YENER KARADENİZ
Türkiye’nin uzun yıllar döviz kazandıran alternatif ihracat kanallarından biri olan bavul ticaretinde son yıllarda sert dalgalanmalar yaşanıyor. Pandemi döneminde tüm dünyanın kapalı olması nedeni ile tarihi çöküş yaşayan sektör, ikinci en büyük çöküşünü bu yılın ilk çeyreğinde yaşadı. Geçen yıl ilk çeyrekte 248 milyon dolar olan bavul ticareti değeri bu yılın aynı yüzde 32 düşüşle 169 milyon dolara geriledi. Söz konusu düşüşte Rusya-Ukrayna savaşı sonrası Afrika-Ortadoğu pazarına yönelen sektörün, ABD-İsrail ve İran savaşı ile birlikte bu bölgelerde de kan kaybetmesi etkili oldu. Bir diğer etken ise bu alanda da yüksek maliyetler nedeni ile rekabetçiliğin kaybedilmesi şeklinde sıralandı.
Küçük partili ihracat!
Kamuoyunda “bavul ticareti” olarak bilinen işlem, Türkiye’de yerleşik olmayan kişilerin satın aldıkları malları kişisel bagaj ya da küçük ölçekli sevkiyatlarla yurtdışına çıkarmasıyla gerçekleşen dış ticaret yöntemi olarak tanımlanıyor. Resmi adıyla “yolcu beraberinde mal ihracatı” kapsamında değerlendirilen bu ticaret modeli; özellikle tekstil, hazır giyim, ayakkabı, kuyum ve deri ürünlerinde yoğunlaşıyor. Bavul ticaretinde ürünler genellikle mağaza, toptancı veya üreticilerden döviz karşılığında satın alınıyor ve büyük konteyner sevkiyatları yerine daha küçük partiler halinde yurtdışına taşınıyor.
Özel dış ticaret kalemi
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve Merkez Bankası verilerinde hizmet gelirleri ve özel dış ticaret kalemleri içinde izlenen bavul ticareti, özellikle Rusya, Orta Asya, Balkanlar, Orta Doğu ve Kuzey Afrika pazarlarına yönelik satışlarda önemli rol oynuyor. Türkiye’de bavul ticaretinin merkezi uzun yıllardır İstanbul oldu. Özellikle Laleli, Merter, Osmanbey ve Zeytinburnu bölgeleri hazır giyim, tekstil ve ayakkabı ticaretinde öne çıkıyor. Sektör temsilcilerine göre bavul ticareti, küçük ve orta ölçekli üreticiler için hızlı nakit akışı sağlarken, turizm hareketliliği ile de doğrudan bağlantılı bir yapı taşıyor.
Sezona iyi başlamıştı
Ancak gerek jeopolitik gelişmeler gerekse Türkiye’nin yüksek maliyetler nedeni ile pahalı hale gelmesi bavul ticaretinin, son birkaç yıldır tarihinin en düşük seviyesine gerilemesine yol açtı. Bavul ticaretinin en yoğun olduğu bölgelerin başında ise Laleli geliyor. Laleli Sanayi ve İşinsanları Derneği (LASİ- AD) Başkanı Gıyasettin Eyyüpkoca, bu yılın başında sektörün iyi bir başlangıç yaptığını hatırlatarak ABD-İsrail ve İran arasında başlayan ve bölge ülkelerini de etkileyen savaşın bavul ticaretini negatif etkilediğini söyledi. Eyyüpkoca, “Rusya ve Ukrayna arasında devam eden savaş bölgede ticareti geçen yıl yüzde 30-40 oranında düşürmüştü. Son dönemde Afrika ülkeleri Ortadoğu’dan talep vardı ancak Körfez’de devam eden savaş ile bu kanallar da tıkandı adeta. Şu an geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 30 düşüş var” diye konuştu.
En kötü ikinci çeyrek
Veriler de bu durumu destekliyor. Merkez Bankası’nın son 10 yıllık verilerine göre 2017 yılında 6,2 milyar dolarla zirveye çıkan bavul ticareti hacmi, pandemi sonrası toparlanma denemelerine rağmen eski seviyelerine ulaşamadı. 2023 yılında 1,74 milyar dolara kadar gerileyen bavul ticareti, 2024’te sınırlı toparlanmayla 1,93 milyar dolara çıktı. Ancak 2025 verileri yeniden dalgalı bir görünüme işaret etti. 2025’in ilk çeyreğinde bavul ticareti 248 milyon dolar olurken, 2026’nın ilk çeyreğinde rakam 169 milyon dolara geriledi. Böylece son veri, bavul ticaretinde tarihsel olarak en düşük ilk çeyrek performanslarından biri olarak kayıtlara geçti. Sektör temsilcileri düşüşte; yüksek maliyetler, vize sorunları, bölgesel savaşlar, turizm hareketliliğindeki değişim ve alternatif tedarik merkezlerinin güçlenmesini etkili görüyor. Özellikle Rusya, Orta Asya ve Orta Doğu’dan gelen alıcı trafiğindeki yavaşlama Laleli, Merter ve Osmanbey gibi bavul ticaretinin merkezlerinde hissediliyor.