde değil de bu şekilde düşünmeye sevk eden genel toplumsal hareket yasaları var mıdır? Yoksa her şey zihinlerde başlayıp zihinlerde mi bitmektedir? Burada “yansıma tezi” devreye giriyor: Plekhanov’un unutulmasına neden olan bir tezdir. « Ce qu'on appelle idéologie, c'est seulement le reflet multiforme dans les esprits de cette histoire une et indivisible » Plekhanov ile monopsişizm arasındaki “gri alan” yeterince gri midir? Başka türlü söylersek, Tommaso d’Aquino Aristoculuğu yerine yerleştirip Latin Hristiyanlığını İbn-i Rüşt’ten (Averroes) kurtarmak isterken kastettiği bu muydu? Ya da dönüp dolaşıp « l’unité de l’intellect » (aklın birliği) tartışması ile aynı yere mi geliyoruz? Plekhanov tam olarak bu tartışmayı yapmasa da “Marksizm’in temel meseleleri” adlı çalışmasında bu noktaya değiniyor ve isterse Marksizm tartışmasını sadece 17. Yüzyıla götürmekle kalmayıp 13. Yüzyıla kadar çekebileceğini okura hatırlatıyor. William of Ockham, Pierre de Jean Olivi, John Duns Scotus, Dietrich von Freiberg –Thierry de Freiberg; Theodoricus Teutonicus veya Theodoricus Saxonicus- burada derhal akla geliyor ve tartışma 13. ve 14. Yüzyılların nominalizm/yönelimsellik/tümeller tartışmasına geri dönüyor. Bu geri dönüşün “güncelliği” yüzündendir ki 19. Yüzyılın sonunda Brentano aynı konuyu bilim dünyasına taşımıştı. Aracılık eden Franz Brentano –Marx’la Kathedersozialismus (Kürsü sosyalizmi) tartışmasına giren Ludwig Joseph (Lujo) Brentano değil- idi. 19. Yüzyıla ve oradan da günümüz psikolojisi ve epistemolojisine taşınmıştır. Plekhanov bundan habersiz değildi. “Yansıma tezinin” formüle ediliş biçimi dikkatsiz okurların elinde on yıllar boyunca Plekhanov’un kaba bir indirgemeci olduğu yorumuna yol açmıştır. Bu yorum tam olarak doğru değildir; ancak kısmen doğru sayılabilir.
Başka? Marksizm ve materyalizm tarihindeki diğer akımları derin biçimde okumuştu. Bu nedenle Rusya’da burjuva devrimi sınırlarını aşacak bir denemenin başarısız olacağını ve sadece Asya Tipi Despotizm yaratacağını söyledi. Haksız çıkmadı. SSCB biraz da büyüklüğünün lanetine uğradı. Ne tam olarak Asya tipi despotizmi becerebildi ne de Marksizm kaynaklı bir sosyalizme yelken açabildi ki zaten mümkün değildi. İkisini de yapamadı ve dağıldı. 70 sene sonuçta tarihsel bir andan ibarettir. İbarettir ama aynı zamanda bir ‘geniş ekonomide’ –core and equilibria of a large economy, bir universitas olarak, kooperatif bir toplumun teşvik mekanizmalarının kurulmasının ne kadar güç olduğunu gösteren bir sonuç da vermiştir. SSCB çabuk yıkılan bir (Doğu-Ortodoks) Roma’dır. Dante’nin rüyasının ve siyasal teolojisinin ‘tutmadığı’ bir örnektir. Madison’un 1787 yılında yeni olan ‘geniş ekonomilerde cumhuriyet’ tezine bir doz daha yükleme yapıldığı zaman –eşitlik anlamında düşünülen bir mülksüzleştirme- terazinin bu yükü çekmediğini göstermiştir. “Doğal hukukun” teolojiye aktardığı ve Batı aklında hep alttan alta akıp bugüne gelen bir rüyanın geniş ölçekte ve heterojen etnik/kültürel temelde olmayacağını yeniden kanıtlamıştır. Sovyet anayasası 15 cumhuriyet ve yüzün üzerinde etnik grup tanımlamıştı. Bu karmaşadan özgürlük, kardeşlik, eşitlik çıkması mümkün değildi. Bu da dördüncü nokta olsun.
Marx kaynaklı teorilerin konuyla ne kadar alakası var? Çok az. Olması zaten beklenemezdi. Daha çok ‘Bolşevik aşısından sadece Doğu despotizmi çıkacağına’ dair uyarıda bulunan Plekhanov üzerinden Rus Marksizm’inin dolaylı bir teşhisi, uyarısı, kabul edilemeyecek bir önerisi –Çar devrildikten sonra bırakın, ikinci devrimi yapmayın- olmuştur. Bukharin 1929’da ‘Stalin’i kastederek ‘Telefonlu Cengiz Han, hepimizi öldürecek’ derken 1917’nin Plekhanov’unu hatırlamış olmalı.
Son olarak, beş, Plekhanov’un Spinozacılık/Marksizm üzerine birkaç yerde yazdıklarının Marksizm içindeki ikinci ters çevirme yorumu olarak görülebileceğini ekleyeyim. İlki meşhur Hegel’in diyalektiğinin ters çevrilmesi (ayakları üzerine oturtulması) mecazıdır. Plekhanov Spinoza’nın materyalizminin aynada aksettiğini, ters çevrilerek modern materyalizme (Marksizm) ulaşılabileceğini ima etmiştir. Böylece Plekhanov’un felsefi yazılarını dikkate alırsak Marksizm’in kaynakları içinde bir değil iki ters çevirme (Hegel/diyalektik ve Spinoza/materyalizm) olduğu veya olabileceği ortaya çıkmış oluyor. Üstüne üstlük 13.-14. Yüzyılların tartışmasındaki İbn-i Rüşt pozisyonunun Marx ile eş yapıda olduğu Luca Bianchi’in 1990 tarihli kitabında öne sürülmüştü. Il vescovo e i filosofi - La condanna parigina del 1277 e l'evoluzione dell'aristotelismo scolastico. Plekhanov bu son konuda tam bir öncü sayılamaz ama düşünce biçimi çok da uzak değildir. Plekhanov’un üslubu eskimiştir ancak değindiği konular daha sonra sosyal bilimlerde incelenen konulardır. Bu açıdan hala o kadar da eski sayılmayabilir. “Çifte ters çevirme” ve İbn-i Rüşt ile birlikte bakılırsa tam yerine yerleştirilebilir.
Örnek verelim. Eski köylülük dünyası ve bu dünyaya ait kadim ideolojiler gelişmiş dünyada ya ortadan kalktı ya yeni biçimlere bürünerek bilim, sanayi ve teknolojiye uyumlu hale geldi. İnsanlığın “zihniyeti” en fazla 300 yıl içinde yaygın biçimde değişti. Bu değişimi tümden reddedenlerin yarattığı akımların ne kendileri ekonomik olmayan üretici güçlerle ne ekonomik yapıyla –mülkiyet ilişkileri- birebir ilişkileri vardır. Bunların fonksiyonu değiller anlamında. Ancak ekonomik yapıyla –mülkiyet ilişkileri- bir denk düşme hali (correspondence) içinde olmaları söz konusudur. Söz konusu ekonomik yapıya –mülkiyet ilişkileri- n sayıda (ama 100 tane de değil) denk düşebilecek üstyapı bulunabilir. Örnek verelim. Eski köylülük dünyası ve bu dünyaya ait kadim ideolojiler gelişmiş dünyada ya ortadan kalktı ya yeni biçimlere bürünerek bilim, sanayi ve teknolojiye uyumlu hale geldi. İnsanlığın “zihniyeti” en fazla 300 yıl içinde yaygın biçimde değişti. Bu değişimi tümden reddedenlerin yarattığı akımların ne kendileri ekonomik olmayan üretici güçlerle ne ekonomik yapıyla –mülkiyet ilişkileri- birebir ilişkileri vardır. Bunların fonksiyonu değiller anlamında. Ancak ekonomik yapıyla –mülkiyet ilişkileri- bir denk düşme hali (correspondence) içinde olmaları söz konusudur. Söz konusu ekonomik yapıya –mülkiyet ilişkileri- n sayıda (ama 100 tane de değil) denk düşebilecek üstyapı bulunabilir.