İran konusunda diplomatik çözüm beklentileri, geri çekilen petrol fiyatları ve bilançolara yönelik iyimser beklentilerin desteğiyle yeni rekor seviyeleri test eden piyasalarda, jeopolitik risklerin yeniden güçlenmesi ile birlikte yeni haftada kar satışları etkili oldu. Küresel risk barometresi olarak da izlenen S&P 500 endeksi rekor seviyelerden geri çekilerek dengelenirken, büyük resimde petrol fiyatlarının 90 dolar seviyesinin altına inip inmeyeceği önemini koruyor. ABD ile İran arasında imzalanan ateşkesin akıbeti hakkında belirsizliklerin öne çıktığını görüyoruz. Enerji darboğazına yönelik net bir çözüm olmaması ve ateşkesin kırılgan olarak görülmesi piyasada soru işaretlerini canlı tutuyor.
Fiyatlamaların haber akışına bağlı olduğunu ve hızlı bir şekilde değişebileceğini hatırlatalım. Önümüzdeki dönemde dolar endeksi ve petrolde gördüğümüz geri çekilmenin ardından hareketlerin ne yöne evrileceği konusu önemli. Savaş öncesi dönemde 65 dolar civarında seyreden petrol fiyatlarının, 90 dolar seviyesinin altına gerileyip gerilemeyeceği önemli olmaya devam ediyor. Makro verilerde güçlü bir bozulma görmesek de yüksek seviyelerini koruyan petrol fiyatları ile birlikte enflasyon beklentilerinin canlı kaldığını görüyoruz. Dolayısıyla görüşmelerde başarısız olunması durumunda riskli varlıkların olumsuz etkileneceğini, enflasyon beklentilerindeki bozulmanın ve faiz artırımı tartışmalarının devam edebileceğini; dolayısıyla da dolar endeksinde yeniden yukarı yönlü baskıya neden olabileceğini düşünüyoruz.
Makro tarafta yüksek petrol fiyatları eşliğinde enflasyonda yukarı, büyümede aşağı yönlü riskleri izliyoruz. ABD’de istihdamda zayıf, fiyatlarda güçlü sinyaller üreten ISM Hizmet endeksi, yüksek seviyelerini koruyan PCE ve TÜFE verileri, bu görünüme destek olmuştu. Bu görünüm ise FED’in gevşeme alanını daraltıyor, uzun bir süre bekle gör duruşunu koruyacağı yönündeki beklentilere destek oluyor. İran konusundaki anlaşma umutlarıyla birlikte faiz beklentilerinde bir yumuşama görsek de yüksek seviyelerini koruyan petrol fiyatları ve enflasyon beklentilerindeki bozulma nedeniyle piyasada bu yıl için faiz indirim fiyatlamalarının oldukça düşük seviyelere gerilediğini not edelim.
Piyasada enerji fiyatlarındaki artıştan kaynaklanan enflasyonist baskı ile birlikte merkez bankalarının sıkılaşma yanlısı tepkiler verme olasılığı gündemde yer almaya devam ediyor. Ancak jeopolitik haber akışı çok hızlı değişiyor ve merkez bankalarının bir sonraki hamlelerini tahmin edebilmek oldukça zor. Önümüzdeki günlerde gerçekleşecek Nisan ayı toplantılarında hem FED hem de ECB’den gelecek mesajların önemli olacağını düşünüyoruz.
Hatırlanacağı üzere Mart ayındaki toplantılarda başta FED olmak üzere merkez bankalarından daha şahin mesajlar ön plandaydı ve faiz artırımı beklentilerinin öne çıktığını takip etmiştik. FED, her ne kadar 2026 yılı için faiz indirimi beklentisini korusa da FED Başkanı Jerome Powell’ın faiz indirimlerine yeniden başlanabilmesi için enflasyonun düşürülmesinde ilerleme görülmesi gerektiği ve temel senaryo olmasa da faiz artırımlarının tartışıldığına dair ifadeleri önemliydi. İran operasyonu öncesinde bu yıl için 60 baz puan civarı indirim bekleyen piyasada son durumda faiz indirimlerinden ziyade FED’in faiz artırımına gitmesi veya uzun süre faizleri sabit bırakması olasılığı daha güçlü gözüküyor. FED kararları 29 Nisan’da açıklanacak ve beklentiler faizlerin sabit bırakılması yönünde şekilleniyor. Ancak önümüzdeki döneme yönelik yeni mesajların ne derece şahince olup olmayacağı riskli varlıklar açısından önemli olabilir.
Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde’ın ise Ortadoğu'daki çatışmaların enflasyonu bir süreliğine yukarı çekmesi halinde, politikada bazı ölçülü ayarlamalar gerekebileceğine işaret ederek Euro Bölgesi’nde faizleri artırmaya kapı araladığını gördük. Lagarde; Pazartesi günü Berlin’de yaptığı açıklamada, İran savaşının çifte belirsizlik yarattığını, para politikası adımları atmadan önce daha fazla veri görülmesi gerektiğini söyledi. Ayrıca enerji arzında kesintinin süresi ve enerji fiyatlarının genel enflasyona yayılma potansiyelinin ECB’nin işini zorlaştırdığına işaret etti. Artan enerji maliyetleri ve jeopolitik belirsizliğin etkilerini değerlendirmeye devam eden ECB’nin, 30 Nisan’daki toplantıda faiz oranlarını sabit bırakması bekleniyor. Ancak enflasyon beklentilerini kontrol altına almak için yılın ilerleyen dönemlerinde -örneğin, Haziran ayında- faiz artırımına gitme olasılığı güçlü gözüküyor.