FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA
Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) olağan üye toplantısına DEİK / Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ konuk larak katıldı. Toplantıda, Türkiye-AB ilişkileri ve dünyadaki ekonomik gelişmeler ele alındı.
Türkiye iş dünyasının bir taraftan Gümrük Birliği, bir taraftan vize serbestisini konuştuğunu anımsatan Yalçındağ, ‘’Aslında eli biraz daha yükseltmemiz gerekiyor. AB’ye tam üye bir Türkiye hedefi, hem kamuoyunda hem de iş dünyasında yürekten inanarak savunmamız gereken bir meseledir. Bu görüşü güçlendirerek halka yaymalı ve özel sektörün bu süreçteki kararlılığını her platformda göstermeliyiz’’ dedi.
Küresel siyasetin en etkili figürlerinden biri olan Donald Trump’ın dünya vizyonunu analiz eden Yalçındağ, Trump’ın dünyayı Amerika, Çin ve Avrupa (Orta bölge) olarak üçe bölen bir coğrafya tanımlaması yaptığını kaydetti. Bu modelin Türkiye için fırsatlar yarattığını ifade eden Yalçındağ, şöyle devam etti:
‘’Trump, her bölgenin kendi patronluğunu yapmasını istiyor. Avrupa’ya verdiği mesaj net. (Güvenliğini kendin sağla, enerjini yakın bölgeden çöz ve tedarik zincirinde Çin’e bağımlı kalma) İşte bu noktada Türkiye, Avrupa’nın hem güvenlik hem enerji hem de tedarik zinciri için en rasyonel ve en yakın partneri olarak öne çıkıyor. Trump’ın bu yaklaşımı, aslında bizim Türkiye’yi AB’ye tam üye yapma projemizi bir sene öne çekmiş oldu."
Küresel jeopolitik değişimin Türkiye’yi Avrupa’nın en güvenli limanı haline getirdiğine dikkat çeken Mehmet Ali Yalçındağ, Avrupa’nın mevcut ekonomik durumunu için ‘enkaz" benzetmesi yaptı. 10. Alman Cumhurbaşkanı Christian Wulff ile yaptığı görüşmeleri de anlatan Yalçındağ, şunları kaydetti:
‘’Almanya başta olmak üzere Avrupa’nın artık bir büyüme hikayesi yok. Büyüyemediği için inovasyon yapamıyor, heyecan yaratamıyor. Christian Wulff bana açıkça, (Sen zor durumda bir ekonomi diyorsun, biz zor durumda değiliz) dedi. (Çözümü bulunmayan bir çöküş içerisindeyiz) dedi. Düşünebiliyor musunuz? Aklınıza gelir miydi? Avrupa’nın Türkiye’nin dinamizmine, genç nüfusuna ve üretim gücüne ihtiyacı, bizim onlara olan ihtiyacımızdan daha fazladır. Avrupa’nın bu durağan yapısından çıkış yolunun ancak Türkiye gibi dinamik pazarlarla ‘full entegrasyon’ kurmaktan geçiyor.’’
‘’Gizli Ajandam Almanya üzerinden AB’ye girmek’’
Berlin’de kurulan Alman-Türk İş Konseyi’nin (DTW) kuruluş süreci hakkında da bilgi veren Yalçındağ, sözlerini şöyle sürdürdü:
‘’Christian Wulff bana (Gizli ajandan var mı?) diye sordu. Dedim ki, (Var ama kimseye söylemeyin. Ben Almanya’yı kullanarak Türkiye’yi Avrupa Birliği’ne sokacağım)' Nasıl dedi? Dedim ki sizle daha çok el ele sıkışacağız. 55 milyar dolar olan bir ticaret 3 katına çıkacak. 200 milyar dolarlara yaklaşacak. İşte sizden şu kadar milyon turist geliyor bize. Zaman geliyor 10 milyona çıkacak. Ondan sonra biz diyeceğiz ki ya biz zaten Almanlarla beraberiz Avrupalıysa biz zaten Avrupalıyız, biz bunlarla beraberiz diyeceğiz. Bu ekonomik yakınlaşma siyasi engelleri aşacak en güçlü enstrüman. Bu süreçte asıl görev siyasetçilerden ziyade iş dünyasına düşmektedir. AB süreci sadece bir devlet politikası değil, bir özel sektör girişimi olması gerekir. İş insanları inisiyatif almalı. Dünya toz duman içindeyken her şeyi siyasetçilerden beklemeyin. Biz iş insanları olarak ön almalıyız. Ben bu bayrağı aldım, yollara düştüm. Sizden de ricam budur; bu meşaleyi Antalya’da devralın. Üniversitelere gidin, sivil topluma gidin, ailelerinize anlatın. Bu fikri sokağa taşımalıyız. Eğer biz iş dünyası olarak bu fikrin üzerine 'çökersek', o masada yerimizi alırız."
‘’Ankara’nın bakışı: Önünüzü temizleriz, yürüyün"
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile yaptığı görüşmenin detaylarını da aktaran Yalçındağ, şöyle konuştu:
"Cevdet Bey’e (Türkiye’yi Avrupa Birliği’ne sokmaya karar verdim) dediğimde güldü ve (Bizim 40 yıldır yapamadığımızı nasıl yapmayı düşünüyorsunuz?) dedi. Şu anda tam zamanı olduğunu düşünüyorum. Kırk yıldır zamanı olmayan bir şeyin peşinden koşmuşuz. Niye koşmuşuz bilmiyorum. Şu anda yapmak mecburiyetindeyiz. Bu bir elzem. Dedi ki (ben bu cümlenizi satın aldım. Tam zamanı şeyini beğendim) dedi. Bizi çağırdığınız her türlü toplantıya katılırız, yardımcı oluruz, geliriz, anlatırız. Ta ki siz Avrupa'da birisini ikna edip, Biz Türkiye'yi almaya karar verdik sözünü getirip Cumhurbaşkanımızın önünde dediğiniz anda biz de bütün gerekleri yaparız."
Avrupalıların Türkiye’den ‘Başarıya aç bir toplum’ olduğu için çekindiğini anlatan Yalçındağ, İspanya’nın üyelik sürecindeki azmini örnek gösterdi.
Yalçındağ, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"İspanyollar Brüksel’de kendilerine 'köylü' muamelesi yapıldığını, asansöre bile alınmadıklarını anlattılar. Ama inat ettiler ve girdiler. Biz de öyle yapmalıyız. Biz zaten doğal Avrupalıyız. 20 milyon Avrupalı turisti ağırlayan Antalya, zaten bu yaşam şeklinin bir üyesidir. Artık sadece onlara hizmet veren değil, onların problemlerini de çözen bir ortak olmalıyız. Avrupa çökerse biz de sıkıntıya gireriz, yüzde 50 ihracatımız oraya gidiyor. Türkiye sahip olduğu bu potansiyeli özgüvenle masaya koymalı. Brüksel'e yönelik ‘tam saha pres’ stratejisi uygulanmalı. Avrupa’daki karar vericiler üzerinde baskı kurulmalı. Financial Times’a tam sayfa ilan verdik, Brüksel’i sarstık. Şimdi tam saha pres zamanı. AB Genişlemeden Sorumlu Komiseri Marta Kos gibi isimlere Antalya’dan sevgi ve ilgiyle 'biz buradayız' enerjisi yollayacağız. Çekinmeyin, korkmayın. Türkiye AB’ye tam üye olacak. Çünkü başka çıkar yolları yok. 18,5 trilyon dolarlık bir ekonomi ve 500 milyon yeni müşteri bizi bekliyor. Biz bu işe inanırsak, Avrupa’yı çözeriz. Bu meşaleyi size teslim ediyorum."
ANSİAD Başkanı Ercan Özbek de, Avrupa ile entegrasyonun bir tercih değil, geleceğin stratejik kaldıracı olduğunu söyledi.
Üretim felsefesinin kökten değiştiğini belirten Özbek, dünya ekonomisinin enerji güvenliği, lojistik hatlar ve tedarik zincirleri üzerinden yeni bir eşikten geçtiğine dikkat çekti. Özbek, şöyle devam etti:
‘’Bu değişimin sadece ticaret rotalarını değil, üretim felsefesini de değiştirdi. Yeni dönemin parolası “Made with Europe”. Üretim artık yalnızca düşük maliyetle değil; güven, coğrafi yakınlık ve tam entegrasyonla tanımlanıyor. Avrupa’nın ihtiyaç duyduğu bu yeni üretim modelinde Türkiye, sadece bir tedarikçi değil, vazgeçilmez bir çözüm ortağı olarak konumlanıyor. Rekabetin kurallarının yeniden yazıldığı bu süreçte; hızlı, güvenilir ve sürdürülebilir üretim kabiliyetimiz en büyük gücümüzdür."
"Avrupa ile entegrasyon bir tercih değil, geleceğin stratejik kaldıracıdır"
Antalya iş dünyasının Avrupa ile olan köklü ekonomik bağlarını güçlendirme konusundaki kararlılığını yineleyen Başkan Ercan Özbek, bu sürecin sadece ticari bir alışverişten ibaret olmadığını söyledi.
Türkiye’nin Avrupa ile olan ilişkilerinin derinleşmesinin ülke ekonomisi için en önemli büyüme motorlarından biri olduğunu ifade eden Özbek, şunları kaydetti:
"Biz ANSİAD olarak çok net bir duruşa sahibiz. Avrupa Birliği ile daha derin, daha öngörülebilir ve daha güçlü bir entegrasyon, Türkiye ekonomisinin önünü açacak en önemli kaldıraçlardan biridir. Jeopolitik gelişmeler ve değişen ticaret hatları bize açık bir gerçekliği hatırlatıyor; Türkiye için Avrupa ile entegrasyon bir seçenek değil, geleceğin ta kendisidir. Bu yolda dış ekonomik ilişkilerimizin amiral gemisi olan DEİK’in ortaya koyduğu vizyonu ve özel sektörün dinamizmini son derece değerli buluyoruz. Antalya üretim ve ihracat potansiyelini bu vizyonla birleştirmeye hazır.’’