Dışarıya sermaye kaçışında yabancılardan çok yerliler etkili. Yerleşiklerin üç ayda yatırım olarak dışarı çıkardıkları miktar 15 milyar dolar aştı.
Ödemeler dengesinde bir yandan cari açık 2024’e göre artarken diğer yanda sermaye hareketlerinde güvensiz seyir sürüyor. Sonuç artan dış borçlanmaya rağmen döviz rezervlerinin erimeye devam etmesi oluyor.
11 aylık sonuçlara göre cari açık 2024’e göre üçe katlandı. Turizm gelirleri sadece yüzde 3,3 artarken mal ticaretindeki açık yüzde 26 arttı. 2024’ün ilk 11 ayında altın ve enerji hariç mal ticareti 7,3 milyar dolar fazla vermişken 2025’te 843 milyon dolar açık var.
2024’e göre cari işlemler dengesinde hızlı bir bozulma yaşanıyor. Sermaye hareketlerinde de durum farklı değil. Bunun faturasını rezervlerdeki kayıpta görüyoruz. 2024’ün ilk 11 ayında rezervlerde 4,03 milyar dolarlık bir artış gerçekleşmişti. Geçen yıl 19,38 milyar doları bulan bir rezerv kaybıyla karşı karşıyayız.
Sermaye hareketlerindeki hızlı bozulmanın ana sebebi siyaset
Sermaye hareketlerindeki aylık seyire baktığımızda buradaki hızlı bozulmanın ana sebebinin siyaset olduğu görülüyor. Cumhurbaşkanlığı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yapılan 19 Mart siyasi operasyonu ve ardından eylül ayında CHP’ye kayyum davasının sermaye hareketlerindeki faturası çok ağır oldu.
Kasım ayı ödemeler dengesi verileri CHP’ye kayyum davası sonrasında sermaye hareketlerinde yaşanan olumsuz havanın etkisinin hâlâ sürdüğüne işaret ediyor.
Ağustosta döviz rezervlerinde 5,75 milyar dolarlık artış vardı, CHP’ye kayyum davasının sonrası üç aydır kesintisiz olarak rezervlerde kayıp var. 3 ayda rezervlerde yaşanan kayıp 15 milyar doları geçti.
Kaynağı belirsiz döviz hareketlerinde çıkış sürdü
Ağustosta sermaye hareketlerinde 379 milyon dolarlık net giriş vardı. Sonraki üç ayda 12,64 milyar dolarlık net çıkış oldu. Bu arada kaynağı belirsiz döviz hareketlerinde de çıkış sürdü. Eylül-kasım arası üç aylık dönemde kaynağı belirsiz döviz hareketleriyle de 10 milyar doları aşkın bir kaynak sistem dışına kaçtı.
Dışarıya sermaye kaçışında yabancılardan çok yerliler etkili. Yerleşiklerin üç ayda yatırım olarak dışarı çıkardıkları miktar 15 milyar dolar aştı. Bunun 637 milyon doları gayrımenkul olmak üzere 2,48 milyar doları doğrudan yatırım olarak çıktı. Asıl kaçış yerli sıcak paranın mevduat ve portföy yatırımı şeklinde gerçekleşiyor. Üç ayda dışarıya kaçan yerli sıcak para miktarı 5,87 milyar doları portföy yatırımı, 6.69 milyar doları mevduat olmak üzere 12,57 milyar doları buldu.
Yabancılardan eski temposunda olmasa da bir kaynak girişi var. Ancak bu cephede de ekim ve kasım aylarında dikkat çeken bir “iştahsızlık” gözleniyor. Örneğin kasım ayında yabancı sermayede nisandan bu yana ilk kez net çıkış yaşandı. Kasımda yabancı sıcak parada 1,43 milyar dolarlık çıkış var. Yabancının tahvil-bono alımı iyice azalırken mevduatta 2,2 milyar dolarlık çıkış gerçekleşmiş.
Tüm bu eğilimlerin kaçınılmaz “çözümü” dış borçlanmaya yüklenmek oluyor. Eylül-kasım döneminde yurtdışından kredi yoluyla borçlanma 7,9 milyar dolara ulaştı. 11 aylık toplam dış borçlanma ise geçen yıla göre yüzde 55,6’lık bir sıçrama ile 28 milyar doları buldu.
Bu tablonun gösterdiği iki sonuç var:
Birincisi yerli sıcak paranın güvensizliği sürüyor. Yerli sermayenin siyasi tedirginliğinin döviz rezervleri ve ekonomi üzerindeki baskısı devam ediyor ve edecek gibi gözüküyor. Buna bağlı olarak bir yandan döviz rezervleri erirken dış borç miktarının artıyor olması, ekonominin dış dengelerindeki kırılganlığı iyice artıracak.
İkincisi yabancı sıcak para, faiz indirim sürecini çok ihtiyatlı izliyor. İlk hareketler, faizler inerken döviz kurları aşırı baskılanarak kontrol altında tutulmazsa, yabancı sıcak para akımının da kesileceğine işaret ediyor.
Bu da ekonomi için bir sakal-bıyık ikilemi yaratıyor. TL değerlenmeye devam ederse cari açık artacak; bu yüzden döviz rezervleri eriyecek. Döviz baskı altında tutulmazsa sıcak para gelmeyecek veya kaçacak ve döviz rezervleri bu yüzden eriyecek.
Ödemeler dengesindeki manzara, siyasetin ve sermaye kesiminin arzuladığı faiz indirim sürecinin sancılı olacağına işaret ediyor.