OZAN DOĞAN AVUNDUK - Politik Analist
Avrupa Birliği’yle (AB) Mercosur arasındaki anlaşmayla şiddetlenen çiftçi hareketi, öncelikle Fransa’da, orta vadede ise Avrupa çapında siyasi bir krizi tetikleme potansiyeline sahip. Bu eylemler, bir yandan çiftçilerin gelir kaygılarına, diğer yandan Avrupa’nın tarım modeline karşı köklü ve toplumsal bir itiraza işaret ediyor. İşte 5 maddede Fransa’da başlayıp Avrupa’ya yayılmakta olan çiftçi eylemlerinin gelişimi ve sebepleri:
1. Çiftçi eylemleri ne zaman başladı ve nereden nereye geldi?
Fransa’da 2024’ün ilk aylarında başlayan çiftçi eylemleri, 2025 yılının son çeyreğinde tekrar tırmanışa geçti. Fransa Ulusal Çiftçi Sendikaları Federasyonu FNSEA’nın 2025’in Eylül ayında başkent Paris’e yakın Versailles Sarayı önünde başlattığı gösteriler, önce kısa süre içinde güney Fransa’da yayıldı. Protestocu sendikalar, Ekim ve Kasım aylarında da çeşitli bölge ve kentlerde valilik binaları önüne gübre dökerek eylemlerini sürdürdüler.
Fransa Tarım, Gıda ve Gıda Egemenliği Bakanı Annie Genevard, aralık ayında eylemcilere “Noel’de ateşkes” çağrısı yapsa da demiryolu ve otoyol kapatma eylemleri yıl sonuna damga vurdu. Paris'i ülkenin güneyine bağlayan ve güneybatı bölgesinde yer alan işlek otoyollar, Noel tatili boyunca bloke edildi. Otoyolların kapatılması, Avrupa genelinde tedarik zincirini aksatarak gıda sevkiyatlarında gecikmelere ve lojistik maliyetlerinin artmasına neden oluyor.
2025’in son haftasında eylemler, ülkenin Belçika sınırındaki kuzey kentlerine de sıçradı. FNSEA’ya yakın Genç Çiftçiler sendikası, büyük marketlerin önüne patates ve gübre yığıp tarlalarda traktörlü gece protestoları örgütledi. Çiftçi eylemleri, 2026’nın ilk haftalarında Fransa’nın çeşitli bölgelerinde devam ediyor.
2. Çiftçiyi zora sokan maliyet-fiyat makası
Fransa Ekonomi ve Maliye Bakanlığı’na bağlı Hazine Genel Müdürlüğü, 2024’te yayımladığı bir bilgi notunda “meteorolojik zorluklara” dikkat çekerek, o yılki eylemlerin esas nedeni olarak “işletmelerin ekonomik dengesini bozan kötü hasat dönemine” dikkat çekmişti.
Ancak eylemleri değerlendirirken ulusal ve küresel konjonktürün sektör üzerindeki etkilerini bütüncül olarak hesaba katmak gerekiyor. Nitekim tarım bakanlığının 2025 istatistikleri, geçtiğimiz yılın verimli geçtiğini ve sektörde girdi maliyetlerinin sabit seyrettiğini gösterse de bu durum çiftçileri yatıştırmaya yetmedi. Maliyetlerle ürün satış fiyatları arasındaki makasın hala açılmaya devam etmesi, bu durumun en basit nedenlerinden biri.
Fransa’da tarım sektörünün performansını ölçme ve artırma hedefli bilgi portalı Reussir’e göre gıda perakendecilerinin uyguladığı düşük fiyat baskısı, çiftçilerin net gelirlerinde düşüşe yol açıyor. Özellikle azot, gübre ve enerji maliyetleriyle ürün fiyatları arasında açılan makas, çiftçileri borç batağına sürüklüyor. Tahıl üretimi 2025’te küresel ölçekte artarken, ülkede tahıl fiyatlarının -%10,5 oranında geriledi. Tahıl üretimi sendikaları, Aralık ayında, 2025 yılının arka arkaya üçüncü kez zarar edilen yıl olacağı konusunda uyarmıştı.
Fransa'nın ulusal istatistik kurumu INSEE’nin 2025’te yayımladığı daha kapsamlı bir araştırma, ülkede çiftçilerin, nüfusun tamamına oranla yoksulluk sınırının altında yaşamalarının daha olası olduğunu ortaya koyuyor.
3. Öfkelendiren AB-Mercosur ortaklığı
AB ile Arjantin, Brezilya, Paraguay ve Uruguay tarafından kurulan Güney Ortak Pazarı (Mercosur) arasında imzalanması planlanan serbest ticaret anlaşması, çiftçi eylemlerini körükleyen bir diğer temel unsur.
Fransa’nın anlaşmayı reddi ve çiftçilerin ulusal sınırları aşan protestolarına rağmen Avrupa Komisyonu tarafından imzalanan anlaşmanın yürürlüğe girmesi için Avrupa Parlamentosu’nun da onayı gerekiyor. Fransa’yla beraber Polonya, Avusturya, İrlanda ve Macaristan da anlaşmaya karşı çıkıyor.
AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi ve Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Kaja Kallas, anlaşmanın “700 milyondan fazla insan için bir pazar yaratacağını ve Avrupa’daki işletmelere yıllık bazda milyarlarca avro gümrük vergisi tasarrufu sağlayacağını” ifade ediyor. Avrupa Komisyonu’na göre anlaşma, tedarik zincirleri ve hammadde kaynaklarınının çeşitlendirilmesini sağlarken, her iki tarafta ekonomik büyümeye ve istihdama da katkıda bulunacak.Mercosur’la imzalanacak anlaşmayla birçok gıda ürünü üzerindeki vergilerin kaldırılması ve AB ile Latin Amerika arasında dünyanın en büyük serbest ticaret bölgelerinden birinin oluşturulması amaçlanıyor. Bu kapsamda AB'nin Güney Amerika'ya daha fazla otomobil, makine ve alkollü içecek ihraç etmesi sağlanacak.
Öte yandan Güney Amerika'dan Avrupa’ya et, şeker, pirinç, bal veya soya fasulyesi ithalatı kolaylaşacak. AB pazarının Mercosur menşeli ürünlerden özellikle sığır eti, tavuk eti ve şeker gibi ürünlere daha fazla açılması, Avrupa’da bazı tarım ve gıda sektörlerini zayıflatma riski taşıyor. Fransız çiftçiler, tam da bu yüzden isyanda: Avrupa standartlarına uymadan piyasada varlık gösterebilen ucuz ürünlerin pazarı istila etmesinden endişe ediyorlar.
AB tarafından anlaşmanın kabulünün ardından Fransa parlamentosunda hem sol muhalif grup “Başkaldıran Fransa - Yeni Halk Cephesi”, hem de “Ulusal Birlik” adlı aşırı sağ parti, hükümete karşı güvensizlik önergesi sundu. Fransa, anlaşmayı reddettiğini açıklasa da, söz konusu gruplar, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’u iktidarda olduğu sekiz yıl boyunca anlaşmayı engellemek için hiçbir karar almamakla suçluyor. 1999’da başlayan AB-Mercosur görüşmeleri, uzun aralar verilmesine karşın 2010 yılında Madrid’de gerçekleşen zirveyle ve 2019’daki ilkesel anlaşmayla hız kazanmıştı.
Başkaldıran Fransa partisinin kurucu lideri Jean-Luc Mélenchon, X hesabında “Güney Amerika’dan gelen milyonlarca ton tarım ürünü Avrupa'ya akın edecek ve ülkelerimizin çiftçilerini yutacak. Fransa bunu engelleyemedi. FNSEA çiftçi sendikası, Sosyalist Parti ve sağ hükümetler 20 yıldır bu duruma göz yumdu. Artık her şey kaybedildi. İtaatsizlik, direnişin tek alternatifi olarak kaldı.” mesajını paylaştı.
Anlaşmasının imzalanması üzerine Yunanistan, İrlanda, Polonya ve Belçika’daki çiftçiler de eyleme geçti. Aralık 2025’ten beri ekonomik sıkıntılara karşı seslerin yükseldiği Yunanistan’da çiftçiler, Atina-Selanik karayolunu her iki yönden kapattı. İrlanda da Athlone kentinde traktörler, “AB-Mercosur’u durdur” sloganının yazılı olduğu pankartlarla sokaklara akın etti.
4. Ortak Tarım Politikası’ndan Green Deal’a, AB’ye itiraz
Çiftçi isyanı yalnızca bir anlaşmaya karşı olmaktan öte, AB merkezli tarım politikalarının genel bir reddi niteliğinde. Fransız çiftçilerin bugünkü isyanının temelinde, Avrupa Birliği’nin Ortak Tarım Politikası’nın (OTP) geçirdiği dönüşüm ve bu dönüşümün çiftçinin maddi durumuna yansıması yatmakta.
Çiftçiler, 2023-2027 dönemini kapsayan yeni OTP gereği maddi desteklere erişebilmek için arazilerinin bir kısmını nadasa bırakmak ya da daha az ilaç kullanmak gibi katı çevresel kurallara uymak zorunda. Çiftçilerin gözünde OTP desteği artık bir yardım değil, bir yükümlülük haline gelmiş durumda.
Diğer yandan OTP desteklerinden yararlanmak için çiftçilerin doldurması gereken formlar ve uyması gereken teknik prosedürler artıyor. Fransa eylemlerinde en çok duyulan şikayetlerden biri “bürokratik yük”. Çiftçiler, vaktinin büyük kısmını tarlada değil, bilgisayar başında OTP dosyalarını yönetmekle geçirdiklerini söylüyorlar. Ayrıca Avrupa Yeşil Mutabakatı (Green Deal) kapsamında AB’nin karbon emisyonlarını azaltma ve pestisit kullanımını kısıtlama politikaları, çiftçiler tarafından “üretimi imkansız kılan bürokratik engeller” olarak görülüyor. Özetle, çiftçiler, artık OTP’yi “üretim için verilen bir teşvik” değil, "üretirken uyulması gereken kurallar silsilesi” olarak algılıyor.
Belki daha da önemli bir durum, OTP bütçesi büyük oranda hektar başına ödemeye dayandığı için, bu destekten öncelikli olarak dev endüstriyel çiftliklerin faydalanıyor olması. Aile işletmeleri ve küçük ölçekli hayvancılık yapanlar, OTP ödemelerinin kendilerini korumaya yetmediğini ifade ediyor.
Noel’de eylemlere katılan çiftçilerin Fransız radyolarına yaptığı açıklama, çiftçi hareketinin siyasi arka planını özetliyor: “Devlet çiftçilerine yeterince destek sağlamıyor (...). Mercosur’u, aşırı vergileri, Avrupa baskısını, haksız standartları ve bugün tarım sektörünün onurlu bir şekilde çalışmasını engelleyen tutarsız yasaları protesto ediyoruz.”
5. Hastalık krizine hükümetin çözümü: toplu itlaf
2025 yazında Fransa’da sığırlarda “yumrulu deri hastalığı” (nodular dermatitis) başladığından beri, devlet virüsün yayılmasını üç temel yöntemle engellemeyi hedefliyor: vaka tespit edilen sürülerin toplu olarak itlaf edilmesi, aşılama ve hayvanların hareketinin kısıtlanması. Ancak kitlesel itlaf politikası, Fransa’da çiftçiler için bardağı taşıran son damla oldu. Siyasi yelpazenin sağ ve sol uçlarında yer alan çeşitli sendikalar, bu yöntemi şiddetle eleştiriyor.
Bu konuda çiftçi eylemlerinin sonuç verdiği söylenebilir. Fransa başbakanı Sébastien Lecornu’nün yeni yılın ilk günlerinde sendika temsilcileriyle gerçekleştirdiği toplantının ardından, itlaf politikasında değişiklik yapıldı. Hükümet, sürüyü bütünüyle yok etmek yerine hedefli karantina ve hızlandırılmış aşılama kampanyasına odaklanacağını ilan etti. Dahası, Bakan Genevard, çiftçilere ilk etapta açıklanan 11 milyon Euro tutarındaki fonun, 22 milyon Euro'ya çıkarıldığını duyurdu. Ayrıca çiftçilere ödenen hastalık tazminatlarından herhangi bir sosyal güvenlik primi veya vergi kesintisi yapılmayacak.
Bütün bu iyileştirmeler, toplumsal hareketin verdiği meyveler olarak görülebilir; ancak Avrupa’da tarım politikalarına ilişkin gitgide kökleşen sorunları ortadan kaldırmıyor. Aksine, Fransa örneğinde görüldüğü üzere, merkezdeki parti ve figürlerle uzlaşmayan siyasi özneler, çiftçilerin taleplerini gündeme taşıyarak AB merkezli politikalara meydan okuyor ve tarım meselesini daha görünür kılıyor.
Diğer yandan, Mercosur’a karşı yükselen itiraz tarım konusunun ötesine geçerek kapitalist ekonominin “yerleştiği” gelişmiş batı ülkelerindeki küreselleşme kaynaklı çelişkilere de ışık tutuyor. Yeni yılın getirdiği tüm jeopolitik gelişmeler ve altüst oluşların yanı sıra tarım meselesi, tıpkı 2024 ve 2025’te olduğu gibi 2026 gündeminde de önemli bir yer işgal etmeye aday.